İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ALTINCI FASIL

El-Melik İzzeddîn Muhammed ed-Dânişmendî

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 2. Cilt, s. 328–329 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Melik Dânişmend Ahmed Gâzi'nin mahdûmu ve mülûk-i Dânişmendiye'nin beşincisi olup yeğeni Sunkur Hân'ın gâlibâ vefâtında ya'nî 529'da memleket-i Dânişmendiye hükümdârı olarak Amasya'da pederinin sarâyında ikâmet etmişdir. Kâdı'l-kudâtı Abdülmecîd el-Hirevî ve atabegi Hüsâmüddevle Hasan bin İltigin ve emîrü'l-ümerâsı Alâ'ü'd-devle Alî bin Râmîn bin Şettât-ı Rûmî olduğu³³⁹ terâcim-i ahvâl kitâblarından ve taharriyât-ı kaydiyyeden anlaşılmakdadır.

Ankara vâlîsi Güdül Bey ve Sivas vâlîsi Arslan Togmuş Bey bin [317] Suli Bey, Konya hükümdârı Sultân Mes'ûd'un enişteleri olup Nizâmeddîn Yağıbasan Gâzi dahi Canik ve havâlîsi emîri olarak Niksâr'da ikâmet etmekde idi. Bunlar Amasya hükümdârı Melik İzzeddîn Muhammed Hân'ın ahvâl ve etvârından pek de memnûn olmadıkları ibrâz etdikleri âsâr-ı fi'liyyeden anlaşılır.

Konya hükümdârı Sultân Mes'ûd Hân, memleket-i Dânişmendiye'yi istîlâ etmek hırsıyla pek ziyâde çalışıyor, eniştelerini elde ederek Niksâr emîri Yağıbasan'ı amcasının aleyhinde tahrîk ve Amasya hükûmetini tahsîle teşvîk ediyor, Arslan Togmuş ve Güdül Beyler de bu husûsa muvâfakat eyliyorlardı. Çünkü Melik Gâzi Muhammed Hân'ın vâlidesi câriye dendiği münâsebetle taht-ı hükûmete cülûsu Türkmenlik âdetine muhâlif bulunuyordu.

Türkmenler ana ve baba taraflarından asîl olanlara "İris, İric, Erkec" ve yalnız baba tarafından asîl bulunanlara "Paşat, Paşit" unvânını veriyorlar.³⁴⁰ Hükümdârı mutlakâ irislerden intihâb ediyorlardı. [318] Bu âdet-i kadîmeye binâ'en Melik Gâzi Muhammed Hân paşat ve Emîr Yağıbasan gâzî iris i'tibâr ediliyordu. Çünkü Yağıbasan Gâzi amcazâdesinin kızından mütevellid idi.

Sultân Mes'ûd'un maksadı, asâlet mes'elesi olmayıp belki Dânişmendîler'i yek-diğerine düşürecek bir fitne çıkarmak, ba'dehû memleket-i Dânişmendiye'yi istîlâ etmeğe bir yol bulmakdan ibâret olduğu mu'ahharan memleket-i Dânişmendiye'yi suhûletle istîlâ etmesinden anlaşılır. Lâkin Melik Muhammed Hân'ın hissiyât-ı İslâmiyyeyi tehyîc edecek mu'âmelât-ı cesâret yâhud mukarrebi bulunan Alâ'ü'd-devle Alî bin Râmîn'in Türkmen ümerâsını rencîde eyleyecek hâlâta cür'et etmiş olduğu Melik Muhammed Gâzi Bey'in meskûkâtından istidlâl olunur.

Çünkü Târîh Encümeni a'zâ-yı kirâmından müdekkik-i meşhûr Ahmed Tevfîk Beyefendi hazretlerinin inâyet buyurduğu meskûkât-ı İslâmiyye kataloğunda Dânişmendlüler Şu'besi şu hâdise-i târîhiyyeyi pek güzel tenvîr etmekdedir. Bu kataloğda mülûk-i Dânişmendiye'den Gâzi Ahmed, İsmâ'îl, İbrâhim, Sunkur Hânlar'ın ve Emîr Gümüştigin Gâzi'nin meskûkâtı bulunamadığı meşrûhdur. Dânişmendîler'den sikkesi elde bulunanlardan biri Melik Gâzi Muhammed Hân'dır.

Bunun sikkeleri tamâmiyle Rûmiyyü'l-ibâre olduğu gibi ba'zılarında tasvîr-i Mesîh bile vardır. Bu Rûmî ibârelerin tercümesi tasvîrsiz sikkelerde "Melik Gâzi bin Melik-i Mu'azzam Ahmed Gâzi" ve "Bütün Rûm [319] ve Anadolu Meliki Muhammed" ve tasvîr-i Mesîh bulunan sikkelerden Rûmî ibârelerin tercümesi de "Emîr-i Mu'azzam Emîr Gâzi" gösterilmekdedir. Hâlbuki halefi Yağıbasan Hân'ın sikkeleri açık nesh-i Arabî hattıyla muharrer olduğu hâlde ibârât-ı Rûmiyye yokdur.

Şu sikkelerden hâsıl olan fikir üzerine denilebilir ki Melik Gâzi Muhammed Hân'ın inân-ı idâresi aslen Rûm olan vâlidesi Gülnûş Bânû ile mukarrebi bulunan Alâ'ü'd-devle Alî bin Râmîn'in ellerinde olduğu cihetle Rûmluk nüfûzu ve ba'dehû kilise nüfûzu galebe ederek Melik Gâzi Muhammed Hân sikkelerinde tasvîr-i Mesîh'i tersîme kadar muvâfakat eylemiş olması, Türkmen beylerinin ve bütün müslimlerin i'tirâzâtını celb ederek bütün sülâlesinin felâketini ihzâr etmişdir. Vâlidesi ve mukarrebi yeni müslümân oldukları cihetle Rûmluk ve Hristiyânlık nüfûzundan birden bire tecerrüd edemezlerdi. Çünkü Rûmlar'dan ihtidâ edenlerin hissiyâtı bir karın geçmedikçe tamâmiyle müslim olmaz.

Hulâsa Sultân Mes'ûd'un teşvîki ve Türkmen ümerâsının tensîbi üzerine Niksâr emîri olan Yağıbasan Gâzi Amasya'ya gelip 535'de memleket-i Dânişmendiye hükümdârı olduğu gibi Amasya hükümdârı olan Melik Muhammed Gâzi Bey dahi Niksâr'a i'zâm olunduğu Târîh-i Âl-i Dânişmend'den müstefâd olur. Çünkü 535'de kadı-i bilâdu'r-Rûm olan Amasya kadısı Abdülmecîd el-Herevî Şâm'a rihlet edib orada bir müddet ikâmet etdiği tercemesi zeylinde Tabakâtü'l-Hanefiyye kitâblarında mestûrdur. [320]

Dipnotlar

  • 339 616'da ümerâ-yı Selçûkiyye'den İmâdeddîn Râmîn bin Yûsuf bin Alî bin Râmîn bunun hafîdidir.
  • 340 Paşat, Paşît şimdiki Türkçemizde "şâd, şîd" sûretlerinde mezkûr olup Paşit lafzı Türk anarlarından Çerkes lehcesinde "Peşîz" şeklinde müsta'mel olarak "asîl" ma'nâsınadır. Eski Türkçemizde ilk doğan çocuğa ve erkek atmaca kuşuna "paşa", ana rahmine "paşar", rutûbetden paslı olan yerlere "paşak", ayak kabına "paşmak", bulutlu olan bahâr havâsına "paşal" ve aklı gözünde olan adamlara "paşan, peşen" ve alamanlara ya'nî piyâde askerlerine "paşi, paçi" denir.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Melik Dânişmend Ahmed Gâzi'nin oğlu ve Dânişmendli meliklerinin beşincisi olan Melik İzzeddîn Muhammed, yeğeni Sunkur Hân'ın muhtemelen ölümü üzerine, yani 529'da [1134-35] Dânişmendli ülkesinin hükümdarı olarak Amasya'da babasının sarayında oturmuştur. Başkadısının Abdülmecîd el-Hirevî, atabegin Hüsâmüddevle Hasan bin İltigin, emîrü'l-ümerâsının (başemirinin) Alâ'ü'd-devle Alî bin Râmîn bin Şettât-ı Rûmî olduğu hâl tercümesi kitaplarından ve kayıt araştırmalarından anlaşılmaktadır.

Ankara valisi Güdül Bey ile Sivas valisi Arslan Togmuş Bey bin Suli Bey, Konya hükümdarı Sultan Mes'ûd'un eniştesi idi; Nizâmeddîn Yağıbasan Gâzi de Canik ve çevresinin emîri olarak Niksar'da oturuyordu. Bunların Amasya hükümdarı Melik İzzeddîn Muhammed Hân'ın durumundan ve gidişinden pek memnun olmadıkları, gösterdikleri davranışlardan anlaşılır.

Konya hükümdarı Sultan Mes'ûd Hân, Dânişmendli ülkesini ele geçirme hırsıyla çok çalışıyor, eniştelerini yanına çekiyor, Niksar emîri Yağıbasan'ı amcasına karşı kışkırtıp Amasya hükümetini almaya özendiriyordu; Arslan Togmuş ile Güdül Beyler de buna razı oluyorlardı. Çünkü Melik Gâzi Muhammed Hân'ın annesi cariye olarak anıldığı için onun hükümdar olması Türkmen âdetine aykırı sayılıyordu.

