Lâdiklidir. Orada es-Seyyid Hüseyin Efendi tekkesi şeyhi olan es-Seyyid eş-Şeyh Mehmed Efendi bin es-Seyyid eş-Şeyh İshak Efendi mahdûmudur. Tahsîl-i maârif edib İstanbul’a gitdi. Silâhdâr-ı şehriyârî Lâdikli es-Seyyid [76] Abdullah Ağa’nın himmetiyle Bâb-ı âlîye girdi.
Orada tefeyyüz ederek Kâmil Ahmed Paşazâde es-Seyyid Hakkı Mehmed Paşa’nın sadâret kethüdâlığında mühürdârı, ba’dehû bâ-rütbe-i hâcegânî yeniçeri kâtibi oldu. Bu sûretle devr-i menâsıb edib 1216 senesi recebinin on üçünde vefât etdi. Mahdûmu es-Seyyid Mehmed Ağa’dır.
Günümüz Türkçesiyle
Lâdiklidir. Orada Seyyid Hüseyin Efendi Tekkesi'nin şeyhi olan Seyyid Şeyh Mehmed Efendi bin Seyyid Şeyh İshak Efendi'nin oğludur. Öğrenimini yapıp İstanbul'a gitti. Padişahın silâhdarı Lâdikli Seyyid Abdullah Ağa'nın gayretiyle Bâb-ı Âlî'ye (Paşa kapısına) girdi.
Orada kendini geliştirerek Kâmil Ahmed Paşazâde Seyyid Hakkı Mehmed Paşa'nın sadâret kethüdâlığında mühürdarı, sonra hâcegân rütbesiyle yeniçeri kâtibi oldu. Böylece çeşitli görevlerde dolaşıp 1216 senesi recebinin on üçünde [1801] vefat etti. Oğlu Seyyid Mehmed Ağa'dır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- tahsîl-i maârif: öğrenim görme
- silâhdâr-ı şehriyârî: padişahın silâhdar ağası, saray görevlisi
- himmet: gayret, yardım
- Bâb-ı Âlî: Paşa kapısı, sadrazamın makamı ve dairesi
- tefeyyüz: bilgi ve olgunluk kazanma
- sadâret kethüdâlığı: sadrazamın başyardımcılığı
- mühürdâr: mühür taşıyan, mühürden sorumlu görevli
- bâ-rütbe-i hâcegânî: hâcegân rütbesiyle
- devr-i menâsıb: görevler arasında dolaşma, çeşitli makamlarda bulunma
Silâhdar Ağa
Silâhdarlığın Osmanlılar'da Yıldırım Bayezid döneminde ortaya çıktığı kabul edilir. Silâhdar ağa, padişahın özel hizmetlerine bakan Has Oda mensuplarından biriydi ve padişahın silahlarını koruyarak törenlerde ona eşlik ederdi. Zamanla makamın önemi arttı; padişah emirlerini ve belgelerini iletme işini de üstlendi. XVIII. yüzyılda silâhdarların da içinde olduğu kapıkulu süvarileri ise giderek başka işlerle ve ticaretle uğraşan, boş yere ulûfe alan gruplara dönüşmüştü. Maddede adı geçen Lâdikli Abdullah Ağa'nın bu zincirdeki yeri belli değildir; "padişahın silâhdarı" ifadesi, onun sarayda görevli bir silâhdar olduğunu gösterir. Hüsameddin'e göre İshak Efendi, Bâb-ı Âlî'ye bu hemşehrisinin himmetiyle girmiştir.
Sadâret Kethüdâsı ve Mühürdar
Sadâret kethüdâsı, vezîriâzamın başyardımcısı ve iç işlerinin sorumlusudur. XVIII. yüzyılın başlarında bürosuyla birlikte sadrazamdan sonra devletin ikinci gücü sayılıyordu. Taşra idarecilerinin tayininden denetimine, sefer hazırlıklarından yeni idarî kararların uygulanmasına kadar geniş bir alanda sorumluluk taşırdı. İshak Efendi'nin mühürdarlık yaptığı Hakkı Mehmed Paşa bu makamın sahibiydi. Mühürdarın bu makamdaki yeri ve görevleri hakkında okunan kaynaklarda ayrıntı bulunamadı; kelime anlamına göre mühürle ilgili işlere bakan yardımcı bir görevlidir. Kâmil Ahmed Paşazâde Hakkı Mehmed Paşa'nın kimliği ve görev yılları da kaynaklarda doğrulanamadı.
Hâcegân Rütbesi ve Yeniçeri Kâtibi
Hâcegân, Farsça "hâce" sözcüğünün çoğuludur ve önce yalnızca Dîvân-ı Hümâyun kâtiplerini anlatırdı. XVI. yüzyıl sonlarından itibaren bu kalem erbabı için kullanıldı; XVIII. yüzyılda ise Bâb-ı Âsafî, maliye ve kapıkulu ocaklarının ileri gelen kâtiplerini içine alan geniş bir kâtip zümresini ifade etti. XVIII. yüzyıl ortalarında hâcegân arasında sayılanlar içinde yeniçeri kâtibi ve sipah kâtibi de vardı. Bu yüzden Hüsameddin'in "bâ-rütbe-i hâcegânî yeniçeri kâtibi" ifadesi, yeniçeri kâtipliğinin hâcegân derecesiyle verildiğini anlatır. İshak Efendi'nin yolu, Lâdik'te tekke şeyhi bir babanın oğlunun himaye yoluyla merkezî devlet kadrosuna girebildiğini gösterir.
Lâdik'teki Tekke ve Aile
Bu maddedeki Seyyid Hüseyin Efendi Tekkesi, kitabın "İshak Efendi-Mütevellîzâde" maddesinde anlatılan Lâdik tekkesiyle aynı adı taşır. O maddeye göre tekke şeyhi İshak Efendi 1150'de [1737] ölmüş, oğullarından Mehmed Efendi tekke şeyhi olup 1201'de [1786-87] vefat etmiştir. Bu maddede İshak Efendi'nin babası olarak anılan "Seyyid Şeyh Mehmed Efendi bin Seyyid Şeyh İshak Efendi"nin o şeyh olması mümkündür; Hüsameddin bunu açıkça yazmaz, dolayısıyla bu bağ bir çıkarımdır. Doğruysa İshak Efendi, tekke şeyhlerinin torunudur ve aile tekkeden saraya uzanan bir yol izlemiştir. Tekkenin kendisi hakkında ayrıntılı bilgiye okunan kaynaklarda rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 287–287. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar