Gümüşhâneli Ya’kûb’un oğludur. Diyârbekir ve Adana ulemâsından ahz-ı ulûm etdikden sonra Amasya’ya gelip muhakkik-i meşhûr Ürgüplü el-Hâc Ahmed Efendi’den ikmâl-i tahsîl ederek mücâz ve Sultân Bâyezîd Câmiinde ders-i âm oldu.
Ba’dehû Ebûbekir Paşa Medresesi dershanesinde tedrîs-i ulûm edib Ya’kûb Paşa Medresesi müderrisliğine ta’yîn edildi. Amasya müftüleri olan Hâfız Abdurrahman ve Hacı İsmâil Efendilere müsevvid ve emînü’l-fetvâ ve 1192 ve 1195’de iki def’a Amasya nâibi oldu.
Amasya kadısı Ankaralı Mehmed Şâkir Efendi kendisini beğenip kerîmesini tezvîç ederek 1197’de Ankara’ya beraber götürdü. Orada binâ eylediği medresesine müderris yapdı. Lâkin Şâkir Efendi’nin kerîmesiyle bir türlü [292] imtizâc edemediğinden tatlîka mecbûr olup medreseyi de terk ederek Kastamonu’ya gitdi.
Burada müftü bulunan Şeyhülislâm Mustafa Âşir Efendi, fazl u meziyyet-i ilmiyyesini takdîr ederek pederinin medresesi müderrisliğini verdi. 1206’da müşarün ileyh Âşir Efendi ma’fûvven İstanbul’a gitdikde Kastamonu ulemâsının dedikodularından bî-zâr olarak bu medreseyi de terk edib Amasya’ya avdet etmek üzere hareket etdi.
1207’de Havza’ya vusûlünü müte’âkip hastalanıp beş gün sonra vefât etdi. Hamâm civârında medfûndur. Bu tercemeyi yazan tilmizi Âkifzâde es-Seyyid Abdurrahîm Efendi Kitâbü’l-Mecmû’ mine’l-Meşhûr ve’l-Mesmû’ adlı eserinde diyor ki: “Müşârün-ileyh fâzıl, ulûm-ı şer’iyye ve akliyyede muhakkik, Arab ve Acem edebiyâtında mâhir, gâyet muhâsib, muhâzarâta vâkıf, tecemmülâta mâ’il, mûsâllî, sahî bir zât idi.”
Günümüz Türkçesiyle
Gümüşhaneli Ya'kûb'un oğludur. Diyarbakır ve Adana âlimlerinden ilim aldıktan sonra Amasya'ya gelip ünlü ve derin bilgili âlim Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi'nin yanında öğrenimini tamamladı; ondan icazet aldı ve Sultan Bayezid Camii'nde genel ders veren müderrislerden (ders-i âm) oldu.
Daha sonra Ebûbekir Paşa Medresesi'nin dershanesinde ders okuttu ve Ya'kûb Paşa Medresesi müderrisliğine atandı. Amasya müftüleri Hâfız Abdurrahman ve Hacı İsmâil Efendilerin yanında fetva müsveddelerini yazan kâtip (müsevvid) ve fetva emini olarak çalıştı; 1192 [1778] ve 1195 [1780-81] yıllarında iki kez Amasya naibi oldu.
Amasya kadısı Ankaralı Mehmed Şâkir Efendi onu beğenip kızıyla evlendirdi ve 1197'de [1782-83] kendisiyle birlikte Ankara'ya götürdü. Orada yaptırdığı medresenin müderrisliğine onu getirdi. Ne var ki Şâkir Efendi'nin kızıyla bir türlü geçinemediğinden boşanmak zorunda kaldı; medreseyi de bırakıp Kastamonu'ya gitti.
Orada müftü olarak bulunan Şeyhülislam Mustafa Âşir Efendi, onun ilmî üstünlüğünü ve değerini takdir ederek babasının medresesinin müderrisliğini ona verdi. 1206'da [1791-92] Âşir Efendi affedilip İstanbul'a gidince, Kastamonu âlimlerinin dedikodularından bıkan Ebûbekir Efendi bu medreseyi de bırakıp Amasya'ya dönmek üzere yola çıktı.
1207'de [1792-93] Havza'ya varmasının ardından hastalandı ve beş gün sonra öldü. Hamamın yakınına gömülüdür. Bu biyografiyi yazan öğrencisi Âkifzâde es-Seyyid Abdurrahîm Efendi, Kitâbü'l-Mecmû' mine'l-Meşhûr ve'l-Mesmû' adlı eserinde şöyle der: "Adı geçen zat faziletli bir âlimdi; dinî ve aklî ilimlerde derinlemesine inceleme yapan bir araştırıcı, Arap ve Fars edebiyatında usta, hesapta çok yetenekli, sohbet ve nükte inceliklerini bilen, güzel giyinmeyi seven, namaza düşkün ve cömert bir zattı."
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ahz-ı ulûm: ilim alma, ders okuma
- muhakkik: bir konuyu derinlemesine inceleyen, araştırıcı âlim
- ikmâl-i tahsîl: öğrenimi tamamlama
- mücâz: hocasından ders okutma izni (icazet) almış
- ders-i âm: büyük camide herkese açık ders okutan müderris; bu yetkiyi taşıyan âlim
- tedrîs-i ulûm: ilim okutma, ders verme
- müsevvid: müftü adına fetva müsveddelerini hazırlayan kâtip
- emînü'l-fetvâ: fetva işlerine bakan, fetvaların doğruluğunu denetleyen görevli
- nâib: kadının vekili, kadılık işlerini onun adına gören kimse
- kerîme: kız evlat
- tezvîç: evlendirme
- imtizâc: geçinme, uyuşma
- tatlîk: boşama
- ma'fûvven: affedilmiş olarak
- bî-zâr: bıkmış, usanmış
- tilmîz: öğrenci
- tercüme: (burada) hayat hikâyesi, biyografi
- muhâzarât: sohbette yerinde söz, nükte ve hikâye bilgisi
- tecemmülât: süslenme, güzel giyinme
- sahî: cömert
Biyografinin Asıl Kaynağı: Âkifzâde'nin Tezkiresi
Hüsameddin bu maddeyi, sonunda adını da andığı gibi, Ebûbekir Efendi'nin öğrencisi Âkifzâde Abdürrahîm Efendi'nin (ö. 1231/1816) Arapça ulema tezkiresine dayanarak yazmıştır. Eserin tam adı yayımlanmış nüshada el-Mecmû' fi'l-Meşhûd ve'l-Mesmû', yani "Görülen ve İşitilenler Derlemesi"dir; Hüsameddin'in verdiği biçim bundan biraz farklıdır. Âkifzâde'nin 1221 [1806] yılında kaleme aldığı bu tezkire, sohbetinde bulunduğu ya da menkıbesini işittiği âlim ve şeyhleri bir araya getirir. 2026 başında Türkiye Yazma Eserler Kurumu tarafından tenkitli metni ve Türkçe çevirisiyle birlikte yayımlanmıştır. Bu yayın sayesinde Hüsameddin'in kısaltarak aktardığı bilgileri bugün doğrudan kaynağında okumak mümkündür.
Âkifzâde, eserine önce kendisini yetiştiren hocaları anlatarak başlar ve Gümüşhaneli Seyyid Ebûbekir Efendi'yi, ilk Kur'an hocasından hemen sonra, "eğitim için önünde diz çöktüğüm ve kendisine 'Allah sizden razı olsun' dediğim ilk kişi" diye anar. Tezkirede adı Ebûbekir Efendi b. Yakub el-Ârifî el-Gümüşhânevî olarak geçer. Âkifzâde ondan sarf kitabı Emsile'den başlayarak alet ilimlerini, Devvânî'nin Şerhu'l-Akâidi'l-Adudiyye'sini, İbn Hişâm'ın nahve dair Muğni'l-Lebîb'ini, Hatîb Kazvînî'nin Telhîsü'l-Miftâh'ını Teftâzânî şerhiyle birlikte, Nesefî'nin fıkıh manzumesini, aruza dair risaleleri, Harîrî'nin Makâmât'ını ve Mütenebbî divanının yarısına yakınını okuduğunu yazar. Hocasının kendi telifleri olarak istiareye dair iki risaleyi ve Zühretü'l-Arûz adlı aruz risalesini de anar; tezkireyi yayıma hazırlayanlar bunlara Birgivî'nin Avâmil'ine yazılmış bir şerhi de ekler.
İki Anlatı Arasındaki Farklar
Tezkirenin çevirisi Hüsameddin'in aktardığı hayat çizgisini büyük ölçüde doğrular: Gümüşhane doğumlu olması, Diyarbakır ve başka şehirlerde okuması, öğrenimini Ürgüplü Ahmed Efendi'nin yanında tamamlaması, Yakup Paşa Medresesi müderrisliği, Sultan Bayezid Camii'nde ve Bekir Paşa Medresesi'nde ders okutması, bir süre Amasya'da fetva kâtipliği yapması, kadı Şâkir Efendi'nin Ankara'da yaptırdığı medreseye gitmesi, sonra Âşir Efendi'nin daveti üzerine Kastamonu'ya geçmesi ve dönüş yolunda Havza'da ölüp hamamın yanına gömülmesi her iki anlatıda da vardır. Ölüm yılı da aynıdır: 1207 [1792-93].
Ayrıntılarda ise belirgin farklar görülür. Çeviriye göre Ebûbekir Efendi, Şâkir Efendi Amasya kadılığından ayrılınca onunla birlikte Ankara'ya gitmiş, orada "Ankara halkından bir hanımla" evlenmiş, sonra medreseden ayrılarak hanımıyla birlikte Amasya'ya dönmüştür. Kadının kızıyla evlenip geçimsizlik yüzünden boşandığına dair Hüsameddin'in verdiği bilgi bu metinde yer almaz. Kastamonu'dan ayrılış sebebi de farklıdır: Âkifzâde, hocasının o şehirden "havası tabiatına uymadığı için" ayrıldığını söyler, Kastamonu âlimlerinin dedikodularından söz etmez. Âşir Efendi'nin Kastamonu'da müftü değil, sürgün olarak bulunduğunu da açıkça belirtir. Hüsameddin'in bu noktalarda başka bir kaynaktan, belki aile içinde anlatılanlardan yararlanıp yararlanmadığı bilinmiyor; bu yüzden evlilik ve ayrılış hikâyesini okurken iki anlatıyı yan yana tutmak gerekir.
Ölüm anının tezkiredeki tasviri de dikkat çekicidir. Âkifzâde'ye göre hocası yolda hastalanmış, Havza'ya hasta olarak gelmiş, havuzdan gusledip yıkandıktan sonra ölmüştür; Âkifzâde onu "susuz, garip, yolcu ve ilim okutmaya talip bir halde" ölen biri olarak anar. Hüsameddin'in "beş gün sonra" kaydı tezkirenin çevirisinde görülmemiştir.
Hüsameddin'in naiblik tarihleri için de küçük bir not düşmek gerekir. Maddede Ebûbekir Efendi'nin 1192 ve 1195 yıllarında iki kez Amasya naibi olduğu söylenir. Oysa Hüsameddin'in Amasya'nın yıllık olaylarını anlattığı ilk ciltlerde, 1187 [1773] yılı ramazanında Amasya kadısı olan İsmâil Es'ad Efendi'nin "Ya'kûb Paşa müderrisi Gümüşhâneli Ebûbekir Efendi"yi naip tayin ettiği de kayıtlıdır. Buna göre Ebûbekir Efendi'nin naipliği iki defayla sınırlı kalmamış olabilir.
Kur'an Okuyucusu, Müstensih ve Hoca
Hüsameddin'in sonda aktardığı kısa övgü, tezkirede çok daha geniş bir portrenin özetidir. Âkifzâde, hocasının öğrenimini bitirip icazet aldıktan sonra Kur'an'ı ezberlediğini, kıraat vecihlerini bildiğini, birçok öğrencinin onun yanında kıraat okuyup Sultan Bayezid Camii'nde kalabalık bir topluluk önünde icazet aldığını anlatır. Edebiyatta usta olduğunu, bir gün kendisine yalnızca elif harfiyle başlayan binlerce Arapça beyti ezbere bildiğini söylediğini, nahiv kurallarını manzum hale getirdiğini ve "zamanının Sîbeveyhi" sayılacak ölçüde nahve hâkim olduğunu yazar. Ferâiz ve hesap bilgisi yüzünden fetva kâtipliğine getirilmesi de Hüsameddin'in "gâyet muhâsib" sözünü açıklar.
Tezkire, Ebûbekir Efendi'nin geçimini kitap yazarak sağladığını da bildirir. Beyzâvî Tefsiri, Mutavvel ve Ebü'l-Bekâ'nın Külliyât'ı gibi hacimli eserleri istinsah etmiş, kenarlarına kıraat farklarını işlediği mushaflar yazmış, tezhip ve cilt işini de bilmiştir. Âkifzâde, hocasının bir mesirede bir gün içinde Şâfiye'nin tamamını yazıp kendisine hediye ettiğini anlatır. Cömert, mütevazı, güler yüzlü, şakacı, güzel giyinen, öğrencilerine yediren, idarecilerle içli dışlı olmayan ve şehir dedikodularını dinlemeyen biri olarak tasvir edilir; Kur'an okurken ağlamasının imamlığı bırakmasına yol açtığı, ömrünün sonlarında ders vermeyi bırakıp geceleri Kur'an okuyarak geçirdiği de kaydedilir. Hüsameddin'in "güzel giyinmeye meyilli" ve "namaza düşkün" diye özetlediği nitelikler bu ayrıntılardan süzülmüştür.
