İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · YEDİNCİ FASIL

Mübârizeddîn Halîfe Alp

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 2. Cilt, s. 341–342 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Birinci Kılıç Arslan'ın dâmâdı olan Güdül Bey'in ahfâdından Şücâ'eddîn Tuli Bey bin Türkânşâh'ın mahdûmu olup 619 hudûdunda Amasya vâlîsi olmuşdur.

Bundan akdem kadı-i Sivas olan Muhyiddîn Muhammed bin Alî bin Ahmed et-Temîmî el-Halebî, Tabakât-ı İbni Şigâr el-Mevsılî'de mezkûr olduğu üzere bir fâzıl-ı şî'î-mezheb, feylesof-ı bâtınî-meşreb, gayet natûk, sihr ü nîrencât ve şa'beze gibi fünûn-ı garîbede mâhir olduğu münâsebetle Sultân Alâ'eddîn Keykubâd'a tekarrüb ederek Sivas kazâsını yakalamışdı.

Meşhûr İshâk Kefersûdî, Şîrâz'da bundan usûl-i şî'ayı, sihr ü nîrencâtı tahsîl ederek hüsn-i nazarını celb etmekle hakîm-i mumâ-ileyhin kadı-i Sivas olduğu esnâda Sivas'a gelip orada ikâmet ve üstâdının nüfûz ve himâyesi altında usûl-i şî'ayı avâm arasında neşr ederek iktisâb-ı şöhret ediyordu.

621 saferinde vefât eden kadı-i Sivas Muhammed Temîmî'nin nüfûzu zâ'il oldukda İshâk Kefersûdî'nin neşr etdiği makâlât-ı muzahrefenin te'sîrât-ı muzırrası zâhir olup ihtifâya mecbûr olduğu cihetle Sivas'dan firâr edib Amasya etrâfında bulunan kurâya ve agleb-i ihtimâle göre Kedağra (Köprü) kurâsına ilticâ etmiş idi.

Mufassal Kurûn-ı Cedîde Târîhi'nde Avrupa müverrihlerinden naklen Ahmed [355] Midhat Efendi diyor ki: "İshâk Kefersûdî, Amasya'dan zuhûr ederek Bizans imparatorluğunu işgâl eden meşhûr Komennus â'ilesi efrâdından İsak nâmında bir prens olup ihtidâ ederek İshâk nâmıyla iştihâr etmiş, Amasya'da bir Rûm krallığı teşkîl etmek gayretinde bulunmuşdu."

Çünkü Komennus â'ilesi Amasyalı oldukları cihetle bunlardan birkaç kimse Amasya'da Jutati'us Komennus'un hükûmetini i'âde, Komennus krallığı teşkîl etmeğe pek ziyâde gayret ve bu uğurda mükerreren isyân ederek Amasya hükûmetini iz'âc etmişler idi. Bu â'ileden Yovanis Komennus bin Nikolas bin Jutati'us, ehl-i salîbin Amasya'yı istîlâsı esnâsında ve Mihlis Komennus 538'de ve Davidis Komennus dahi bunlardan sonra hurûc ederek her üçü de tenkîl edilmiş idi.

Amasya vâlîsi Halifet Gâzi zamânında meşâhîr-i fuzalâdan Fahreddîn Alî bin Muhammed el-Buhârî Amasya'da tedrîs-i ulûma hasr-ı himmet eylediği cihetle talebe-i ulûm u ma'ârif kesretle vürûd ediyordu. Bunların te'mîn-i istirâhati için Halifet Gâzi, Güdül Mahallesi'nde³⁷² bir medrese-i âliye binâ ve ittisâlinde gâyet musanna' bir türbe-i bedî'a inşâ ve müderrisliğini Bedreddîn İbrâhim el-Kimârî'ye tevcîh ve 622'de evkâfını tanzîm ederek fâzıl-ı müşârün-ileyhin hizmet-i neşrini teshîl ve ulûm ve ulemâya muhabbet ve hürmetini ibrâz etmişdir. [356]

Sultân Alâ'eddîn Keykubâd, aksâ-yı şarkda zuhûr eden Cengiz Hân'ın âlem-i İslâma verdiği dehşeti, Harezmîler'e karşı ibrâz eylediği şiddeti, Irâk-ı Arab'a kadar bütün şarkî Asya'yı istîlâ ederek gösterdiği kudreti işidiyor, Cengiz Hân'ın satveti Anadolu'ya doğru tekarrüb etdikçe endîşeye düşüyordu.

