Amasyalıdır. Hacı Ahmed oğullarından Berber Hacı Ahmed Ağa’nın mahdûmu ve Sermüezzin-i Harem-i Şerîf el-Hâc Ahmed Efendi’nin hemşîre [339] zâdesidir. Zaman-ı sabâvetinde dayısı Hacı Ahmed Efendi’nin yanına gidip Harem-i Şerîf-i Mekkî müezzinlerine iltihâk etdi. Tedrîcen Mekke-i Mükerreme’de terakkî ve tahsîl-i ulûm ederek Şerîf Avnü’r-Refik Paşa’ya kendisini sevdirdi.
Hacı Ahmed Efendi’nin dâmâdı ve 1300’de Sermüezzin-i Harem-i Şerîf olup 1303’de Amasya‘ya geldi. Badehû gidip Mekke-i Mükerreme eşrâfından olarak rütbe-i sâlise ile Hicâz vilâyeti meclis idâre a’zâsı oldu.
Muahharan Şerîf Anvü’r-Refik Paşa ile araları açıldığından 1318’de İstanbul’a gelip mütemâyiz rütbesiyle Nezâret-i Maârif’de Encümen-i teftîş ve muâyene a’zâsı oldu. 1326’da ilân-ı meşrûtiyyeti müteâkib ûlâ rütbesiyle Harem-i Şerîf-i Mekke müderrisi olarak Mekke-i Mükerreme’ye gitdi.
1334’de Mekke-i Mükerreme emîri olan Şerîf Hüseyin Paşa şerâfet-i nesebiyyesini şe’âir-i İslâmiyesini nâzar-ı i’tibâra almayarak Hilafet-i İslâmiye-i Osmâniyye aleyhine İngilizlerle beraber olup ilân-ı harb ve isyân etdiği esnâda bi’z-zarûre müdiriyyetten çekildi. [340] Bu târihten sonra hayât-ı memâtı mâ’lûm olamadı. Gâyet terbiyeli, nâzik-tabiat, âlim, vakûr, lisân-ı Arabla ana dilinden daha iyi mütekellim, fünûn-ı maârifden haberdâr, sesi gâyet güzel ve muhrik olmakla beraber tîz idi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Hacı Ahmed oğullarından Berber Hacı Ahmed Ağa'nın oğlu, Harem-i Şerif (Mescid-i Haram) sermüezzini Hacı Ahmed Efendi'nin de kız kardeşinin oğludur. Çocukluk çağında dayısı Hacı Ahmed Efendi'nin yanına gidip Mekke'deki Harem-i Şerif müezzinlerinin arasına girdi. Yavaş yavaş Mekke'de yükselip ilim öğrenerek Şerif Avnürrefik Paşa'ya kendisini sevdirdi.
Hacı Ahmed Efendi'nin damadıdır; 1300'de [1882-83] Harem-i Şerif sermüezzini olup 1303'te [1885-86] Amasya'ya geldi. Sonra tekrar gidip Mekke'nin ileri gelenlerinden olarak üçüncü rütbeyle Hicaz vilayeti idare meclisi üyesi oldu.
Daha sonra Şerif Avnürrefik Paşa ile araları açıldığından 1318'de [1900-01] İstanbul'a gelip mütemâyiz rütbesiyle Maarif Nezareti'nde Teftiş ve Muayene Kurulu üyesi oldu. 1326'da [1908-09], Meşrutiyet'in ilanını izleyen günlerde, birinci rütbeyle Mekke Harem-i Şerif müderrisi olarak Mekke'ye gitti.
1334'te [1915-16] Mekke emiri olan Şerif Hüseyin Paşa, soyunun şerefini ve İslam'ın şiarlarını gözetmeyerek Osmanlı İslam hilafetine karşı İngilizlerle birlikte savaş ilan edip ayaklandığı sırada, zorunlu olarak müdürlük görevinden çekildi. Bu tarihten sonra hayatı ve ölümü bilinemedi. Çok terbiyeli, nazik tabiatlı, âlim, ağırbaşlı biriydi; Arapçayı ana dilinden daha iyi konuşur, bilimlerden ve eğitimden haberdardı. Sesi çok güzel ve etkileyici, ama tizdi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- hemşîrezâde: kız kardeşin oğlu, yeğen
- sermüezzin: müezzinlerin başı
- zaman-ı sabâvet: çocukluk çağı
- iltihâk etmek: katılmak
- tedrîcen: yavaş yavaş, derece derece
- tahsîl-i ulûm: ilim öğrenme
- dâmâd: damat
- eşrâf: ileri gelenler
- rütbe-i sâlise: üçüncü sınıf rütbe
- meclis-i idâre: vilayet idare meclisi
- mütemâyiz: ayrıcalıklı, seçkin; burada bir rütbe adı
- ûlâ: birinci sınıf (rütbe)
- müderris: medrese ve benzeri yerlerde ders veren hoca
- şe'âir-i İslâmiyye: İslam'ın şiarları, dinî nişanları
- vakûr: ağırbaşlı
- muhrik: yakıcı, etkileyici
- tîz: ince ve yüksek perdeden
Şerif Hüseyin ve 1916 Ayaklanması
Metinde adı geçen Şerif Hüseyin Paşa, 1853'te İstanbul'da doğmuş, Hâşimî ailesinden gelen bir Mekke emiridir. Emirliğe Kasım 1908'de tayin edildi; bundan önce uzun süre vezir rütbesiyle Şûrâ-yı Devlet üyeliği yapmıştı. Savaş yıllarında İngilizlerle yürüttüğü yazışmaların ardından Haziran 1916'da Mekke'de ayaklanmayı başlattı ve 27 Haziran tarihli bildirisinde İttihat ve Terakkî yönetimini dinsizlikle suçladı. Cidde ve Tâif sonraki aylarda isyancıların eline geçti, Medine ise Ocak 1919'a kadar Osmanlı yönetiminde kaldı. Şerif Hüseyin Kasım 1916'da kendisini Arap ülkelerinin kralı ilan etti. Hüsameddin'in "1334'te" tarihi bu olaylarla uyuşur: hicrî 1334 yılı Kasım 1915 ile Ekim 1916 arasına denk gelir.
Aynı kaynak, ayaklanmanın bütün Arap dünyasını temsil eden bir bağımsızlık hareketi olduğu yorumunun eldeki belgelerle artık savunulamadığını yazar. Şerif Hüseyin İngilizlerle pazarlığında yüz binden fazla kuvvet toplayabileceğini söylemiş, ama büyük para ve lojistik desteğe rağmen Osmanlılar'a karşı ancak 4-5 bin kişilik silahlı bir güç kurabilmiştir; Arapların çoğunun devlete bağlı kaldığı da aynı yerde belirtilir. Hüsameddin, Emin Mehmed Bey'in görevden çekilişini bu olaya bağlar. Çekildiği görevin tam adını ("müdiriyet") ve gerekçesini başka bir kaynaktan doğrulayamadık.
Harem-i Şerif Müezzinliği
Mescid-i Haram'da müezzinlik İslam'ın ilk yıllarına uzanan bir görevdir. Hz. Peygamber'in Mescid-i Haram müezzini olarak atadığı Ebû Mahzûre'den sonra oğlu ve torunları bu görevi yüzyıllarca sürdürmüştür. Muâviye döneminden itibaren Mescid-i Haram için özel görevliler atanmış ve bunlara ödenek ayrılmıştır. Metinde sermüezzin olarak anılan Hacı Ahmed Efendi ile Emin Mehmed Bey'in bu görevdeki yerine dair bilgi, Hüsameddin'in aktardıklarıyla sınırlı kalmaktadır.
Doğrulanamayanlar
Mekke emirliği kimi kaynaklarda Avnürrefik Paşa için 1882-1905 arası olarak verilir ve Şerif Hüseyin ile aralarında bir çekişme bulunduğu anlatılır; ancak bu bilgi yalnız arama sonuçlarındaki özetlerden alındığı için doğrulanamadı. Emin Mehmed Bey'in Avnürrefik Paşa ile neden bozuştuğuna, Maarif Nezareti'ndeki görevine ve Mekke müderrisliğine dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 366–367. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar