Dânişmendiye hükümdârı Nizâmeddîn Yağıbasan Gazî'nin mahdûmu³⁵⁹ olup pederi tarafından 556'da Amasya vâlîsi oldukda Amasya hükümdârı Sultân Şâhenşâh'ın adamlarını tard ve teb'îd ederek kendine müte'allik olan ümerâyı celb etmekle pederinin hükûmet-i muvakkatasını takviyeye gayret ediyor ve Yağıbasan Gâzi'nin yeğenleri İbrâhim ve Zünnûn Beyler dahi mevki'-i me'mûriyetlerine giderek ammizâdelerinin nüfûzunu tezyîde çalışıyorlardı.
Fakat harbden fâriğ olan Türkmen beyleri Yağıbasan Gâzi'nin şu vaz'-ı nâkisânesinden münfa'il olarak Dânişmendiye aleyhinde Âl-i Selçûk'a yardım etdikleri vekâyi'-i âtiyeden istidlâl olunur. Çünkü müttefik iki birâder harben muzaffer oldukları hâlde Dânişmendîler'in bu hareketlerine sükût edemeyecekleri bedîhî olduğu cihetle Sultân Kılıç Arslan, ibtidâ Malatya emîri Yağı Arslan dediği Zülkarneyn Alp Arslan Bey'in hücûmunu def' ederek mûmâ-ileyhi ahz ve katl ve yerine büyük mahdûmu olup kendisine münkâd olan Nâsıreddîn Muhammed Bey'i nasb ediyor, [337] Sultân Şâhenşâh dahi Kayseriyye emîri İbrâhim Gâzi'nin üzerine gidiyor idi.
Malatya emîrinin katlini duyan Dânişmendiye hükümdârı Yağıbasan Gâzi hiddet ederek Sultân Kılıç Arslan'ın menkûhası olup henüz Konya'ya giden Erzurum Hâkimi Melik Fahreddîn Muhammed Salîkî'nin gelin kızını şakîler gibi yoldan aldırıyor, Niksâr'a getirdip bîçâre kızı fesh-i nikâha bir yol bulmak için irtidâda cebr etdikden sonra yeğeni bulunan Sivas emîri Tanûn (Zünnûn) Bey'e veriyordu.³⁶⁰
Aylemü'z-Zâhir ve Câmiud-Düvel gibi tevârîh-i mühimmede mestûr olan bu vak'a-i menhûsayı duyan yalnız Kılıç Arslan değil belki bütün Türkmen Beyleri'nin gayz u hiddeti son şiddetiyle Dânişmendiye hükûmeti aleyhine teveccüh ediyor, Dânişmendîler'i müdâfa'a eden mütedeyyin beyler dahi bu vak'adan müteneffir olarak Âl-i Selçûk tarafına dönüyorlar, Dânişmendîler'i takbîh ederek müdâfa'alarından sarf-ı nazar eyliyorlardı.
Elsine-i selâse üzere müretteb olan tevârîh-i İslâmiyyenin zabtından istidlâl edildiği üzere Sultân Şâhenşâh Kayseriyye'ye hücûm ederek emîri bulunan İbrâhim Gâzi Niksâr'a doğru firâr etmekle Sultân Şâhenşâh Kayseriyye'yi zabt ediyor, ba'dehû birâderi Kılıç Arslan Hân [338] ile birleşerek Dânişmendiye hükümdârı Yağıbasan Gâzi aleyhine gidiyorlar. Erzurum hâkimi Melik Fahreddîn Muhammed Bey dahi Erzincân hâkimiyle ittifâk ederek Sivas'a doğru hareket etmekle emîri bulunan Zünnûn Gâzi de Niksâr'a ilticâ ediyor.
Dânişmendiye hükümdârı Yağıbasan Gâzi şarkan ve garben son derece tazyîk olunarak bütün Türkmen beylerinin kendi aleyhinde ibrâz-ı husûmet etdiklerini anlamakla kahrından hasta oluyor, çok geçmeksizin 560 zilhiccesinde Niksâr'da vefât ederek büyük yeğeni el-Melik Tâceddîn İbrâhim Gâzi Dânişmendiye hükümdârı oluyor, Türkmen beylerini hükûmet-i Dânişmendiye'nin lehine celb etmeğe çalışıyor, kısmen muvaffak oluyordu.
İbrâhim Bey'in birâderi Zünnûn Bey dahi kayınpederi bulunan Erzurum hâkimi Melik Fahreddîn Muhammed Bey'i irzâ ederek Erzincân hâkimiyle Kılıç Arslan Hân'ın aleyhine bunları dâ'ire-i ittifâka almakla beraber üç ammizâde ya'nî İbrâhim, Zünnûn ve Cemâl Gâzi Beyler yek-diğeriyle ittifâk ediyorlar.
Sultân Kılıç Arslan Hân ile birâderi Şâhenşâh Hân bunlara karşı harb ederek ibtidâ mağlûb oluyor, ba'dehû tecdîd-i kuvvet ederek gâlib geliyor, memâlik-i Dânişmendiye'den bir kısmını zabt ederek ilerliyor, fakat Rûm imparatoru Manu'el Komennus bu fırsatdan istifâde ederek memleket-i Dânişmendiye'ye hücûm ediyor, ba'dehû muslihûn bunların aralarına [339] girip tekarrür eden sulh üzerine Cemâl Gâzi Amasya'da, İbrâhim Gâzi Sivas'da, Zünnûn Gâzi Kayseriyye'de hâkim-i müstakil oluyorlar, Ankara vilâyeti de Sultân Şâhenşâh uhdesinde kalıyordu.
Fakat çok geçmeden Dânişmendîler, yek-diğerinin aleyhine düşdüklerini gören Türkmen beyleri Ankara hâkimi Sultân Şâhenşâh emrine münkâd olarak Rûm imparatorunun hücûmunu memleket-i Dânişmendiye'den def' ediyorlar, Dânişmendîler'in bîhûde didişmeleri memleket-i Dânişmendiye üzerinde Rûmlar'ın enzâr-ı hırsını celb ve tezyîd eylediğini takdîr ederek Selçûkîler'i takviye etmeğe mecbûr oluyorlardı.
Binâ'en-aleyh Sultân Şâhenşâh 562'de Ankara'dan hareket ederek merkez-i hükûmeti olan Amasya üzerine yürüdü. Bunu haber alan Amasya hâkimi Melik Cemâleddîn İsmâ'il Gâzi ammizâdesi olan Tâceddîn İbrâhim Gâzi'den istimdâd etmekle İbrâhim Bey dahi kuvve-i mevcûdesiyle Amasya'ya doğru geldiği esnâda Sultân Şâhenşâh Amasya'yı zabt ve firâr eden Cemâl Gâzi Bey'i ta'kîb ediyordu.
Günümüz Türkçesiyle
Danişmendli hükümdarı Nizâmeddin Yağıbasan Gazi'nin oğludur. Babası tarafından 556'da Amasya valisi yapılınca Amasya hükümdarı Sultan Şâhenşâh'ın adamlarını kovup uzaklaştırdı, kendine bağlı emirleri yanına çekerek babasının geçici hükümetini güçlendirmeye çalıştı. Yağıbasan Gazi'nin yeğenleri İbrahim ile Zünnûn Beyler de görev yerlerine gidip amcaoğullarının nüfuzunu artırmaya uğraşıyorlardı.
Ancak savaştan çekilen Türkmen beyleri, Yağıbasan Gazi'nin bu yetersiz tutumuna içerleyerek Danişmendlilere karşı Selçuklulara yardım ettiler. Bu, sonraki olaylardan anlaşılmaktadır. Çünkü iki müttefik kardeş savaşı kazanmış olduğundan, Danişmendlilerin bu hareketlerine sessiz kalamayacakları açıktı. Sultan Kılıç Arslan önce, Yağı Arslan dediği Malatya emiri Zülkarneyn Alp Arslan Bey'in saldırısını geri püskürttü; onu yakalayıp öldürdü ve yerine, kendisine bağlı olan büyük oğlu Nâsıreddin Muhammed Bey'i atadı. Sultan Şâhenşâh da Kayseri emiri İbrahim Gazi'nin üzerine gidiyordu.
Malatya emirinin öldürüldüğünü duyan Danişmendli hükümdarı Yağıbasan Gazi öfkelendi. Sultan Kılıç Arslan'la nikâhlanmış ve henüz Konya'ya gitmekte olan Erzurum hâkimi Melik Fahreddin Muhammed Salîkî'nin gelin kızını haydutlar gibi yoldan aldırdı; Niksar'a getirip zavallı kızı nikâhın bozulması için bir çıkar yol bulmak amacıyla dinden dönmeye zorladıktan sonra yeğeni olan Sivas emiri Tanun (Zünnûn) Bey'e verdi.
Âlemü'z-Zâhir ve Câmiu'd-Düvel gibi önemli tarihlerde yazılı bulunan bu uğursuz olayı duyan yalnız Kılıç Arslan değil, bütün Türkmen Beyleri'nin öfkesi son şiddetiyle Danişmendli hükümetine yöneldi. Danişmendlileri savunan dindar beyler de bu olaydan nefret edip Selçuklu tarafına döndüler; Danişmendlileri kınayarak onları savunmaktan vazgeçtiler.
Üç dilde yazılan İslam tarihlerinin kayıtlarından anlaşıldığına göre Sultan Şâhenşâh Kayseri'ye saldırdı; oranın emiri İbrahim Gazi Niksar'a doğru kaçınca Kayseri'yi ele geçirdi, sonra kardeşi Kılıç Arslan Han ile birleşerek Danişmendli hükümdarı Yağıbasan Gazi'nin üzerine yürüdüler. Erzurum hâkimi Melik Fahreddin Muhammed Bey de Erzincan hâkimiyle anlaşıp Sivas'a doğru yürüdü; oranın emiri Zünnûn Gazi de Niksar'a sığındı.
Danişmendli hükümdarı Yağıbasan Gazi, doğudan ve batıdan son derece sıkıştırılmış, bütün Türkmen beylerinin kendisine düşmanlık gösterdiğini anlamıştı. Üzüntüden hastalandı ve çok geçmeden 560 yılı zilhicce ayında Niksar'da öldü. Büyük yeğeni el-Melik Tâceddin İbrahim Gazi Danişmendli hükümdarı oldu; Türkmen beylerini Danişmendli hükümetinin yanına çekmeye çalışıyor, bunda kısmen başarılı oluyordu.
İbrahim Bey'in kardeşi Zünnûn Bey de kayınpederi olan Erzurum hâkimi Melik Fahreddin Muhammed Bey'i razı edip onu ve Erzincan hâkimini Kılıç Arslan Han'a karşı bir ittifaka dahil etti. Ayrıca üç amcaoğlu, yani İbrahim, Zünnûn ve Cemâl Gazi Beyler birbiriyle anlaştılar.
Sultan Kılıç Arslan Han ile kardeşi Şâhenşâh Han bunlara karşı savaştı; önce yenildiler, sonra güç toplayıp galip geldiler ve Danişmendli ülkesinin bir kısmını ele geçirerek ilerlediler. Fakat Rum imparatoru Manuel Komnenos bu fırsattan yararlanıp Danişmendli ülkesine saldırdı. Sonra arabulucular araya girdi; varılan barış üzerine Cemâl Gazi Amasya'da, İbrahim Gazi Sivas'ta, Zünnûn Gazi Kayseri'de bağımsız hâkim oldular; Ankara vilayeti de Sultan Şâhenşâh'ın elinde kaldı.
Fakat çok geçmeden Danişmendlilerin birbirlerine düştüğünü gören Türkmen beyleri Ankara hâkimi Sultan Şâhenşâh'ın emrine girip Rum imparatorunun saldırısını Danişmendli ülkesinden def ettiler. Danişmendlilerin boş çekişmelerinin Rumların hırsını Danişmendli ülkesine çekip artırdığını anlayarak Selçukluları güçlendirmek zorunda kalıyorlardı.
Bunun üzerine Sultan Şâhenşâh, 562'de Ankara'dan hareket edip hükümet merkezi olan Amasya üzerine yürüdü. Bunu duyan Amasya hâkimi Melik Cemâleddin İsmail Gazi, amcaoğlu Tâceddin İbrahim Gazi'den yardım istedi. İbrahim Bey de elindeki kuvvetle Amasya'ya doğru geldiği sırada Sultan Şâhenşâh Amasya'yı ele geçirdi ve kaçan Cemâl Gazi Bey'i takip etmeye koyuldu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- tard ve teb'îd: kovmak ve uzaklaştırmak
- vaz'-ı nâkisâne: eksik, yetersiz tutum
- münfa'il: gücenmiş, içerlemiş
- vekâyi'-i âtiye: sonradan gelen olaylar
- menkûha: nikâhlı kadın, nişanlı
- şakî: yol kesen, haydut
- fesh-i nikâh: nikâhın bozulması
- irtidâd: dinden dönme
- vak'a-i menhûse: uğursuz olay
- gayz u hiddet: öfke ve kızgınlık
- elsine-i selâse: üç dil (Arapça, Farsça, Türkçe)
- muslihûn: arabulucular
- istimdâd: yardım isteme
- ta'kîb: izleme, takip
Yağıbasan Dönemi ve Saltuk Kızı Olayı
Danişmendliler maddesine göre Yağıbasan, Danişmend Gazi'nin torunu, Melik Gazi'nin oğludur ve Sivas'ta oturan Danişmendli meliki olarak 1164'e kadar etkili olmuştur. II. Kılıç Arslan'ın nikâhlandığı, zengin çeyiziyle Erzurum'dan Konya'ya gönderilen Erzurum Saltukluları meliki İzzeddin Saltuk Bey'in kızını Yağıbasan'ın yoldan alıp Kayseri meliki yeğeni Zünnûn ile evlendirdiği olay kaynaklarda anlatılır; Kılıç Arslan bu "ağır hakaret" üzerine harekete geçmiştir. Hüsameddin metinde Saltuklu hükümdarın adını Fahreddin Muhammed olarak verir; kaynaklardaki ad ise İzzeddin Saltuk'tur. Ayrıca kaynak, Kılıç Arslan'ın bu seferde Bizans destekli Danişmendli ordusu önünde yenildiğini (1162), sonra Sivas'ı aldığını (1163) bildirir. Hüsameddin'de ise savaş sonunda Selçukluların galip geldiği ve arada Manuel'in Danişmendli ülkesine saldırdığı anlatılır. Anlatılar aynı olaylar zincirini farklı sırayla verir.
Yağıbasan'ın Ölümü
Hüsameddin Yağıbasan'ın 560 zilhiccesinde Niksar'da öldüğünü yazar. Ansiklopedi kaydı ise onun 4 Ağustos 1164'te, yardım istemek için damadı Çankırı Selçuklu meliki Şâhinşah'ın yanına gittiğinde orada öldüğünü bildirir ve Niksar'da yaptırdığı medresenin haziresinde gömülü olduğunu söyler. Hüsameddin'in verdiği ölüm yeri (Niksar) ile ansiklopedinin verdiği yer (Şâhinşah'ın yanı) de birbirinden ayrılır. Yağıbasan'ın Niksar'daki 552 (1157) tarihli kitabesi bugün bilinmektedir.
Cemâleddin Gazi ve İsmail
Hüsameddin dipnotunda Amasya kadısının verdiği bir şer'î bildirime dayanarak Cemâl Gazi'nin adının İsmail olduğunu belirtir. Kitabın hazırlayanı, bu dipnotta bilgi bakımından bir karışıklık bulunduğunu not eder. Danişmendliler maddesi de bazı tarihçilerin Cemâleddin Gazi'nin asıl adını İsmail diye verdiğini, Tokat ve Amasya çevresinde iki yıl hüküm sürdükten sonra amcazadesi İbrahim tarafından bertaraf edildiğini (1166) bildirir. Yağıbasan'ın ölümünden sonra kimin geçtiği konusunda da kaynaklar ayrışır: Kimi rivayetlerde Yağıbasan'ın karısı, Zünnûn'un kardeşi İbrahim'in on altı yaşındaki oğlu İsmail ile evlenip onu hükümdar ilan etmiştir; kimilerinde yerine oğlu Cemâleddin Gazi geçmiştir. İsmail adlı Sivas emirinin, Sivas'ta çıkan kıtlıkta (1172) halkın isyanıyla öldürüldüğü de aynı kaynakta yazılıdır. Kısacası bu dönemin adları ve sıralaması kaynaklarda net değildir; Hüsameddin'in kayıtları bu yüzden dikkatle okunmalıdır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 335–336. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar