İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebûbekir Ağa-Gözdaşoğlu el-Hâc

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 97–98 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasya a’yânından sâbıku’t-terceme Gözdaşzâde el-Hâc Ebûbekir Ağa bin Ya’kûb Ağa’nın mahdûmu Ali Ağa’nın oğludur. Büyük birâderi el-Hâc Mustafa Ağa’dır. Pederlerinin vefâtında yetîm olduklarına binâen vâlidelerini ammizâdeleri Hâfız el-Hâc Ali Ağa almıştı. İki kardeş, bunun hânesinde büyüdü.

Ba’dehû Canikli Hacı Ali Paşa’ya intisâb ederek onun teveccühâtını kazandı. Hâssaten birâderi paşanın vezâretinde mu’temedi olduğundan Amasya sancağı mutasarrıflığında büyük bir nüfûz ve şöhret kazandı. Paşanın vekîl-i umûru tanındı. Bu sâyede Amasya’da Hacıbaşı oldu. A’yân-ı memleketi nüfûzuna râm etdi.

1193’de Hacı Ali Paşa, Cabbârzâde’ye ma’lûben oğullarıyla beraber Kırım’a kaçdıkları esnâda bunlar da nefyedilerek memleketden çıkarıldı. Canikli Ali Paşa ve evlâdının avdetiyle beraber 1196’da avdet ederek yine Hacıbaşı olup hayli ef’âle cür’et ederek Amasya mutasarrıfı Caniklizâde [295] Mikdâd Ahmed Paşa’ya yaranmıştı.

Paşa’nın Amasya sancağından azlini müte’âkip iki kardeşin aleyhinde yağan şikâyetlere binâen yine nefy edilmişlerdi. Bu şikâyetler mu’ahharan tedkîk edilerek pek çokları sâbit olduğuna binâen 1206’da Mikdâd Ahmed Paşa’nın i’dâmından sonra bunlar da Amasya’ya celb edilip 1207’de i’dâm edildi. Oğlu es-Seyyid Mehmed Ağazâde es-Seyyid Ebûbekir Ağa, 1254’de Dârü’s-selâm Mahallesi’nde kırk yaşında sicile kaydedilmişdi.

Gözdaşzâde Hâfız el-Hâc Ali Ağa’nın evlâdından Attar el-Hâc Abdullah Efendi bin Ömer Efendi derdi ki: “Bu iki kardeş, Gözdaşoğullarından değildir. Ceddim Hacı Ali Ağa’nın üveği oğulları olmak hasebiyle bunlara “Gözdaşoğulları” dendi. Sicillât-ı Şer’iyye ve nüfûs kaydı, bizim yazdığımız gibidir.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'nın ileri gelenlerinden, biyografisi yukarıda geçen Gözdaşzâde Hacı Ebûbekir Ağa bin Ya'kûb Ağa'nın oğlu Ali Ağa'nın oğludur. Ağabeyi Hacı Mustafa Ağa'dır. Babaları öldüğünde yetim kaldıkları için annelerini amcaoğulları Hâfız Hacı Ali Ağa almıştı. İki kardeş onun evinde büyüdü.

Daha sonra Canikli Hacı Ali Paşa'ya bağlanarak onun teveccühünü kazandı. Özellikle ağabeyi, paşanın vezirliği sırasında onun güvenilir adamı olduğundan, paşanın Amasya sancağı mutasarrıflığı döneminde büyük bir nüfuz ve şöhret kazandı. Paşanın işlerini yürüten vekili olarak tanındı. Bu sayede Amasya'da hacıbaşı oldu ve memleketin ileri gelenlerini nüfuzu altına aldı.

1193'te [1779] Hacı Ali Paşa, Cabbârzâde'ye yenilerek oğullarıyla birlikte Kırım'a kaçtığı sırada bunlar da sürgün edilerek memleketten çıkarıldı. Canikli Ali Paşa ve oğullarının geri dönmesiyle birlikte 1196'da [1781-82] onlar da döndüler; yine hacıbaşı olup pek çok kötü işe cüret ederek Amasya mutasarrıfı Caniklizâde Mikdâd Ahmed Paşa'ya yaranmışlardı.

