Tercemesi geçen Kâtib İsrâil Çelebizâde Hâlil Çelebi mahdûmu olup ulemâ-yı asrından tahsîl-i ulûm ederek ders-i âm ve müderris-i benâm olduğu halde 827 sâline doğru dâr-ı bekâya rihlet etdi. Fakîh, vâiz bir zât idi. Mahdûmu Nasûh Çelebi’dir.
Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL
İsrâil Çelebi-İsrâilzâde
Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 288 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ
Günümüz Türkçesiyle
Biyografisi geçen Kâtip İsrâil Çelebi'nin oğlu Halil Çelebi'nin oğludur. Çağının âlimlerinden ilim öğrenip genel ders verdi ve ünlü bir müderris olduğu halde 827 yılına doğru [1423-24] vefat etti. Fakih ve vaizdi. Oğlu Nasûh Çelebi'dir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- ulemâ-yı asr: çağın âlimleri, aynı dönemde yaşayan âlimler
- ders-i âm: herkese açık genel ders verme
- müderris-i benâm: adı ve şanı yayılmış müderris
- dâr-ı bekâya rihlet: ölme; "sonsuzluk yurduna göç etme"
- fakîh: İslâm hukukunu bilen âlim
- vâiz: halka öğüt veren, camide dinî konuşma yapan görevli
Benî İsrâil Soyunda Üçüncü Kuşak
İsrâilzâde, bir önceki maddede anlatılan Hacı Kâtib İsrâil Çelebi'nin torunudur: Kâtib'in oğlu Halil Çelebi'nin oğlu İsrâil Çelebi. Hüsameddin'in soy listesinde bu kişi, İsrâil el-Kâtib'in oğulları Halil, İbrâhim ve Hasan'ın torunları arasında İsrâil, Dursun ve İbrâhim Ebrî adlarıyla sayılan üçlünün ilkidir. Böylece bu madde, Amasya'da XIV. yüzyılın ortasında kâtiplik ve hattatlıkla başlayıp müderrislik ve kadılıkla süren bir ailenin, üçüncü kuşakta ders vermeye ve vaaza yöneldiğini gösterir.
827 [1423-24] Yılında Amasya
İsrâilzâde'nin öldüğü tarihe yakın yıllar, Amasya'nın Osmanlı idaresine yeni girdiği ve şehzadelerin sancak beyliği yaptığı dönemdir. Yıldırım Bayezid, Hacı Şadgeldi'nin ölümünden sonra oğlu Ahmed'in yardım istemesiyle Kadı Burhâneddin'e karşı mücadele etti ve Amasya'yı 1398'de Osmanlı topraklarına kattı; şehrin idaresini oğlu Çelebi Mehmed'e bıraktı. Çelebi Mehmed'den itibaren II. Murad, Fâtih ve II. Bayezid burada sancak beyi olarak bulundu. Çelebi Mehmed, sultan olduktan sonra çevredeki imar işlerini sürdürdü: Merzifon'da 1414'te başlayıp 1417'de bitirdiği, Sultaniye Medresesi diye de anılan Çelebi Mehmet Medresesi, ilk müderrisi Ferîdüddîn-i Dîvânî olan, dört eyvanlı ve kare planlı bir yapıdır; kitabesine göre inşası Çelebi Sultan Mehmed'in emriyle başlamış, Ali oğlu Umur Bey tarafından tamamlanmış, 1418-1419'da da onarım görmüştür. Gümüşhacıköy'deki Hacı Halil Paşa (Halîliye) Medresesi ise 1413-1415 arasında, Amasyalı Kutlubeyzâdeler ailesinden Kadı Ahmed'in oğlu Beylerbeyi Hacı Halil Paşa tarafından yaptırılmıştır.
İsrâilzâde'nin hangi medresede ders verdiğini Hüsameddin yazmaz. Bu nedenle yukarıdaki medreselerden biriyle bağ kurmak doğru olmaz; ancak aynı yıllarda Amasya çevresinde medrese yapımının sürdüğünü bilmek, onun "müderris-i benâm" olarak anılabileceği ortamı gösterir. Ayrıca fakih ve vâiz olması, hem hukuk bilgisiyle hem de halka öğüt verme görevleriyle tanındığını belirtir.
Amasya, XIV. yüzyılın ikinci yarısından XVI. yüzyılın sonlarına kadar şehzadelerin idarî tecrübe kazanmak üzere sancak beyliği ile gönderildiği sancakların başında geliyordu. On iki şehzade burada görev yapmış, şehir bu dönemde camileri, bedesteni ve çarşısıyla zirvesine ulaşmıştır. Hüsameddin'in kitabı, bu çevrede yetişen âlim aile silsilelerini de kayda geçirmiştir.
Tarih Konusunda Dikkat
Hüsameddin ölüm tarihini "827 sâline doğru" diye yumuşak bir ifadeyle verir, yani yıl kesin değildir. Nasûh Çelebi'nin kim olduğu ve ne iş yaptığı, kitapta bu soy ağacının dışında anlatılmaz. Hacı Kâtib İsrâil Çelebi'nin 767 [1365-66] dolaylarında öldüğü kabul edilirse, torunun yaklaşık altmış yıl sonra öldüğü anlaşılır; bu süre iki kuşak için makuldür.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 288–288. amasya.bel.tr