İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · YEDİNCİ FASIL

Hacı Nûreddîn Tugrak Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 2. Cilt, s. 343–345 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasya'da mescidi olan meşâhîr-i ümerâdan Kimârlu oymağı re'îsi Sadreddîn Suli Bey bin İbrâhim Bey'in mahdûmu ve emîr-i meşhûr Mübârizeddîn Behrâm Bey'in küçük birâderi olup 627'de Amasya vâlîsi olmuşdur. Hacı Tugrak (Turak) Bey, esbak Amasya kadısı iken Konya'ya ilticâ eden Evhadeddîn Mahmûd el-Kimârî'nin yeğeni ve [360] Medrese-i Halîfiyye müderrisi Bedreddîn İbrâhim bin Halîl el-Kımârî de bunun yeğeni idi.

628'de Moğol hükümdârı Oktay Ka'ân bin Cengiz Hân, Hıtâyîler'i ve Harezmşâhlar'ı mağlûb ederek Türkistân seferini ikmâl etdikden sonra Irâk-ı Arab üzerine icrâ-yı nüfûz etmeğe başlıyor. Meşâhîr-i ümerâsından Carmagun Noyin nâmında bir tumânı (fırka kumandânını) Selçûkîler'in üzerine gönderiyor, tâm bu sırada Gürciler Erzurum hudûdunu tecâvüz ve Tatarlar'ın keşşâflık vazîfesini îfâ ediyorlardı.

Erzurum vâlîsi Emîr Mübârizeddîn Halîfe Alp, Gürciler'i istikbâl ederek harben perîşân etmekle Gürcistân'a giriyor, Gürciler'in haddini bildiriyor, Gürcistân'ın nısfını işgâl ederek onları akd-i sulha icbâr ediyor. Sultân Alâ'eddîn, bu keşşâfları muvaffakiyetle tard edib akd-i sulh eylediği esnâda 629'da Carmagun Noyin, Sivas havâlîsine kadar gelip uğradığı yerleri yağmâ ederek sultân-ı müşârün-ileyhe mutâva'at etmesini teklîf ediyordu.

Sivas vâlîsi Emîr Necmeddîn Ebu'l-Feth bin Emîr Hân³⁷⁷ Konya'dan istimdâd ederek Carmagun'a karşı Sivas'ı müdâfa'a ediyor, Amasya vâlîsi Emîr Nûreddîn Tugrak ma'iyyet-i mevcûdesiyle Sivas'a gidip Sultân Alâ'eddîn Keykubâd'ın vürûdunu bekliyor, Sultân Alâ'eddîn ümerâ-yı meşhûreden Kemâleddîn Kamyâr'ı bir kuvve-i askeriyye ile gönderip [361] kendisi dahi gidiyor, müte'âkiben Sivas kurbunda Carmagun Noyin ile harb ederek Tatarlar'ı da Gürciler gibi târumâr etmekle Carmagun münhezimen dönüyor. Fakat bu inhizâm, Oktay Ka'ân'ın hiddetini celb ediyordu.

Sultân Alâ'eddîn Keykubâd Hân, bu kadar muvaffakiyâtı ihrâz etdikden sonra avdetle muhârebât-ı mütevâliyenin hasârâtını telâfîye meşgûl iken Celâleddîn Harezmşâh demekle meşhûr olan Harezm hükümdârı Mengiberti³⁷⁸ Hân, Moğol harbinde münhezim olduğu cihetle civârında bulunan hükümdârân-ı İslâm ile ittihâd ederek Hristiyânların teşvîkâtıyla âlem-i İslâmı fevkalâde ızrâr eden Tatarlar'ın mesâ'ib-i müdhişesini def' etmek lâzım gelirken Anadolu'ya hücûm ediyordu.

