Amasyalıdır. Amasya’da câmii ve medresesi ve türbesi ve evkâf-ı cesîmesi olan Amasya Beylerbeyi Seyfeddîn Torumtay evlâdından Abdurrahmân Ağa bin Mustafa Bey bin Dursun Bey’in mahdûmu ve yukarıdaki Eyyûb Bey’in yeğenidir.
Bevvâbân-ı dergâh-ı âlîden bulunan pederinin irtihâlinde kendisine kapıcılık ze’âmeti verildi. Enderûn sarâyında ta’lîm ve terbiye görüb tefeyyüz etdi. 1025 senesi muharreminin üçünü günü Amasya’da Sultân Bâyezîd evkâfı mütevellîsi olarak gönderildi.
1027 senesi zilhiccesinde Hâce-i Sultânî Amasyalı Ömer Efendi’nin himmetiyle İstanbul’a celb edilip Dîvân-ı hümâyûna [404] me’mûr oldu. 1033’de Sultân Murâd-ı Râbi’in dâyesini tezevvüc ederek kâtib-i serpâdişâhî olup Sultân-ı müşârün-ileyhe kendisini fevkalâde sevdirdi.
1040 senesi recebinde Nişâncı Yûsuf Paşa’nın azline binâen yerine efendilikle nişâncı olarak Dîvân-ı hümâyûn erkânından oldu. İki sene sonra Mostarî Mustafa Paşa nişâncı oldukda kâtib-i serpâdişâhî olarak mâbeyn-i hümâyûnda kaldı.
1043 senesi rebîülâhirinde sâniyyen vezâretle nişâncı olup teayyün etdi. 1046 senesi ramazânında kubbe-nişîn olan Lâdikli Kurt Ağazâde Bayrâm Paşa sadrâzam oldukda yerine kubbe-nişîn oldu.
1049 senesi şevvâlinde Sultân Murâd-ı Râbi’in irtihâli ve Sultân İbrâhim Hân’ın cülûsu üzerine azl ve tekâ’üd edildi. Ancak zevci olan Sultân Murâd’ın dâyesi Vâlide Sultân’a ricâ ve istirhâm eylediğinden 1052 senesi saferinde üçüncü defa nişâncı oldu.
Çünkü bâ’is-i azli Sadr-ı a’zam Kemânkeş Kara Mustafa Paşa [405] idi. Vâlide Kösem Sultân, sadrâzamın nüfûzunu kırabilmek için bunu Sultân İbrâhim’e nişâncı yaptırmış, sadr-ı müşârün-ileyhe karşı çıkarmışdı.
1053 senesi zilka’desinde Sadr-ı a’zam Kara Mustafa Paşa’nın i’dâmı üzerine bunun sadâreti kuvve-i karîbeye gelmiş iken Sultân İbrâhim’in arzusu galebe edib Civan Kapıcıbaşı demekle meşhûr Sultânzâde Mehmed Paşa sadrâzam olarak Şam’dan geldi.
1054 senesi saferinin on dördüncü günü sadrâzamın istirkâbı yüzünden Maksûd Paşa’nın yerine Mısır vâlisi olup gitdi. Amasya’da sâkin ve mukîm Bağdâdlı Mahmûd Çavûşzâde Mevkûfâtî Mehmed Efendi kâtib-i dîvânî olup kendisine refâkat etdi.
Çünkü sâhib-i tercemenin sarây-ı hümâyûnda büyük bir nüfûzu olup sadâret namzedi sayılırdı. Mehmed Efendi de Sultân Murâd’ın kızı Esmâ Hân Kaya Sultân’ın kethüdâlığında fevkalâde nüfûz ve şöhret kazanmışdı. Sadr-ı a’zam bu sûretle her ikisini de İstanbul’dan uzaklaşdırmış oldu. [406]
Tam iki yıl Mısır vilâyetini hüsn-i idâre etdiği sadr-ı müşârün-ileyhin nazar-ı dikkatini celb edib Mısır hazînesinin muhâsebesi İstanbul’da görülmek üzere 1056 senesi saferinin on sekizinci günü Mısır’dan azl ve da’vet edildi.
Sadr-ı a’zam Mısır hazînesinin muhâsebesi şayân-ı ehemmiyet olduğunu Sultân İbrâhim’e arzederek muhâsebe fermânını aldı. Ta’yîn edilen muhâsibler hesâbâtı tenkîd etdikleri esnâda bîçâre merâkından 1057 senesi evâ’ilinde vefât etdi.