Hocası Ürgüplü Ahmed Efendi ve Ders Verdiği Medreseler
Maddede "ünlü muhakkik" diye anılan Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi, aynı tezkireye göre Ahmed b. Hasan el-Ürgübî'dir. Ebû Saîd Hâdimî gibi âlimlerden icazet almış, imtihanla Amasya'daki Hızır Paşa Medresesi'ne müderris olmuş, Sultan Bayezid ve Enderun camilerinde ders okutmuştur. Ömrünün son yedi yılında Amasya müftüsü olan Ürgübî, 9 Şevval 1213 (16 Mart 1799) günü seksenli yaşlarında ölmüş ve Yakup Paşa Zaviyesi yakınındaki Şeyh Abdurrahman Türbesi hazîresine gömülmüştür. Yani Ebûbekir Efendi hocasından yaklaşık altı yıl önce ölmüştür.
Ebûbekir Efendi'nin ders okuttuğu Yakup Paşa Medresesi, Pîr İlyas türbesinin yakınında Yakub Paşa'nın 1412'de Halvetî tekkesi olarak kurdurduğu yapı topluluğuna bağlıdır; 1031 [1622] yılında burada bir medrese tesis edilmiştir. Amasya medreselerine dair bir araştırmada verilen müderris listesinde birden fazla "Ebu Bekir Efendi" adı geçer; bunlardan birinin Gümüşhaneli Ebûbekir Efendi olması muhtemeldir, ancak liste tarih vermediği için kesin bir eşleştirme yapılamaz. Metinde "Ebûbekir Paşa Medresesi" diye anılan yer ise Köprübaşı Mahallesi'ndeki Bekir Paşa Medresesi'dir. Bu medreseyi 1751'de Amasyalı Bekir Beyzâde Hacı Osman Bey darülhadis olarak yaptırmış, onun ölümünden sonra oğlu Ebûbekir Paşa vakfın mütevellisi olduğu için yapı onun adıyla anılmıştır.
Mustafa Âşir Efendi ile Bağlantı
Ebûbekir Efendi'yi Kastamonu'ya çağıran Mustafa Âşir Efendi (1729-1804), sonradan III. Selim döneminde şeyhülislam olan ve İstanbul'da Bahçekapı'da kurduğu kütüphaneyle tanınan âlimdir. Reîsülküttâb Mustafa Efendi'nin oğludur; Hüsameddin'in "pederinin medresesi" dediği yer, Âkifzâde'nin de belirttiği gibi bu Mustafa Efendi'nin Kastamonu'daki medresesidir. Âşir Efendi 1789'da Rumeli kazaskeri olmuş, bir süre sonra azledilmiş ve Şeyhülislam Hamîdîzâde Mustafa Efendi zamanında sebep gösterilmeden Kastamonu'da oturmaya mecbur edilmiştir. Hamîdîzâde'nin görevden ayrılması üzerine 1791'de İstanbul'a dönmüş, Kastamonu'da kaldığı sırada orada hayır eserleri de yaptırmıştır. Bu tarihler Hüsameddin'in verdiği 1206 [1791-92] yılıyla uyuşur. Buna karşılık Hüsameddin'in Âşir Efendi'yi Kastamonu'da "müftü" olarak göstermesi, hem Âkifzâde'nin "sürgün" kaydına hem de Âşir Efendi'nin bugünkü biyografilerine uymaz.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 96–97. amasya.bel.tr
- Âkifzâde Abdürrahîm el-Amâsî, el-Mecmû' fi'l-Meşhûd ve'l-Mesmû': Âkifzâde'nin Ulemâ Tezkiresi, çev. ve tenkitli metin Ömer Aslan, Muhammed Aslan, Mehmet Fatih Soysal, ed. Derya Örs, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, İstanbul, 2026. https://ekitap.yek.gov.tr/Uploads/ProductsFiles/f41550d9-1caf-4279-8e0f-4f65e47f0269.pdf
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
- "Medreselerde Eğitim, Yönetim ve Organizasyon Faaliyetleri: Amasya Medreseleri Açısından Bir Değerlendirme", I. Amasya Araştırmaları (13-15 Haziran 2007), 2. Kitap, ed. Yavuz Bayram, Amasya Valiliği Yayınları, 2007.
Diğer kaynaklar