Sultân Alâ'eddîn Keykubâd Hân hazretleri, bir cinnet-i muvakkate içinde pûyân olan Celâleddîn Harezmşâh'ın belâsını da kemâl-i müşkilât ile def' eylediyse de kendisi dahi bîtâb olmuş idi. Hattâ Celâleddîn Harezmşâh'ın etvâr-ı mecnûnânesinden ma'iyyeti ümerâsı dahi fevkalâde bîzâr olarak Harezm ümerâsından Berke Hân, Kır Hân, Yılan Hân, Keslüsengim gibi beyler aşîretleriyle beraber memâlik-i Selçûkiyye'ye 631'de hicret etmişler idi.³⁷⁹ [362]

Bu esnâda Amasya vâlîsi Tugrak Bey, Hânkâh-ı Mes'ûdî şeyhi olan Baba İlyâs Horasânî'ye mürîd olduğu cihetle hânkâhın nüfûzu artıyor, Baba İlyâs'ın diğer mürîdi olan Baba İshâk-ı Kefersûdî de bu nüfûzun devâmından istifâde ediyor, kurâda bulunduğu zamân köylüleri sihr ü nîrencâtıyla kendisine celb etmiş olduğundan hânkâhın bu nüfûzu Baba İshâk'ı enzâr-ı âmmede merci'-i avâm olacak bir dereceye getiriyordu.

Tugrak Bey, mütedeyyin ve Halifet Gâzi mesleğinde bir zât olduğu cihetle ikâmet eylediği Mahalle-i Tugrak'da ya'nî şimdiki Mehmed Paşa Mahallesi'nde 631'de bir mescid-i şerîf inşâ ve ittisâlinde bir medrese-i âliye binâ eylediği, şimdiki Dugrâkiyye Medresesi'nin kapısı üzerinde görülen ibâre-i mahkûkadan³⁸⁰ ve 807 târîhli bulunan bir vesîkada "Musliheddîn Mûsâ el-Harbrutî el-Müderris bi'l-Medreseti't-Tugrakiyye bi-Amasya" kaydından nümâyân olur.

Fakat Baba İlyâs'ın nüfûzu, günden güne tekessür eden mürîdânıyla kesb-i ehemmiyet ediyordu. Çünkü Baba İlyâs'ın harekâtını perde arkasından idâre eden Baba İshâk, ya'nî mühtedî şekl ve kıyâfetine girip ehl-i İslâmın mu'tekadât-ı dîniyyesini ifsâd ederek Rûmlar'ın hesâbına hareket [363] eden İsâk, Amasya'da bir Rûm krallığı teşkîline çalışıyor, bu husûsa Baba İlyâs'ı âlet ederek müslim Türkler ile Hristiyân Rûmlar'ın ve Ermenîler'in mu'tekadât ve hissiyâtını te'lîfe gayret ediyordu.

Tabakât-ı İbni Şigâr, Târîh-i İbni Bîbî, Târîh-i Âl-i Selçûk, Aylemü'z-Zâhir, Câmiu'd-Düvel, Mufassal Kurûn-ı Cedîde gibi tevârîh-i mühimmeden ve sâ'ir mecâmî'-i müteferrikadan hâsıl olan ma'lûmât ve tafsîlâta nazaran Baba İshâk Kefersûdî aslen Rûm olup Amasya'dan Urfa civârında Sümeysât'a giderek kendisini müslim gösteriyor, ba'dehû Şîrâz'a gidip burada kısmen tercemesi bâlâda sebk eden Sivas kadısı Ebû Abdullah Muhammed et-Temîmî'den usûl-i şî'ayı, sihr ve şa'beze ile felsefeyi tahsîl ediyor.

Ba'dehû re'îs-i bâtıniyye Hând Alâ'eddîn Muhammed bin Hasan-ı Sânî'den usûl-i bâtıniyyeyi ahz ederek Sümeysât etrâfında vâki' Kefersûd nâhiyesinde ikâmetle halka usûl-i şî'a ve bâtıniyyeyi telkîn ve sihr ü nîrencât ile sâhte kerâmât izhâr ederek birtakım cühelâyı kendisine bend ediyordu.

Zâten bâtıniyye mezhebinde kalben tenevvür eden her ferd, Kur'ân-ı azîmü'ş-şânın emr eylediği ferâ'iz-i hamse-i ma'lûmenin îfâsıyla fi'len mükellef olmayıp bunlardan maksad me'ânî-i bâtıniyyesi, ya'nî kalbin Hâlık'a inkıyâdı idi. Bu inkıyâd-ı kalbî hâsıl oldukdan sonra ef'âl-i zâhiriyye bu mezhebde zâ'id ve bütün memnû'ât-ı şer'iyye mübâh oluyordu. [364]

Şî'a-i Râfıze mezhebinde dahi Hazret-i Hâlık'ın ebdân-ı mahlûkaya hulûlü va mahlûkun Hâlık ile ittihâdı, esâs-ı i'tikâd olduğu cihetle ulûhiyyetin sırasıyla enbiyâya, ba'dehû Hazret-i Alî'ye, ba'dehû e'imme-i aleviyyeye, ba'dehû muhibbân-ı Alî'den her asrın kâmil ferdine hulûl eylediğine ve edeceğine usûlü müsâ'id bulunuyordu.

