İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebu’s-Su’ûd İbrâhim Efendi-Menteşâzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 82 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasyalıdır. Niksârlı Menteşâzâde Muslihiddîn Mustafa Efendi’nin mahdûmudur. Bursa’da Molla Fenârî Şemseddîn Mehmed Çelebi’den ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm ve müşarün ileyhe dâmâd oldu.

Ba’dehû Bursa’da Murâdiyye ve Edirne’de Üç Şerefeli müderrisi, sonra 857’de Candârlızâde İbrâhim Efendi’nin azlinde Edirne kadısı, 863’de bir müddet İstanbul kadısı oldu. Ba’de’l-azl 871 sâline doğru vefât etdi. Fuzalâdan olup Edirne ve İstanbul kadılıklarında imzâları görüldü. Mahdûmu Kaz’asker Alâeddîn Ali Efendi “Fenârîzâdelikle” iştihâr etdi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Niksarlı Menteşezâde Muslihiddin Mustafa Efendi'nin oğludur. Bursa'da Molla Fenârî Şemseddin Mehmed Çelebi'nin yanında öğrenimini tamamlayarak ders vermeye başladı ve hocasına damat oldu.

Sonra Bursa'da Muradiye ve Edirne'de Üç Şerefeli medreselerinin müderrisi oldu. Daha sonra 857 [1453] yılında Çandarlızâde İbrahim Efendi'nin azli üzerine Edirne kadısı, 863 [1458-59] yılında da bir süre İstanbul kadısı oldu. Görevden alındıktan sonra 871 [1466-67] yılına doğru vefat etti. Faziletli âlimlerdendi; Edirne ve İstanbul kadılıklarına ait belgelerde imzası görülmüştür. Oğlu Kazasker Alâeddin Ali Efendi "Fenârîzâde" adıyla tanındı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mahdûm: oğul
  • ikmâl-i tahsîl: öğrenimi tamamlama
  • ders-i âm: umuma açık ders veren müderris
  • müşârün-ileyh: adı geçen kişi
  • dâmâd: damat
  • ba'de'l-azl: görevden alındıktan sonra
  • iştihâr: tanınma, ün kazanma

Hocası ve Kayınpederi Molla Fenârî

Ebüssuûd İbrahim Efendi'nin hocası ve kayınpederi olarak anılan Molla Fenârî, Osmanlı Devleti'nin ilk şeyhülislâmı sayılan Şemseddin Mehmed b. Hamza Fenârî'dir. Bursa'da yaşamış, devlet erkânı ve halk tarafından saygı görmüş, maddî durumu iyi olduğu halde sade bir hayat sürmüş ve geçimini ipekçilikle sağlamıştır. Kudüs'te bir medrese ile Bursa'da üç mescid ve bir medrese yaptırmış, 833 (1430) tarihli vakfiyesiyle bunlara mülklerini tahsis etmiştir. 834 yılında (15 Mart 1431) Bursa'da vefat etmiştir. Oğullarından Mehmed Şah Fenârî âlim olarak eserler yazmış, Yûsuf Bâlî ise müderrislik ve kadılık görevlerinde bulunmuştur. Ebüssuûd'un Molla Fenârî'den okuyup onun damadı olması, hocanın 1431'deki ölümünden önceki yıllara düşmelidir.

Muradiye ve Üç Şerefeli Medreseleri

Hüsameddin'in andığı iki medrese de II. Murad'ın yaptırdığı yapılardır. Halil İnalcık'ın aktardığına göre II. Murad, Bursa'da Muharrem 830'da (Kasım 1426) tamamlanan camisinin etrafına bir zaviye ile bir medrese yaptırmış, bunların 22 Şevval 833 (14 Temmuz 1430) tarihli vakfiyesi günümüze ulaşmıştır; Bursa'nın bu köşesi bugün Muradiye adını taşır. Edirne'deki Üç Şerefeli Cami'nin temeli 1438'de atılmış, bina ancak 1447'de bitirilebilmiştir. Caminin avlusunda yapılan Üç Şerefeli Medrese, Fâtih döneminde Sahn-ı Semân kurulduktan sonra da imparatorluğun yüksek medresesi mevkiini korumuştur. Bu tarihler Hüsameddin'in sıralamasıyla uyuşur: Ebüssuûd önce Bursa'daki Muradiye'de, sonra 1447'den sonra açılan Üç Şerefeli'de ders okutmuş, 857'de (1453) de Edirne kadılığına geçmiştir.

Fenârîzâde Ali Çelebi Kimin Oğlu

Maddenin son cümlesi dikkatle okunmalıdır. Hüsameddin, Ebüssuûd İbrahim Efendi'nin oğlu kazasker Alâeddin Ali Efendi'nin "Fenârîzâde" diye tanındığını söyler. Fâtih ve II. Bayezid devirlerinin tanınmış kazaskeri Fenârîzâde Alâeddin Ali Çelebi ise bugünkü kaynaklarda Alâeddin Ali b. Yûsuf Bâlî b. Şemseddin el-Fenârî olarak geçer; yani Molla Fenârî'nin oğlu Yûsuf Bâlî'nin oğlu, Molla Fenârî'nin torunudur. Bursa'da doğmuş, küçük yaşta Herat, Semerkant ve Buhara'ya gitmiş, Fâtih döneminde Bursa'ya dönerek Bursa Manastır ve Gazi Murad Han medreselerinde müderrislik yapmıştır. 872-877 (1467-1472) yılları arasında Bursa kadılığında bulunmuş, ardından kazasker olmuş ve bu görevde 881 (1476-77) yılına kadar kalmıştır. 894 (1488-89) yılında Rumeli kazaskerliğine getirilmiş, 900 (1494-95) yılına kadar bu görevde kalmış, ardından Anadolu kazaskeri olmuştur. 903 (1497) yılında vefat ederek Bursa'da Molla Fenârî Camii'ne gömülmüştür. Ali Kuşçu'nun öğrencisi olan bu âlim, Kâfiye şerhi, Miftâh üzerine bir hâşiye ve bir hesap kitabı şerhiyle tanınır; Gammî mahlasıyla şiir de yazmıştır.

Bu durumda iki ihtimal vardır. Hüsameddin, Molla Fenârî'nin kızından torunu olabilecek ve bu yüzden Fenârîzâde diye de anılmış başka bir Ali Efendi'den söz ediyor olabilir. Ya da Ebüssuûd'un, annesi Fenârî ailesinden gelen oğlu ile Yûsuf Bâlî'nin oğlu olan meşhur kazasker, aynı adı ve aynı nisbeyi taşıdıkları için birbirine karıştırılmıştır. Bugünkü kaynakların nesep kaydı açık olduğundan, kazaskerliğiyle tanınan Fenârîzâde Ali Çelebi'nin Yûsuf Bâlî'nin oğlu olduğu kabul edilmelidir.

Niksarlı Menteşezâde Muslihiddin Mustafa Efendi, Ebüssuûd İbrahim Efendi'nin Edirne ve İstanbul kadılıkları ve kadılık belgelerindeki imzaları hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 82–82. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Kitaplar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.