İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İdris Efendi-Hacı Hâfız

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 275 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Niğdelidir. Ebûbekir bin Abdullah oğludur. Tahsîl-i ulûm için Amasya‘ya gelip Ürgüplü el-Hâc Ahmed Efendi’nin halka-i tedrîsine muvâzabet ve iktisâb-ı kemâlâta himmet ederek Sultân Bâyezîd Medresesi’nde ikâmet etdi. Ba’dehû mücâz ve ders-i âm oldu. [39]

Yıllarca tedrîs ve tezkîre muvâzabet ederek iştihâr etdi. İbtidâ Sultân Bâyezîd Medresesi mûîdi, 1211’de Türedizâde el-Hâc Süleyman Ağa’nın yaptırdığı Medrese-i Süleymaniye müderrisi olup 1228’de vefât etdi. Fıkıh ve ferâizde mâhir, vâiz, talebe hâmîsi bir zât idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Niğdelidir. Abdullah oğlu Ebûbekir'in oğludur. İlim öğrenmek için Amasya'ya gelip Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi'nin ders halkasına devam etti; olgunlaşmaya gayret ederek Sultan Bayezid Medresesi'nde kaldı. Sonra icazet alıp herkese açık ders veren müderris oldu.

Yıllarca ders verip tezkire görevini sürdürerek ün kazandı. Önce Sultan Bayezid Medresesi'nde muîd (müderrisin yardımcısı) oldu; 1211'de [1796-97] Türedizâde Hacı Süleyman Ağa'nın yaptırdığı Süleymaniye Medresesi'nin müderrisi olup 1228'de [1812-13] öldü. Fıkıhta ve ferâizde usta, vaiz, öğrencilerin koruyucusu bir kimseydi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • tahsîl-i ulûm: ilim öğrenme
  • halka-i tedrîs: ders halkası, hocanın çevresinde toplanan öğrenci topluluğu
  • muvâzabet: devam etme, bırakmama
  • iktisâb-ı kemâlât: olgunluk ve bilgi kazanma
  • mücâz: icazet almış, ders vermeye yetkili kılınmış
  • ders-i âm: herkese açık ders veren müderris
  • tezkire: medrese çevresinde mülâzemete (müderrislik sırasına girmeye) giden görevlerden biri
  • iştihâr: ün kazanma
  • mûîd: müderrise yardımcı olan, öğrencilere dersin tekrarını yaptıran kimse
  • ferâiz: miras hukuku
  • hâmî-i talebe: öğrencilerin koruyucusu

Sultan Bayezid Medresesi

Metindeki "Sultan Bayezid Medresesi", Amasya'da Yeşilırmak kıyısındaki Sultan II. Bayezid Külliyesi'nin medresesidir ve Sultaniye adıyla da bilinir. Caminin kitabesine göre külliye Receb 891'de [Temmuz 1486] tamamlanmıştır. Hüsameddin ise inşaatın Bayezid'in tahta çıkışının hemen ardından, 886 Receb'inde [Eylül 1481] başladığını yazar. Medrese kare planlı, kubbeli bir dershane-mescidin karşısında, ortasında şadırvan bulunan bir avlunun etrafında dizilmiştir; sütunlu ve tonozlu revakların gerisinde ocaklı ve kubbeli on sekiz hücre yer alır. 1939 depreminden sonra hasar gören yapıyı Vakıflar Genel Müdürlüğü 1954-1971 arasında onarmıştır. Medrese bugün il halk kütüphanesi olarak kullanılmaktadır. Hücre sayısı kaynaklarda değişir: Mustafa Vâzıh Efendi caminin batısındaki medresenin on altı hücreli olduğunu yazar, yapıyı inceleyen ansiklopedi maddesi ise on sekiz hücre sayar. Solakzâde ise külliyedeki medreseyi günlük sekiz akçe vazife ile kurulmuş bir medrese olarak anar; bu rakamın yukarıdaki altmışlı niteleme ile ilişkisi belirlenemedi.

Hüsameddin, bu medresenin müderrisliğinin Amasya müftülerine verildiğini, ilk hocasının ünlü Şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi olduğunu bildirir ve XIX. yüzyıl sonuna kadar başlıca müderrislerin adlarını sıralar. Medresenin altmışlı, yani günlük yevmiyesi altmış akçe olan bir medrese olduğu anlaşılmaktadır; müderrislerinin ayrıntılı listesi Cahit Baltacı'nın Osmanlı Medreseleri adlı eserinde bulunur. Hacı Hâfız İdris Efendi'nin yolu bu yapının içinde geçmiştir: önce burada kalan bir öğrenci, sonra aynı medresenin muîdi olmuştur.

Muîd ve Müderris

Osmanlı medrese düzeninde müderrislere yardımcı olarak seçilen kişilere muîd denirdi; muîdler, medresenin müderrisle birlikte anılan personeli arasında yer alır, vakıf gelirlerinden pay alırdı. Ayasofya Medresesi üzerine yapılan bir araştırmaya göre müderrisliğe geçişte kullanılan mülâzemet düzeni zamanla nöbet, teşrif, vefat, muîdlik, tezkire görevi ve fetva emaneti gibi yollarla işlemiş; XVIII. yüzyıla doğru ulema ailesinden gelenlere ayrıcalık tanınması ve usulsüz mülâzemet verilmesi gibi bozulmalar da görülmüştür. Hüsameddin'in İdris Efendi için sıraladığı basamaklar (öğrencilik, muîdlik, tezkire, müderrislik) bu yollardan birine uyar; ancak İdris Efendi'nin 1211'de müderris olurken hangi yoldan geçtiği okunan kaynaklarda belirlenemedi.

Amasya müderrislerini Meşihat arşivi kayıtlarına göre inceleyen bir çalışma, şehirde kırktan fazla medresenin bulunduğunu belirler ve müderrislerin icazetname ile atama belgelerini kaynak olarak kullanır. Bu çalışmanın okunabilen özetinde İdris Efendi'nin adı yer almıyor.

Okunamayanlar

Medrese-i Süleymaniye'nin banisi Türedizâde Hacı Süleyman Ağa ve medresenin yeri hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi ile İdris Efendi'nin kendisi için de aynı durum geçerlidir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 275–275. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

  • Recep Orhan Özel, "Amasya Sultan II. Bâyezîd Câmii ve Külliyesinin İnşâ Tarihi Problemi", Sosyal Bilimler Araştırmaları 13, Amasya Üniversitesi Yayınları, 2024, s. 5–16.
  • Hasan Telli, "Meşihat Arşivi'ne Göre Amasya Müderrisleri", Afyon Kocatepe Üniversitesi İslami İlimler Dergisi, 2024. https://acikerisim.aku.edu.tr/xmlui/handle/11630/12210
  • Said Nohut, Ayasofya-i Kebir Medresesi (15-19. Yüzyıllar), doktora tezi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, 2024.

Diğer kaynaklar

7. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.