Gümüşlüdür. Oranın a’yânı el-Hâc Ahmed Ağa’nın mahdûmu ve Hacıköylüzâde el-Hâc Ebûbekir Ağa’nın birâderzâdesi ve esbak Çavuşbaşı Hacıköylü Mehmed Ağa’nın hemşîresi oğludur. İstanbul’da “Çavuşbaşı Yeğen” denirdi.
Gençliğinde İstanbul’a gelip dayısı Mehmed Ağa’nın himmetiyle Bâb-ı âlîde âmedî kalemine çırak oldu. Orada tahsîl-i ma’ârifet edib tefeyyüz ederek âmedî ser-halîfesi ve 1201’de âmedî-i divan-ı hümayun oldu.
1203’de azledilip hacca gitdi. Avdetinde sânîyen âmedî ve ba’de’l-azl 1213’de Anadolu muhâsebecisi olup devr-i menâsıbla baş-muhâsebeci oldu. 1219’da vefât etdi. Vatanı olan Gümüş müftülerinin azl ve nasbı ile pek ziyâde alâkadâr olduğu Defter-i Müftiyân’da görüldü.
Günümüz Türkçesiyle
Gümüşlüdür. Oranın ileri gelenlerinden Hacı Ahmed Ağa'nın oğlu, Hacıköylüzâde Hacı Ebûbekir Ağa'nın yeğeni ve eski çavuşbaşı Hacıköylü Mehmed Ağa'nın kız kardeşinin oğludur. İstanbul'da kendisine "Çavuşbaşı Yeğen" denirdi.
Gençliğinde İstanbul'a gelip dayısı Mehmed Ağa'nın desteğiyle Bâbıâli'de Âmedî Kalemi'ne çırak olarak girdi. Orada bilgi ve görgüsünü geliştirerek yetişti; âmedî kaleminin baş halifesi (kıdemli kâtibi) ve 1201'de [1786-87] Divan-ı Hümayun âmedcisi oldu.
1203'te [1788-89] azledilip hacca gitti. Dönüşünde ikinci kez âmedci oldu; görevden alındıktan sonra 1213'te [1798-99] Anadolu muhasebecisi oldu ve görevler arasında dolaşarak başmuhasebeci oldu. 1219'da [1804-05] öldü. Memleketi olan Gümüş'ün müftülerinin azil ve tayinleriyle pek yakından ilgilendiği Defter-i Müftiyân'da görüldü.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- birâderzâde: erkek kardeşin oğlu, yeğen
- hemşîre: kız kardeş
- esbak: önceki, eski
- çavuşbaşı: Divan-ı Hümayun çavuşlarının başı, divanın tören ve tebligat işlerini yürüten yüksek görevli
- himmet: yardım, destek
- Bâb-ı âlî: sadrazamlık dairesi, Osmanlı hükümet merkezi
- âmedî kalemi: reîsülküttâbın özel kalemi; sadrazam ile padişah arasındaki yazışmaların yürütüldüğü daire
- çırak: (kalemde) yeni girmiş stajyer kâtip
- tefeyyüz: bilgi ve feyiz alarak yetişme
- ser-halîfe: bir kalemin kıdemli kâtiplerinin başı
- ba'de'l-azl: azledildikten sonra
- devr-i menâsıb: görevler arasında sırayla dolaşma
- Defter-i Müftiyân: müftü atamalarının kaydedildiği defter
Gümüş ve Hacıköy
Hüsameddin'in "Gümüşlü" dediği Ebûbekir Efendi'nin memleketi, bugün Amasya'ya bağlı Gümüşhacıköy ilçesinin yakınındaki Gümüş kasabasıdır. Yerel kayıtlara göre bugünkü ilçe merkezi 1891 yılına kadar Gümüş'e bağlı ve "Hacıköyü" adıyla anılan bir bucaktı; 1890'da belediye, 1892'de ilçe merkezi olmuş ve "Gümüşhacıköy" adını almıştır. Gümüş beldesi bugün de ilçeye bağlı ayrı bir yerleşim olarak varlığını sürdürür. Yörenin adı eski gümüş madenlerinden gelir; Hüsameddin'in kitabından aktarıldığına göre 1491'den itibaren burada Gümüş madeni nazırı olarak oturan Hacı Mehmed Çelebi'nin oğlu dolayısıyla yere "Hacı Nazır köyü" denmiş, bir dönem maden Köprülü Mehmed Paşa'ya arpalık olarak verilmiş ve paşa burada 1661'de tamamlanan bir kervansaray, bedesten, cami ve hamam yaptırmıştır. Ebûbekir Efendi'nin ailesine verilen "Hacıköylüzâde" adı, ailenin bu Hacıköy ile bağını gösterir.
Dayısının Gölgesinde Bir Kalem Efendisi
Ebûbekir Efendi'nin hayatı, XVIII. yüzyılda taşradan gelen bir gencin akraba desteğiyle Bâbıâli'nin bürokrasisine girişini gösterir. İstanbul'da "Çavuşbaşı Yeğen" diye anılması, kariyerinin başlangıcında kimliğinin dayısıyla tanımlandığını gösterir. Hüsameddin aynı ciltte ailenin başka bir mensubu, Ebûbekir Efendi'nin amcası Hacıköylüzâde Hacı Ebûbekir Ağa için de bir madde yazmıştır; orada bu Ebûbekir Ağa'nın Gümüş'ün ileri gelenlerinden Hacı Mehmed Ağa'nın oğlu olduğu ve babasının yerine geçerek hayli nüfuz kazandığı anlatılır. Kitabın Amasya'nın yıllık olaylarını anlatan ciltlerinde de Hacıköylü ailesinden âyân ve Bâbıâli ricaline ait adlar geçer; bu, ailenin hem memleketinde hem İstanbul'da tutunmuş bir aile olduğunu gösterir. Başka kaynaklarda Ebûbekir Efendi'ye ya da dayısı Çavuşbaşı Mehmed Ağa'ya dair bilgiye rastlanmadı.
Âmedcilik ve Hâcegânlık
Ebûbekir Efendi'nin yükseldiği âmedcilik, dönemin en önemli kalem görevlerinden biriydi. Necati Aktaş'ın açıkladığına göre Âmedî ya da Âmedî-i Dîvân-ı Hümâyun da denilen bu âmir, divan kâtiplerinin şefi olan reîsülküttâbın özel kalem müdürü durumundaydı. Sadrazamın padişaha yazdığı telhis ve takrirler ile yabancı devletlere yazılan her türlü yazı Âmedî Kalemi'nde yazılır ve burada saklanırdı. Âmedci, reîsülküttâbın yabancı devlet temsilcileriyle yaptığı toplantılarda hazır bulunup konuşma zabıtlarını da tutardı. Kalemin önemi zamanla arttıkça emrindeki kâtiplerin sayısı beş altı kişiden altmışa kadar çıkmıştır. Âmedî unvanına ancak XVIII. yüzyılın son çeyreğinde rastlanması da dikkat çekicidir: Ebûbekir Efendi'nin bu göreve 1201'de [1786-87] gelmesi, unvanın kullanılmaya başladığı ilk dönemlere denk düşer.
Kariyerinin sonunda ulaştığı Anadolu muhasebeciliği ve başmuhasebecilik, maliye bürokrasisinin üst kademeleriydi. Mehmet İpşirli'ye göre yıllık hâcegânlık tayinlerinde büyük rûznâmeci, başmuhasebeci ve Anadolu muhasebecisi ikinci derecede bir grup oluşturuyordu; birinci grupta ise defterdarlar, nişancı, reîsülküttâb ve defter emininden oluşan "menâsıb-ı sitte" bulunuyordu. Âmedci de beylikçi gibi hâcegânlık rütbesindeydi. Hüsameddin'in "devr-i menâsıbla" dediği, bu üst düzey kalem görevleri arasında belli aralıklarla yer değiştirme usulüdür. Ebûbekir Efendi'nin âmedcilikten azledilip hacca gitmesi ve dönüşünde aynı göreve yeniden getirilmesi de görevlerin yıllık tevcihlerle el değiştirdiği bu sistemin olağan bir parçasıdır.
Memleketiyle Bağı
Maddenin son cümlesi, Hüsameddin'in arşiv kayıtlarını nasıl kullandığını gösterir. Defter-i Müftiyân'da Ebûbekir Efendi'nin Gümüş müftülerinin azil ve tayinleriyle yakından ilgilendiğinin görülmesi, İstanbul'daki yüksek görevinden memleketinin işlerine el attığını, belki de müftülük atamalarında aracılık ettiğini düşündürür. Bu bir çıkarımdır; Hüsameddin ilginin mahiyetini açıklamaz. Aynı ciltte Gümüş müftüsü Hacı İsmâil Efendi ve oğlu Müftüzâde İbrâhim Efendi gibi Hacıköylü âlimlerin biyografileri de yer alır; bu, Gümüş müftülüğünün yerel ailelerin elinde kalan bir makam olduğunu düşündürür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 99–99. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar