Sivaslıdır. Amasya Müftüsü Mevlânâ Musliheddîn Sivasî birâderi Mevlânâ Şemseddîn Mehmed Çelebi bin Mahmûd bin Ahmed bin Emîr Hasan bin İnan Bey mahdûmudur. Amasya’da amcasından vesâir ulemâdan ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm ve kibâr-ı ulemâdan oldu.
Bir müddet Sivas kadısı olup emîri olan Kutlu Beyzâde Hacı İbrâhim Bey’e kendisini sevdirmişdi.
780’de emîr-i müşârün-ileyhin katil ve i’dâmı üzerine kaçıp Amasya‘ya geldi. Sivas’ı istilâ eden Kadı Burhan’ın adâvetini kazanmış olduğundan Amasya’da kalıp 791 hudûdunda vefât etdi. Mahdûmu Emîneddîn Mehmed Çelebi’dir. Bunun mahdûmu Kıvâmeddîn Kasım Çelebi olup bunlara Edhemzâdeler ve Kadızâdeler dendi. [40]
Günümüz Türkçesiyle
Sivaslıdır. Amasya müftüsü Mevlânâ Musliheddin Sivasî'nin kardeşi Mevlânâ Şemseddin Mehmed Çelebi'nin oğludur; Şemseddin Mehmed Çelebi, Mahmud'un oğludur; Mahmud, Ahmed'in oğludur; Ahmed, Emîr Hasan'ın oğludur; Emîr Hasan da İnan Bey'in oğludur. Amasya'da amcasından ve başka âlimlerden öğrenimini tamamlayıp herkese açık ders veren ve büyük âlimlerden biri oldu.
Bir süre Sivas kadısı olup kendisinin emiri olan Kutlu Beyzâde Hacı İbrahim Bey'e kendini sevdirmişti.
780'de [1378-79] adı geçen emirin öldürülmesi üzerine kaçıp Amasya'ya geldi. Sivas'ı ele geçiren Kadı Burhan'ın düşmanlığını kazanmış olduğundan Amasya'da kalıp 791 dolaylarında [1389] öldü. Oğlu Emîneddin Mehmed Çelebi'dir. Bunun oğlu Kıvâmeddin Kasım Çelebi'dir; bunlara Edhemzâdeler ve Kadızâdeler denildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- Mevlânâ: bilgin, âlim kimselere verilen saygı unvanı
- mahdûm: oğul
- ikmâl-i tahsîl: öğrenimi tamamlama
- ders-i âm: herkese açık ders veren müderris
- kibâr-ı ulemâ: büyük âlimler
- emîr: bir yerin hâkimi, beyi
- katl ve i'dâm: öldürülme, idam edilme
- adâvet: düşmanlık
- hudûd: burada "dolayları, civarı"
- Edhemzâdeler, Kadızâdeler: Edhem'in oğulları, kadı oğulları; ailenin sonradan aldığı lakaplar
Kadı Burhâneddin ve Sivas
Metindeki "Kadı Burhan", 1345'te Kayseri kadısı Şemseddin Muhammed'in oğlu olarak doğmuş bir kadı ve şairdir. Kaynaklara göre Eretna Beyliği'nin zayıfladığı yıllarda önce Alâeddin Ali Bey'in veziri oldu; bu, 780 Rebîülevvel'inde [Haziran-Temmuz 1378] gerçekleşti. Beyliği tamamen kendi denetimine almaya çalışıp mücadeleyi kazandı, 1381'de Sivas'ta hükümdarlığını ilan etti ve adına hutbe okutup para bastırdı. Hüsameddin'in "780'de... Sivas'ı istilâ eden Kadı Burhan" ifadesi, bu sürecin başlangıç tarihini (780) ve sonucunu (Sivas'ın ele geçirilmesi) tek cümlede toplar. Kaynaklar Burhâneddin'in hükümdarlığını 782-783'te [1381] başlatır; dolayısıyla 780 tarihi, olayların doğrudan kendisini değil, Sivas yönetiminin el değiştirmeye başladığı yılı gösterir.
Kadı Burhâneddin'in Amasya ile ilişkisi de bilinir. Amasya'nın başındaki emir Hacı Şadgeldi onun başlıca rakibiydi; 1381 sonbaharında üzerine yürüyüp yenmiş ve öldürtmüş, sonraki yıllarda Amasya emirine karşı üst üste sefer yapmış (1384), 1394'te de Amasya emiri Ahmed Bey'in topraklarını yakıp yıkmıştır. Edhem Çelebi'nin Sivas'tan kaçıp Amasya'ya sığınması, bu rekabetin gölgesinde gerçekleşmiştir; Hüsameddin'in "Kadı Burhan'ın adâvetini kazanmış olduğundan Amasya'da kalıp" demesi, Amasya'yı Burhâneddin'in düşmanlarının sığınağı olarak anlatır. Bu yorum Hüsameddin'e aittir; okunan kaynaklarda Edhem Çelebi'nin adı geçmediği için bağımsız olarak doğrulanamadı.
Sivas Emiri Hacı İbrahim
Hüsameddin'in "Kutlu Beyzâde Hacı İbrahim Bey" dediği emirin kimliği okunan kaynaklarda belirlenemedi. Eretna Beyliği'ndeki karışıklıkları anlatan kaynaklarda Alâeddin Ali Bey döneminde Sivas'ta kendi başına hareket eden Hacı İbrahim adlı bir emirden söz edilir; ayrıca bir Hacı İbrahim, 1365'te Eretnaoğlu Mehmed Bey'in öldürülmesine karışanlar arasında anılır. Bunların Hüsameddin'in andığı kişiyle aynı olduğu söylenemez. Kutlu adı ise iki ayrı çevreyi hatırlatır: Akkoyunlular'ın başında 1362-1388 arasında bulunan Kutlu Bey ve Amasya emiri Hacı Şadgeldi'nin babası Kutlu Şah. Bir çalışmada Kutlu Şah'ın oğulları Hacı Şadgeldi, Ahmed Şah ve Bedreddin Gazan Şah olarak sayılır; bu listede Hacı İbrahim adı yoktur. "Kutlu Beyzâde" ifadesinin hangi Kutlu'ya işaret ettiği belirlenemedi.
Amasya Ulemâsı İçinde
Edhem Çelebi'nin hikâyesi, Amasya'nın XIV. yüzyılın sonunda bile bilginlere sığınak olduğunu gösterir. Şehir Osmanlı döneminde "şehzadeler şehri" diye anılmış, kırktan fazla medresesiyle Anadolu'nun ilim merkezlerinden biri olmuştur. Bu geleneğin sonraki halkalarında Amasyalı bilginler dikkat çeker: Kemalpaşazâde diye tanınan Şemseddin Ahmed, Amasya ulemâsından Arap dili, mantık ve Farsça öğrenmiş, Amasyalı olduğu da kimi kaynaklarca ileri sürülmüştür; Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi ise 1456'da Amasya'da doğmuş, tanınmış bir aileden gelmiştir. Edhemzâdeler ile bu isimler arasında bir bağ görmek için dayanak yoktur, ama hepsi aynı ilim muhitine aittir.
Okunamayanlar
Musliheddin Sivasî, Şemseddin Mehmed Çelebi, Emîneddin Mehmed Çelebi ve Kıvâmeddin Kasım Çelebi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Edhemzâdeler ve Kadızâdeler lakaplarının aile içinde nasıl ortaya çıktığı da okunan kaynaklarda belirlenemedi.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 275–276. amasya.bel.tr
- Mesut Çıtak, "Kitâbelerle Amasya Tarihi (11 ve 14. Yüzyıl)", Sosyal Bilimler Araştırmaları 13, Amasya Üniversitesi Yayınları, 2024, s. 17–38.
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar
- "Kemalpaşazâde", TDV İslâm Ansiklopedisi.