Amasyalıdır. Sipâhi a’yânından İdris Ağa bin Osmân Bey bin Ebûbekir Bey bin Mîrlivâ Derviş Bey’in mahdûmudur. Sipâhi olup hayli muhârebâta iştirâk etdi. İran muhârebelerinde iştihâr edib Amasya kethüdâyeri, ba’dehû kapıcıbaşı, ba’zı vüzerâ kethüdâsı olup 1178’de vefât etdi. Birâderi İbrâhim Paşa’dır.
Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL
İshak Ağa-Bekir Beyzâde el-Hâc
Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 286 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Sipahi ayanından İdris Ağa bin Osman Bey bin Ebûbekir Bey bin Mîrlivâ Derviş Bey'in oğludur. Sipahi olup birçok savaşa katıldı. İran savaşlarında ün kazanarak Amasya kethüdâyeri, sonra kapıcıbaşı, bazı vezirlerin kethüdâsı oldu ve 1178'de [1764-65] öldü. Kardeşi İbrâhim Paşa'dır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- sipâhi: Osmanlı atlı askeri; tımar sahibi süvari
- a'yân: bir yerin ileri gelenleri, nüfuzlu kişileri
- Mîrlivâ: sancak beyi, bir sancağın yöneticisi
- muhârebât: savaşlar
- kethüdâyeri: kethüdâ yerine bakan görevli (terimin Amasya sipahileri içindeki kesin işlevi okunan kaynaklarda bulunamadı)
- kapıcıbaşı: saray kapıcılarının başkanı; sonraki yüzyıllarda bir rütbe
- vüzerâ kethüdâsı: vezirlerin kâhyası, başyardımcısı
- birâder: kardeş
Kapıcıbaşılık
Kapıcıbaşı, Osmanlı sarayının kapılarını bekleyen kapıcıların başındaki görevlidir. Kapıcıbaşıdan ilk olarak Çelebi Mehmed döneminde söz edilir. Topkapı Sarayı'nın ikinci kapısını bekleyen kapıcıların başında her gece bir kapıcıbaşı nöbet tutar, kapıcıları denetlerdi. Kapıcıbaşıların bir kısmı, saray dışında da iş görürdü: yeni atanan beylerbeylerinin atamasını bildirmek, vergi toplamak, orduya erzak ve para götürmek, teftiş yapmak bu görevler arasındadır. Sayıları zamanla hızla arttı. XVI. yüzyıl ortalarında dört, aynı yüzyılın sonunda on, XVIII. yüzyılın ilk yarısında altmış, yüzyıl sonlarına doğru ise yüz elliyi buldu. Son yüzyıllarda kapıcıbaşılık bir görev olmaktan çıkıp rütbe ya da pâye olarak da verilmeye başlandı; hatta bazı ayanlara bile bu unvan tevcih edildi.
Bu bilgi, İdris Ağa'nın oğlu İshak Ağa'nın kapıcıbaşılığını anlamak için önemlidir. Hüsameddin onun sarayda mı yoksa taşrada rütbe olarak mı kapıcıbaşı olduğunu açıkça belirtmez. Unvanın son yüzyıllarda rütbe olarak ve bazı ayanlara da verildiği göz önüne alınırsa, 1178'de ölen İshak Ağa'nın unvanı bu ikinci türden olabilir; ancak bunu doğrulayan bir belge bulunamadı.
Vezir Kethüdâlığı
Metinde geçen "vüzerâ kethüdâsı", vezirlerin başyardımcısı demektir. Osmanlı'da sadrazamın yardımcısı olan görevliye sonraları sadâret kethüdâsı denmiş, daha eski kaynaklarda aynı görevli vezir kethüdâsı olarak anılmıştır. Klasik dönemde kethüdâlar genellikle Enderun'dan yetişenlerden atanırdı ve bu yüzden adlarının arkasına askerîlere özgü "ağa" unvanı gelirdi; İshak'ın "Ağa" olarak anılması bu gelenekle uyumludur. Kethüdâlık, XVII. yüzyıl sonlarına kadar sadrazamla ilgili bütün işlerde yardımcılık demekti. Yüzyılın ortalarından sonra Paşakapısı'nın kendi teşkilâtı gelişince kethüdâlık geniş bir büroya dönüştü ve XVIII. yüzyıl başlarında sadrazamdan sonra devletin ikinci gücü sayıldı; taşra idarecilerinin tayini ve denetimi, sefer hazırlıkları ve emirlerin yerine getirilip getirilmediğinin izlenmesi bu bürolarının işleri arasındaydı. İshak Ağa'nın 1178'de [1764-65] ölen biri olarak görev yaptığı dönem de tam bu yüzyıla rastlar. Vezirlerin kendi maiyetlerindeki kethüdâlık ise bu sadâret makamından ayrı, vezirin özel işlerine bakan bir hizmet olabilir; Hüsameddin'in cümlesi hangisini kastettiğini söylemez. Hüsameddin'in "bazı vezirlerin kethüdâsı" dediği makamın hangi vezirlere ait olduğu ve görev yıllarına dair başka kaynakta bilgi bulunamadı.
Aile Soyu ve Amasya Sipahileri
Maddede beş kuşaklık bir soy anlatılıyor: Mîrlivâ Derviş Bey, oğlu Ebûbekir Bey, torunu Osman Bey, onun oğlu İdris Ağa ve onun oğlu İshak Ağa. Mîrlivâ, sancak beyi demektir; ancak Derviş Bey'in hangi sancakta ve hangi yıllarda görev yaptığı Hüsameddin'de yazılı değildir.
İranlılarla yapılan savaşlara gelince, Hüsameddin hangi savaşları kastettiğini yazmaz. Bu nedenle İshak Ağa'nın katıldığı seferlerin yılı ve yeri belirsizdir.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 286–286. amasya.bel.tr