İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebûbekir Efendi-Emîr İmâmzâde es-Seyyid el-Hâc

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 96 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasya’da Sultân Bâyezîd Câmii imâmı Hocazâde Emîr [289] imâm el-Hâc Abdullatîf Efendi bin el-Hâc Halîl Efendi’nin mahdûmudur. Fuzalâdan Seküköylüzâde el-Hâc Kâşif Mehmed ve Müderriszâde Hâfız es-Seyyid Mehmed Efendilerden ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm oldu.

İbtidâ üstâdı Hâfız es-Seyyid Mehmed Efendi’ye, ba’dehû es-Seyyid Abdurrahîm Efendi’ye dâmâd olup Kâşifiyye Medresesi müderrisi ve pederi evkâfına mütevellî, Amasya müftülerine müsevvid ü emînü’l-fetvâ olup yıllarca tedrîs-i ulûma nasb-ı nefs etdi. 1204 senesi evâ’ilinde vefât eyledi. Abdullatîf Efendi Kütübhanesinin bahçesinde pederinin yanında medfûndur. Âlim, fakîh, muhaddis, muttakî idi. Mahdûmları es-Seyyid Abdullatîf, Mehmed, Abdurrahîm Efendilerdir.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'da Sultan Bayezid Camii imamı Hocazâde Emîr İmam el-Hâc Abdüllatîf Efendi bin el-Hâc Halîl Efendi'nin oğludur. Faziletli âlimlerden Seküköylüzâde el-Hâc Kâşif Mehmed Efendi ile Müderriszâde Hâfız es-Seyyid Mehmed Efendi'den tahsilini tamamlayarak ders-i âm oldu.

Önce hocası Hâfız es-Seyyid Mehmed Efendi'ye, sonra es-Seyyid Abdurrahîm Efendi'ye damat oldu. Kâşifiyye Medresesi müderrisi, babasının vakıflarının mütevellisi ve Amasya müftülerinin müsevvidi ve fetva emini oldu; yıllarca kendini ilim okutmaya adadı. 1204 yılının başlarında [1789 sonbaharı] öldü. Abdüllatîf Efendi Kütüphanesi'nin bahçesinde babasının yanında gömülüdür. Âlim, fıkıh ve hadis bilgini, takva sahibi bir zattı. Oğulları es-Seyyid Abdüllatîf, Mehmed ve Abdurrahîm Efendilerdir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • fuzalâ: faziletli, bilgili kişiler
  • ikmâl-i tahsîl: öğrenimi tamamlama
  • ibtidâ: önce, başlangıçta
  • dâmâd olmak: birinin kızıyla evlenmek
  • evkâf: vakıflar
  • mütevellî: bir vakfı yöneten kişi
  • müsevvid: müftünün fetva müsveddelerini hazırlayan kâtip
  • emînü'l-fetvâ: fetva emini; fetvaları inceleyip düzenleyen görevli
  • nasb-ı nefs etmek: kendini bir işe adamak
  • medfûn: gömülü
  • fakîh: fıkıh, yani İslam hukuku bilgini
  • muhaddis: hadis bilgini
  • muttakî: Allah'tan sakınan, takva sahibi

Kâşifiyye Medresesi

Ebûbekir Efendi'nin müderrislik yaptığı Kâşifiyye Medresesi, hocası Seküköylüzâde el-Hâc Kâşif Mehmed Efendi'nin adını taşır. Hüsameddin kitabının birinci cildinde medresenin hikâyesini şöyle anlatır: Amasya âyanından eski bostancıbaşı Kalaycı Halil Ağazâde el-Hâc Ömer Ağa 1174 [1760-61] yılında ölürken malının üçte biriyle bir medrese yapılmasını vasiyet etmiş ve Kâşif Mehmed Efendi'yi vasi tayin etmişti. Kâşif Efendi'nin gayretiyle medrese 1175 [1761-62] yılında yapılmış, malın kalanıyla birkaç dükkân alınıp vakfedilmiş ve yapıya "Kâşifiye" adı verilmiştir. Ahşap olan medrese harap olunca 1244'te [1828-29] Akhasanzâde el-Hâc Hasan Ağa, yeniden harap olunca da 1304'te [1886-87] vezirlerden Şefik Paşa'nın eşi Ayşe Hanım tarafından yenilenmiştir.

Medrese, Eski Kethüda Mahallesi'nde, Çukur Kilise'nin batısında ve Abdüllatîf Efendi Kütüphanesi'nin doğusundaki sokağın içindeydi. Yani Ebûbekir Efendi'nin ders verdiği medrese ile babasının kurduğu ve kendisinin bahçesine gömüldüğü kütüphane aynı küçük çevrede yer alıyordu.

Burada okurun dikkatini çekmesi gereken bir uyuşmazlık vardır. Hüsameddin birinci ciltte Kâşifiye müderrislerini tarihleriyle sayarken ilk müderrisin Seküköylüzâde el-Hâc Hâfız Osman Efendi olduğunu, onun 1191'de [1777-78] ölümüyle kardeşi Hâfız Mehmed Efendi'nin geçtiğini ve bu Mehmed Efendi'nin 1213'e [1798-99] kadar görevde kaldığını yazar; ardından Canikli es-Seyyid Hasan Efendi, Mengülcüzâde es-Seyyid Ebûbekir Efendi ve es-Seyyid Ali Efendi gelir. 1204'te [1789] ölen Emîr İmamzâde Ebûbekir Efendi'nin adı bu sırada yer almaz. Medreselerin müderrisliği o devirde paylar hâlinde birkaç kişi arasında bölünebildiğinden, Ebûbekir Efendi'nin bir hisseyle burada ders vermiş olması mümkündür; ancak iki kayıt birbirini doğrulamamaktadır.

Bekir Paşa Medresesi ve Kâşif Efendi'nin Damadı

Hüsameddin'in birinci cildinde bu maddeyi tamamlayan başka bir kayıt daha vardır. Köprübaşı Mahallesi'ndeki Bekir Paşa Medresesi'nin müderrisleri sayılırken "1179'da [1765-66] Seküköylüzâde el-Hâc Mehmed Kâşif Efendi ve ondan sonra damadı Emîr İmamzâde es-Seyyid el-Hâc Ebûbekir Efendi ve ondan sonra oğlu es-Seyyid Sa'dullah Efendi" denir. Buna göre Ebûbekir Efendi, hocası Kâşif Efendi'nin yerine Bekir Paşa Medresesi'nde de müderris olmuştur. Ancak birinci ciltteki bu kayıt, Ebûbekir Efendi'yi Kâşif Efendi'nin damadı olarak tanıtır; altıncı ciltteki madde ise onun önce Hâfız es-Seyyid Mehmed Efendi'ye, sonra es-Seyyid Abdurrahîm Efendi'ye damat olduğunu söyler ve Kâşif Efendi'yi yalnızca hocaları arasında sayar. Aynı şekilde birinci cilt ondan sonra müderris olan "oğlu" olarak es-Seyyid Sa'dullah Efendi'yi anarken, altıncı ciltte sayılan oğulları Abdüllatîf, Mehmed ve Abdurrahîm Efendilerdir. Birinci ciltteki "oğlu" ifadesinin Kâşif Efendi'ye mi, Ebûbekir Efendi'ye mi ait olduğu cümleden kesin olarak anlaşılmaz. Damatlık konusundaki fark ise iki cilt arasında açık bir çelişkidir.

Abdüllatîf Efendi Kütüphanesi ve Sultan Bayezid Camii

Babası Abdüllatîf Efendi, Amasya'nın selâtin camisi olan Sultan Bayezid Camii'nin imamıydı. Semavi Eyice'ye göre cami, kitabesindeki kayda göre Receb 891'de [Temmuz 1486] tamamlanmıştır; Hüsameddin ise inşaatın II. Bayezid'in tahta çıkışının hemen ardından, Receb 886'da [Eylül 1481] başladığını ve işin Şehzade Ahmed'e havale edildiğini bildirir. Külliyenin vakfiyesi 901'de [1496] yazılmış, yapılar sonraki yüzyıllarda depremlerde zarar görüp tekrar tekrar onarılmıştır.

Abdüllatîf Efendi'nin adını taşıyan kütüphane, onun kendi eseridir. Hüsameddin birinci ciltte Amasya'da kurulan sekiz kütüphaneyi sayarken 1159 [1746] yılında "Emîr-i İmam Abdüllatîf Efendi"nin Sultan Bayezid Mektebi'nin karşısında bir kütüphane yaptırıp vakıflarını düzenlediğini kaydeder ve kendi zamanında bu sekiz kütüphaneden yalnız Abdüllatîf, Hüseyin ve Hamdi Efendilerin kütüphanelerinin ayakta kaldığını, öbürlerinin dağılıp kaybolduğunu ekler. Mehmet Fatih Köksal'ın aktardığına göre Hüseyin Hüsameddin gençliğinde Amasya'da rüşdiyede okurken bu kütüphanedeki birçok kitabı inceleme fırsatı bulmuş ve Amasya tarihine dair ilk bilgileri bu sırada toplamaya başlamıştır. Amasya Tarihi'nin yazarının ilk kaynaklarını, kitabında kurucusunun ve oğlunun bahçesinde yattığını kaydettiği bir kütüphanede bulmuş olması dikkate değer bir rastlantıdır. Kütüphanenin bugünkü durumuna dair incelenen kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.