Merzifonludur. Veliyyüddîn Efendi bin Bilâl’in mahdûmu olup Amasya’da Iydîzâde el-Hâc Âkif Mustafa, Lâz İbrâhim, Şeyhü’l-imâre el-Hâc Mehmed Efendilerden ahz-ı ulûm ederek Merzifon’da ders-i âm ve a’yândan es-Seyyid İbrâhim Çelebi’ye dâmâd ve 1164’de mûmâ ileyhin mütevellî olduğu Sütcü Mescidi imâmı ve kürsü [290] şeyhi oldu.
Uzun müddet va’z u tedrîs ve imâmetle iştigâl ederek benâm olup Hasan Ağa’nın binâ eylediği Şifâiyye Medresesi müderrisi ve ba’dehû Merzifon müftüsü oldu. Sonra fetvâdan azledilip müderris olduğu hâlde 1204 senesi evâhirinde vefât etdi. Kibâr-ı ulemâdan, vâ’iz, müteşerri’, halûk bir zât idi. Mahdûmu meşâhîr-i ulemâdan es-Seyyid eş-Şeyh Nâsih Ahmed Efendi aşağıda gelir.
Günümüz Türkçesiyle
Merzifonludur. Bilâl oğlu Veliyyüddîn Efendi'nin oğludur. Amasya'da Iydîzâde el-Hâc Âkif Mustafa, Lâz İbrâhim ve imaret şeyhi el-Hâc Mehmed Efendilerden ilim alarak Merzifon'da ders-i âm oldu. Şehrin ileri gelenlerinden es-Seyyid İbrâhim Çelebi'ye damat oldu ve 1164'te [1750-51], kayınpederinin mütevellisi olduğu Sütçü Mescidi'ne imam ve kürsü şeyhi oldu.
Uzun süre vaaz, ders ve imamlıkla uğraşarak ün kazandı; Hasan Ağa'nın yaptırdığı Şifâiyye Medresesi'ne müderris, sonra da Merzifon müftüsü oldu. Daha sonra müftülükten azledildi ve müderris iken 1204 yılının sonlarında [1790 yazı] öldü. Büyük âlimlerden, vaiz, dinin hükümlerine bağlı, güzel huylu bir zattı. Oğlu, tanınmış âlimlerden es-Seyyid eş-Şeyh Nâsih Ahmed Efendi aşağıda anlatılacaktır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ahz-ı ulûm: ilim almak, ders okumak
- şeyhü'l-imâre: imaret şeyhi; bir imaretin, yani aşevi ve misafirhanenin başında bulunan kişi
- mûmâ ileyh: adı geçen kişi
- kürsü şeyhi: camide kürsüye çıkarak halka vaaz eden vaiz
- va'z u tedrîs: vaaz ve ders
- imâmet: imamlık
- benâm olmak: ün kazanmak
- fetvâdan azl: müftülükten alınma
- evâhir: (bir ayın ya da yılın) son günleri
- kibâr-ı ulemâ: âlimlerin büyükleri
- müteşerri': şeriata uyan, dindar
- halûk: güzel huylu
- meşâhîr: meşhur kişiler
Amasya'daki Hocaları
Ebûbekir Efendi, aynı sayfada anlatılan Merzifonlu Müftüzâde Ebûbekir Efendi gibi, Amasya'da Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi'nin derslerinde bulunmuştur. İncinur Atik Gürbüz'ün verdiği bilgiye göre Âkif Mustafa Efendi, Iydî mahlaslı şair ve müderris Bayram Efendi'nin oğludur; Amasya müftülüğünde bulunmuş, ömrünün sonuna doğru müftülükten çekilerek II. Bayezid Medresesi'nde ders vermiş ve 1173 [1759-60] yılında Amasya'da ölmüştür. Âkif mahlasıyla şiirler yazan bir divan şairi olduğu, Harîrî'nin Makâmât'ı örneğinde Bedî'a adlı bir eser kaleme aldığı da bilinir. Ebûbekir Efendi'nin 1164'te [1750-51] Merzifon'da imam ve vaiz olduğu düşünülürse, Âkif Efendi'nin derslerine 1740'lı yıllarda devam etmiş olmalıdır.
İkinci hocası Lâz İbrâhim Efendi'yi Hüsameddin, kitabının birinci cildinde "meşhur âlimlerden ünlü üstat" diye anar ve onu Amasya'da Köprübaşı Mahallesi'ndeki Bekir Paşa Medresesi'nin ilk müderrisi olarak kaydeder. Mısır'ın eski mirlivası Amasyalı Bekir Beyzâde el-Hâc Osman Bey'in 1164'te [1750-51] darülhadis olarak yaptırdığı bu medrese, dershanesi ve kütüphanesiyle Amasya'nın gözde medreselerinden biriydi. Lâz İbrâhim Efendi'nin ders halkası, aynı sayfada anlatılan İskilipli Türkmen Ebûbekir Efendi'yi de yetiştirmiştir. Üçüncü hoca el-Hâc Mehmed Efendi'nin "şeyhü'l-imâre" unvanı, onun Amasya imaretlerinden birinin başında bulunduğunu gösterir; hangi imaret olduğu metinden anlaşılmamaktadır.
Merzifon'da Sütçü Mescidi
Ebûbekir Efendi'nin imamlık ve vaizlik ettiği Sütçü Mescidi, Merzifon'un eski mahallelerinden biriyle aynı adı taşır. Mehmet Öz'ün tahrir defterlerine dayanarak verdiği bilgiye göre 926 [1520] yılında Merzifon kasabasında yirmi sekiz müslüman mahallesi bulunuyordu ve "Sütçü" bunlardan biriydi. Mescidin bu mahallenin mescidi olması kuvvetle muhtemeldir. Aynı kayıtlar, 1840'lardaki temettuat sayımında Merzifon'un on üç mahalleye indiğini ve Sütçü adının bu listede artık geçmediğini gösterir. Mescidin bugünkü durumuna dair bilgiye rastlanmadı.
Şifâiyye Medresesi ve Bir Tarih Sorunu
Hüsameddin, Ebûbekir Efendi'nin "Hasan Ağa'nın binâ eylediği Şifâiyye Medresesi"ne müderris olduğunu söyler. Oysa yazar, kitabının birinci cildinde Merzifon'un yapılarını sayarken bu medresenin tarihini başka türlü verir: 1145'te [1732-33] Dürrî Mehmed Efendi'nin, 1178'de [1764-65] el-Hâc Ali Ağa'nın birer medrese yaptırdığını, 1212'de [1797-98] de el-Hâc Hasan Ağa'nın bir medrese daha inşa ettiğini ve "Hacı Hasan Ağa'nın medresesinin Şifâiye diye meşhur olduğunu" yazar. 1204 [1790] yılında ölen Ebûbekir Efendi'nin 1212'de yapılmış bir medresede müderris olması mümkün değildir. Ya birinci ciltteki tarih bir yazım ya da baskı hatasıdır, ya da Şifâiye adı, daha önce var olan bir medresenin Hasan Ağa tarafından yeniden yaptırılmasıyla bu yapıya geçmiştir. Aysun ve Engin Kanbur'un Amasya medreseleri listesinde "Şifaiye Medresesi" 1797 tarihi ve "Hacı Ali Ağa" adıyla yer alır; bu kayıt da birinci cildin bilgisini, banisinin adını karıştırarak tekrarlar. Elimizdeki kaynaklarla bu çelişki çözülememiştir.
Oğlu Nâsih Ahmed Efendi
Hüsameddin, Ebûbekir Efendi'nin oğlu es-Seyyid eş-Şeyh Nâsih Ahmed Efendi'yi "meşhur âlimlerden" sayar ve hayatını kitabın ilerleyen sayfalarında ayrıca anlatacağını belirtir. Merzifon müftülüğüne kadar yükselen babanın oğlunun da ilim yolunda ün kazanması, XVIII. yüzyıl Merzifon'unda ilmiye mesleğinin aile içinde sürdüğünü gösterir. Nâsih Ahmed Efendi'ye dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
Kitaplar