İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebûbekir Ağa-Kasâb Bekiroğlu Haseki

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 99 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasya serdârı Kasâb Bekir oğlu Hacı Mehmed Ağa’nın oğludur. Yeniçeri olup 1182’de Rus harbine gitdi. 1184’de bilâ-emr avdet etdiğinden 1185’de tekrâr sevk edildi. Bu sefer yararlıklar gösterip terakki gördü.

1191 senesinden i’tibâren defâ’atle Amasya serdârı, 1203’de Rus harbinde oldukça şecâ’etler gösterdi. Ba’dehû Haseki pâyesi aldı. Haseki Bekir Ağa diye iştihâr ederek yine defâ’atle Amasya serdârı oldu. 1216 hudûdunda [301] vefât etdi. Yeniçeri a’yânından idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya serdarı Kasap Bekiroğlu Hacı Mehmed Ağa'nın oğludur. Yeniçeri olup 1182'de [1768-69] Rus savaşına gitti. 1184'te [1770-71] izinsiz olarak geri döndüğü için 1185'te [1771-72] yeniden cepheye gönderildi. Bu sefer yararlıklar gösterip yükseldi.

1191 [1777] yılından itibaren birçok kez Amasya serdarı oldu; 1203'te [1788-89] Rus savaşında hayli yiğitlikler gösterdi. Ardından haseki payesi aldı. "Haseki Bekir Ağa" diye ün kazanarak yine birçok kez Amasya serdarı oldu. 1216 [1801-02] dolaylarında öldü. Yeniçerilerin ileri gelenlerindendi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • serdâr: (burada) bir şehirdeki yeniçerilerin başı, yeniçeri serdarı
  • bilâ-emr: emir ve izin olmaksızın
  • sevk: gönderme
  • terakkî: yükselme, terfi
  • defâ'atle: defalarca
  • şecâ'at: yiğitlik, cesaret
  • pâye: göreve fiilen başlamadan verilen rütbe ve unvan
  • haseki: Yeniçeri Ocağı'nda padişaha yakın hizmet gören seçkin ortaların mensubu ve bu ortaların ağası
  • iştihâr: ün kazanma

Taşrada Yeniçeri Serdarlığı

Hüsameddin'in bu maddede "Amasya serdarı" dediği görev, sefere komuta eden vezirlere verilen büyük serdarlık unvanından farklıdır. Abdülkadir Özcan'ın açıkladığı gibi Osmanlı'da yeniçeri ağası tarafından küçük yerlere asayiş ve inzibatın sağlanması için görevlendirilen, "korucu" ve "oturak" denilen kıdemli ve emekli yeniçerilerin önde gelen subaylarına da yeniçeri serdarı denilirdi. XVIII. yüzyılda bu görev çoğu şehirde yerel nüfuzlu ailelerin elinde kalmış, kaza serdarları büyük ölçüde serdengeçti ağalarından ve taşrada yeniçeri toplayacak servete sahip âyân arasından seçilmeye başlanmıştı. Menteşe'deki Hasançavuşzâdeler üzerine yapılan bir araştırma da aynı tabloyu gösterir: aile serdengeçti ağalığı, yeniçeri serdarlığı ve mütesellimlik gibi görevlerle yükselmiş, bu sayede Yeniçeri Ocağı ile kalıcı bir bağ kurmuştur.

Kasap Bekiroğulları'nın Amasya'daki konumu da bu çerçevede anlaşılır. Hüsameddin aynı ciltte ailenin kurucusu sayılabilecek Kasap Hacı Ebûbekir Ağa için ayrı bir madde yazmıştır. Ona göre Hacı İlyas Mahallesi halkından olan bu Ebûbekir Ağa yeniçeri olup Prut savaşında yararlık göstermiş, Amasya serdarı, İran savaşında serdengeçti ağası, 1145'ten [1732-33] itibaren kır serdarı olmuş, 1157'de [1744] Amasya çevresini korumak şartıyla binbaşılığa getirilmiş ve 1159 başlarında [1746] ölmüştür. Oğulları Mehmed, Abdülfettâh ve Abdülbâkî Ağalar ile onların soyundan gelenlere "Kasap Bekiroğulları" denilmiştir. Bu maddede biyografisi verilen Haseki Bekir Ağa, Hacı Mehmed Ağa'nın oğlu, yani ailenin kurucusunun torunudur. Aynı ciltte bir sonraki sayfalarda yer alan Kasap Bekiroğlu Hacı Ebûbekir Ağa ise ailenin bir başka kolundan, serdar Abdullah Ağa'nın oğludur. Bir ailenin üç kuşak boyunca serdarlık yapması, bu görevin Amasya'da da babadan oğula geçen bir nüfuz alanına dönüştüğünü gösterir. Başka kaynaklarda Haseki Bekir Ağa'ya dair bilgiye rastlanmadı.

Ailenin yaşadığı Hacı İlyas Mahallesi, XIX. yüzyılda da kalabalık bir Müslüman mahallesiydi; Selim Özcan'ın incelediği 1840 tarihli nüfus defterinde mahallede 93 hane kayıtlıdır.

İki Rus Savaşı ve Bir Firar

Bekir Ağa'nın askerlik hayatı iki büyük Osmanlı-Rus savaşına yayılır. 1182'de katıldığı ilk savaş, 1768'de başlayıp 1774'te Küçük Kaynarca Antlaşması ile sona eren savaştır. Hüsameddin'in "bilâ-emr avdet" dediği izinsiz dönüş, bu savaşlarda sık görülen bir sorundu. Mehmet Mert Sunar'ın daha sonraki 1806-1812 savaşı için yaptığı tespit, durumun XVIII. yüzyılın ikinci yarısındaki iki büyük savaşta da farklı olmadığını gösterir: gelen askerlerin çoğu kış aylarında memleketlerine dönüyor, bunu önlemek için getirilen "meşta (kış) askeri" uygulaması da istenen sonucu vermiyordu. Bekir Ağa'nın bir yıl sonra yeniden cepheye gönderilmesi, Ocağın bu tür kaçakları geri göndermeye çalıştığını gösterir; ikinci gidişinde yararlık göstermesi ise onun için bir dönüm noktası olmuştur.

1203'te [1788-89] yiğitlik gösterdiği savaş, Ağustos 1787'de ilan edilip 1792'de Yaş Antlaşması ile biten Osmanlı-Rus savaşıdır. Bu savaştan sonra aldığı haseki payesi, onu Amasya'da "Haseki Bekir Ağa" diye tanınan bir şahsiyet yapmıştır.

Haseki Payesi Ne Demekti

Yeniçeri hasekileri, Fâtih Sultan Mehmed zamanında padişahın maiyetinde ava çıkmak ve av köpeği beslemek üzere kurulan imtiyazlı ortaların mensuplarıydı. Abdülkadir Özcan'a göre bu ortaların her birinin "haseki ağa" denilen kumandanları vardı; bunlar padişah camiye giderken atının sağında ve solunda yürüyerek ona refakat eder, zaman zaman devşirme memuru olarak da görev alırlardı. Bekir Ağa'nın aldığı unvan ise bir "paye", yani görevin kendisi değil, onun itibarı ve rütbesiydi. Taşradaki bir yeniçeri serdarına savaş hizmeti karşılığında böyle bir paye verilmesi, ona Amasya'da ocağın İstanbul'daki hiyerarşisinden gelen bir saygınlık kazandırıyordu.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 99–99. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.