Türkmenler hem ana hem baba tarafından soylu olanlara "İris, İric, Erkec", yalnız baba tarafından soylu olanlara ise "Paşat, Paşit" unvanını veriyorlar. Hükümdarı mutlaka irislerden seçiyorlardı. Bu eski âdete göre Melik Gâzi Muhammed Hân paşat, Emîr Yağıbasan Gâzi ise iris sayılıyordu. Çünkü Yağıbasan Gâzi amcazadesinin kızından doğmuştu.

Sultan Mes'ûd'un amacı soyluluk meselesi değildi; Dânişmendlileri birbirine düşürecek bir fitne çıkarmak, sonra Dânişmendli ülkesini ele geçirmeye bir yol bulmaktı. Bu, onun sonradan Dânişmendli ülkesini kolayca ele geçirmesinden anlaşılır. Ancak Melik Muhammed Hân'ın Müslümanların duygularını harekete geçirecek cüretli işler yaptığı, ya da yakını olan Alâ'ü'd-devle Alî bin Râmîn'in Türkmen emirlerini incitecek tutumlara kalkıştığı, Melik Muhammed Gâzi Bey'in sikkelerinden çıkarılabilir.

Çünkü Tarih Encümeni'nin değerli üyelerinden, ünlü titiz araştırmacı Ahmed Tevfik Beyefendi'nin lütfettiği İslâmî sikkeler kataloğunda "Dânişmendlüler Şubesi" bu tarihî olayı çok güzel aydınlatmaktadır. Bu katalogda Dânişmendli meliklerinden Gâzi Ahmed, İsmâ'il, İbrâhim, Sunkur Hânların ve Emîr Gümüştigin Gâzi'nin sikkelerinin bulunamadığı açıklanmıştır. Dânişmendlilerden sikkesi elde bulunanlardan biri Melik Gâzi Muhammed Hân'dır.

Bunun sikkeleri tamamen Rumca yazılı olduğu gibi, bazılarında Mesih resmi bile vardır. Bu Rumca yazıların çevirisi, resimsiz sikkelerde "Melik Gâzi bin Büyük Melik Ahmed Gâzi" ve "Bütün Rum ve Anadolu Meliki Muhammed"; Mesih resmi bulunan sikkelerde ise "Büyük Emir, Emir Gâzi" olarak gösterilmektedir. Oysa halefi Yağıbasan Hân'ın sikkeleri açık nesih Arap yazısıyla yazılmış olup Rumca yazı yoktur.

Bu sikkelerden edinilen kanaate göre şöyle denebilir: Melik Gâzi Muhammed Hân'ın yönetim dizginleri aslen Rum olan annesi Gülnûş Bânû ile yakını Alâ'ü'd-devle Alî bin Râmîn'in elinde olduğu için önce Rumluğun, sonra kilisenin etkisi ağır basmış; Melik Gâzi Muhammed Hân sikkelerine Mesih resmini bastırmaya kadar razı olmuştur. Bu durum Türkmen beylerinin ve bütün Müslümanların itirazlarını çekerek bütün hanedanının felaketini hazırlamıştır. Annesi ve yakını yeni Müslüman oldukları için Rumluğun ve Hristiyanlığın etkisinden birdenbire sıyrılamazlardı. Çünkü Rumlardan Müslüman olanların duyguları, bir kuşak geçmedikçe tamamen Müslümanlaşmaz.

Kısacası Sultan Mes'ûd'un kışkırtması ve Türkmen emirlerinin onayı üzerine Niksar emîri olan Yağıbasan Gâzi Amasya'ya gelip 535'te [1140-41] Dânişmendli ülkesinin hükümdarı olmuş, Amasya hükümdarı olan Melik Muhammed Gâzi Bey de Niksar'a gönderilmiştir; bu, Târîh-i Âl-i Dânişmend'den anlaşılır. Çünkü 535'te Anadolu'nun başkadısı olan Amasya kadısı Abdülmecîd el-Herevî'nin Şam'a göç edip orada bir süre kaldığı, hâl tercümesinin zeylinde Tabakâtü'l-Hanefiyye kitaplarında yazılıdır.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mülûk-i Dânişmendiye: Dânişmendli melikleri, hükümdarları
  • mahdûm: oğul
  • kâdı'l-kudât: başkadı
  • emîrü'l-ümerâ: emirlerin emiri, başkomutan düzeyinde üst emir
  • terâcim-i ahvâl: hâl tercümeleri, biyografi kitapları
  • meskûkât: sikkeler, para
  • Rûmiyyü'l-ibâre: Rumca (Yunanca) yazılı
  • tasvîr-i Mesîh: Hz. İsa'nın resmi
  • nesh: Arap yazısının yuvarlak, okunaklı bir türü
  • iris, paşat: metinde, Türkmenlerde anne-baba soyluluğunu ve yalnız baba soyluluğunu anlatan unvanlar
  • mukarreb: yakın, hükümdara yakın kişi
  • tecerrüd: sıyrılma, kurtulma
  • hal': tahttan indirme

Melik Muhammed Bugünkü Kaynaklarda

Bugünkü ansiklopedilerde Melik Muhammed, Dânişmend Ahmed Gâzi'nin değil, Emîr Gazi'nin büyük oğludur. Hüsameddin onu Dânişmend Ahmed Gâzi'nin oğlu sayar. Babası 1134'te ölünce Abbâsî Halifesi ile Büyük Selçuklu Sultanı'nın Emîr Gazi'ye gönderdiği menşur, altın asa ve öteki hediyeler ona verilmiş, Malatya'da hükümdar ilan edilmiştir. İlk yıllarında kardeşleri Aynüddevle ve Yağan'ın isyanlarıyla ve Bizans saldırılarıyla uğraşmış, Yağan'ı öldürtmüş, Aynüddevle Malatya'ya kaçmıştır. Anadolu'daki yönetim merkezi olarak Amasya'yı değil, Kayseri'yi seçmiştir: harap hâldeki Kayseri'yi onartmış, Ulucami'yi yaptırmış ve 6 Aralık 1143'te orada ölmüştür. Mezarı bugün Ulucami'nin kıble tarafındaki türbede olduğu söylenir; türbenin kitabesi yoktur. Kaynakların ölüm tarihi konusundaki ayrılığı birkaç yıl tutar: bazı Arap tarihçiler 536 (1141-42), bazıları 537 (1142-43) verir.

Hüsameddin'in bir Amasya hükümdarı olarak anlattığı Melik Muhammed'in 535'te [1140-41] tahttan indirilip Niksar'a gönderildiği bilgisi okuduğum çağdaş kaynaklarda yer almaz. Çağdaş anlatılarda Muhammed ölümüne kadar Kayseri'de hükümdardır. Hüsameddin, Muhammed'in ölümünü bir sonraki maddede 537 [1142-43] tarihli bir savaşa bağlar.

Rumca Yazılı Sikkeler

Hüsameddin'in aktardığı sikke yazısı bugünkü kaynaklarla uyuşur. Melik Muhammed'e ait bir sikkede Rumca olarak "Bütün Rum diyarının ve Doğu'nun büyük meliki Muhammed" yazısı bulunur; kimi kaynaklara göre bu unvan 1137'de, Bizans'ın Anadolu'daki topraklarına yönelik bir iddianın simgesi olarak benimsenmiştir. Bu okumaya göre Rumca yazı ve Hristiyan simgeler, Hüsameddin'in düşündüğü gibi annenin ya da bir yakının etkisinden çok, hükümdarın siyasi bir iddiasının ifadesi olarak yorumlanabilir.

Hüsameddin, bu sikkeleri hanedanın felaketinin sebebi sayar. Ancak çağdaş kaynaklar Melik Muhammed'i Rumlara, Haçlılara ve Ermenilere karşı cihat etmiş, dindar ve hayırsever bir hükümdar olarak tanıtır. Bizanslı tarihçi Nikitas Honiatis ona, Bizans şehirlerinin en azgın, en cesur ve en tehlikeli düşmanı der. Yani sikkelerin anlamı hakkında Hüsameddin'le bugünkü yorum ayrılır. Annesinin adının Gülnûş Bânû olduğu ve Rum asıllı olduğu, Alâ'ü'd-devle Alî bin Râmîn adlı bir yakınının yönetimde söz sahibi olduğu bilgisi de okuduğum kaynaklarda bulunmadı.

Abdülmecîd el-Herevî

Metinde adı geçen başkadı Abdülmecîd el-Herevî, kaynaklarda Abdülmecîd b. İsmâil el-Herevî olarak anılır. Melik Muhammed'in, çeşitli ülkelerden davet ettiği din âlimleri arasında başta o gelir. Hüsameddin de onun Şam'a, ardından Kayseri'ye gittiğini ve orada öldüğünü bir sonraki maddede aktarır.

Kaynak Tartışması

Hüsameddin, Melik Muhammed'in hükümdarlığını 529 [1134-35] ile başlatır; bugünkü kaynaklar Emîr Gazi'nin ölümünü 528 (1134) olarak verir, yani fark bir yıl kadardır. Buna karşılık Amasya'yı Muhammed'in başkenti sayması ve onu Dânişmend Ahmed Gâzi'nin oğlu göstermesi, bugünkü anlatılarla ayrılan iki noktadır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 328–329. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

2. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.