Dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından Amasya mütesellimi el-Hâc Ahmed Ağa bin el-Hâc Ebûbekir Ağa’nın mahdûmu ve a’yân-ı sâdâttan es-Seyyid el-Hâc Zeynel’abidîn Ağa’nın kerîmezâdesidir. Pederinin [296] hayâtında hâcıyân ve a’yân meclislerine a’zâ, 1190 senesinden i’tibâren birkaç def’a nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu.
1200’de Hacıbaşı, Rus muhârebesinde baş-a’yân olarak harbe gidip gösterdiği hizmetlere mükâfât olmak üzere 1204’de dergâh-ı âlî kapıcıbaşılığı ile taltîf edildi. Avdetinde yine meclis a’zâsı, bir müddet Zile voyvodası, 1209’da Çorum sancağı mütesellimi oldu. Orada dört yıl kaldı. 1213 senesi evâhirinde vefât etdi. Âkil, kerîm, müdebbir, mu’tedil, hânedân bir zât idi. Beylerbeyi tarzında yaşar, emîrâne sevilir, servet ü sâmânı debdebe ve dârâtına kifâyet ederdi. Oğulları es-Seyyid Mehmed, Ahmed Ağalardır. Evlâdına “Hacı Bekiroğulları” dendi. Hacı Bekirağazâdeler demekdi. Birâderi es-Seyyid el-Hâc Zeynel’abidîn Efendi Medîne mollası olup 1220’de vefât etdi.
Es-Seyyid Mehmed Ağazâde Alay kâtibi es-Seyyid Abdullah Efendi ve es-Seyyid Ahmed Ağazâde mîr-livâ es-Seyyid Ebûbekir Paşa’dır. Es-Seyyid Abdullah Efendi’nin oğulları es-Seyyid Mehmed Rıf’at, Abdullah [297] Efendilerdir. Hâfız Rif’at Efendi’nin oğulları es-Seyyid Hüseyin, Mehmed Efendilerle Bakkal Abdullah Efendi’nin oğulları es-Seyyid Ebûbekir, Ahmed, Osmân, Mehmed Nûrî Efendiler, Amasya’da ber-hayât idiler. Es-Seyyid Mehmed Nûrî Efendi, manifatura tüccârından iken 1328’de vefât etdi. Eytâmına birâderi hamâmcı es-Seyyid Ahmed Ağa vasî oldu. Diğerleri de vefât etdi.
Günümüz Türkçesiyle
Saray kapıcıbaşılarından Amasya mütesellimi Hacı Ahmed Ağa bin Hacı Ebûbekir Ağa'nın oğlu ve seyyid ileri gelenlerinden es-Seyyid Hacı Zeynelâbidîn Ağa'nın kızının oğludur. Babası hayattayken hacılar ve âyân meclislerinin üyesi oldu; 1190 [1776] yılından itibaren birkaç kez nakîbüleşraf kaymakamlığı yaptı.
1200'de [1785-86] hacıbaşı oldu. Rus savaşına baş-âyân olarak katıldı ve gösterdiği hizmetlere karşılık 1204'te [1789-90] saray kapıcıbaşılığı rütbesiyle ödüllendirildi. Dönüşünde yine meclis üyesi oldu; bir süre Zile voyvodalığı yaptı, 1209'da [1794-95] Çorum sancağı mütesellimi oldu. Orada dört yıl kaldı. 1213 yılının sonlarında [1799] öldü. Akıllı, cömert, tedbirli, ölçülü, köklü bir aileden bir zattı. Beylerbeyi gibi yaşar, bir emir gibi sevilirdi; serveti ve varlığı gösterişine ve ihtişamına yeterdi. Oğulları es-Seyyid Mehmed ve Ahmed Ağalardır. Soyundan gelenlere "Hacı Bekiroğulları" denildi; bu, "Hacı Bekirağazâdeler" demekti. Kardeşi es-Seyyid Hacı Zeynelâbidîn Efendi Medine mollası olup 1220'de [1805-06] öldü.
Seyyid Mehmed Ağa'nın oğlu Alay kâtibi es-Seyyid Abdullah Efendi, Seyyid Ahmed Ağa'nın oğlu ise mirliva es-Seyyid Ebûbekir Paşa'dır. Seyyid Abdullah Efendi'nin oğulları es-Seyyid Mehmed Rif'at ve Abdullah Efendilerdir. Hâfız Rif'at Efendi'nin oğulları es-Seyyid Hüseyin ve Mehmed Efendiler ile Bakkal Abdullah Efendi'nin oğulları es-Seyyid Ebûbekir, Ahmed, Osmân ve Mehmed Nûrî Efendiler Amasya'da hayattaydılar. Es-Seyyid Mehmed Nûrî Efendi manifatura tüccarıyken 1328'de [1910] öldü. Yetimlerine kardeşi hamamcı es-Seyyid Ahmed Ağa vasi oldu. Diğerleri de öldü.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- dergâh-ı âlî kapıcıbaşısı: sarayın kapıcıbaşısı; XVIII. yüzyılda çoğunlukla taşra ileri gelenlerine verilen bir rütbe
- mütesellim: sancak yöneticisinin yerine sancağı idare eden vekil
- kerîmezâde: kızının oğlu, torun
- sâdât: seyyidler, Hz. Peygamber soyundan gelenler
- nakîbü'l-eşrâf kâ'im-makâmı: seyyidlerin işlerine bakan nakîbüleşrafın taşradaki vekili
- baş-a'yân: şehrin âyânının başı
- taltîf: ödüllendirme, rütbe verme
- voyvoda: bir kazanın vergi ve idaresini yürüten görevli
- evâhir: sonlar, son günler
- âkil, müdebbir, mu'tedil: akıllı, tedbirli, ölçülü
- debdebe ve dârât: gösteriş, ihtişam
- molla: büyük şehirlerin kadısı, yüksek dereceli kadı
- mîr-livâ: sancak beyi; sonradan tuğgeneral karşılığı rütbe
- ber-hayât: hayatta
- eytâm: yetimler
- vasî: yetimlerin malına ve işlerine bakmakla görevli kişi
Hacı Efendizâdeler ve Âyân Çekişmesi
Ebûbekir Ağa, XVIII. yüzyıl Amasya'sının en nüfuzlu âyân ailelerinden birine mensuptu. Hüsameddin, aynı ciltte babası Hacı Ahmed Ağa için ayrı bir madde yazmıştır. Orada Ahmed Ağa'nın dergâh-ı âlî kapıcıbaşısı Hacı Ebûbekir Ağa bin Mustafa Ağa bin Sarı Mehmed Ağa'nın oğlu olduğu, nakîbüleşraf kaymakamı Seyyid Hacı Zeynelâbidîn Ağa'nın damadı bulunduğu, 1161 [1748] yılında baş-âyân ve Amasya mütesellimi olduğu ve bu görevlere birkaç kez yeniden getirildiği anlatılır. Ahmed Ağa'nın Canikli Hacı Ali Paşa ile geçinemediği için bir süre kenara çekildiği, 1193'te [1779] Çapanzâde Mustafa Bey'e maddi yardım ederek Caniklilerin yenilmesine katkıda bulunduğu ve 1195'te Caniklizâde Mikdâd Ahmed Paşa'nın Amasya'ya mutasarrıf olarak gelmesi üzerine Yozgat'a gittiği de aynı maddede yer alır; 1196 başlarında [1781-82] ölmüştür.
Bu bilgiler, Canikli ailesine dair bugünkü araştırmalarla da uyuşur. Özcan Mert'in anlattığına göre Mikdâd Ahmed Paşa'nın baskısına dayanamayan Amasya âyânı 1778 sonlarında Çapanoğlu Mustafa Bey'e sığınmış, çıkan çatışmada Amasya Çapanoğlu'nun eline geçmiş, Canikliler ise Kırım'a kaçmak zorunda kalmıştı. 1781'de affedilen Canikliler'den Mikdâd Ahmed Paşa'ya Amasya sancağı yeniden verilince, Çapanoğlu tarafını tutmuş olan Hacı Ahmed Ağa'nın şehri terk etmesi anlaşılır bir sonuçtur. Oğlu Ebûbekir Ağa'nın asıl yükselişi, babasının ölümünden sonra ve Canikli nüfuzunun zayıfladığı yıllarda gerçekleşmiştir.
Nakîbüleşraf Kaymakamlığı
Ebûbekir Ağa'nın anne tarafından dedesi Seyyid Zeynelâbidîn Ağa'nın da yürüttüğü nakîbüleşraf kaymakamlığı, ailenin seyyidlik bağını gösteren bir görevdir. Osmanlı nakîbüleşrafı İstanbul'da otururdu; diğer şehirlerde seyyidler arasından belli bir süre için seçilen nakîbüleşraf kaymakamları bulunurdu. Ş. Tufan Buzpınar'ın belirttiğine göre bu kaymakamlar arasında bir derecelendirme vardı ve görev alanları zaman zaman bir kaza ya da sancağın sınırlarını aşabiliyordu. Seyyidlerin soy kayıtlarını tutmak ve seyyidlik iddiasında bulunanları denetlemek bu görevin başlıca işleriydi. Ebûbekir Ağa'nın adının başındaki "es-Seyyid" unvanı ve bu görevi birkaç kez üstlenmesi, ailenin seyyidliğinin anne tarafından geldiğini düşündürür; Hüsameddin bunu açıkça söylemez, bu bir çıkarımdır.
Savaş, Rütbe ve Çorum Mütesellimliği
Hüsameddin'in "Rus muharebesi" dediği savaş, 1787'de başlayıp 1792'de Yaş Antlaşması ile sona eren Osmanlı-Rus savaşıdır. Ebûbekir Ağa'nın 1200'de hacıbaşı olduğu, savaşa ise baş-âyân sıfatıyla katıldığı anlaşılıyor; savaş 2 Zilkade 1201 (16 Ağustos 1787) tarihinde ilan edildiğinden, hacıbaşılık tarihi ile sefere çıkış arasında bir süre geçmiş olmalıdır. Bu dönemde İstanbul'dan kazalara gönderilen sefer fermanları, âyânın topladıkları askerlerin başında bizzat sefere gelmelerini isterdi; pek çok âyân bundan kaçınmaya çalışırken Ebûbekir Ağa'nın orduya katılması ve sonunda rütbeyle ödüllendirilmesi bu bakımdan dikkat çekicidir. Kapıcıbaşılık, Ebûbekir Ağa'nın babasına ve dedesine de verilmiş bir rütbeydi; ailenin üç kuşak boyunca bu unvanı taşıması nüfuzunun sürekliliğini gösterir.
Ebûbekir Ağa'nın 1209'da [1794-95] Çorum sancağı mütesellimi olduğu ve orada dört yıl kaldığı bilgisi başka kaynaklarda doğrulanamadı. Çorum, aynı yıllarda Caniklilerin de zaman zaman yönettiği bir sancaktı; Özcan Mert, Canikli Hacı Ali Paşa'nın yeğeni Mehmed Bey'in 1778'de, Mikdâd Ahmed Paşa'nın da 1782'de Çorum sancağının idaresini aldığını kaydeder. Ebûbekir Ağa'nın bu sancağa mütesellim olarak gönderilmesi, Caniklilerin gücünü yitirdiği yıllarda Amasya'nın Çapanoğlu taraftarı âyânının bölgede öne çıktığını gösteren bir işaret olarak okunabilir.
Aile Bağları
Maddede adı geçen kardeş Seyyid Hacı Zeynelâbidîn Efendi'nin, adını anne tarafından dedesinden aldığı ve Medine kadılığına (mollalığına) kadar yükseldiği anlaşılıyor; başka kaynaklarda kendisine dair bilgiye rastlanmadı. Dikkat çekici bir başka bağlantı da şudur: Hüsameddin, babası Ahmed Ağa'nın maddesinde onun kardeşi olarak surre-i hümâyûn emini Hacı Mustafa Ağa'yı anar ve Mustafa Ağa'nın 1201 [1786-87] rebiülevvelinde hac yolunda öldüğünü, oğlu Seyyid Hacı Ebûbekir Ağa'nın da devlet ricalinden olduğunu yazar. Bu Ebûbekir Ağa, aynı ciltte "Pazarbaşızâde" lakabıyla ayrı bir maddesi bulunan kişidir; dolayısıyla iki Ebûbekir Ağa amcaoğullarıdır. Yalnız Hüsameddin o maddede Mustafa Ağa'yı "Pazarbaşı Hacı Ebûbekir Ağa"nın oğlu olarak gösterdiğinden, aile bağı kitabın içinde tam tutarlı değildir.
Torunlar kuşağına gelindiğinde ailenin konumunun değiştiği görülür. Bir kolda Alay kâtibi ve mirliva rütbesinde bir paşa yetişmiş, öbür kolda ise XX. yüzyıl başında manifatura tüccarı, bakkal ve hamamcı olarak geçinen torunlar kalmıştır. Hüsameddin'in bu soy kaydını 1328 [1910] yılına kadar getirmesi, aileyi kendi döneminde şahsen tanıdığını düşündürür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 98–98. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Özcan Mert, "Canikli Hacı Ali Paşa Ailesi", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/canikli-haci-ali-pasa-ailesi
- Ş. Tufan Buzpınar, "Nakîbüleşraf", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/nakibulesraf
- Kemal Beydilli, "Yaş Antlaşması", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/yas-antlasmasi
- Mehmet Mert Sunar, "1806-1812 Osmanlı-Rus Harbi'ni Çalışmaya Bir Girizgâh: Sefer İçin Asker Toplanması", Journal of History Studies, 10/3, 2018, s. 239-256.