İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ALTINCI FASIL

El-Melik Nizâmeddîn Yağıbasan ed-Dânişmendî

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 2. Cilt, s. 329–331 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasya hükümdârı Melik Yağıbasan (Yağı Basan Hân) esbak Anadolu hükümdârı olan Sultân İbrâhim Hân'ın mahdûmu olduğu 560 târîhli vakfiyesinde mestûrdur. Melik Muhammed Gâzi Bey'in yâhud Emîr Gümüştigin Gâzi'nin oğlu değildir. Her hâlde bu Yağıbasan Gâzi 491'de şehîden vefât eden Antakya emîri Yağıbasan bin Muhammed bin Alp Arslan'ın kızından hafîdidir. Yağıbasan bin İsmâ'il bin ed-Dânişmend nâmıyla da kaydı görülmüşdür.

Amasya hükümdârı Yağıbasan Hân, Amasya'da İçerişehir'de şimdiki Kurşunlu Mahallesi'nde cesîm bir hân inşâ etdirdiği münâsebetle oraya Mahalle-i Yağıbasaniyye ve Hân-ı Yağıbasan Mahallesi dendiğini ve Gök Medrese Mahallesi'nin yol kenârında Melik Dânişmend Ahmed Gâzi'nin sarâyında ve önündeki Altı Bahçe demekle meşhûr bâhçelerde ikâmet ve ba'dehû buraları umûmen vakf eylediğini kuyûd-ı atîka göstermekde ve müşârün-ileyhin sarâyı mevki'ine şimdi Yukarı Bakacak ve Altı Bahçeler mevki'inin kısm-ı cenûbîsine Aşağı Bakacak denmekdedir.

Hükümdâr-ı müşârün-ileyhin Amasya'da atabegi Celâlüddevle Mahmûd bin el-Merhûm Fetih Hân ve emîrü'l-ümerâsı Hüsâmüddevle Hasan bin İltigin ve kâdı'l-kudâtı Kemâleddîn Ebu'l-Fezâ'il İlyâs bin Hasan el-Horasânî olduğu ele geçen kuyûd-ı atîkadan istidlâl olunur. Hattâ 560 târîhli vakıf-nâmesini imzâ eden [321] kadı, Şeyhu'l-İslâm ve'l-müslimîn Sadreddîn Muhammed bin el-Merhûm İlyâs el-Horasâni'dir.

Celâlüddevle Mahmûd Gâzi Bey, şimdiki Temennâ Mahallesi'nde Fetih Gâzi Bahçesi civârında bir mescid-i şerîf binâ ederek pederinden ve ceddinden kalan bu bahçeleri ve Hüsâmüddevle Hasan Gâzi Bey de Hân-ı Yağıbasan civârında diğer bir mescid-i şerîf inşâ ederek Öz Nâhiyesi'nde Emîr Hasan Alanı (Çiftliği) nâm karyeyi vakf etdikleri ma'lûmât-ı kaydiyedendir. Bu Hüsâmüddevle'nin birâderi Sehmüddevle Hüseyin Gâzi emîr-i Merzifon olup orada câmii, vakfı, mevki'i "Sehmüddevle" demekle kayden meşhûrdur. Sihâmuddevle dahi denir.

Taharriyât-ı târîhiyyeden ve cereyân-ı ahvâlden istidlâl olunduğu üzere Dânişmendiye hükümdârı Yağıbasan Hân, Melik Muhammed Gâzi Bey'i Amasya'dan Niksâr'a kaldırıyor, ba'dehû Kayseriyye'ye gönderip oranın emâretini veriyor, Melik Muhammed Gâzi bu hareketden bîzâr olarak ba'zı Türkmen beylerini elde edib yeğeni bulunan Yağıbasan Gâzi aleyhine i'lân-ı husûmet ediyor, Malatya ve Sivas taraflarını istîlâ etmeğe çalışıyor.

İbtidâ Malatya üzerine hareket ederek emîri ve yeğeni Aynuddevle Ahmed Bey'i harben katl etmekle Malatya'yı zabt ediyor, ba'dehû Sivas'ı almak üzere geliyor, Amasya hükümdârı Yağıbasan Hân dahi kuvve-i mevcûdesiyle Sivas'a gidip vâlî Arslan Togmuş Bey'i takviye ediyor. [322] Sivas kurbunda bulunan şimdiki Azîziye kasabası civârında tarafeyn harb etmekle Melik Muhammed Gâzi ile Arslan Togmuş Gâzi Beyler 537'de maktûl olarak Yağıbasan Hân harbi kazanıyor, memleket-i Dânişmendiye'de istiklâlini te'mîn ediyor.

Mesâlikü'l-Ebsâr'da "537'de Kayseriyye ve Malatya ve hudûd-ı Rûmiyye emîri Melik Muhammed bin ed-Dânişmend katl olunarak bilâdını Konya hükümdârı Melik Mes'ûd-ı Selçûkî istîlâ etmiş" olduğu mestûrdur. Fakat Ikdu'l-Cümân'da "Melik-i müşârün-ileyhin 538'de vefâtıyla Mes'ûd'un bütün bilâd-ı Dânişmendiye'yi istîlâ etdiği" mezkûrdur. Meskûkât-ı İslâmiyye Kataloğu'nda Melik Muhammed Gâzi ve emîr-i Malatya Aynuddevle Gâzi Beyler'in vefâtı 537 târîhinde gösteriliyor.

Tabakât-ı Hanefiyye'de kadı-i bilâdu'r-Rûm olan Abdülmecîd el-Herevî tercemesinde kadı-i müşârün-ileyhin memleket-i Dânişmendiye'den 535'de Şâm'a ve üç ay sonra Kayseriyye'ye rihlet edib orada kadı olarak 537'de vefât etdiği ve Târîh-i Âl-i Dânişmend'de Melik Muhammed Gâzi Bey'in Amasya'dan Niksâr'a, ba'dehû Kayseriyye'ye i'zâm edildiği mezkûr ve Melik Muhammed Gâzi Bey'in türbesi de Azîziye Kasabası civârında olduğu meşhûrdur. Şu kuyûd-ı târîhiyyenin cem'inden Melik Muhammed Gâzi Bey'in 529'da cülûs etdiği, ba'dehû 535'de hal' ve 537'de katl edildiği netîcesi zâhir olur. İşte Mesâlikü'l-Ebsâr'ın kayd eylediği vak'a budur.

Bu vak'adan sonra Muhammed Gâzi Bey'in küçük mahdûmu Zünnûn [323] Bey Kayseriyye'de kaldığı münâsebetle Kayseriyye'yi zabt ederek i'lân-ı emâret ediyor, fakat büyük mahdûmu Melik İbrâhim Bey harbden avdet ederek küçük birâderini Kayseriyye'den def' etmekle bu da i'lân-ı istiklâl ediyor, bu aralıkda harben maktûl olan Sivas emîri Arslan Togmuş Bey'in oğlu Bedreddîn Şâhenşâh Bey de Melik Muhammed Gâzi Beyzâdelerden ahz-ı intikâma kalkışıyor.

Yine bu aralıkda Malatya emîri iken maktûl olan Aynuddevle Ahmed Bey'in mahdûmu olup Zülkarneyn Gâzi demekle meşhûr olan Alp Arslan Gâzi Bey³⁴¹ Malatya'da i'lân-ı emâret ederek bu da Melik Gâzi Beyzâdeler ile uğraşıyor, Rûmlar dahi bu kadar ihtilâlât-ı dâhiliyyeyi görüp Yağıbasan Hân ile harb ederek Trabzon, Sinop ve Kastamonu taraflarını gasb etmekle memleket-i Dânişmendiye bir herc ü merce düşüyordu.

Dânişmendîler'in şu fetreti, memleket-i Dânişmendiye'yi Rûmlar'ın istîlâsına kapdırmak gibi bir tehlike-i muzırrayı takdîr etmiş olan Sultân Mes'ûd-ı Selçûkî, eniştesi bulunan Ankara vâlîsi Güdül Bey'i celb ve istimâlet ederek kendisine ser-asker nasb ediyor, ma'iyyetine bir kuvve-i azîme terfîk ederek zâhiren Yağıbasan Gâzi'ye mu'âvenet için Amasya'ya i'zâm ediyor, kendisi dahi dîğer bir kuvve-i kâfiye alarak yek-diğeriyle uğraşan [324] Melik İbrâhim, Zünnûn, Zülkarneyn Beyler'i cebren dağıtıyor, Kayseriyye ve Sivas taraflarını istîlâ etdikden sonra Güdül Bey'i müte'âkib Tokat üzerinden Amasya'ya geliyor.

Sultân Mes'ûd-ı Selçûkî, Amasya'ya geldikde Yağıbasan Gâzi Bey'i Niksâr'a gönderip bütün memâlik-i Dânişmendiye'yi 538'de istîlâ ediyor, ya'nî bütün Anadolu hükümdârı oluyor, hükûmet-i Dânişmendiye'nin merkezi olan Amasya'yı kendisine makarr-ı hükûmet ittihâz ederek hükûmet-i Dânişmendiye'ye hitâm veriyor.

Çünkü Amasya, Dânişmendîler'in merkez-i hükûmeti olduğu münâsebetle bu hükûmeti kaldırmak ve âtiyen zuhûru melhûz olan vekâyi'e meydân vermemek için Dânişmendiye hükûmetinin merkezinde ikâmet etmek lüzûmunu Sultân Mes'ûd-ı Selçûkî takdîr ediyordu. Sultân Mes'ud'un Amasya'yı merkez-i hükûmet ittihâz etmesi, mücerred âb u hevâsının letâfetinden değil, belki memâlik-i Dânişmendiye'yi tamâmiyle istîlâ etmek siyâsetinden istifâde için idi. İşte Ikdu'l-Cümân'ın kayd eylediği vak'a budur. Çünkü Sultân Mes'ûd'un Amasya'da Simre Kasabası'nı 538'de binâ etdirdiği müttefikan kayd edilmekdedir.

Dânişmendîler'in Amasya'da hükûmeti 467-538 târîhine kadar tâm yetmiş bir sene devâm edib Melik Ahmed, İsmâ'il, İbrâhim, Sunkur, Muhammed, Yağıbasan nâmlarıyla altı nefer zevât idâre-i hükûmet etmişlerdir. Bu hükûmet hudûd-ı Rûmiyye üzerinde müteşekkil olduğu cihetle bunlar, [325] dâ'imî bir harb ve gazâda imrâr-ı hayât ederek "Gâzi" unvân-ı mefharetiyle iktisâb-ı şeref etmişlerdir. Binâ'en-aleyh bunların cümlesi de "Melik Gâzi" unvânıyla meşhûrdur.

Bu hükûmet-i Dânişmendiye, ibtidâ-yı teşekkülünde Rûmlar'ın nüfuzunu Anadolu'dan tamâmiyle izâle edecek derecede kudret-i askeriyye gösterdikleri kâbil-i inkâr değildir. Hudûd-ı garbiyyesini Üsküdâr'a kadar îsâl ederek Boğaz'dan geçen gemilerden vergi ve gümrük alan bu hükûmetin nüfûzu sâyesinde Türkler'in Anadolu'da ebediyyen tavattun edebilmeleri mümkün olabilmiş, hattâ Selçûkîler'in Anadolu'da nüfûz-ı hükûmetleri, bunların mu'âvenet-i mâddiyesiyle idâme-i mevcûdiyet etmişdir.

Dânişmendîler, zann olunduğu gibi bir mekteb-i sıbyân hâceliğinden türemiş, sülâlesi gayr-i mazbût adamlar değillerdir. Bunu iddi'â edebilmek için o zamân Türkler'in soylara, husûsiyle irislere ne kadar dikkat ve ihtimâm etdiklerini unutmamak îcâb eder. Bir melikzâdeyi iris olmadığından dolayı tahtından iskât eden Türkler, bu kadar mefâhir-i milliyeyi, me'âsir-i dîniyyeyi meydâna getirecek derecede ibrâz-ı reviyyet ve şecâ'at etdikleri hâlde öyle bir mekteb hâcesinin başına toplanacak bir seviyyede olmadıkları meydândadır.

Dânişmendîler, bâlâda arz edildiği üzere Selçûkîler'in mensûb olduğu "Kınık" sülâlesi beylerinden ve hânzâdelerden olup "Toganlu" nâmıyla bir oymak teşkîl eden Togan Hân neslinden [326] oldukları ve Selçûkîler'in ammizâdelerinden bulundukları cihetle Türkler, Türkmenler arasında fevkalâde hâ'iz-i nüfûz ve i'tibâr idiler.

Yağıbasan Gâzi Arabiyyü'l-ibâre sikkeler kesdirmiş olup Meskûkât-ı İslâmiyye Kataloğu'nda görüldüğü üzere bir sikkesinin yüz tarafında "el-melikü'l-âdil Nizâmeddîn Yağıbasan bin Melik Gâzi" ve devresinde "Bin Melik Dânişmend Zahîr Emîrü'l-Mü'minîn" ve arka tarafında belden yukarı, sağa müteveccih kıvırcık saçları bir çelenge bağlanmış bir sûret tersîm edilmiş olup bu sûret Yağıbasan³⁴² Gâzi'nin tasvîri olmalıdır. Dânişmendîler'de Rûmiyyü'l-ibâre sikkelerin mecmû'u da Melik Muhammed Gâzi Bey'e ve evlâdına mensûb olduğu Katalog'da ayânen görülmekdedir.

Katalog'da "Sivas'da Dânişmendlüler" unvânı altında mülûk-i Dânişmendiye'nin sıra ile yazılmasına göre bunların³⁴³ merkez-i hükûmeti kuyûd-ı târîhiyye hilâfında Sivas olduğunu işrâb etmekdedir. Hâlbuki mülûk-i Dânişmendiye'nin merkez-i hükûmeti Amasya şehri olduğu Târîh-i Âl-i Dânişmend'in ifâdâtından müstebân ve Amasya'da mevcûd olduğu arz edilen âsâr-ı Dânişmendiye dahi bunu mü'eyyiddir. [327]

Amasya, hükûmet-i Dânişmendiye'nin merkezi olmasaydı, Sultân Mes'ûd-ı Selçûkî bütün memâlik-i Dânişmendiye'yi istîlâ etmek için Amasya'yı merkez-i hükûmet ittihâz etmeğe lüzûm görmezdi. Kezâlik Emîr Gümüştigin sülâle-i Dânişmendiye'den değildir.³⁴⁴

Dipnotlar

  • 341 Câmi'u'd-Düvel gibi ba'zı tevârîh-i Arabiyye'de buna Yağı Arslan bin ed-Dânişmend nâmı verilmekdedir.
  • 342 "Yağıbasan", "düşmanı basıp bozan" ya'nî "muzaffer" demekdir.
  • 343 Katalog'da Melik Dânişmend Gâzî'nin târîh-i cülûsu 464 Gümüştigin Gâzî'nin târîh-i emâreti 477 kayd edildiğine nazaran melik-i müşârün-ileyhin 477'de vefâtı anlaşılır. Hâlbuki tevârîh-i Arabiyye'nin zabtından müstefâd olduğu üzere Melik Dânişmend Ahmed Hân bâlâda arz edildiği üzere 490 hudûdunda vefât etdiği muhakkakdır.
  • 344 Dânişmendîler'in sülâlesine ve terâcim-i ahvâline dâ'ir mü'essisleri olan Ahmed Gâzî tercemesine mürâca'at olunmalıdır.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya hükümdarı Melik Yağıbasan (Yağı Basan Hân), daha önce Anadolu hükümdarı olan Sultan İbrâhim Hân'ın oğludur; bu, 560 [1164-65] tarihli vakfiyesinde yazılıdır. Melik Muhammed Gâzi'nin ya da Emîr Gümüştigin Gâzi'nin oğlu değildir. Bu Yağıbasan Gâzi her hâlde 491'de [1097-98] şehit olarak ölen Antakya emîri Yağıbasan bin Muhammed bin Alp Arslan'ın kızından torunudur. Yağıbasan bin İsmâ'il bin ed-Dânişmend adıyla da kaydı görülmüştür.

Amasya hükümdarı Yağıbasan Hân'ın, Amasya'da İçerişehir'de, bugünkü Kurşunlu Mahallesi'nde büyük bir han yaptırdığı için oraya Mahalle-i Yağıbasaniyye ve Hân-ı Yağıbasan Mahallesi denildiğini; Gök Medrese Mahallesi'nde yol kenarında, Melik Dânişmend Ahmed Gâzi'nin sarayında ve önündeki Altı Bahçe diye bilinen bahçelerde oturduğunu, sonra buraların tümünü vakfettiğini eski kayıtlar göstermektedir. Adı geçenin sarayının yerine şimdi Yukarı Bakacak, Altı Bahçeler yerinin güney kısmına da Aşağı Bakacak denmektedir.

Adı geçen hükümdarın Amasya'da atabegi Celâlüddevle Mahmûd bin el-Merhûm Fetih Hân, başemiri Hüsâmüddevle Hasan bin İltigin, başkadısı ise Kemâleddîn Ebu'l-Fezâ'il İlyâs bin Hasan el-Horasânî olduğu, ele geçen eski kayıtlardan anlaşılır. Hatta 560 tarihli vakıf senedini imzalayan kadı, "İslam ve Müslümanların şeyhi" (Şeyhü'l-İslâm ve'l-müslimîn) Sadreddîn Muhammed bin el-Merhûm İlyâs el-Horasânî'dir.

Celâlüddevle Mahmûd Gâzi Bey, bugünkü Temennâ Mahallesi'nde Fetih Gâzi Bahçesi çevresinde bir mescit yaptırarak babasından ve dedesinden kalan bu bahçeleri vakfetmiş; Hüsâmüddevle Hasan Gâzi Bey de Hân-ı Yağıbasan çevresinde başka bir mescit yaptırıp Öz Nâhiyesi'nde Emîr Hasan Alanı (Çiftliği) adlı köyü vakfetmiştir. Bu bilgi kayıtlardan çıkar. Bu Hüsâmüddevle'nin kardeşi Sehmüddevle Hüseyin Gâzi Merzifon emîri olup oradaki camisi, vakfı ve yeri kayıtlarda "Sehmüddevle" adıyla bilinir. Sihâmuddevle de denir.

Tarihî araştırmalardan ve olayların gidişinden çıkarıldığı üzere, Dânişmendli hükümdarı Yağıbasan Hân, Melik Muhammed Gâzi Bey'i Amasya'dan Niksar'a kaldırıyor, sonra Kayseri'ye gönderip oranın emirliğini veriyor. Melik Muhammed Gâzi bu davranıştan bıkarak bazı Türkmen beylerini yanına çekiyor, yeğeni olan Yağıbasan Gâzi'ye karşı düşmanlık ilan ediyor, Malatya ve Sivas taraflarını ele geçirmeye çalışıyor.

Önce Malatya üzerine yürüyüp oranın emîri ve yeğeni Aynuddevle Ahmed Bey'i savaşta öldürerek Malatya'yı ele geçiriyor, sonra Sivas'ı almak üzere geliyor. Amasya hükümdarı Yağıbasan Hân da elindeki kuvvetle Sivas'a gidip vali Arslan Togmuş Bey'i destekliyor. Sivas yakınında, bugünkü Azîziye kasabası çevresinde iki taraf savaşıyor; Melik Muhammed Gâzi ile Arslan Togmuş Gâzi Beyler 537'de [1142-43] öldürülüyor, Yağıbasan Hân savaşı kazanıyor ve Dânişmendli ülkesinde bağımsızlığını sağlıyor.

Mesâlikü'l-Ebsâr'da "537'de Kayseri, Malatya ve Rum sınırı emîri Melik Muhammed bin ed-Dânişmend öldürülerek ülkesini Konya hükümdarı Melik Mes'ûd-ı Selçûkî işgal etmiş" olduğu yazılıdır. Fakat Ikdu'l-Cümân'da "adı geçen meliğin 538'de ölümü üzerine Mes'ûd'un bütün Dânişmendli ülkesini işgal ettiği" kaydedilmiştir. İslâmî Sikkeler Kataloğu'nda ise Melik Muhammed Gâzi ile Malatya emîri Aynuddevle Gâzi Beylerin ölümü 537 tarihinde gösteriliyor.

Tabakât-ı Hanefiyye'de Anadolu kadısı Abdülmecîd el-Herevî'nin hâl tercümesinde, adı geçen kadının Dânişmendli ülkesinden 535'te [1140-41] Şam'a, üç ay sonra da Kayseri'ye göç edip orada kadı olarak 537'de öldüğü; Târîh-i Âl-i Dânişmend'de Melik Muhammed Gâzi Bey'in Amasya'dan Niksar'a, sonra Kayseri'ye gönderildiği yazılıdır. Melik Muhammed Gâzi Bey'in türbesinin de Azîziye Kasabası çevresinde olduğu bilinir. Bu tarihî kayıtların bir araya getirilmesinden Melik Muhammed Gâzi Bey'in 529'da [1134-35] tahta çıktığı, sonra 535'te indirildiği ve 537'de öldürüldüğü sonucu ortaya çıkar. Mesâlikü'l-Ebsâr'ın kaydettiği olay işte budur.

Bu olaydan sonra Muhammed Gâzi Bey'in küçük oğlu Zünnûn Bey Kayseri'de kaldığı için Kayseri'yi ele geçirip emirliğini ilan ediyor. Fakat büyük oğlu Melik İbrâhim Bey savaştan dönüp küçük kardeşini Kayseri'den çıkarınca o da bağımsızlığını ilan ediyor. Bu arada savaşta öldürülen Sivas emîri Arslan Togmuş Bey'in oğlu Bedreddîn Şâhenşâh Bey de Melik Muhammed Gâzi Bey'in oğullarından intikam almaya kalkışıyor.

Yine bu sırada, Malatya emîri iken öldürülen Aynuddevle Ahmed Bey'in oğlu olup Zülkarneyn Gâzi diye ünlü Alp Arslan Gâzi Bey Malatya'da emirliğini ilan ederek o da Melik Gâzi Bey'in oğullarıyla uğraşıyor. Rumlar da bu kadar iç karışıklığı görüp Yağıbasan Hân ile savaşarak Trabzon, Sinop ve Kastamonu taraflarını zorla alıyor; Dânişmendli ülkesi darmadağın oluyordu.

Dânişmendlilerin bu boşluk dönemi, Dânişmendli ülkesinin Rumların işgaline kalması gibi zararlı bir tehlike doğurmuştu. Bunu gören Selçuklu Sultanı Mes'ûd, eniştesi olan Ankara valisi Güdül Bey'i çağırıp yanına çekerek ona başkomutanlık veriyor, yanına büyük bir kuvvet katarak görünüşte Yağıbasan Gâzi'ye yardım için Amasya'ya gönderiyor. Kendisi de başka bir yeterli kuvvet alıp birbiriyle uğraşan Melik İbrâhim, Zünnûn ve Zülkarneyn Beyleri zorla dağıtıyor; Kayseri ve Sivas taraflarını ele geçirdikten sonra Güdül Bey'i izleyerek Tokat üzerinden Amasya'ya geliyor.

Sultan Mes'ûd-ı Selçûkî Amasya'ya gelince Yağıbasan Gâzi Bey'i Niksar'a gönderip bütün Dânişmendli ülkesini 538'de [1143-44] ele geçiriyor, yani bütün Anadolu'nun hükümdarı oluyor. Dânişmendli hükümetinin merkezi olan Amasya'yı kendisine hükümet merkezi edinerek Dânişmendli hükümetine son veriyor.

Çünkü Amasya Dânişmendlilerin hükümet merkezi olduğundan, bu hükümeti kaldırmak ve ileride çıkması beklenen olaylara fırsat vermemek için Dânişmendli hükümetinin merkezinde oturmanın gerekli olduğunu Sultan Mes'ûd-ı Selçûkî görüyordu. Sultan Mes'ûd'un Amasya'yı hükümet merkezi edinmesi, sırf havasının ve suyunun güzelliğinden değil, Dânişmendli ülkelerini tümüyle ele geçirme siyasetinden yararlanmak içindi. Ikdu'l-Cümân'ın kaydettiği olay işte budur. Çünkü Sultan Mes'ûd'un Amasya'da Simre Kasabası'nı 538'de yaptırdığı kaynaklarca birlikte kaydedilmektedir.

Dânişmendlilerin Amasya'daki hükümeti 467-538 [1074-75 ile 1143-44] tarihleri arasında tam yetmiş bir yıl sürmüş, Melik Ahmed, İsmâ'il, İbrâhim, Sunkur, Muhammed ve Yağıbasan adlarıyla altı kişi hükümeti yönetmiştir. Bu hükümet Rum sınırı üzerinde kurulduğu için bunlar sürekli savaş ve gaza içinde yaşayıp "Gâzi" şeref unvanını kazanmışlardır. Bu yüzden hepsi "Melik Gâzi" unvanıyla ünlüdür.

Bu Dânişmendli hükümetinin kuruluşunun başında Rumların nüfuzunu Anadolu'dan tamamen silecek derecede askerî güç gösterdiği inkâr edilemez. Batı sınırını Üsküdar'a kadar ulaştırıp Boğaz'dan geçen gemilerden vergi ve gümrük alan bu hükümetin nüfuzu sayesinde Türklerin Anadolu'ya ebediyen yerleşebilmeleri mümkün olabilmiş, hatta Selçukluların Anadolu'daki hükümet nüfuzu bunların maddi yardımıyla varlığını sürdürmüştür.

Dânişmendliler, sanıldığı gibi bir çocuk mektebi hocalığından türemiş, soyu belirsiz kimseler değillerdir. Bunu iddia edebilmek için o zaman Türklerin soylara, özellikle irislere ne kadar dikkat ve özen gösterdiklerini unutmamak gerekir. Bir melikzadeyi iris olmadığı için tahtından indiren Türklerin, bu kadar millî övünç ve dinî eser ortaya koyacak ölçüde yetenek ve yiğitlik gösterdikleri hâlde, böyle bir mektep hocasının başına toplanacak bir düzeyde olmadıkları ortadadır.

Dânişmendliler, yukarıda arz edildiği üzere Selçukluların mensup olduğu "Kınık" boyu beylerinden ve han çocuklarından olup "Toganlu" adıyla bir oymak oluşturan Togan Hân neslinden oldukları ve Selçukluların amcaoğulları bulundukları için Türkler ve Türkmenler arasında çok büyük nüfuz ve itibar sahibi idiler.

Yağıbasan Gâzi Arapça yazılı sikkeler bastırmıştır. İslâmî Sikkeler Kataloğu'nda görüldüğü üzere bir sikkesinin ön yüzünde "el-melikü'l-âdil Nizâmeddîn Yağıbasan bin Melik Gâzi" ("adil melik Nizâmeddîn Yağıbasan, Melik Gâzi oğlu" anlamındaki Arapça yazı), çevresinde "Bin Melik Dânişmend Zahîr Emîrü'l-Mü'minîn" ("Melik Dânişmend oğlu, Müminlerin Emiri'nin destekçisi" anlamındaki yazı), arka yüzünde ise belden yukarı, sağa dönük, kıvırcık saçları bir çelenge bağlanmış bir resim çizilmiştir; bu resim Yağıbasan Gâzi'nin tasviri olmalıdır. Dânişmendlilerde Rumca yazılı sikkelerin tümünün de Melik Muhammed Gâzi Bey'e ve çocuklarına ait olduğu katalogda açıkça görülmektedir.

Katalogda "Sivas'ta Dânişmendliler" başlığı altında Dânişmendli meliklerinin sırayla yazılmasına bakılırsa, bunların hükümet merkezi, tarihî kayıtlara aykırı olarak Sivas imiş gibi anlaşılmaktadır. Oysa Dânişmendli meliklerinin hükümet merkezinin Amasya şehri olduğu Târîh-i Âl-i Dânişmend'in anlattıklarından anlaşılıyor ve Amasya'da bulunduğu bildirilen Dânişmendli eserleri de bunu destekliyor.

Amasya Dânişmendli hükümetinin merkezi olmasaydı, Sultan Mes'ûd-ı Selçûkî bütün Dânişmendli ülkelerini ele geçirmek için Amasya'yı hükümet merkezi edinmeyi gerekli görmezdi. Aynı şekilde Emîr Gümüştigin Dânişmend hanedanından değildir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mestûr: yazılı
  • kuyûd-ı atîka: eski kayıtlar
  • istidlâl: delile dayanarak sonuç çıkarma
  • hafîd: torun
  • vakıf-nâme, vakfiye: vakıf senedi
  • emîrü'l-ümerâ: emirlerin emiri, başemir
  • maktûl: öldürülmüş
  • i'zâm: gönderme
  • hal': tahttan indirme
  • herc ü merc: karışıklık, darmadağınıklık
  • fetret: boşluk ve karışıklık dönemi
  • makarr-ı hükûmet: hükümet merkezi
  • meskûkât: sikkeler
  • tersîm: çizme, resmetme
  • mekteb-i sıbyân: çocuk mektebi
  • iris: metinde, ana ve baba tarafından soylu Türkmen

Yağıbasan Kimdir

Bugünkü ansiklopedilerde Yağıbasan, Emîr Gazi'nin oğlu ve Melik Muhammed'in kardeşidir; Hüsameddin onu Sultan İbrâhim'in oğlu sayar. Hüsameddin'in kendi aktardığı sikke yazısı ise "Melik Gâzi oğlu" der. Yani aynı sayfadaki iki bilgi birbirini desteklemez; bugünkü anlatı sikkedeki yazıyı esas alır. Yağıbasan, Melik Muhammed'in ölümünden sonra Sivas meliki olmuş, kardeşinin dul eşiyle evlenerek Kayseri'de de etkili olmuştur. Sivas, Niksar, Tokat ve Amasya hükümdarı olarak anılır. 1150'de Karadeniz kıyısında Ünye, Samsun ve Bafra'yı almış, 1155'te Sultan I. Mesud'un ölümü üzerine Amasya, Ankara ve Kapadokya kendisine verilmiştir. Bizans'la ittifak yapıp, Zengî Nûreddin'in teşvikiyle de II. Kılıçarslan'a karşı savaşmış, Kılıçarslan'ın Sivas'ı almasından sonra damadı Şâhinşah'ın yanına, Çankırı'ya gitmiş ve 4 Ağustos 1164'te orada ölmüştür. Niksar'da yaptırdığı medresenin haziresinde yattığı bildirilir. Niksar'daki 552 [1157] tarihli kitabede künyesi "el-Melikü'l-Âlim, el-Âdil, Nizâmüddünyâ ve'd-dîn Ebü'l-Muzaffer Yağıbasan b. Melik Gāzî b. Melik Dânişmend Zahîrü Emîri'l-Mü'minîn" olarak yazılıdır; bu, Hüsameddin'in aktardığı sikke yazısına çok benzer. Kimi kaynaklar Tokat'taki Yağıbasan Medresesi'ni de 1152 tarihiyle anar.

Amasya'daki Kayıtlar ve Yapılar

Metindeki emîrü'l-ümerâ Hüsâmüddevle Hasan bin İltigin, mimarlık tarihinde de görünür. Amasya-Çorum yolunda Yeşilırmak üzerindeki Çağlayan (Çalâkçalık) Köprüsü, 12. yüzyılın ilk yarısında Yağıbasan'ın emirlerinden İltigin Gazi oğlu Hüsâmüddevle Hasan tarafından yaptırılmıştır. Yetmiş metre uzunluğunda, altı gözlü bu köprünün Osmanlı köprülerinde sonradan yaygınlaşacak tarih köşklerinin en erken örneğini taşıdığı söylenir. Hüsameddin'in Yağıbasan'ın başemiri olarak andığı kişinin, köprüyü yaptıran emirle aynı adı taşıması, Hüsameddin'in aktardığı kayıtları destekler.

Yağıbasan Hanı ve Dânişmend Gazi Sarayı ise kaynaklarda anılan, fakat günümüze ulaşmayan Dânişmendli yapılarıdır. Dânişmendliler maddesinin kaynakçası bu bilgiler için Hüsameddin'in kitabını da gösterir. Mahalle adları olan Yukarı Bakacak, Aşağı Bakacak ve Altı Bahçeler'in bugünkü karşılığı okuduğum kaynaklarda belirtilmiyor.

Dânişmendli Hükümeti Gerçekten 538'de Mi Bitti

Hüsameddin, Sultan Mesud'un 538'de [1143-44] Amasya'yı alıp Dânişmendli hükümetine son verdiğini yazar. Bugünkü anlatıda Dânişmendliler bu tarihte bitmez. Mesud, Dânişmendli içi çekişmelerden yararlanarak 1142'de Sivas'a yürümüş ve şehri almıştır; Yağıbasan ise 1152'de bile Sivas, Niksar, Tokat ve Amasya hükümdarı olarak anılır. Hanedanın Sivas kolu ancak II. Kılıçarslan'ın seferleriyle sona erer: Kayseri ve Zamantı'daki Dânişmendli hâkimiyeti 1169 sıralarında, kimi anlatılara göre 1171 ya da 1173'te kapanır, Sivas, Niksar ve Tokat ise 1175'te alınır. Malatya kolu bir süre daha ayakta kalmıştır. Sultan Mesud'un Amasya yakınında Simre adlı bir şehir kurdurduğu doğrudur; fakat kaynaklar bunun tarihini vermez. Hüsameddin'in 538 tarihi bu açıdan doğrulanamadı.

Muhammed'in Sonu

Hüsameddin, Melik Muhammed'in Yağıbasan'la Sivas yakınlarında yaptığı savaşta 537'de öldürüldüğünü anlatır ve bunu Mesâlikü'l-Ebsâr'a dayandırır. Bugünkü kaynaklarda Melik Muhammed 6 Aralık 1143'te Kayseri'de ölür; mezarı Ulucami'nin kıblesindeki türbede olduğu söylenir. Muhammed'in ölümünden sonra veliaht Zünnûn'a karşı çıkan Yağıbasan'dır. Hüsameddin'in anlattığı Azîziye yakınındaki savaş ve Muhammed'in öldürülmesi okuduğum kaynaklarda yer almaz. Ancak Zünnûn, Aynüddevle, Yağıbasan ve Zülkarneyn adlarının çekişme içinde anılması iki anlatıda da ortaktır.

Dânişmend Adı ve Hanedanın Kökeni

Hüsameddin'in itiraz ettiği "çocuk mektebi hocası" anlatısı, Dânişmend sözünün Farsçadaki "bilgin" anlamından doğar. Kaynaklarda Dânişmend Gazi'nin Azerbaycan'da yaşayan bir Türkmen ailesine mensup olduğu ve gerçek adının Taylu olduğu belirtilir; İbnü'l-Esîr, onun Türklere öğretmenlik yaptığı için bu unvanı aldığını söyler. Kimi kaynaklara göre Dânişmend Gazi, Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Süleymanşah'ın dayısıdır. Hüsameddin'in verdiği Kınık boyu ve Togan Hân soyu bilgisi okuduğum çağdaş kaynaklarda bulunmadı. Dânişmendlilerin Selçukluların amcaoğulları olduğu bilgisi de aynı şekilde doğrulanamadı.

Doğrulanamayan Noktalar

Dânişmendli sınırının Üsküdar'a kadar ulaştığı ve Boğaz'dan geçen gemilerden vergi alındığı bilgisi okuduğum kaynaklarda yer almaz. Dânişmendlilerin Karadeniz kıyısında 1129'da Ankara, Çankırı, Kastamonu ve kıyı bölgelerini denetledikleri anlatılır; Bizans'la sürekli çekişme bu yöredeydi. Emîr Gümüştigin'in hanedandan olmadığı görüşü ise yukarıdaki sebeple bugünkü anlatıya uymaz: Hüsameddin'in dipnotta anlattığı kataloğa göre Dânişmend Gazi 464'te tahta çıkmış, Gümüştigin Gâzi'nin emirliği 477'de başlamıştır; bugünkü ansiklopedi listeleri de Gümüştegin'i Dânişmend Gazi'den sonraki ikinci hükümdar sayar. Hüsameddin'in vakfiyeden aktardığı Yağıbasan'ın "Sultan İbrâhim oğlu" olduğu bilgisi, çağdaş kaynaklarda doğrulanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 329–331. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

2. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.