İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebûbekir Efendi-Türkmen el-Hâc

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 96 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

İskiliplidir. Orada Karacalı Türkmenlerinden Ali bin Kalander bin Mûsâ bin Halîl’in oğludur. Amasya’da Seküköylüzâde el-Hâc Kâşif Mehmed ve Lâz İbrâhim Efendilerden ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm ve tûl-i müddet tedrîs-i ulûm ederek benâm oldu.

Türedizâde el-Hâc Süleyman Ağa’nın binâ eylediği Süleymaniyye Medresesi müderrisi, Saraçhâne Câmii hatîbi olduğu hâlde 1206’da vefât etdi. Meşâhîr-i ulemâdan olup evlâdına “Türkmenoğulları” dendi. [291]

Mahdûmu Hâfız Mehmed Efendi 1221’de vefât etdi. Dâmâdı ammizâdesi Ali Efendi olup mahdûmu el-Hâc Ebûbekir Efendi de aşağıda gelir. Diğer ammizâdesi müfessir-i meşhûr Abdunnebî Nâbî Efendi fuhûl-ı ulemâdandır.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

İskiliplidir. Orada Karacalı Türkmenlerinden, Halîl oğlu Mûsâ oğlu Kalender oğlu Ali'nin oğludur. Amasya'da Seküköylüzâde el-Hâc Kâşif Mehmed Efendi ile Lâz İbrâhim Efendi'den tahsilini tamamlayarak ders-i âm oldu ve uzun süre ilim okutarak ün kazandı.

Türedizâde el-Hâc Süleyman Ağa'nın yaptırdığı Süleymaniyye Medresesi'nin müderrisi ve Saraçhane Camii'nin hatibi iken 1206'da [1791-92] öldü. Tanınmış âlimlerdendi; soyundan gelenlere "Türkmenoğulları" denildi.

Oğlu Hâfız Mehmed Efendi 1221'de [1806-07] öldü. Damadı, amcasının oğlu Ali Efendi'dir; onun oğlu el-Hâc Ebûbekir Efendi de aşağıda anlatılacaktır. Öbür amcasının oğlu, ünlü müfessir Abdünnebî Nâbî Efendi ise âlimlerin önde gelenlerindendir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ikmâl-i tahsîl: öğrenimi tamamlama
  • tûl-i müddet: uzun süre
  • tedrîs-i ulûm: ilim okutma, ders verme
  • benâm olmak: ün kazanmak
  • hatîb: camide cuma ve bayram hutbesini okuyan görevli
  • meşâhîr-i ulemâ: meşhur âlimler
  • ammizâde: amca oğlu
  • müfessir: Kur'an'ı tefsir eden, açıklayan âlim
  • fuhûl-i ulemâ: âlimlerin en yetkinleri, önde gelenleri

İskilip'ten Amasya'ya

Ebûbekir Efendi, Hüsameddin'in verdiği soy kütüğüne göre İskilip'teki Karacalı Türkmenlerinden bir aileye mensuptur. Bu topluluk hakkında incelenen kaynaklarda bilgiye rastlanmadı; yerel kayıtlar ise İskilip ve Çorum yöresinin Dânişmendliler döneminden itibaren Türkmen boylarının yurdu olduğunu ve yörenin bir dönem Türkmen aşiret beylerinin idaresinde bulunduğunu anlatır. Ebûbekir Efendi'nin soyundan gelenlerin Amasya'da "Türkmenoğulları" diye anılması, ailenin bu kökeni şehirde de bir lakap olarak taşıdığını gösterir.

Amasya'daki hocaları, aynı sayfada anlatılan öbür âlimlerin hocalarıyla örtüşür. Seküköylüzâde el-Hâc Mehmed Kâşif Efendi, Hüsameddin'in birinci ciltte XII. hicrî yüzyılda Amasya'yı ihya eden âlimler arasında saydığı bir şahsiyettir; 1175'te [1761-62] Kâşifiye Medresesi'nin yapılmasına vasi olarak önayak olmuş ve 1179'da [1765-66] Bekir Paşa Medresesi'ne müderris olmuştur. Lâz İbrâhim Efendi ise Hüsameddin'in "meşhur üstat" diye andığı ve Bekir Paşa Medresesi'nin müderrisleri arasında ilk sırada saydığı âlimdir. Merzifonlu Müftü Şeyh Ebûbekir Efendi de Amasya'da onun derslerinde bulunmuştu.

Süleymaniyye (Narlı Bahçe) Medresesi

Ebûbekir Efendi'nin müderrislik yaptığı Süleymaniyye Medresesi, Amasya'da daha çok Narlı Bahçe Medresesi adıyla bilinir. Hüsameddin birinci ciltte bu medresenin Şehzadeler Türbesi önündeki mezarlığın batısında, yol üzerinde bulunduğunu, on bir odası, bir dershanesi ve büyük bir bahçesiyle ahşap olarak yapıldığını anlatır. Bahçesi "Narlı Bahçe" diye meşhur olduğundan medrese ve çevresindeki mezarlık da bu adla anılmıştır. Yapıyı 1167'de [1753-54] Amasya âyanından şehir kethüdası Türedizâde el-Hâc Hâfız Süleyman Ağa yaptırıp vakıflarını düzenlemiş, medreseye banisinin adıyla "Medrese-i Süleymaniye" de denmiştir. Zaten harap olan medrese, 1281'de [1864-65] Amasya mutasarrıfı Ziya Paşa şose yolunu açarken tam yol güzergâhına geldiği için yıktırılmış; arsasının yarıdan fazlası yola katılmış, kalan kısmı müderris Hâfız Mehmed Efendi'ye verilmiştir. Yılmaz Karadeniz de medresenin Türüdüzâde Hafız Süleyman Ağa tarafından ahşap olarak yapıldığını ve 1865'te Ziya Paşa tarafından yıktırıldığını kaydeder.

Burada da dikkat edilmesi gereken bir uyuşmazlık vardır. Hüsameddin birinci ciltte Narlı Bahçe müderrislerini tarihleriyle sayar: ilk müderris Hâfız Abdullah Efendi, 1189'da [1775-76] onun ölümüyle Elbistanlı İbrâhim Efendi, 1200'de [1785-86] Hâfız Mehmed Efendi, 1205'te [1790-91] Erzincanlı Evliya İbrâhim Efendi, 1211'de [1796-97] es-Seyyid Hasan Efendi. 1206'da bu medresenin müderrisi olarak öldüğü söylenen Türkmen Ebûbekir Efendi'nin adı bu listede geçmez. Müderrislik payları o devirde birkaç kişi arasında bölünebildiği için Ebûbekir Efendi'nin bir hisseyle burada ders vermiş olması ihtimal dahilindedir; ancak yazarın iki cildindeki bilgiler bu noktada birbirini doğrulamaz.

Saraçhane Camii

Ebûbekir Efendi'nin hatiplik yaptığı Saraçhane Camii, Amasya'nın bugün de ayakta olan eski camilerindendir. 1372 yılında Amasya Emiri Şadgeldi Paşa tarafından yaptırılmış ve önceleri banisinin adıyla Şadgeldi Paşa Camii diye anılmıştır. Çevresinde bulunan saraç dükkânları yüzünden Çelebi Mehmed devrinden itibaren Saraçhane Camii adını almıştır. Başlangıçta kare planlı ve tek kubbeli olan yapıya sonradan bir mekân eklenerek plan dikdörtgene dönüştürülmüştür. Moloz taş ve tuğla birlikte kullanılmış, minaresi tuğladan silindir gövdelidir. Kuzeydeki yedi gözlü son cemaat yerinden girilen iç mekân kalem işleriyle süslüdür. Cami günümüze kadar pek çok onarım görmüştür.

Türkmenzâde Ailesi

Maddenin son paragrafı, Hüsameddin'in birinci cildindeki iki kayıtla birlikte okunduğunda ailenin üç kuşağı netleşir. Yazar, XII. hicrî yüzyılın tanınmış âlimlerinden sonra Amasya'da ilim yayan ve "herkesin üstadı" olarak ün kazanan âlimler arasında "Türkmenzâde Nâbî Efendi"yi sayar; bu, maddede "müfessir-i meşhur" diye anılan Abdünnebî Nâbî Efendi olmalıdır. Bekir Paşa Medresesi müderrisleri arasında ise 1233'te [1817-18] "Nâbî Efendi yeğeni Türkmenzâde el-Hâc Ebûbekir Efendi"nin adı geçer. Bu kişi, Ebûbekir Efendi'nin damadı ve amcazadesi Ali Efendi'nin oğlu olan ve maddede "aşağıda gelir" denilen el-Hâc Ebûbekir Efendi'dir. Bu yeğenlik en kolay, Ali Efendi ile Nâbî Efendi'nin kardeş olmasıyla açıklanır; Hüsameddin'in ikisini de Ebûbekir Efendi'nin amcazadesi olarak anması bu ihtimalle uyuşur, fakat kardeşlik metinde açıkça söylenmez. Abdünnebî Nâbî Efendi'nin tefsir çalışmalarına dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Resmî kaynaklar

Kitaplar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.