İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Enverî Hasan Efendi-Müftüzâde es-Seyyid

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 368 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Amasya Müftüsü es-Seyyid Mehmed Efendi’nin mahdûmudur. Taşköprülü Hâfız Abdullah Efendi’den ikmâl-i tahsîl ederek fâzıl-ı müşârün-ileyhe dâmâd ve ders-i âm ve 1226’da kayınpederinin kasr-ı yediyle Medrese-i Torumtay nakîbi ve mu’îdi oldu.

Ba’dehû silk-i kudâta girip devr-i bilâd ederek 1251’de nekâbet-i mezkûreyi bacanağı olan Malatyalı Sofu Mehmed Efendi’ye kasr-ı yed ve ferâğat ve birkaç ay sonra vefât etdi. [346] Meşâhîr-i kudâttan edîb, şâir bir zât idi. Mahdûmu da kudâttan es-Seyyid Mehmed Sa’îd Efendi’dir.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya müftüsü Seyyid Mehmed Efendi'nin oğludur. Öğrenimini Taşköprülü Hâfız Abdullah Efendi'nin yanında tamamlayıp bu bilgin kişiye damat oldu, ders-i âm yetkisini aldı ve 1226'da [1811-12] kayınpederinin görevi bırakmasıyla Torumtay Medresesi'nin nakibi ve muîdi oldu.

Sonra kadılar sınıfına girip çeşitli yerleri dolaşarak görev yaptı. 1251'de [1835-36] adı geçen nakiplik görevini bacanağı olan Malatyalı Sofu Mehmed Efendi'ye bırakıp çekildi ve birkaç ay sonra vefat etti. Ünlü kadılardan, edip ve şair bir kimseydi. Oğlu da kadılardan Seyyid Mehmed Sa'îd Efendi'dir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mahdûm: oğul
  • ikmâl-i tahsîl: öğrenimi tamamlama
  • fâzıl-ı müşârün-ileyh: adı geçen bilgin
  • dâmâd: damat
  • ders-i âm: herkese açık ders verme yetkisine sahip hoca
  • kasr-ı yed: elini çekme, görevi bırakma
  • mu'îd: müderrisin derslerini öğrencilere tekrar ettiren yardımcı
  • nakîb: medresede bir görev unvanı; metinde bir kimseden ötekine bırakılabilen bir vazife olarak geçer
  • silk-i kudât: kadılar sınıfı
  • devr-i bilâd: şehir şehir dolaşıp görev yapma
  • ferâğat: bir görevden vazgeçip onu başkasına bırakma
  • bacanak: eşleri kız kardeş olan iki erkek
  • edîb: edebiyat ve edep sahibi kimse

Torumtay Medresesi

Metindeki Torumtay Medresesi, bugün Gökmedrese Camii adıyla bilinen yapıdır; kimi kaynaklarda Torumtay Camii de denir. Yapıyı yaptıran Seyfeddin Torumtay'ın vakfiyesi 665 [1266-67] tarihlidir ve yapı bu vakfiyede Gökmedrese adıyla anılır. Kitabesi yerinden sökülüp kaybolduğu için yapım tarihi kesin bilinmez; en geç 1266-67'de bittiği kabul edilir. Binada yalnızca 1316 [1898-99] tarihli bir onarım kitabesi ve kapı pervazında bir usta adı okunur. Hem medrese hem cami olarak kullanılan yapıya kuzeydoğudan bir türbe bitişir ve bu türbede kimin yattığı bilinmez. Torumtay'ın kendi yaptırdığı, 677 [1278-79] tarihli türbesi ise yapıdan bir sokakla ayrılır. Torumtay'ın II. Gıyâseddin Keyhusrev zamanında Amasya valiliğine getirildiği yazılır.

Nakîb ve Muîd Olmak

Metin, Müftüzâde Hasan Efendi'nin 1226'dan 1251'e kadar, yani yaklaşık yirmi beş yıl nakip ve muîd sıfatını taşıdığını anlatır. Yapının XIX. yüzyılın ilk yarısında da medrese olarak işlediği sonucu bu tarihlerden çıkarılabilir; bu bir çıkarımdır, bu yıllara ait başka bir kayıt bulunamadı. Görevin kayınpederden damada, oradan bacanağa geçmesi, medrese hizmetlerinin aile içinde el değiştirdiğini gösterir. Oğlu Seyyid Mehmed Sa'îd'in de kadı olduğu bildirilir.

Bilgi Bulunamayan Kişiler

Hasan Efendi'nin kayınpederi Taşköprülü Hâfız Abdullah Efendi, babası Amasya müftüsü Seyyid Mehmed Efendi ve bacanağı Malatyalı Sofu Mehmed Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. II. Abdülhamid dönemi kayıtlarına dayanan bir çalışma Amasya müderrislerini ele alır, ancak ele aldığı kişiler bu maddedekilerden sonraki döneme aittir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

7. Cilt içindekiler