Buhâra’nın şimâlinde kâin Cend, Kend şehri ahâlisinden Ya’kûb bin Sâlâr’ın mahdûmudur. Buhâra ve Horasan fuzalâsından Mevlânâ Tâcü’ş-şerî’a Mahmûd el-Buhârî’den ulûm-ı şer’iyye ve usûl-i fıkıh ve kelâmı ahzedib mücâz oldu. Devr-i bilâd ederek [233] Amasya’ya geldi.
Amasya ümerâsından gördüğü büyük teveccühlere binâen tevattun edib neşr-i ulûma himmet etdi. Yıllarca tedrîs-i ulûm edib Halfet Gâzizâde Emîr Celâleddîn Mehmed Pervâne Bey’in mazhâr-ı ikrâmı olarak Halîfiye-Halfet Medresesinin müderrisi oldu.
Sultân Altunbaş bin Sultân Mes’ûd Selçukî’nin eyyâm-ı saltanatında bir müddet Amasya kadı’l-kudâtı olup sonra ma’zûl ve tedrîs ü iftâ ile meşgûl olduğu hâlde 737 hudûdunda vefât etdi. Meşâhîr-i füzalâdan gâyet fakîh, usûlî, mütekellim bir imâm-ı ulûm idi. Sadru’ş-şerî’anın şerîk-i dersidir.
Mahdûmları Sadreddîn İshâk, Cemâleddîn Ya’kûp, Tâceddîn Mahmûd Çelebiler de kibâr-ı ulemâdan idiler. Bunlara ve bunların evlâdına “Ebû-İshâkoğulları” dendi. Telâmizesinden Mevlânâ Şemseddîn Ahmed bin Mehmed es-Sinobî ve Mevlânâ Bahâeddîn Mehmed bin Hasan el-Kübrevî de meşâhîr-i fuzalâdandır.
Fâzıl-ı müşârün-ileyh şeyh, imâm, zâhid, imâmü’l-hakika, nizâmü’l-milleti ve’d-dîn, kıvâmü’l-İslâm ve’l-müslimîn Ebû Mehmed Kutluğ bin Mahmûd bin Kıtr fi’l-Cendî’den usul-i hadîs ve tefsîr okudu. Kezâ fi-zahr-i zahîreti’l-fetâvâ. Feyzullah Efendi kütübhanesinde 1025 numarada bakiyye-i sülâle-i ilmiyyesi Cemâleddîn Mehmed bin Mehmed bin Mehmed Aksarâyî tercemesinde yazılıdır.
Günümüz Türkçesiyle
Buhara'nın kuzeyinde bulunan Cend, yani Kend şehri halkından Yakub bin Salar'ın oğludur. Buhara ve Horasan âlimlerinden Mevlânâ Tâcüşşerîa Mahmud el-Buhârî'den şer'î ilimleri, fıkıh usulünü ve kelâmı öğrenerek icazet aldı. Şehir şehir dolaşarak Amasya'ya geldi.
Amasya beylerinden gördüğü büyük ilgi üzerine burayı yurt edinip ilim yaymaya çalıştı. Yıllarca ders okuttu; Halfet Gazizâde Emir Celâleddin Mehmed Pervâne Bey'in ikram ve himayesine mazhar olarak Halîfiye, yani Halfet Medresesi'nin müderrisi oldu.
Sultan Mesud Selçukî'nin oğlu Sultan Altunbaş'ın saltanatı günlerinde bir süre Amasya'nın baş kadısı (kadılkudât) oldu. Sonra görevden alındı ve ders okutmak, fetva vermekle uğraşırken 737 [1336-37] dolaylarında vefat etti. Tanınmış âlimlerden, son derece derin bir fıkıh bilgini, usul âlimi ve kelâmcı, ilimlerde imam sayılan bir zattı. Sadrüşşerîa'nın ders arkadaşıdır.
Oğulları Sadreddin İshak, Cemâleddin Yakub ve Tâceddin Mahmud Çelebiler de büyük âlimlerdendi. Bunlara ve bunların çocuklarına "Ebû İshakoğulları" denildi. Öğrencilerinden Mevlânâ Şemseddin Ahmed bin Mehmed es-Sinobî ile Mevlânâ Bahâeddin Mehmed bin Hasan el-Kübrevî de tanınmış âlimlerdendir.
Adı geçen bu fazıl kişi, "şeyh, imam, zâhid, hakikat imamı, milletin ve dinin nizamı, İslâm'ın ve müslümanların dayanağı" sıfatlarıyla anılan Ebû Mehmed Kutluğ bin Mahmud bin Kıtr el-Cendî'den hadis usulü ve tefsir okudu. Bu kayıt Zahîretü'l-fetâvâ'nın bir nüshasının ön sayfasında da bulunur. Feyzullah Efendi Kütüphanesi'nde 1025 numarada, onun ilmî soyunun bir devamı olan Cemâleddin Mehmed bin Mehmed bin Mehmed Aksarâyî'nin biyografisinde yazılıdır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- şimâl: kuzey
- kâin: bulunan
- mahdûm: oğul
- fuzalâ: faziletli âlimler (fâzıl kelimesinin çoğulu)
- ulûm-ı şer'iyye: dinî hukuk ve onunla ilgili ilimler
- ahzetmek: almak, birinden ders okuyup öğrenmek
- mücâz: icazet almış, ders okutmaya yetkili kılınmış
- devr-i bilâd: memleket memleket dolaşma
- teveccüh: ilgi, yakınlık
- tevattun: bir yeri yurt edinme
- neşr-i ulûm: ilim yayma
- tedrîs: ders okutma
- mazhar-ı ikrâm: ikram ve iyiliğe nail olan
- kadı'l-kudât: kadıların başı, baş kadı
- ma'zûl: görevden alınmış
- iftâ: fetva verme
- usûlî: fıkıh usulü âlimi
- mütekellim: kelâm âlimi
- şerîk-i ders: ders arkadaşı
- telâmize: öğrenciler
- zahr: kitabın ön ya da arka yüzü, kayıt sayfası
- terceme: biyografi, hal tercümesi
Tâcüşşerîa mı, Burhânüşşerîa mı
Hüsameddin, Ebû İshak'ın hocası olarak "Tâcüşşerîa Mahmud el-Buhârî"yi anar. Bu ad, Hanefî fıkıh tarihinde uzun zaman karışıklığa yol açmış bir aileye işaret eder. Buhara'nın sadr ailesi olan Mahbûbîler'den iki kardeş, Tâcüşşerîa Ömer (ö. 709/1309) ile Burhânüşşerîa Mahmud (ö. 730/1329-30), yüzyıllar boyunca birbirine karıştırılmıştır. Hanefî mezhebinin temel metinlerinden Vikâyetü'r-rivâye'nin yazarı olan Mahmud, asıl lakabı Burhânüşşerîa olduğu halde bazı yazmalarda ve biyografi kitaplarında Tâcüşşerîa diye geçer. Hüsameddin'in kaydındaki "Tâcüşşerîa Mahmud" ifadesi bu eski karışıklığın bir izi olarak görülebilir; kastedilen kişi büyük ihtimalle Vikâye yazarı Mahmud'dur.
Bu iki kardeş, 675 yılı başlarında (Haziran 1276) Moğol tahribatı yüzünden Buhara'yı terk ederek Kutluğhanlılar'ın idaresindeki Kirman'a sığınmışlar, orada Kutbiyye Medresesi'nde müderrislik yapmışlar ve Kirman'da vefat etmişlerdir. Ebû İshak gerçekten Mahmud'un öğrencisiyse, bu öğrenimin Buhara'dan çok Kirman'da gerçekleşmiş olması beklenir. Hüsameddin'in "Buhara ve Horasan âlimlerinden" demesi hocanın aslına işaret ediyor olabilir; ancak bu bir çıkarımdır ve Ebû İshak'ın nerede okuduğuna dair başka bir kayıt bulunamadı.
Sadrüşşerîa ile Ders Arkadaşlığı
Metnin sonundaki "Sadrüşşerîa'nın ders arkadaşıdır" kaydı, aynı aileye bağlanınca anlam kazanır. Sadrüşşerîa es-Sânî Ubeydullah b. Mes'ûd (ö. 747/1346), Tâcüşşerîa Ömer'in torunu, Burhânüşşerîa Mahmud'un da kızından torunudur. Eserlerinde anne tarafından dedesi Mahmud'dan "hocam" diye söz eder ve onun Vikâye'sini önce kısaltmış, sonra şerh etmiştir. Ebû İshak ile Sadrüşşerîa aynı hocanın, yani Mahmud'un ders halkasında bulunmuşsa, Hüsameddin'in ders arkadaşlığı kaydı bu bilgiyle uyuşur. Sadrüşşerîa'nın Şerhu'l-Vikâye'si ile fıkıh usulüne dair et-Tenkîh ve et-Tavzîh adlı eserleri sonraki yüzyıllarda Osmanlı medreselerinin temel kitapları arasına girmiştir. Amasya'ya XIV. yüzyılın ilk yarısında bu çevreden yetişmiş bir hocanın gelmesi, şehrin Selçuklu sonrası ilim hayatı ile Orta Asya Hanefî geleneği arasındaki bağa bir örnektir.
Halfet Gazi Medresesi
Ebû İshak'ın müderrislik yaptığı medrese, halk arasında Hilfet Gazi diye anılan, asıl adı Halîfet Gazi olan Dânişmendli emîrin yaptırdığı yapıdır. Kitabesine göre 606 (1209-10) yılında inşa edilmiş, 622 (1225) tarihli vakfiyesi günümüze ulaşmıştır. Halîfet Gazi, Dânişmendliler'in ortadan kalkmasından sonra Selçuklular'ın hizmetine girmiş, I. Alâeddin Keykubad zamanında 619 (1222) yılında Amasya valiliğine getirilmiş, 1232'de Gürcüler'e karşı yapılan seferde şehid düşerek Amasya'daki türbesine gömülmüştür. Medrese ile bitişiğindeki türbe bugün Şamice Mahallesi'nde, Torumtay Sokağı'ndadır. Medresenin güney duvarı ile doğu bölümü kısmen ayaktadır; 1647 depreminden sonra Müderris Hasan Efendi yıkılan yerleri ahşaptan yaptırmış, 1888'de Amasya müftüsü Hacı Osman Hilmi Efendi binayı esaslı biçimde onartmıştır. Türbenin içinde Roma dönemine ait, eroslar, kanatlı medusalar ve uyuyan bir kadın figürüyle süslü mermer bir lahit bulunur.
Hüsameddin, Ebû İshak'ı himaye eden kişi olarak "Halfet Gazizâde Emir Celâleddin Mehmed Pervâne Bey"i anar; bu ad medresenin kurucusunun soyundan gelen ve XIV. yüzyılda vakfın başında bulunan bir emîre işaret ediyor olmalıdır. Bu kişiye dair başka bir kayda rastlanmadı. Amasya medreseleri üzerine yapılmış bir derlemede Halfet Medresesi'nde ders okutmuş müderrislerin uzun bir listesi verilir; Ebû İshak'ın adı o listede yer almaz.
Sultan Altunbaş Dönemi
Ebû İshak'ın kadılık yaptığı dönemin hükümdarı olarak anılan Tâceddin Altunbaş, son Anadolu Selçuklu sultanı II. Gıyâseddin Mesud'un oğludur. Vakfiyesinden anlaşıldığına göre "Simre hükümdarı" sıfatıyla Amasya ve çevresinde hüküm sürmüş, 1356-57'de vefat edince Havza'ya bağlı Umurbey Köyü'ne gömülmüştür. Amasya çarşısındaki Taceddin Türbesi ve ona bitişik medrese kalıntısı onun adına sonradan yapılmış olmalıdır. Hüsameddin'in verdiği 737 (1336-37) ölüm tarihi doğruysa, Ebû İshak'ın baş kadılığı Altunbaş'ın idaresinin ilk yıllarına düşer.
Ebû İshak Cendî'nin kendisine, oğullarına ve "Ebû İshakoğulları" diye anılan soyuna dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 79–80. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar