Amasyalıdır. Esbak Amasya mütesellimi Tatarağası es-Seyyid Ömer Ağazâde es-Seyyid el-Hâc Mehmed Ağa’nın mahdûmu ve Bekir Beyzâde İbrâhim Paşa’nın kerîme-zâdesidir. Teşrifâtî Bekir Beyzâde Mehmed Akif Bey’in himmetiyle Bâb-ı âlîde teşrifâtî kalemine girdi.
Orada tahsîl-i maârif ve rüsûm ederek tefeyyüz edib kalem-i mezkûr ser-halîfesi, ba’dehû bâ-rütbe-i hâcegânî tezkire-i sânî oldu. 1188’de Amasyalı Yeğen Ali Paşa’nın kethüdâsı ve bunun vefâtında ba’zı vüzerâya dîvân kâtibi olup devr-i bilâd etdi.
1208’de sâniyen tezkire-i sânî, ba’dehû yeniçeri efendisi olup 1212’de ma’zûl ve 1214’de senevî onaltı bin akçe tımâr ile mütekâid olduğu halde 1217 senesi hilâlinde vefât etdi. Mahdûmları es-Seyyid Mehmed Rahmi, Hasan Rıza Efendilerdir.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Amasya'nın eski mütesellimi, Tatarağası Seyyid Ömer Ağa'nın oğlu Seyyid Hacı Mehmed Ağa'nın oğludur ve Bekir Beyzâde İbrâhim Paşa'nın kızının oğludur. Teşrifatî Bekir Beyzâde Mehmed Akif Bey'in gayretiyle Bâb-ı âlî'de teşrifat kalemine girdi.
Orada öğrenim görüp usul ve törenleri öğrenerek yetişti, adı geçen kalemin başhalifesi, sonra hâcegân rütbesiyle ikinci tezkireci oldu. 1188'de [1774-75] Amasyalı Yeğen Ali Paşa'nın kethüdası, onun ölümü üzerine bazı vezirlere divan kâtibi olup taşrada görev dolaştı.
1208'de [1793-94] ikinci kez ikinci tezkireci, sonra yeniçeri efendisi olup 1212'de [1797-98] görevden alındı. 1214'te [1799-1800] yıllık on altı bin akçelik tımarla emekli edildi ve 1217 [1802-03] yılının başında vefat etti. Oğulları Seyyid Mehmed Rahmi ile Hasan Rıza Efendi'dir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- esbak: önceki, eski
- mütesellim: vali ya da sancak beyi adına vergi toplayan ve onun yerine bakan görevli
- kerîme-zâde: kızın oğlu, torun
- himmet: gayret, destek
- teşrifatî: protokol işlerinden sorumlu Bâbıâli görevlisi
- Bâb-ı âlî: sadrazamlık dairesi, hükümet merkezi
- kalem: devlet dairesindeki yazı işleri bürosu
- ser-halîfe: kalemin başhalifesi, kâtiplerin en kıdemlisi
- rüsûm: usuller, törenler ve görev kuralları
- bâ-rütbe-i hâcegân: hâcegân rütbesiyle
- tezkire-i sânî: ikinci tezkireci
- devr-i bilâd: ülkeyi, taşra görevlerini dolaşma
- mütekâid: emekli
- tımar: devlet hizmetine karşılık verilen yıllık gelir kaynağı
Mütesellim Ailesi
Metinde Edhem İbrâhim Efendi'nin babası için kullanılan "esbak Amasya mütesellimi" sözü, XVIII. yüzyıl taşra idaresinin tanıdık bir görüntüsüdür. Mütesellim, vali veya sancak beyinin yerine bakar ve sancağın vergilerini toplayıp devlet hazinesine ulaştırırdı. Görev süresi kural olarak bir yıldı, ama bu kural neredeyse hiç uygulanmaz, aynı sancağın mütesellimliğini yıllarca elinde tutanlara sık rastlanırdı. XVIII. yüzyılda sancaklardaki mütesellimliklerin çoğunu yerli hanedanlar ele geçirmişti. Tatarağası ailesinin Amasya'da bu çerçevede güç kazandığı düşünülebilir; ancak okunan kaynaklarda bu aileye dair bir kayıt bulunamadı, dolayısıyla bu bir çıkarımdır.
Bâbıâli'de Bir Kâtibin Yükselişi
Metnin ağırlık merkezi Bâbıâli kalemleridir. Teşrifatî, başlangıçta hazine kâtibi olup başdefterdara bağlıyken XVII. yüzyıl sonları ile XVIII. yüzyıl başında değişerek doğrudan sadrazama bağlı, protokolden sorumlu bir Bâbıâli görevlisi hâline gelmiş, protokol anlamındaki "teşrifat" sözü de bu dönüşümden sonra ortaya çıkmıştır. Edhem İbrâhim Efendi'nin kariyeri bu dönüşümün tamamlandığı bir dönemde, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında geçer. Bu yüzyılın ortalarında büyük ve küçük tezkireciler, teşrifatçı, yeniçeri kâtibi gibi görevliler hâcegân rütbesinde sayılırdı; hâcegânlık zamanla bir rütbe olarak da verilmeye başlanmış, vezirlerin divan kâtipleri bile bu unvanla anılmıştır. "İkinci tezkireci"nin büyük ve küçük tezkireci ayrımında küçük tezkireciye karşılık gelmesi muhtemeldir. Yeniçeri Ocağı kâtipliği de kalem erbabının sırayla üstlendiği görevlerdendi; Hüsameddin'in "yeniçeri efendisi" dediği görevin bu makam olması beklenir, ama kaynakta doğrudan eşleştirme bulunmadı.
Kethüdâlık ve Divan Kâtipliği
Kethüdâ, Osmanlı'da üst görevlilerin yanında işleri yürüten yardımcıya verilen addır; vezirlerin ve beylerbeyilerin maiyetinde kethüdâlar bulunur, onların İstanbul'daki işlerini izleyenlere de "kapı kethüdâsı" denirdi. Edhem İbrâhim Efendi'nin 1188'de Amasyalı Yeğen Ali Paşa'nın kethüdâsı olması, kendi şehrinden bir vezirin yanında göreve girmesi demektir. Divan kâtipliği ise bazı vezirlerin kâtibi sıfatıyla taşrada görev yapmayı kapsıyordu; "devr-i bilâd" ifadesi bu görev yolculuğunu anlatır. Yeğen Ali Paşa ile dedesi olarak anılan Bekir Beyzâde İbrâhim Paşa hakkında okunan kaynaklarda bilgi bulunamadı.
Okunamayanlar
Seyyid Ömer Ağa, Seyyid Hacı Mehmed Ağa, Bekir Beyzâde İbrâhim Paşa, Teşrifatî Bekir Beyzâde Mehmed Akif Bey, Yeğen Ali Paşa ve oğulları Mehmed Rahmi ile Hasan Rıza Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 276–276. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar