İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebu’l-Hayr Hasan Efendi-Mürekkebci

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 82 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasya dâhilinde Gümüş kazasından Ali oğludur. İstanbul’da “Gümüşlü Mürekkebci” demekle meşhûrdur. Küçük yaşında oraya gidip hattât-ı meşhûr Mîrâhûr Câmii İmâmı es-Seyyid Abdullah Efendi’ye hizmet ederek ondan temeşşuk ve hutût-ı mütenevvi’ayı ahzetdi.

Divânyolun’da Sünbül Ağa Sebîli ittisâlinde Mehmed Ağa medresesinde ikâmet ve tahsîl-i ulûma da himmet ederek her iki tarafdan me’zûn oldu. Hastalara nusha yazar, talebe-i ulûma ta’lîm-i hatt eder, mürekkep yapıp satar, bu sûretle idâre-i ma’îşet eylerken Şeyhülislâm es-Seyyid Mustafa Efendi’ye yazdığı nüshanın te’sîriyle 1150 senesi şevvâlinde müderrislik ru’usuna nâ’il ve diğer Şeyhülislâm Sâhibzâde Osmân Sâhip Efendi’nin himmetiyle 1184 senesi şevvâlinde Galata mollası oldu.

Mustakîmzâde Süleyman Sa’deddîn Efendi’nin “Tuhfetü’l-Hattâtîn” adlı eserinde yazdığına göre âhir ömründe bir gözü a’mâ olup istirâhat-ı hüsn 1188 sâlinde vefât etdi. Süreyya Bey’in Sicill-i Osmânî’sinde 1191’de vefâtı muharrerdir. Âlim, hattât-ı meşhûr, [242] nesih ve sülusda mâhir, rukye-hân idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'ya bağlı Gümüş kazasından Ali'nin oğludur. İstanbul'da "Gümüşlü Mürekkepçi" diye tanınır. Küçük yaşta İstanbul'a gidip ünlü hattat Mîrâhur Camii İmamı es-Seyyid Abdullah Efendi'ye hizmet ederek ondan meşk etti ve çeşitli yazı türlerini öğrendi.

Divanyolu'nda, Sünbül Ağa Sebili'nin bitişiğindeki Mehmed Ağa Medresesi'nde kalarak ilim tahsiline de gayret etti ve her iki alanda da icazet aldı. Hastalara şifa duası yazarak, ilim talebelerine hat dersi vererek, mürekkep yapıp satarak geçimini sağlarken, Şeyhülislâm es-Seyyid Mustafa Efendi için yazdığı duanın tesiriyle 1150 yılı Şevvalinde [Ocak-Şubat 1738] müderrislik rütbesine ulaştı. Bir başka şeyhülislâm, Sâhibzâde Osman Sâhib Efendi'nin yardımıyla da 1184 yılı Şevvalinde [Ocak-Şubat 1771] Galata mollası oldu.

Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin Efendi'nin Tuhfetü'l-hattâtîn adlı eserinde yazdığına göre ömrünün sonunda bir gözü kör oldu ve ölüm tarihini gösteren "istirâhat-ı hüsn" (güzel dinlenme) ibaresine denk gelen 1188 [1774-75] yılında vefat etti. Süreyya Bey'in Sicill-i Osmânî'sinde ise vefatı 1191 [1777-78] olarak yazılıdır. Âlim, ünlü bir hattat, nesih ve sülüste usta bir kalem sahibiydi; rukye de okurdu.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • temeşşuk: hocadan meşk alarak yazı öğrenme
  • hutût-ı mütenevvi'a: çeşitli yazı türleri
  • me'zûn: icazet almış
  • nüsha: burada hastalar için yazılan dua, muska
  • ta'lîm-i hatt: yazı dersi verme
  • idâre-i ma'îşet: geçimini sağlama
  • ru'ûs: müderrislik rütbesini gösteren belge
  • molla: büyük şehirlerin yüksek dereceli kadısı
  • a'mâ: kör
  • muharrer: yazılı
  • rukye-hân: hastalara dua okuyup üfleyen kimse

Hocası Yedikuleli Seyyid Abdullah Efendi

Hasan Efendi'nin hizmetinde bulunup yazı öğrendiği "Mîrâhur Camii İmamı es-Seyyid Abdullah Efendi", hattatlar arasında yaşadığı semte nisbetle Yedikuleli Seyyid Abdullah Efendi (ö. 1144/1731) diye tanınır. Babası İmrahor Camii imamı Seyyid Hasan Hâşimî'dir; hâfızlığını ve tahsilini bitirdikten sonra babasının görev yaptığı camiye imam olmuş ve bu vazifeyi ömrünün sonuna kadar sürdürmüştür. Hat derslerini önce babasından, sonra ünlü hattat Hâfız Osman'dan almış, Müstakimzâde'nin kaydına göre 1098'de başladığı meşki kırk ay gibi kısa bir sürede tamamlayarak icazet almıştır. Aklâm-ı sittede, yani altı klasik yazı türünde kemale ermiş, süratli yazısıyla meşhur olmuştur. III. Ahmed'in iltifatına mazhar olarak Sarây-ı Cedîd'in hat hocalığına getirilmiş, yirmi dört mushaf, padişah için Osmanzâde Ahmed Tâib'in Meşârik-i şerif tercümesi'ni ve bin kadar en'âm, evrâd, kıta ve hilye yazmıştır. Eserlerinin çoğu Nuruosmaniye Kütüphanesi'ne vakfedilmiştir. Halvetiyye tarikatına bağlıydı ve Eyüp'te Şah Sultan Camii karşısındaki mezarlığa, anne babasının yanına gömülmüştür.

Seyyid Abdullah Efendi'nin mürekkebi hakkında Müstakimzâde'nin anlattığı bir hikâye, öğrencisinin "Mürekkepçi" lakabıyla birlikte düşünülünce ilgi çekicidir. Rivayete göre hattatın mürekkebinin saflığı III. Ahmed'in huzurunda söz konusu olmuş, padişah bir teberdar göndererek talebeye ders verdiği sırada hokkasını aldırmış, sonra hokkayı ağzı altınla kaplanmış olarak ve çeşitli kumaş hediyeleriyle birlikte geri göndermiştir. Hasan Efendi'nin mürekkep yapma işini bu hocanın yanında öğrenmiş olması mümkündür; ancak bu bir tahmindir, kaynaklarda bu yönde açık bir kayıt bulunamadı.

Ölüm Tarihi

Hüsameddin, Müstakimzâde'nin Tuhfetü'l-hattâtîn'inden "istirâhat-ı hüsn" ibaresini aktarır. Bu ibare bir ebced hesabıyla tarih düşürmedir: "istirâhat" kelimesinin harfleri 1070, "hüsn" kelimesinin harfleri 118 eder ve toplam 1188'i verir. Tarihin bir ibareye bağlanmış olması 1188 kaydını sağlamlaştırır; Sicill-i Osmânî'deki 1191 tarihinin hangi kayda dayandığı ise bilinmiyor. İki tarih arasındaki farkı çözen bir belgeye rastlanmadı.

Hocası Seyyid Abdullah Efendi'nin 1731'de vefat ettiği düşünülürse, Gümüşlü Hasan Efendi'nin onun yanına çok genç yaşta, en geç 1720'li yıllarda gelmiş olması gerekir. Bu da Hüsameddin'in "küçük yaşında oraya gidip" ifadesiyle uyuşur. Hasan Efendi'nin kendisine, Divanyolu'ndaki medresesine ve Galata mollalığına dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 82–82. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Kitaplar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.