Bu cihetle Keykubâd Hân Anadolu'da vahdet-i idârenin menâfi'-i siyâsiyyesini takdîr ederek Erzurum'da hükûmet eden Selçûkîler'den Tuğrul Hân evlâdının vücûdunu muzır görüyor, Amasya vâlîsi Emîr Mübârizeddîn Halîfe Alp'ı Karahisâr'ın şark taraflarını istîlâya me'mûr ediyor, tedrîcî bir sûretde Erzincân'a tekarrüb ederek tedârikâtını ikmâle çalışıyor idi.

Çünkü Erzurum'a hem-hudûd olan İbarlar (Avarlar, Gürciler) mühim bir kudret-i askeriyyeye mâlik olmakla beraber Hristiyân oldukları münâsebetle Trabzon'da müteşekkil Rûm Komennus krallığı nüfûzuyla hareket etmekde idiler. Bu krallığın siyâset-i mugfilânesi, Konya Selçûkîleri'ne mütemâyil olduğu hâlde Erzurum Selçûkîleri'ni dâ'imâ Konya Selçûkîleri aleyhine tahrîk ve Gürciler'i de Erzurum Selçûkîleri aleyhine teşvîk ederek muhafaza-i mevcûdiyyet ediyordu.

Gürciler 622'de Celâleddîn Harezmşâh'a karşı altmış bin mevcûdlu muntazam bir ordu çıkartarak isbât-ı vücûd edib harben mağlûb oldukları cihetle Sultân Alâ'eddîn Keykubâd, Gürciler'in şu mağlûbiyetinden [357] bi'l-istifâde Erzurum taraflarını istîlâ ederek Rûmlar'ın şeytanet-i siyâsiyyesine hâtime vermek ve hudûd-ı Selçûkiyye'yi tehdîd eden bir kuvveti ya'nî Erzurûmîler'i kendisine mu'în ittihâzıyla Gürcistân'a yürümek azminde bulunuyor idi.

624'de Tibet hükümdârı Şıdırku (Şıdurgu Hân³⁷³)'ın beş yüz bin neferden mürekkeb büyük bir ordusunu târumâr eden şarkî Asya'nın hükümdâr-ı mutlakı Cengiz Hân³⁷⁴ vefât ederek yerine üçüncü oğlu Oktay Ka'ân³⁷⁵ Asya hükümdârı olup Harezm şâhlarıyla meşgûl olduğundan Konya hükûmetinin harekât-ı askeriyyesi zamânı hulûl etmiş idi.

Binâ'en-aleyh Sultân Alâ'eddîn Keykubâd Hân 625'de ma'iyyetine aldığı bir kuvve-i askeriyye ile Sivas üzerinden Erzincân'a hareket ve Amasya vâlîsi Emîr Mübârizeddîn Halîfe Alp dahi ma'iyyet-i mevcûdesiyle Keykubâd Hân'ın [358] ordusuna iltihâk etmekle Erzincân'ı, ba'dehû Kemâh'ı zabt ve müte'âkiben Erzurum'u istîlâ edib Tuğrul evlâdını kaldırmış ve ibrâz-ı hizmet eden Amasya vâlîsini Erzurum vâlîliğine ve Emîr Kamereddîn el-Hâdim'i de Amasya vâlîliğine nasb ederek avdet etmişdir.

Dipnotlar

  • 372 Güdül, Halifet Gâzî'nin ceddi olup bu mahalle 835 târîhlerinden i'tibâren "Şâmîce Mahallesi" nâmıyla iştihâr etdiği Mukaddime'de mezkûrdur.
  • 373 "Şıdurgu", eski Türkçemizde "nâya müşâbih bir düdük" ma'nâsına olup "Çıtargu"dan mu'arreb olduğu takdîrde "hadîd ve gazûb" ma'nâsınadır.
  • 374 "Cengiz", Moğolca "Çingîz", ya'nî "çingeyici (Türkçe çigneyici)" ma'nâsına olup "muzaffer" ma'nâsını ifâde eder. Bunun adı "dalgıc" ma'nâsına olan Temüçin (Tumûçîn) olup peder ve nesebi Nisûka bin Bertân bin (Kubilay) Kubil bin Tûmîne bin Baysunkur bin Kaydu bin Dukomin bin Boka bin Buzencer bin Bayan bin Kacı bin Savcı bin Muden bin Bugrul bin Merken bin Bimin Ka'ân'dır. Buzencer ibni Bayan, Alanku Hâtun'dan mütevellid olup sülâlesine "Nîrûn (Nesl-i Pâk)" denmişdir.
  • 375 "Oktay", Türkçemizde "kutay, kutlu" demekdir.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Birinci Kılıç Arslan'ın damadı Güdül Bey'in torunlarından, Şücâeddin Tuli Bey bin Türkanşah'ın oğludur. 619 dolaylarında [1222] Amasya valisi olmuştur.

Ondan önce Sivas kadısı olan Muhyiddin Muhammed bin Ali bin Ahmed et-Temîmî el-Halebî, İbn Şigâr el-Mevsılî'nin Tabakât'ında anıldığına göre; Şiî mezhepten bir fazıl, bâtınî eğilimli bir filozof, çok güzel konuşan, büyü, tılsım (nîrencât) ve göz boyama gibi garip fenlerde usta bir kişiydi. Bu nedenle Sultan Alâeddin Keykubad'a yaklaşarak Sivas kadılığını ele geçirmişti.

Meşhur İshak Kefersudî, Şiraz'da bu kişiden Şiî usulünü, büyü ve tılsımı öğrenerek onun gözüne girmişti. Adı geçen bilge Sivas kadısı iken Sivas'a gelip oraya yerleşti; hocasının nüfuzu ve himayesi altında Şiî usulünü halk arasında yayarak ün kazanıyordu.

621 Safer'inde [1224] ölen Sivas kadısı Muhammed Temîmî'nin nüfuzu sona erince, İshak Kefersudî'nin yaydığı bozuk sözlerin zararlı etkileri ortaya çıktı. Saklanmak zorunda kaldığı için Sivas'tan kaçtı ve Amasya çevresindeki köylere, büyük bir olasılıkla da Kedağra (Köprü) köylerine sığındı.

Mufassal Kurûn-ı Cedîde Târîhi'nde Avrupalı tarihçilerden aktararak Ahmed Midhat Efendi şöyle diyor: "İshak Kefersudî, Amasya'dan çıkarak Bizans imparatorluğunu ele geçiren meşhur Komnenos ailesi fertlerinden, İsak adında bir prens olup Müslüman olmuş ve İshak adıyla ün yapmıştı; Amasya'da bir Rum krallığı kurmaya çalışmıştı."

Çünkü Komnenos ailesi Amasyalı olduğundan, bunlardan birkaç kişi Amasya'da Jutati'us Komnenos'un hükümetini geri getirmek, Komnenos krallığı kurmak için çok çaba göstermiş ve bu uğurda defalarca isyan ederek Amasya hükümetini rahatsız etmişti. Bu aileden Yovanis Komnenos bin Nikolas bin Jutati'us, Haçlıların Amasya'yı işgali sırasında, Mihlis Komnenos 538'de [1143-44], Davidis Komnenos da bunlardan sonra ayaklanmış ve üçü de bastırılmıştı.

