Amasyalıdır. Amasya müverrihi müderris Abdî Efendi ahfâdından ve şu’arâdan es-Seyyid el-Hâc Ahmed Rüşdi Efendi bin es-Seyyid eş-Şeyh Ali Efendi bin müderris Abdî Efendi’nin mahdûmudur. Amasya fuzalâsından Iydîzâde el-Hâc Mustafa Akif Efendi’den tahsîl-i maârif edib İstanbul’a gitdi.
Orada Bâb-ı âlî aklâmından birine girdi. Ba’dehû Amasyalı Firârî es-Seyyid Hasan Paşazâde es-Seyyid Abdullah Paşa’ya intisâb edib sadâretinde bâ-rütbe-i Hâcegânî tezkire-i sânî, ba’dehû mâliye mektubçusu oldu. Sadr-ı müşârün-ileyhin 1163 senesi muharreminde azlinden az sonra azledildi.
1165 senesi recebinde Belgrad eyâleti defderdârı olarak [50] taşra gönderildi. Ba’dehû devr-i menâsıb ederek 1175’de ma’zûlen İstanbul’a geldi. 1177 senesi şevvâlinde Sadr-ı a’zam olan Bâhir Mustafa Paşa’nın himmetiyle kethüdâ kâtibi oldu. 1178 senesi şevvâlinde sadr-ı müşârün-ileyhin azl ve i’dâmıyla ma’zûl olup 1181 senesi evâhirinde vefât etdi. Âlim, kâtib, ise de talihsizdi. Mahdûmu es-Seyyid Abdurrahman Efendi’dir.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Amasya tarihçisi müderris Abdî Efendi'nin torunlarından ve şairlerden Seyyid Hacı Ahmed Rüşdi Efendi'nin oğludur; Ahmed Rüşdi Efendi Seyyid Şeyh Ali Efendi'nin, o da müderris Abdî Efendi'nin oğludur. Amasya âlimlerinden Iydîzâde Hacı Mustafa Akif Efendi'den öğrenim görüp İstanbul'a gitti.
Orada Bâb-ı âlî kâtiplerinden birine girdi. Sonra Amasyalı Firârî Seyyid Hasan Paşazâde Seyyid Abdullah Paşa'ya bağlanıp onun sadrazamlığında hâcegân rütbesiyle ikinci tezkireci, ardından maliye mektupçusu oldu. Adı geçen sadrazamın 1163 Muharrem'inde [Aralık 1749-Ocak 1750] azlinden az sonra o da görevden alındı.
1165 Receb'inde [Mayıs-Haziran 1752] Belgrad eyâleti defterdarı olarak taşraya gönderildi. Sonra görev dolaşıp 1175'te [1761-62] görevden alınmış olarak İstanbul'a geldi. 1177 Şevvâl'inde [Nisan 1764] sadrazam olan Bâhir Mustafa Paşa'nın gayretiyle kethüdâ kâtibi oldu. 1178 Şevvâl'inde [Mart-Nisan 1765] adı geçen sadrazamın azli ve idamıyla görevden alınıp 1181 yılının sonlarında [1768] vefat etti. Âlim, kâtipti, ama talihsizdi. Oğlu Seyyid Abdurrahman Efendi'dir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- müverrih: tarihçi
- ahfâd: torunlar, soy
- şu'arâ: şairler
- fuzalâ: fâzıllar, bilgin kişiler
- aklâm: devlet dairelerindeki yazı büroları (kalemler)
- intisâb etmek: bağlanmak, himayesine girmek
- bâ-rütbe-i hâcegân: hâcegân rütbesiyle
- tezkire-i sânî: ikinci tezkireci
- mâliye mektubçusu: maliyenin yazışmalarını yürüten kâtip
- müşârün-ileyh: adı geçen, yukarıda anılan
- defterdâr: maliyeden sorumlu üst görevli
- devr-i menâsıb: görevden göreve geçme
- kethüdâ kâtibi: sadrazamın kethüdâsının yazı işlerini yürüten kâtip
- azl ve i'dâm: görevden alınma ve idam
Sadrazam Abdullah Paşa ve Dönemi
Edîb Mehmed Efendi'nin bağlandığı Seyyid Abdullah Paşa, Firârîzâde diye de anılan sadrazamdır. Babası "Kesici" lakaplı Seyyid Hasan Paşa'dır. Hüsameddin onu Amasyalı sayar; okunan ansiklopedi maddesi ise baba için Kerkükli sıfatını kullanır, Amasya'dan söz etmez. Bu ayrım okunan kaynaklarda giderilemedi. Abdullah Paşa sarayda yetişmiş, silâhşorluk, kapıcıbaşılık gibi görevlerde bulunmuş, 1151 Muharrem'inde [1738] büyük mîrâhur olmuş, 17 Şaban 1160'ta [24 Ağustos 1747] I. Mahmud tarafından sadrazamlığa getirilmiştir. Otuz ay kadar süren sadrazamlığı, Nâdir Şah'ın öldürülmesinin ardından İran'da yeni kurulan hanedanla antlaşmanın sürdürülmesi çabalarıyla geçmiştir. 24 Muharrem 1163'te [3 Ocak 1750] sadâret mührü kendisinden alınmıştır. Hüsameddin'in kayıttaki azil tarihi bununla tam örtüşür. Sonra Mısır, Halep, Rakka ve Diyarbekir valiliklerinde bulunmuş, Mart 1761'de Halep'te ölmüştür. Çağdaşları onu cömert, yumuşak huylu, güzel yazı yazan ve eğitimi destekleyen biri olarak tarif eder.
Bâhir Mustafa Paşa
Kethüdâ kâtipliğini sağlayan Bâhir Mustafa Paşa (Köse Mustafa Paşa), I. Mahmud, III. Osman ve III. Mustafa dönemlerinde üç kez sadrazam olmuştur. Üçüncü sadrazamlığına 24 Rebîülâhir 1177'de [1 Kasım 1763] getirilmiş, 5 Şevval 1178'de [28 Mart 1765] azledilmiş, Midilli'ye sürülmüş ve Zilkade 1178'de [Mayıs 1765] boğdurulmuştur. Hüsameddin'in "1178'de azl ve i'dâm" kaydı bununla uyuşur. Ancak sadrazamlık tarihi arasında küçük bir ayrım vardır: ansiklopedi maddesi sadrazamlığa dönüşü Kasım 1763'e koyarken Hüsameddin 1177 Şevvâl'ini, yani Nisan 1764'ü yazar. Kâtibin atanma tarihinin sadrazamlığın başlangıcından sonra gelmesi mümkündür.
Belgrad Defterdarlığı
Edîb'in 1165'te gönderildiği görev, Osmanlı'da XVI. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren eyaletlerde kurulan taşra defterdarlıklarından biridir. Taşra defterdarı, merkez hazinesine ait gelirleri o eyalette denetlerdi ve bünyesinde muhasebe, mukataa, ruzname gibi kalemlerden oluşan bir hazine bürosu bulunurdu. Hüsameddin'in "devr-i menâsıb" ifadesi, bundan sonra Edîb'in on yıl kadar farklı taşra görevlerinde dolaştığını anlatır.
Abdî Efendi
Metinde adı geçen "Amasya müverrihi müderris Abdî Efendi", okunan kaynaklarda doğrudan tanıtılmamıştır. Amasya medreseleri üzerine yazılanlarda Abdî Efendi adlı kişiler anılır: Abdullah Paşa Medresesi'nde Şermîzâde Takıyyüddin Efendi ve Abdî Efendi gibi muhaddis âlimlerin ders verdiği, 1031'de [1622] Yakub Paşa Tekkesi ile ilgili bir ihtilâfı gidermek için buradaki medresenin müderrisliğinin Şeyh Abdî Efendi'ye verildiği söylenir. Bunların Hüsameddin'in andığı müverrih olup olmadığı belirlenemedi.
Okunamayanlar
Edîb Mehmed Efendi, babası Ahmed Rüşdi Efendi, dedesi Şeyh Ali Efendi, hocası Iydîzâde Hacı Mustafa Akif Efendi ve oğlu Abdurrahman Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 278–279. amasya.bel.tr
- "Defterdar", TDV İslâm Ansiklopedisi.
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar
- Yılmaz Karadeniz, "Amasya", Türk Maarif Ansiklopedisi, 2022.