Paşanın Amasya sancağından azledilmesinin ardından iki kardeşin aleyhine yağan şikâyetler üzerine yine sürgün edilmişlerdi. Bu şikâyetler sonradan incelenip pek çoğunun doğru olduğu anlaşılınca, 1206'da [1792] Mikdâd Ahmed Paşa'nın idamından sonra bunlar da Amasya'ya getirildi ve 1207'de [1792-93] idam edildiler. Oğlu Seyyid Mehmed Ağa'nın oğlu Seyyid Ebûbekir Ağa, 1254'te [1838-39] Dârüsselâm Mahallesi'nde kırk yaşında olarak sicile kaydedilmişti.

Gözdaşzâde Hâfız Hacı Ali Ağa'nın soyundan Attar Hacı Abdullah Efendi bin Ömer Efendi şöyle derdi: "Bu iki kardeş Gözdaşoğullarından değildir. Dedem Hacı Ali Ağa'nın üvey oğulları olduklarından onlara 'Gözdaşoğulları' denildi. Şer'iyye sicilleri ve nüfus kaydı da bizim yazdığımız gibidir."

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • sâbıku't-terceme: biyografisi daha önce verilmiş olan
  • mahdûm: oğul
  • ammizâde: amcaoğlu
  • intisâb etmek: birinin hizmetine girip ona bağlanmak
  • mu'temed: güvenilir adam
  • vekîl-i umûr: işleri yürüten vekil
  • hacıbaşı: şehrin âyân ve hacılar topluluğunun başı
  • râm etmek: boyun eğdirmek
  • ma'lûb: yenilmiş
  • nefy: sürgün
  • avdet: geri dönüş
  • ef'âl: işler, (burada) kötü işler
  • yaranmak: hoşuna gitmeye çalışarak gözüne girmek
  • mutasarrıf: sancağın yöneticisi
  • mu'ahharan: sonradan
  • celb: getirtme
  • i'dâm: idam
  • üvey oğul: (metinde "üveği oğulları") üvey evlat

Canikliler ile Çapanoğulları Arasında Amasya

Gözdaşoğlu kardeşlerin hikâyesi, XVIII. yüzyılın son çeyreğinde Amasya'yı iki büyük âyân ailesinin, Karadeniz kıyısındaki Canikliler ile Bozok merkezli Çapanoğulları'nın (Cabbârzâdeler) çekişme alanı hâline getiren gelişmelerle iç içedir. Özcan Mert'in TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre Canikli Hacı Ali Paşa, Samsun ve Amasya çevresini eşkıyadan temizlemesi üzerine 30 Mayıs 1772'de Amasya sancağını mâlikâne olarak almış, ardından Tokat voyvodalığı da ona bağlanmıştır. Çapanoğlu Mustafa Bey, Amasya ve Sivas'ın Caniklilere verilmesini kendi nüfuz alanına bir müdahale saymış, iki aile arasındaki rekabet bu tarihten itibaren sertleşmiştir.

Ali Paşa'nın 1778'deki Kırım seferinde başarı gösterememesi, kendi topraklarında da huzursuzluk doğurdu. Oğlu Mikdâd Ahmed Paşa'nın baskısına dayanamayan Amasya âyânı 1778 sonlarında Çapanoğlu Mustafa Bey'e sığındı. Mikdâd Ahmed Paşa'nın Çapanoğlu topraklarına saldırması ve yenilmesi üzerine Amasya Çapanoğlu'nun eline geçti; Bâbıâli bu mücadelede Çapanoğulları'nın yanında yer aldı ve Canikli Hacı Ali Paşa ile oğlu Battal Hüseyin Bey Kırım'a kaçtı. Hüsameddin'in "1193'te Cabbârzâde'ye yenilip Kırım'a kaçtıkları" diye verdiği olay budur; 1193 yılı miladi 1779'a denk gelir ve iki anlatı birbirini tutar. Gözdaşoğlu kardeşlerin bu sırada sürgün edilmesi, Canikli taraftarlarının şehirden temizlendiğini gösterir.

Kırım'da iki yıl kadar kalan Ali Paşa, 1781 Eylül'ünde affedilmiş; kendisine Trabzon, küçük oğlu Mikdâd Ahmed Paşa'ya da Erzurum valiliği ile birlikte arpalık olarak Amasya sancağı verilmiştir. Hüsameddin'in kardeşlerin 1196'da [1781-82] geri döndüğünü söylemesi bu affın hemen ardına düşer. Hüsameddin'in aynı ciltteki bir başka maddesi tablonun öbür yüzünü gösterir: Hacı Efendizâde Hacı Ahmed Ağa, Canikli Hacı Ali Paşa ile geçinemediği için kenara çekilmiş, 1193'te Çapanzâde Mustafa Bey'e maddi yardımda bulunmuş, 1195'te Mikdâd Ahmed Paşa Amasya mutasarrıfı olarak gelince de Yozgat'a gitmiştir. Gözdaşoğlu kardeşler ise aynı yıllarda Caniklilerin adamı olarak hacıbaşılığa yükselmişlerdi. Amasya âyânının bu iki aile arasında nasıl bölündüğünü bu iki madde birlikte okunduğunda daha iyi görmek mümkündür.

Mikdâd Ahmed Paşa'nın Sonu ve Kardeşlerin İdamı

1787-1792 Osmanlı-Rus-Avusturya savaşı Canikli ailesi için bir yıkım oldu. Mikdâd Ahmed Paşa 1787'de Halep, ardından Diyarbekir valiliğine ve Boğdan başbuğluğuna getirilmiş, Yaş tarafındaki başarısızlığı üzerine görevden alınmış, 1790'da Filibe'ye gönderilmiştir. Anapa'nın 1791'de Rusların eline geçmesine çok içerleyen III. Selim, 1792'de Filibe'de sürgünde bulunan Mikdâd Ahmed Paşa'yı idam ettirmiş, kesik başı İstanbul'da Karacaahmet'e gömülmüştür. Hüsameddin'in verdiği 1206 yılı (Ağustos 1791 - Ağustos 1792) bu tarihle uyuşur.

Gözdaşoğlu kardeşlerin idamı, Hüsameddin'e göre paşanın ölümünden sonra, 1207'de [1792-93] gerçekleşmiştir. Hüsameddin bunu kardeşler aleyhindeki şikâyetlerin incelenip doğru çıkmasına bağlar. Hamilerinin ortadan kalkmasının ardından yerel düşmanlarının açtığı davaların kısa sürede sonuç vermesi, dönemin âyân siyasetinde sık görülen bir durumdur; ancak kardeşlerin yargılanmasına dair arşiv belgesine bu araştırmada ulaşılamadı. Ağabeyin nüfuzunun boyutu, Hüsameddin'in Amasya'nın yıllık olaylarını anlattığı ilk ciltlerde daha açık görülür: 1187 [1773] yılı başında Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa, Hacı Ali Paşa'nın işlerini yürüten vekili olmuş ve bu vekâlet sayesinde Amasya sancağının fiilen mütesellimi ve âmiri konumuna gelmiştir. Aynı kayıtlarda 1178 [1764] yılında hacıbaşı olan Göztaşoğlu Hacı Ali Ağa'nın adı da geçer; kardeşleri evinde büyüten "Hâfız Hacı Ali Ağa" ile aynı kişi olması muhtemeldir.

Soy Meselesi ve Dârüsselâm Mahallesi

Maddenin sonundaki not, Hüsameddin'in sözlü tanıklığı yazılı kayıtla nasıl karşılaştırdığını gösteren güzel bir örnektir. Gözdaşoğulları'nın asıl soyundan gelen Attar Hacı Abdullah Efendi, iki kardeşin aileye kan bağıyla değil, annelerinin Hâfız Hacı Ali Ağa ile evlenmesi yoluyla bağlandığını söyler ve bunun şer'iyye sicilleri ile nüfus kayıtlarında da böyle göründüğünü ekler. Hüsameddin'in kendi anlatımı ise ilk paragrafta kardeşleri Gözdaşzâde Ebûbekir Ağa'nın torunları olarak tanıtır. Bu iki ifade arasında bir çelişki vardır: Ali Ağa'nın oğulları olarak gerçekten Gözdaşzâde soyundan gelmeleri ile yalnızca üvey evlat olmaları aynı anda doğru olamaz. Hüsameddin aile mensubunun sözünü sona koyarak okurun takdirine bırakmış görünür.

Torunun 1254'te [1838-39] kaydedildiği Dârüsselâm Mahallesi, XIX. yüzyılda Amasya'nın karma mahallelerinden biriydi. Selim Özcan'ın incelediği 1840 tarihli nüfus defterine göre burada 25 Müslüman ve 9 gayrimüslim hane bulunuyordu. Hüsameddin'in "sicile kaydedilmişti" dediği kayıt, büyük ihtimalle bu dönemde yapılan nüfus yazımlarından birine aittir; bu bir çıkarımdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 97–98. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.