Amasya valisi Halifet Gazi zamanında ünlü bilginlerden Fahreddin Ali bin Muhammed el-Buhârî Amasya'da ilim öğretmeye kendini adadığı için ilim ve irfan öğrencileri akın akın geliyordu. Bunların rahat etmesi için Halifet Gazi, Güdül Mahallesi'nde bir yüksek medrese yaptırdı ve bitişiğine çok sağlam yapılmış, güzel bir türbe inşa etti. Müderrisliğini Bedreddin İbrahim el-Kimârî'ye verdi, 622'de [1225] vakıflarını düzenleyerek adı geçen bilginin ilim yayma hizmetini kolaylaştırdı; ilme ve bilginlere duyduğu sevgi ile saygıyı göstermiş oldu.

Sultan Alâeddin Keykubad, uzak doğuda ortaya çıkan Cengiz Han'ın İslâm âlemine verdiği korkuyu, Harezmliler'e karşı gösterdiği şiddeti, Irak-ı Arab'a kadar bütün doğu Asya'yı istila ederek sergilediği gücü duyuyor; Cengiz Han'ın heybeti Anadolu'ya doğru yaklaştıkça endişeye düşüyordu.

Bu yüzden Keykubad Han, Anadolu'da yönetim birliğinin siyasî yararlarını göz önünde tutarak Erzurum'da hüküm süren Selçuklular'dan Tuğrul Han soyunun varlığını zararlı görüyor; Amasya valisi Emir Mübârizeddin Halîfe Alp'i Karahisar'ın doğu taraflarını işgale memur ediyor, aşama aşama Erzincan'a yaklaşıp hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyordu.

Çünkü Erzurum ile komşu olan İberler (Avarlar, Gürcüler) önemli bir askerî güce sahip olmakla birlikte Hristiyan oldukları için Trabzon'da kurulmuş Rum Komnenos krallığının etkisiyle hareket ediyorlardı. Bu krallık, Konya Selçukluları'na eğilimli olmakla birlikte Erzurum Selçukluları'nı her zaman Konya Selçukluları'na karşı kışkırtıyor, Gürcüler'i de Erzurum Selçukluları'na karşı teşvik ederek varlığını koruyordu.

Gürcüler 622'de [1225] Celâleddin Harezmşah'a karşı altmış bin kişilik düzenli bir ordu çıkarıp varlıklarını kanıtlamış, ancak savaşta yenilmişlerdi. Sultan Alâeddin Keykubad, Gürcüler'in bu yenilgisinden yararlanarak Erzurum taraflarını işgal etmek, Rumlar'ın siyasî hilekârlığına son vermek ve Selçuklu sınırlarını tehdit eden bir gücü, yani Erzurumlular'ı kendine yardımcı edinerek Gürcistan'a yürümek niyetindeydi.

624'te [1227] Tibet hükümdarı Şıdırku'nun (Şıdurgu Han) beş yüz bin kişilik büyük ordusunu dağıtan doğu Asya'nın mutlak hükümdarı Cengiz Han ölmüş, yerine üçüncü oğlu Oktay Kaan Asya hükümdarı olmuştu; o da Harezmşahlar'la uğraştığından Konya hükümetinin askerî harekât zamanı gelmişti.

Bunun üzerine Sultan Alâeddin Keykubad Han, 625'te [1228] yanına aldığı bir askerî güçle Sivas üzerinden Erzincan'a hareket etti. Amasya valisi Emir Mübârizeddin Halîfe Alp de elindeki kuvvetlerle Keykubad Han'ın ordusuna katıldı. Böylece Erzincan'ı, ardından Kemah'ı ele geçirdiler; hemen ardından Erzurum'u işgal edip Tuğrul oğullarını ortadan kaldırdılar. Hizmet gösteren Amasya valisini Erzurum valiliğine, Emir Kamereddin el-Hâdim'i de Amasya valiliğine atayarak geri döndü.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ahfâd: torunlar, soyundan gelenler
  • mahdûm: oğul
  • fâzıl: bilgili, erdemli kişi
  • bâtınî-meşreb: sözün gizli anlamına inanan görüşte olan
  • natûk: konuşkan, belagatli
  • sihr ü nîrencât, şa'beze: büyü, tılsım, göz boyama
  • makâlât-ı muzahrefe: süslü, aldatıcı sözler
  • ihtifâ: gizlenme
  • agleb-i ihtimâl: büyük olasılık
  • tedrîs: ders verme
  • talebe-i ulûm u ma'ârif: ilim öğrencileri
  • medrese-i âliye: yüksek medrese
  • musanna': ustalıkla yapılmış
  • evkâf: vakıflar
  • satvet: heybet, korkutucu güç
  • vahdet-i idâre: yönetim birliği
  • siyâset-i mugfilâne: aldatıcı, oyalayıcı siyaset
  • şeytanet: hilekârlık
  • mu'în ittihâz etmek: yardımcı edinmek
  • ma'iyyet: yanında bulunan kuvvet, maiyet

Halifet Gazi Kimdir

Halifet Gazi, bir Danişmendli emiriyken beyliğin ortadan kalkmasından sonra Selçuklu hizmetine girmiştir. Babasının adı Tuli (kimi okumalarda Suli), dedesinin adı Türkanşah'tır; vakfiyede şahitler arasında amcası İbrahim bin Tuli bin Türkanşah anılır. Doğum yeri ve tarihi bilinmez. I. İzzeddin Keykâvus'un Sinop'u fethinin ardından Karadeniz sahil muhafaza komutanlığına, I. Alâeddin Keykubad zamanında da 619'da (1222) Amasya valiliğine atanmıştır. Hüsameddin bu tarihe yakın bir yıl verir. Sonra Keykubad'ın Mengücükoğulları üzerine seferine katılmış, zaferden sonra Erzurum valisi olmuştur. 1232'de Gürcüler'e karşı yapılan seferde şehit düşmüş, cenazesi Amasya'ya getirilerek kendi adıyla anılan türbeye gömülmüştür. Adına Farsça bir tıp kitabı Türkçeye çevrilmiş (Hekim Bereket'in Lübâbü'n-nühab adlı eseri, Farsça adıyla Tuhfe-i Mübârizî) ve on üçüncü yüzyıl başında Anadolu'da yapılan sporlara dair bir kitap yazılmıştır.

Medrese ve Türbe

Hüsameddin'in "Güdül Mahallesi" dediği yer, bugün Şamice Mahallesi'dir. Dipnotunda da Güdül'ün Halifet Gazi'nin atası olduğunu ve mahallenin 835 [1431-32] tarihlerinden itibaren Şamice adıyla anıldığını yazar. Medrese ile türbe bugün de Şamice Mahallesi'nde, Torumtay Sokağı üzerinde yan yanadır. Halk arasında "Hilfet Gazi" denir.

Yapının tarihinde bir ayrılık vardır. Hüsameddin medresenin vakıflarının 622'de (1225) düzenlendiğini söyler; bu tarih, günümüze ulaşan vakfiyeyle uyumludur. Medresenin kitabesinden ise yapının 606 (1209-10) yılında inşa edildiği anlaşılır; yani vakıf düzenlemesi yapıdan on altı yıl sonradır. Türbenin yaşı konusunda da görüş ayrılığı vardır: yaygın kanaat onu on üçüncü yüzyılın ilk çeyreğine koyar, kimi araştırmacılar ise on ikinci yüzyılın ortalarında, 1145-46 dolaylarında yapılmış olabileceğini düşünür. Medrese Danişmendname'ye göre kiliseden medreseye çevrilmiştir; yapıda devşirme malzeme kullanılmıştır. Türbe sekizgen gövdeli, iki katlı, içten kubbeli, dıştan piramidal külâhlıdır; alt katına bugün girilemez. Medrese 1647 depreminden sonra onarılmış, 1888'de Amasya müftüsü Hacı Osman Hilmi Efendi tarafından köklü biçimde yenilenmiştir. Güney duvarı ve doğu bölümü kısmen ayaktadır.