İşte Rûm İsâk, bu iki usûl-i sahîfeyi tevhîd ederek birincisiyle mu'tekadât-ı İslâmiyyeyi ifsâd ve meclûb-ı şehvet olan süfehâ-yı avâmı celb ediyor, ikincisiyle zâten Îsâ ve Meryem gibi mahlûk insânlara Allâh demeğe alışık olan Hristiyânları daha çabuk avlıyordu.

Hulâsa Rûm İsâk, Kefersûd nâhiyesinde kendisini tanıtdıkdan sonra üstâzının Sivas kadısı olduğu zamân Sivas'a gelip vefâtında foyası meydâna çıkdığını anlar anlamaz kurâya ilticâ ediyor, agleb-i ihtimâl üzere Kedağra kurâsında meccânen sığır, davar güderek bîçâre sâf ve câhil köylüleri aldatıyor, sekiz on sene ifsâdâtında devâm ederek nîrencâtını kerâmât şeklinde halka gösterip bütün cühelânın rûhlarına giriyor, kendisini evliyâdan, e'izze-i rûhâniyyeden olmak üzere tanıtıyordu.

Vekâyi'-i âtiyeden istidlâlen bana öyle geliyor ki Kedağra (Köprü) kurâsında meskûn olan mühtedîlerden "Köpek" nâmıyla meşhûr bir kimse Baba İshâk'ın halîfesi olarak Konya'ya gidiyor, orada Sultân [365] Alâ'eddîn Keykubâd'ın şehzâdesi olan Gıyâseddîn Keyhusrev'e intisâb ederek şehzâdenin her vechile i'timâdını kazanıyor, Rûm İsâk'ın Konya'da dâ'ire-i saltanatda câsusu oluyor.

Çünkü karîben zikr edileceği üzere bu adam Emîr Sa'deddîn Köpek nâmıyla iştihâr edib Baba İshâk'ın hurûcunu teshîl ediyor, kezâlik Köprü kazâsı kurâsından el-yevm "Köpek Köyü" demekle meşhûr olan karye, bunun evlâdının ya'nî "Köpek Oğulları" demekle târîhen meşhûr³⁸¹ olan bu Sa'deddîn Köpek ahfâdının çiftliği bulunuyordu.

Amasya vâlîsi Hacı Tugrak Bey, Baba İlyâs Horasânî'ye mürîd olmakla beraber Baba İshâk'ın nüfûzuna meydân vermemiş olduğu vekâyi'-i âtiyeden istidlâl olunur. Çünkü Hacı Tugrak Bey, Amasya vilâyetini beş sene kadar idâre ederek 632'de vefât edib medresesi ittisâlinde el-yevm "İnekler Türbesi" demekle meşhûr olan türbesine defn olunmuş ve Amasya vâlîliğine dahi efrâd-ı aşîreti kesîr, kudret-i askeriyyesi mükemmel olan Emîr Hüsâmeddîn Berke Hân el-Hârezmî nasb edilmişdir.

Dipnotlar

  • 377 Emîr Hân, Celâlüddevle Mahmûd bin Kılıç Bey'in oğludur.
  • 378 Mengiberti, "Tanrı verdi" demekdir. Bunun pederi Kutbeddîn Muhammed Hân bin Alâ'eddîn Tekeş Hân bin İl Arslan Hân bin Kutbeddîn Muhammed Hân bin Anuştigin olup 617'de vefât etmiş idi.
  • 379 İşte Osmânlılar'ın cedd-i a'lâsı bulunan Süleymân Şâh bin Kaya Alp ve kabîlesi bunların ma'iyyetinde olarak Anadolu'ya geldiklerini vekâyi'-i târîhiyye isbât etmekdedir.
  • 380 Bu ibâre-i mahkûka, Mukaddime'de ya'nî birinci cildin 168'inci sahîfesinde mestûrdur.
  • 381 Köpek Oğulları, Çelebi Sultân Mehmed devrinde Amasya vekâyi'i sırasında zikr olunmakdadır.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'da mescidi bulunan ünlü emirlerden, Kımarlu (Kimârlu) oymağının reisi Sadreddîn Suli Bey bin İbrâhim Bey'in oğlu ve ünlü emir Mübârizeddîn Behrâm Bey'in küçük kardeşidir; 627'de [1229-30] Amasya valisi olmuştur. Hacı Tugrak (Turak) Bey, önceden Amasya kadısı iken Konya'ya sığınan Evhadeddîn Mahmud el-Kımârî'nin yeğeni, Halîfiyye Medresesi müderrisi Bedreddîn İbrâhim bin Halîl el-Kımârî de onun yeğeni idi.

628'de [1230-31] Moğol hükümdarı Ögeday Kağan (Oktay Ka'ân) bin Cengiz Han, Hıtaylar'ı ve Harezmşahlar'ı yenerek Türkistan seferini tamamladıktan sonra Irak-ı Arab üzerinde nüfuz kurmaya başladı. Ünlü emirlerinden Carmagun Noyin adında bir tümen komutanını (fırka kumandanını) Selçuklular'ın üzerine gönderdi. Tam bu sırada Gürcüler Erzurum sınırını aşıyor, Tatarlar için öncü ve keşif görevi yapıyorlardı.

Erzurum valisi Emîr Mübârizeddîn Halîfe Alp, Gürcüler'i karşılayıp savaşta dağıttı, Gürcistan'a girerek onlara haddini bildirdi, Gürcistan'ın yarısını işgal edip onları barış yapmaya zorladı. Sultan Alâeddîn bu öncü kolları başarıyla püskürtüp barış yaptığı sırada 629'da [1231-32] Carmagun Noyin Sivas çevresine kadar gelip uğradığı yerleri yağmaladı ve adı geçen sultana boyun eğmesini teklif etti.

Sivas valisi Emîr Necmeddîn Ebu'l-Feth bin Emîr Han Konya'dan yardım isteyerek Carmagun'a karşı Sivas'ı savundu. Amasya valisi Emîr Nûreddîn Tugrak, mevcut kuvvetiyle Sivas'a gidip Sultan Alâeddîn Keykubad'ın gelişini bekledi. Sultan Alâeddîn, ünlü emirlerden Kemâleddîn Kamyar'ı bir askerî kuvvetle gönderdi, sonra kendisi de gitti. Ardından Sivas yakınında Carmagun Noyin ile savaşıp Tatarlar'ı da Gürcüler gibi darmadağın etti; Carmagun yenilmiş olarak geri döndü. Fakat bu yenilgi Ögeday Kağan'ın öfkesini çekti.

Sultan Alâeddîn Keykubad Han, bu kadar başarı kazandıktan sonra geri dönüp art arda yapılan savaşların zararlarını gidermekle uğraşırken, Celâleddîn Harezmşah diye ünlü olan Harezm hükümdarı Mengiberti Han Moğollar'la savaşta yenildiği için çevresindeki İslam hükümdarlarıyla birleşmiş, Hristiyanların kışkırtmasıyla İslam âlemine pek büyük zarar veren Tatarlar'ın korkunç musibetlerini savmak gerekirken Anadolu'ya saldırıyordu.

Sultan Alâeddîn Keykubad Han hazretleri, geçici bir delilik içinde koşuşan Celâleddîn Harezmşah'ın belasını da çok büyük güçlükle savdıysa da kendisi de bitkin düşmüştü. Hatta Celâleddîn Harezmşah'ın deli saçması davranışlarından maiyetindeki emirler de son derece bıkmış, Harezm emirlerinden Berke Han, Kır Han, Yılan Han, Keslüsengim gibi beyler aşiretleriyle birlikte 631'de [1233-34] Selçuklu ülkesine göç etmişlerdi.

Bu sırada Amasya valisi Tugrak Bey, Hânkâh-ı Mes'ûdî şeyhi olan Baba İlyas Horasânî'ye mürit olduğu için hânkâhın nüfuzu artıyordu. Baba İlyas'ın öteki müridi olan Baba İshak-ı Kefersûdî de bu nüfuzun sürmesinden yararlanıyordu. Köylerde bulunduğu sırada köylüleri büyü ve gözbağcılıkla kendine çekmiş olduğundan hânkâhın bu nüfuzu, Baba İshak'ı halkın gözünde başvurulacak bir merci derecesine getiriyordu.

Tugrak Bey dindar ve Halifet Gazi yolunda bir zat olduğu için oturduğu Tugrak Mahallesi'nde, yani şimdiki Mehmed Paşa Mahallesi'nde 631'de [1233-34] bir mescit yaptırmış, bitişiğine de yüksek bir medrese inşa etmiştir. Bu, şimdiki Dugrâkiyye Medresesi'nin kapısı üzerinde görülen yazıdan ve 807 [1404-05] tarihli bir belgede geçen "Musliheddîn Mûsâ el-Harbrutî el-Müderris bi'l-Medreseti't-Tugrakiyye bi-Amasya" kaydından anlaşılır; bu Arapça ibare "Amasya'daki Tugrakiyye Medresesi müderrisi Musliheddîn Mûsâ el-Harbrutî" anlamına gelir.

Fakat Baba İlyas'ın nüfuzu, günden güne çoğalan müritleriyle önem kazanıyordu. Çünkü Baba İlyas'ın hareketlerini perde arkasından yöneten Baba İshak, yani sonradan Müslüman olmuş görünümüne girip Müslümanların dinî inançlarını bozarak Rumlar adına hareket eden İsak, Amasya'da bir Rum krallığı kurmaya çalışıyor, bu iş için Baba İlyas'ı araç ederek Müslüman Türkler ile Hristiyan Rumlar'ın ve Ermeniler'in inanç ve duygularını birleştirmeye gayret ediyordu.

Tabakât-ı İbn Şigâr, Târîh-i İbn Bîbî, Târîh-i Âl-i Selçuk, Aylemü'z-Zâhir, Câmiu'd-Düvel, Mufassal Kurûn-ı Cedîde gibi önemli tarih kitaplarından ve başka dağınık derlemelerden elde edilen bilgi ve ayrıntılara göre Baba İshak Kefersûdî aslen Rum olup Amasya'dan Urfa civarında Sümeysat'a gidiyor, kendini Müslüman gösteriyor, sonra Şiraz'a gidip burada hayat hikâyesi kısmen yukarıda geçen Sivas kadısı Ebû Abdullah Muhammed et-Temîmî'den Şia usulünü, büyü ve el çabukluğu ile felsefeyi öğreniyordu.

Sonra Batınîlerin reisi Hând Alâeddîn Muhammed bin Hasan-ı Sânî'den Batınîlik usulünü alıp Sümeysat çevresindeki Kefersud nahiyesine yerleşiyor, halka Şia ve Batınîlik usullerini telkin ediyor, büyü ve hilelerle sahte kerametler göstererek birtakım cahilleri kendine bağlıyordu.

Zaten Batınî mezhebinde kalben aydınlanan her kişi, Kur'an'ın emrettiği bilinen beş farzı fiilen yerine getirmekle yükümlü değildi. Bunlardan amaç batınî anlamlardı, yani kalbin Yaratıcı'ya boyun eğmesi. Bu kalbî boyun eğiş meydana geldikten sonra bu mezhepte dış görünüşe ait fiiller fazlalık sayılıyor ve şeriatın bütün yasakları mübah oluyordu.

Şia-i Râfıza mezhebinde de Yüce Yaratıcı'nın yaratılmış bedenlere hulûlü ve yaratılmışın Yaratıcı ile birleşmesi inancın temeli olduğundan, ilahlığın sırasıyla peygamberlere, sonra Hazreti Ali'ye, sonra Alevî imamlara, sonra Ali sevenlerden her çağın olgun kişisine hulul ettiğine ve edeceğine dair öğreti uygun düşüyordu.

İşte Rum İsak bu iki yolu birleştirerek, birincisiyle İslam inançlarını bozuyor ve şehvete düşkün, akılsız halkı çekiyor, ikincisiyle de zaten İsa ve Meryem gibi yaratılmış insanlara Allah demeye alışkın olan Hristiyanları daha çabuk avlıyordu.

Kısacası Rum İsak, Kefersud nahiyesinde kendini tanıttıktan sonra, ustasının Sivas kadısı olduğu sırada Sivas'a gelmiş, onun ölümü üzerine hilesinin ortaya çıktığını anlar anlamaz köylere sığınmıştı. Büyük ihtimalle Kedağra köylerinde karşılıksız sığır ve davar güdüyor, zavallı saf ve cahil köylüleri aldatıyordu. Sekiz on yıl bozgunculuğunu sürdürdü; hilelerini keramet olarak halka gösterip bütün cahillerin ruhuna girdi ve kendini evliyadan, ruhanî ileri gelenlerden biri olarak tanıttı.

Sonradan olacak olaylardan çıkarım yaparak bana öyle geliyor ki, Kedağra (Köprü) köylerinde oturan, sonradan Müslüman olmuşlardan "Köpek" adıyla tanınmış bir kimse Baba İshak'ın halifesi olarak Konya'ya gidiyor, orada Sultan Alâeddîn Keykubad'ın oğlu Şehzade Gıyâseddîn Keyhusrev'e bağlanarak şehzadenin her bakımdan güvenini kazanıyor, Rum İsak'ın Konya'da saltanat çevresinde casusu oluyordu.

Çünkü yakında anlatılacağı üzere bu adam Emîr Sa'deddîn Köpek adıyla ün salıp Baba İshak'ın ortaya çıkışını kolaylaştırıyordu. Köprü kazasının köylerinden bugün "Köpek Köyü" diye bilinen köy de bunun çocuklarının, yani tarihte "Köpekoğulları" diye ünlü olan bu Sa'deddîn Köpek torunlarının çiftliği idi.

Amasya valisi Hacı Tugrak Bey, Baba İlyas Horasânî'ye mürit olmakla birlikte Baba İshak'ın nüfuzuna meydan vermemiş olduğu, sonradan olacak olaylardan anlaşılır. Çünkü Hacı Tugrak Bey, Amasya vilayetini beş yıl kadar yönetip 632'de [1234-35] vefat etmiş, medresesinin bitişiğinde bugün "İnekler Türbesi" diye ünlü olan türbesine gömülmüştür. Amasya valiliğine de aşireti kalabalık, askerî gücü mükemmel olan Emîr Hüsâmeddîn Berke Han el-Hârezmî atanmıştır.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mahdûm: oğul
  • ilticâ: sığınma
  • icrâ-yı nüfûz: etki kurma, hâkimiyet sağlama
  • keşşâflık: keşif, öncülük görevi
  • ma'iyyet: yanındaki askerler ve görevliler
  • sihr ü nîrencât: büyü ve gözbağcılık, hile
  • bâtıniyye: dinin sözün dışındaki gizli anlamlarına önem veren mezhep ve akımların genel adı
  • hulûl: Tanrı'nın bir yaratılmışın içine girdiği inancı
  • kerâmât: keramet, Allah dostlarına atfedilen olağanüstü haller
  • mühtedî: sonradan Müslüman olan
  • halîfe: şeyhin yetki verdiği ardılı ya da vekili
  • ahfâd: torunlar, soyundan gelenler
  • ibâre-i mahkûka: taşa oyulmuş yazı, kitabe
  • agleb-i ihtimâl: büyük ihtimalle

Hacı Tugrak Bey, Medresesi ve Türbesi

Tugrak Bey'in yaptırdığı yapının kitabesi bugün de okunabilir. Yazıya göre Sultan Alâeddîn Keykubad zamanında av emiri Hacı Tugrak 631'de [1233-34] bir mescit yaptırmıştır; kitabede medrese değil mescit geçer. Bu, yapının sonradan medreseye çevrildiğini gösterir. Tugrak Bey'in 632'de ölmesi, yapının ölümünden çok kısa süre önce tamamlandığını düşündürür. Medrese Yeşilırmak kıyısında Mehmed Paşa Mahallesi'nde bulunmaktadır; İsmail Hakkı Uzunçarşılı ziyaret ettiğinde yapı oldukça harap durumdaydı. Hüsameddin'in aktardığı 807 [1404-05] tarihli belge ise yapının XV. yüzyıl başında medrese olarak işlediğini gösterir.

İnekler Türbesi'ne gelince, Hüsameddin onu birinci ciltte ayrıca tanıtır. Mehmed Paşa İmareti'nin önünde, yol üzerinde ve Dugrakiyye Medresesi'nin bitişiğinde yer alan bu türbede Amasya valisi Nûreddîn Tugrak, oğlu Şemseddîn İnâc, torunu İzzeddîn Balaban ve diğer torunları yatmaktadır. Türbe eskiden "İnâc Türbesi" adıyla bilinirmiş; İnâc Bey'in ve ailesinin kim olduğu unutulunca yakınlarındaki Selâmet Hatun'un inekleriyle ilgili bir halk hikâyesi türemiştir. Hikâyeye göre Nuh'un tufanı sırasında ona inanan Selâmet Hatun'un inekleri yağmurun yağmadığı bir günde ayakları ıslak geri dönmüş, hatun tufanı böylece öğrenip selâmette kaldığı için bu adı almış, inekleri için de türbe yapılmıştır. Hüsameddin bu hikâyeyi yalan sayar. İnâc Bey'in yedinci, Selâmet Hatun'un dokuzuncu hicrî yüzyıl kişileri olduğunu hatırlatarak, bir Selçuklu emirinin soyunu inek sanmanın ve bir hatunu Nuh devrinin kalıntılarından saymanın gülünç olduğunu söyler.

Baba İshak'ın Kimliği Sorunu

Bu maddenin merkezinde, Baba İshak'ın aslında Trabzon'daki Komnenos hanedanından bir Rum olduğu iddiası bulunur. Baba İshak üzerine yazan Ahmet Yaşar Ocak, onun hakkında Babaî isyanındaki mevkii ve yaptıkları dışında hiçbir bilgi bulunmadığını belirtir. Ocak'a göre Hüsameddin kaynak göstermeden Baba İshak'ın asıl adının İzak olduğunu ve bir Rum mühtedisi olduğunu yazar; "hiçbir delil ve kaynakla desteklenemeyen" bu iddia ancak bir ihtimal olarak düşünülebilir. Buna karşılık Baba İshak'ın Baba İlyas'ın en önde gelen halifesi olduğu, isyanın örgütlenmesinde ve yürütülmesinde onun adına yetki taşıdığı Elvan Çelebi'nin eseri başta olmak üzere ilgili bütün kaynaklarca doğrulanır. Ocak'ın incelemeleri ayrıca, uzun süre isyanın önderi sayılan Baba İshak'ın değil, şeyhi Baba İlyas'ın isyanı tasarlayan kişi olduğunu ortaya koymuştur. Baba İshak'ın yaşadığı yer ise Adıyaman yakınlarındaki Kefersud bölgesidir. Hüsameddin'in Şiraz'daki öğrenim ve Batınî reislerle ilişkiye dair anlattıkları, ele alınan çalışmalarda yer almaz.

Sa'deddin Köpek

Hüsameddin'in Köpek'i Baba İshak'ın halifesi ve Konya'daki casusu olarak göstermesi, kendi ifadesiyle bir çıkarımdır ("bana öyle geliyor ki"). Sa'deddin Köpek üzerine yazılanlarda böyle bir ilişkiden söz edilmez. Köpek'in kendi yaptırdığı kervansarayın kitabesinden adının Köpek bin Muhammed, lakabının Sa'deddin olduğu anlaşılır. Köpek sözcüğü Türkçede yaygın olmamakla birlikte özel ad olarak kullanılmıştır ve hakaret anlamı taşımaz. Köpek, Keykubad'ın av emiri, nakkaşı ve mimarı olarak anılır; Beyşehir Gölü kıyısındaki Kubâdâbâd Sarayı'nın mimarı olduğu da kaydedilir. Keykubad'ın ölümünden sonra Gıyâseddin Keyhusrev'in tahta çıkarılmasında başrolü oynamış, sonra sultanı dilediği gibi yönlendirmiştir. Konya yakınındaki Zazadin Hanı'nı da o yaptırmıştır. Hüsameddin'in "Köpekoğulları"na dair notu, adın Çelebi Sultan Mehmed dönemindeki Amasya olayları içinde yeniden anılacağını bildirir; bu aktarım bu çalışmada ayrıca kontrol edilmemiştir.

Moğol İlerleyişine Dair Tarihler

Maddenin başındaki Carmagun Noyin seferleri ve Sivas savunması, Hüsameddin'in 628-629 [1230-32] yıllarına bağladığı olaylardır. Anadolu Selçuklu tarihine dair başvurulan çalışmalarda bu ayrıntılar bulunamamış, yalnızca Keykubad ile Harezmşahlar arasındaki Yassıçemen Savaşı'nın 1230'da yapıldığı doğrulanabilmiştir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

2. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.