Amasya a’yânından Çuhadâr oğlu el-Hâc Mehmed Ağa bin Çuhadâr şehriyârî el-Hâc Ahmed Ağa’nın mahdûmudur. Amasya’nın İçerişehr’inde Karatay Mahallesi’nde doğup “Çuhadâroğlu” demekle meşhûr oldu. Genç iken İstanbul’a gidip amcası Hacı Bekir Ağa’nın yardımlarıyla silahdârân zümresine iltihâk etdi.
Ba’dehû Amasyalı Defterdâr İbrâhim Efendizâde Râkım Mehmed Paşa’nın silahdârı oldu. Bunun irtihâlinde Amasyalı Ocak İmâmızâde es-Seyyid Hıfzî İbrâhim Paşa’nın kethüdâlığında hazînedârı olup 1189 zilka’desinde efendisinin azline binâen Amasya mütesellimi olarak geldi. 1190 senesi [298] muharreminde tenzilen Amasya hâsları emîni oldu.
Es-Seyyid Hıfzî İbrâhim Paşa vezâretinde silahdârî olup Erzurum’a gitdi. 1194 şa’bânında müşârün-ileyhin vefâtı üzerine İstanbul’a gelip Halîl Hamîd Paşa’nın dâ’iresine girdi. Müşârün-ileyhin sadâretinde hazînedârı oldu. Bu esnâda dergâh-ı âlî kapıcıbaşılığı ile taltîf edildi. Bir müddet Trablusşâm mütesellimi olmuşdu.
1199 senesi cumadelûlâsının yirmisinde sadr-ı müşârün-ileyhin infisâl ve ba’dehû irtihâline binâen Amasyalı Ocak İmâmızâde es-Seyyid Mustafa Paşa’nın dâ’iresine girip kethüdâsı oldu. Müşârün-ileyhin sadâret kâ’im-makâmlığında hayli teayyün buldu.
1203 senesi cumâdelâhiresinde vezîr-i müşârün-ileyhin azl ü tekâ’üdüne binâen açıkda kalıp 1204’de İsmâil ordusu defterdârı oldu. Cerbeze-i lisâniyyesine binâen 1205’de Rus cidâline sefâretle gönderildi. 1206 senesinde akd-i sulh edilerek sadr-ı a’zam ve serdâr-ı ekrem olan Yûsuf Paşa ile İstanbul’a geldi. [299]
1207 şa’bânında hasmı bulunan Kâmil Ahmed Paşazâde Hakkı Mehmed Bey kethüdâ-yı sadr-ı âlî oldukta müşârün-ileyhin nüfûzunu kıskandı. 1208 senesi muharreminde Rakka vilâyeti bakâyâ tahsîline me’mûr olduğunu iş’âr ederek sür’atle hareket edib gitmesini emreylediği hâlde isti’fâ ederek azîmetini te’hîr etdi.
Hakkı Mehmed Bey, kendisini harbecilerle cebren Üsküdâr’a geçirdiği esnâda mahall-i me’mûriyyetine gitmediği takdirde nefy ve katl ile tehdîd ederken sâhib-i terceme de silahdâr-ı şehriyârî Lâdikli es-Seyyid Abdullah Ağa’ya ve tersâne emîni ve Sultân Selîm-i Sâlis’in gözdesi olan Amasyalızâde el-Hâc İbrâhim Efendi’ye mürâca’at ve istirhâm-ı şefâ’at etmişdi.
1208 senesi rebiülevvelinin sekizinci günü Üsküdâr’dan bi’z-zarûre hareket etdiği hâlde dönderilip hasmı olan Hakkı Bey’in yerine kethüdâ-yı sadr-ı âlî oldu. 1209 senesi cumâdelûlâsının on dördüncü günü azledilip yirmi birinde vezâretle Anadolu ve 1210 senesi şevvâlinde Mısır vâlis oldu. [300]
Bu esnâda Fransa ordusu başkumandanı Napolyon Bonapart Sûriye’ye tecâvüz ederek Mısır’ı istilâya kıyâm etmişdi. Bonapart’ın müthîş ve muntazam ordusuna karşı kuvâ-yı Mısriyye tâb-âver-i mukâvemet olamadığından 1213 senesi muharreminde Mısır’a girmesi üzerine Bâdiye’ye firâr etdi.1215 hudûdunda vefât eyledi. Mu’tedil, natûk, müstakîm idi. Napolyon’a karşı muvaffakiyetsizliği devlet ve millete bir felâket oldu. Fakat bunda ma’zûr idi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya'nın ileri gelenlerinden Çuhadaroğlu Hacı Mehmed Ağa'nın oğludur; Mehmed Ağa da padişah çuhadarı Hacı Ahmed Ağa'nın oğludur. Amasya'nın İçerişehir kesiminde Karatay Mahallesi'nde doğdu ve "Çuhadaroğlu" adıyla tanındı. Gençken İstanbul'a gidip amcası Hacı Bekir Ağa'nın yardımlarıyla silahdarlar zümresine katıldı.
Daha sonra Amasyalı Defterdar İbrâhim Efendizâde Râkım Mehmed Paşa'nın silahdarı oldu. Onun ölümü üzerine Amasyalı Ocak İmâmızâde es-Seyyid Hıfzî İbrâhim Paşa'nın kethüdalığı sırasında onun hazinedarı oldu ve 1189 zilkadesinde [Aralık 1775 - Ocak 1776] efendisinin azledilmesi üzerine Amasya mütesellimi olarak geldi. 1190 muharreminde [Şubat-Mart 1776] bir alt göreve indirilerek Amasya haslarının emini oldu.
Es-Seyyid Hıfzî İbrâhim Paşa vezir olunca onun silahdarı olup Erzurum'a gitti. 1194 şabanında [Ağustos 1780] adı geçen paşanın ölümü üzerine İstanbul'a gelip Halîl Hamîd Paşa'nın maiyetine girdi. Paşanın sadrazamlığı sırasında onun hazinedarı oldu. Bu sırada saray kapıcıbaşılığı rütbesiyle ödüllendirildi. Bir süre Trablusşam mütesellimi de olmuştu.
1199 yılı cemaziyelevvelinin yirminci günü [31 Mart 1785] adı geçen sadrazamın azli ve ardından ölümü üzerine Amasyalı Ocak İmâmızâde es-Seyyid Mustafa Paşa'nın maiyetine girip onun kethüdası oldu. Paşanın sadaret kaymakamlığı sırasında epeyce öne çıktı.
1203 yılı cemaziyelahirinde [Şubat-Mart 1789] adı geçen vezirin azledilip emekliye ayrılması üzerine açıkta kaldı; 1204'te [1789-90] İsmail ordusunun defterdarı oldu. Dilinin ustalığı sebebiyle 1205'te [1790-91] Rus savaşı meselesi için elçi olarak gönderildi. 1206 yılında [1791-92] barış yapılınca sadrazam ve serdâr-ı ekrem olan Yûsuf Paşa ile birlikte İstanbul'a geldi.
1207 şabanında [Mart 1793] hasmı olan Kâmil Ahmed Paşazâde Hakkı Mehmed Bey sadaret kethüdası olunca onun nüfuzunu kıskandı. 1208 yılı muharreminde [Ağustos 1793] Rakka eyaletinin vergi artıklarını toplamakla görevlendirildiğini bildirerek hemen yola çıkmasını emrettiyse de o istifa ederek gidişini geciktirdi.
Hakkı Mehmed Bey onu harbecilerle zorla Üsküdar'a geçirip görev yerine gitmediği takdirde sürgün ve ölümle tehdit ederken, biyografisi yazılan zat da padişahın silahdarı Lâdikli es-Seyyid Abdullah Ağa'ya ve Tersane emini olup Sultan Üçüncü Selim'in gözdesi bulunan Amasyalızâde Hacı İbrâhim Efendi'ye başvurup aracılık etmelerini rica etmişti.
1208 yılı rebiülevvelinin sekizinci günü [14 Ekim 1793] Üsküdar'dan çaresiz yola çıktığı halde geri döndürüldü ve hasmı Hakkı Bey'in yerine sadaret kethüdası oldu. 1209 yılı cemaziyelevvelinin on dördüncü günü [7 Aralık 1794] azledildi; yirmi birinde [14 Aralık 1794] vezirlikle Anadolu valisi, 1210 şevvalinde [Nisan 1796] de Mısır valisi oldu.
Bu sırada Fransız ordusu başkomutanı Napolyon Bonapart Suriye'ye saldırarak Mısır'ı istila etmeye girişmişti. Bonapart'ın korkunç ve düzenli ordusuna karşı Mısır kuvvetleri direnmeye güç yetiremediğinden, Bonapart'ın 1213 muharreminde [Haziran-Temmuz 1798] Mısır'a girmesi üzerine çöle kaçtı. 1215 [1800-01] dolaylarında öldü. Ölçülü, güzel konuşan, dürüst bir zattı. Napolyon karşısındaki başarısızlığı devlet ve millet için bir felaket oldu; fakat bunda mazurdu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- çuhadâr-ı şehriyârî: padişahın çuhadarı; padişahın elbise ve yağmurluğunu taşıyan iç hizmet görevlisi
- silahdâr: bir devlet büyüğünün silahlarını taşıyan ve maiyetinde bulunan görevli
- kethüdâ: bir paşanın ya da sadrazamın işlerini yürüten yardımcısı
- hazînedâr: paşanın hazinesine ve kesesine bakan görevli
- tenzîlen: aşağı rütbeye indirilerek
- hâslar emîni: devlete ait has gelirlerinin toplanmasına bakan görevli
- dâ'ire: bir devlet büyüğünün maiyeti, konağı ve adamları
- sadâret: sadrazamlık
- infisâl: görevden ayrılma, azledilme
- sadâret kâ'im-makâmı: sadrazam seferdeyken İstanbul'da onun yerine işleri yürüten vezir
- cerbeze-i lisâniyye: dil ustalığı, ikna edici konuşma yeteneği
- cidâl: savaş, çekişme
- akd-i sulh: barış yapma
- serdâr-ı ekrem: başkomutan sıfatıyla sefere çıkan sadrazam
- kethüdâ-yı sadr-ı âlî: sadaret kethüdası, sadrazamın başyardımcısı
- bakâyâ: toplanamamış vergi artıkları
- harbeci: elinde kısa mızrak (harbe) taşıyan inzibat görevlisi
- istirhâm-ı şefâ'at: aracılık edilmesini rica etme
- tâb-âver-i mukâvemet: direnmeye gücü yeten
- bâdiye: çöl
- natûk: güzel ve etkili konuşan
Karatay Mahallesi'nden Mısır Valiliğine
Lokmacı Hacı Ebûbekir Paşa, Hüsameddin'in kitabında biyografisi yer alan Amasyalı devlet adamları arasında en geniş coğrafyada görev yapmış olanlardandır. Hayatı, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında taşradan gelen bir gencin İstanbul'daki büyük kapılara, yani vezir ve sadrazam maiyetlerine intisap ederek yükselmesinin tipik bir örneğidir. Silahdarlıktan hazinedarlığa, oradan kethüdalığa geçen bu yol, her basamakta bir hamiye bağlıdır; hamisi düştüğünde Ebûbekir de açıkta kalır, yeni bir kapı bulduğunda yeniden yükselir. Hüsameddin'in sıraladığı hamilerin önemli bir kısmının Amasyalı olması da dikkat çekicidir. Defterdar Râkım Mehmed Paşa, Ocak İmâmızâde Hıfzî İbrâhim Paşa ve Ocak İmâmızâde Mustafa Paşa'nın kapılarında geçen yıllar, hemşehrilik bağının İstanbul'da taşradan gelen bir gence nasıl yol açabildiğini gösterir.
Doğduğu Karatay Mahallesi, Hüsameddin'in ifadesiyle şehrin İçerişehir kesimindeydi. Selim Özcan'ın yayımladığı 1840 tarihli nüfus defterine göre mahallede 33 hane vardı ve bunların hepsi Müslümandı; dört yıl sonraki temettuat sayımında da hane sayısı değişmemişti.
Halil Hamid Paşa'nın Hazinedarı
Ebûbekir'in kariyerinde en önemli basamaklardan biri, I. Abdülhamid döneminin sadrazamlarından Halil Hamîd Paşa'nın hazinedarlığıdır. Halil Hamîd Paşa 1782'de ikinci defa sadaret kethüdası olmuş, 31 Aralık 1782'de sadrazamlığa getirilmiştir. 20 Cemaziyelevvel 1199 (31 Mart 1785) sabahı aniden azledilip Gelibolu'ya sürülmüş, bütün malına el konulmuş, kısa süre sonra Bozcaada'da öldürülerek kesik başı İstanbul'a gönderilmiştir. Hüsameddin'in "sadrın infisâli ve ba'dehû irtihâli" diye verdiği tarih, azil gününün tarihiyle tam olarak uyuşur. Efendisinin bu ani düşüşü Ebûbekir'i de açıkta bırakmış olmalıdır; onun hemen ardından Ocak İmâmızâde Mustafa Paşa'nın kapısına girmesi, Amasyalı çevrenin onu koruduğunu düşündürür; bu bir çıkarımdır.
Yaş Barışı Öncesinde Bir Elçilik
Hüsameddin, Ebûbekir'in 1204'te İsmail ordusunun defterdarı olduğunu ve "dilinin ustalığı sebebiyle" 1205'te Rus savaşı için elçi olarak gönderildiğini yazar. Kemal Beydilli'nin Yaş Antlaşması üzerine yazdığı maddede bu bilgiyle ilgili olabilecek bir kayıt vardır. Cezayirli Gazi Hasan Paşa, Rus başkomutanı Potemkin'e yazdığı 3 Rebiülevvel 1204 (21 Kasım 1789) tarihli mektupta Rus elçisinin serbest bırakıldığını bildirmiş ve barış görüşmeleri için altı maddelik bir metin teslim edilen "nüzul emini Hacı Bekir Ağa"nın gönderileceğini haber vermişti. Hüsameddin'in Ebûbekir'i aynı yıl "İsmail ordusu defterdarı" olarak göstermesi, ordunun iaşesine bakan nüzul eminliğinin bir defterdarlık göreviyle yakınlığı ve tarihlerin örtüşmesi düşünülürse, bu Hacı Bekir Ağa'nın Lokmacı Ebûbekir olması muhtemeldir. Ancak belgede soy ve memleket bilgisi bulunmadığından bu eşleştirme bir çıkarım olarak kalmaktadır. Görüşmeler bu aşamada sonuç vermemiş, III. Selim'in Prusya ile ittifak şansını kullanmak istemesi üzerine savaş sürmüş; barış ancak 1792 Ocak'ında Yaş'ta imzalanmıştır. Hüsameddin'in "1206'da sulh akdedilerek" ifadesi bu tarihle uyuşur.
Sadaret Kethüdalığı ve Bir Saray Çekişmesi
Sadaret kethüdalığı, sadrazamın en yakın yardımcısı olan ve zamanla Bâbıâli'nin iç işlerini yürüten üst düzey bir makamdı. Askerî sınıftan gelenler bu makamda "ağa", kalemiye zümresinden gelenler "efendi" diye anılırdı. Hüsameddin'in anlattığı Hakkı Mehmed Bey ile çekişme, III. Selim'in ilk yıllarında Bâbıâli'deki rekabetin canlı bir sahnesidir: Hakkı Bey rakibini Rakka'ya vergi artığı toplamaya göndererek merkezden uzaklaştırmaya çalışmış, Ebûbekir ise padişahın silahdarı Lâdikli Seyyid Abdullah Ağa ile Tersane emini ve III. Selim'in gözdesi Amasyalızâde Hacı İbrâhim Efendi gibi sarayda sözü geçen kişilere başvurarak sonuçta Hakkı Bey'in yerine geçmiştir. Bu ayrıntılar Hüsameddin'den gelir; bu araştırmada başka bir kaynakla karşılaştırılamamıştır.
Napolyon'un Mısır Seferi Karşısında
Ebûbekir Paşa'nın Mısır valiliği, Osmanlı yönetimindeki Mısır'ın en çalkantılı dönemine denk gelir. Mısır valileri listelerinde "Lokmacı Hacı Ebubekir Paşa" adıyla 1796-1798 yılları arasında görünür. Bu kayıtlara göre Sicill-i Osmânî de onun 1794-1796 arasında Anadolu valisi olduğunu, Mısır valisi olarak "konumunu koruyamadığını", 1798'de görevden alındığını ve kısa süre sonra öldüğünü yazar. Valiliği sırasında ülkede asıl güç Memlük emirleri İbrahim Bey ile Murad Bey'in elindeydi; Osmanlı valisinin yetkisi büyük ölçüde sembolikti. Hüsameddin'in sonda "bunda ma'zûr idi" demesi, bu gerçeğin farkında olduğunu gösterir.
Fransız donanması 1 Temmuz 1798 sabahı İskenderiye önlerine geldi. Seydi Vakkas Toprak'ın Osmanlı arşiv belgelerine dayanan çalışmasında, Mısır Valisi Ebubekir Paşa'nın 28 Temmuz 1798 tarihli bir yazıyla İstanbul'a durumu bildirdiği aktarılır: Fransızların İskenderiye önlerine gelişi üzerine Osmanlı kalyonunun kaptanı geliş sebeplerini öğrenmek için bir subay göndermiş, Fransız komutan bu subayı o gece geri göndermeyerek limana gemi sokmuş, karaya asker çıkarıp şehri işgal etmişti. Aynı yazarın bir başka çalışmasında kullanılan bir ifade kaydına göre, Napolyon İskenderiye'den ayrıldıktan 21 gün sonra Kahire'ye girmiş; Mısır beylerinden Şeyhülbeled İbrahim Bey ile Mısır Valisi "Lokmacızâde Ebubekir Paşa" muharebeye çıkamamış, Murad Bey ise iki çarpışmadan sonra Feyyum'a çekilmişti. Fransızlar Kahire'yi çatışmasız ele geçirmişlerdir. Hüsameddin'in "Bâdiye'ye firar etdi" sözü, valinin bu karışıklık içinde Kahire'yi terk etmesini anlatır.
Fransızların Mısır'da kurduğu yönetimde valinin adamlarının bir kısmı da yer aldı. Toprak ile Metin Işık'ın çalışmasında, Ebubekir Paşa'nın kethüdası Mustafa Bey'in Fransızların eyaleti idare etmek için oluşturduğu divanın üyesi olduğu ve emirülhac olarak görev aldığı belirtilir. Cebertî'ye dayanan kayda göre 3 Kasım 1798'de Mısır'a ulaşan bir mektupla Abdullah Paşa el-Azm vali yapılmış, böylece Ebûbekir Paşa'nın valiliği resmen de sona ermiştir.
Hüsameddin'in Anlatımındaki Bir Sıra Hatası
Hüsameddin, Bonapart'ın önce "Suriye'ye tecavüz ederek" sonra Mısır'ı istila ettiğini yazar. Olayların sırası bunun tersidir. Fransız ordusu 1798 yazında İskenderiye'ye çıkıp Kahire'yi almış, İngiliz donanmasının Ebukır baskınıyla deniz gücünü kaybedip Mısır'da âdeta mahsur kalınca Napolyon dikkatini Suriye'ye çevirmiştir. Suriye seferi ve Akka kuşatması bu gelişmelerin ardından gelir. Hüsameddin'in verdiği 1213 muharremi tarihi ise Fransızların Mısır'a girişine doğru olarak denk gelir.
Lakabı ve Ölümü
Hüsameddin maddenin başlığında Ebûbekir Paşa'yı "Lokmacı" lakabıyla anar, ancak metin içinde bu lakabın kaynağını açıklamaz ve onu "Çuhadaroğlu" diye tanıtır. Mısır valileri listelerinde ve Osmanlı belgelerine dayanan çalışmalarda da "Lokmacı" ya da "Lokmacızâde" lakabı kullanılır; dolayısıyla bu adın onun sağlığında da bilindiği anlaşılıyor. Ölüm yeri ve tarihi konusunda kaynaklar belirsizdir: Hüsameddin 1215 [1800-01] dolaylarını verir, Sicill-i Osmânî'ye dayanan kayıt ise yalnızca "kısa süre sonra öldüğünü" söyler.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
Akademik çalışmalar
- Kemal Beydilli, "Yaş Antlaşması", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/yas-antlasmasi
- "Halil Hamîd Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/halil-hamid-pasa
- "Sadâret Kethüdâsı", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/sadaret-kethudasi
- Seydi Vakkas Toprak, "Mısır'ın İşgali Sürecinde Napolyon'un Casusu Beauchamp'ın Serüveni: Yakalanması ve İstanbul'da Hapsedilişi (1798-1801)", Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları, 41, 2022, s. 301-338. https://doi.org/10.26650/YTA2022-1005530
- Seydi Vakkas Toprak, Metin Işık, "Fransız Casus Beauchamp'ın İskenderiye-İstanbul Yolculuğu ve İdris Kaptan Meselesi (1798-1799)", Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 51, 2025, s. 1138-1172. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5286962
- Selim Özcan, "H.1256 (1840) Tarihli Amasya Nüfus Defteri ile H.1260-1261 (1844-1845) Tarihli Amasya Temettuat Defterlerinin Karşılaştırmalı Değerlendirilmesi", Studies of the Ottoman Domain, 6/11, 2016. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/268330