Şiî Kadı ve İshak Kefersudî

Hüsameddin'in anlattığı İshak Kefersudî, tarihte Baba İshak olarak bilinen kişidir. Baba İlyas'ın müridi ve en önde gelen halifesidir; Adıyaman, Hısn-ı Mansûr yakınlarındaki Kefersud bölgesinde yaşayan Alevileri silahlandırarak isyanı başlatmıştır. Anadolu Selçuklu tarihinin en büyük halk ayaklanması olan Babâî isyanı, kaynaklarda 1237-1240 yılları arasına konur. Baba İlyas Amasya Kalesi'nde öldürülmüş, ayaklanmacılar daha sonra Amasya'ya ulaşmıştır. Hüsameddin bu maddede yalnızca Kefersudî'nin ilk yıllarını, Sivas ve Amasya çevresine sığınışını anar.

Kefersudî'nin, Muhammed Temîmî'nin öğrencisi olarak Şiraz'da Şiî usulünü öğrendiği ve hocasının Sivas kadılığı sırasında Sivas'a gelip orada yerleştiği bilgisi, Hüsameddin'in aktardığı Tabakât'a dayanır. Kefersudî'nin Komnenos ailesinden bir prens olduğu ve Amasya'da bir Rum krallığı kurmaya çalıştığı iddiası ise Ahmed Midhat Efendi'nin Avrupalı tarihçilerden aktardığı bir görüştür. İncelenen sayfalarda bu görüşü doğrulayan bir kayda rastlanmamıştır. İncelenen kaynaklar Kefersudî'yi Kefersud bölgesinden bir Baba müridi olarak tanıtır; bu iki anlatı birbiriyle uyuşmaz.

Erzurum Seferi Hakkında

Hüsameddin Erzurum'un alınışını 625'e [1228] koyar. Selçuklu kaynaklarında bu tarihte Keykubad, Mengücükoğulları'nı ortadan kaldırmış, ardından amcası Tuğrul Şah'ın oğlu Cihan Şah'ın elinden Erzurum'u almak için harekete geçmiştir. Cihan Şah, Eyyûbî hükümdarı el-Melikü'l-Eşref'i metbû tanıyınca Eyyûbîler'in gönderdiği askerî güç karşısında sultan geri dönmek zorunda kalmıştır. Erzurum'un Keykubad'ın devletine katılması ise 627 (1230) olarak gösterilir. Aynı yılın Yassı Çemen Savaşı'nda Celâleddin Harezmşah yenilmiştir. 1232'de Moğol akını sırasında Keykubad, Erzurum subaşısı Mübârizeddin Çavlı ile birlikte Gürcü topraklarına girmiştir; Halifet Gazi'nin şehit düştüğü sefer de bu yıla aittir.

Hüsameddin, Keykubad'ın Erzincan, Kemah ve Erzurum'u 625'te aldığını ve Tuğrul oğullarını kaldırdığını yazar. İncelenen kaynaklarda ise 1228 tarihli sefer Eyyûbîler'in müdahalesiyle sonuçsuz kalmış, Erzurum'un Keykubad'ın devletine katılışı 1230 olarak gösterilmiştir; aradaki iki yıllık fark Hüsameddin'in anlatımıyla uyuşmaz. Halifet Gazi'nin Erzurum valiliğine getirilmesi ise kaynaklarda Mengücükoğulları seferinden sonraya konur. Hüsameddin'in andığı Emir Kamereddin el-Hâdim'in Amasya valiliği hakkında incelenen kaynaklarda bilgi bulunmadı.

Cengiz Han'ın ölümüne ve Gürcü ordusunun büyüklüğüne dair ayrıntılar bu çalışmada başka kaynakla karşılaştırılmamıştır. Fahreddin Ali el-Buhârî, Bedreddin İbrahim el-Kimârî, Muhyiddin et-Temîmî ve Komnenos ailesinin Amasya'daki isyanlarına ilişkin anlatılar için de ayrıca kayda ulaşılamamıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 341–342. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Diğer kaynaklar

2. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.