Katib, münşî, mizâc-gîr, gâyet müdebbir, hayırhâh bir vezîr idi. Emvâl ü emlâki müsâdere edilerek az bir kısmı mahdûmu Abdurrahmân Bey’e kaldı. Abdurrahmân Bey, mu’ahharan Amasya’ya gelip Torumtay evkâfına mütevellî oldu.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Amasya'da camii, medresesi, türbesi ve büyük vakıfları bulunan Amasya Beylerbeyi Seyfeddîn Torumtay'ın soyundan, Dursun Bey oğlu Mustafa Bey oğlu Abdurrahman Ağa'nın oğludur ve yukarıda anılan Eyyûb Bey'in yeğenidir.
Saray kapısı kapıcılarından olan babasının ölümünde kendisine kapıcılık zeameti verildi. Enderun sarayında eğitim ve terbiye görüp yetişti. 1025 yılı muharreminin üçüncü günü [Ocak-Şubat 1616] Amasya'da Sultan Bayezid vakıflarının mütevellisi olarak gönderildi.
1027 yılı zilhiccesinde [Kasım-Aralık 1618] Sultan'ın hocası Amasyalı Ömer Efendi'nin gayretiyle İstanbul'a getirilip Divan-ı Hümâyun'a görevlendirildi. 1033'te [1623-24] Sultan IV. Murad'ın dadısıyla evlenerek padişahın yazıcısı (kâtib-i serpâdişâhî) oldu ve sultana kendisini fevkalade sevdirdi.
1040 yılı recebinde [Ocak-Şubat 1631] Nişancı Yûsuf Paşa'nın azli üzerine yerine efendi olarak nişancı olup Divan-ı Hümâyun üyelerinden oldu. İki yıl sonra Mostarî Mustafa Paşa nişancı olunca padişahın yazıcısı olarak padişahın yanında kaldı.
1043 yılı rebîülâhirinde [Eylül-Ekim 1633] ikinci kez vezirlik rütbesiyle nişancı olup ön plana çıktı. 1046 yılı ramazanında [Şubat-Mart 1637] Ladikli Kurt Ağazâde Bayram Paşa sadrazam olunca, onun yerine kubbe vezirliğine çıktı.
1049 yılı şevvalinde [Şubat 1640] IV. Murad'ın ölümü ve Sultan İbrahim Han'ın tahta çıkması üzerine azledilip emekli edildi. Ancak, eşi olan IV. Murad'ın dadısı Valide Sultan'a rica ve yalvarıyla başvurduğundan 1052 yılı saferinde [Nisan-Mayıs 1642] üçüncü kez nişancı oldu.
Çünkü azline sebep olan, Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa idi. Valide Kösem Sultan, sadrazamın nüfuzunu kırabilmek için onu Sultan İbrahim'e nişancı yaptırmış, sadrazama karşı çıkarmıştı.
1053 yılı zilkadesinde [Ocak-Şubat 1644] Sadrazam Kara Mustafa Paşa'nın idamı üzerine, onun yerine sadrazamlığa gelmesi yakınken Sultan İbrahim'in arzusu üstün gelip Civan Kapıcıbaşı diye ünlü Sultanzâde Mehmed Paşa sadrazam olarak Şam'dan geldi.
1054 yılı saferinin on dördüncü günü [Nisan 1644], sadrazamın kuşkusu yüzünden Maksud Paşa'nın yerine Mısır valisi olarak gitti. Amasya'da oturan Bağdatlı Mahmud Çavuşzâde Mevkufâtî Mehmed Efendi divan kâtibi olarak ona eşlik etti.
Çünkü bu maddenin konusu olan kişinin saray-ı hümâyunda büyük bir nüfuzu vardı ve sadaret adayı sayılırdı. Mehmed Efendi de Sultan Murad'ın kızı Esmâ Han Kaya Sultan'ın kethüdalığında fevkalade nüfuz ve ün kazanmıştı. Sadrazam bu yolla ikisini de İstanbul'dan uzaklaştırmış oldu.
Tam iki yıl Mısır eyaletini iyi yönetmesi sadrazamın dikkatini çekti ve Mısır hazinesinin hesabı İstanbul'da görülmek üzere 1056 yılı saferinin on sekizinci günü [Nisan 1646] Mısır'dan azledilip çağrıldı.
Sadrazam, Mısır hazinesinin hesabının önemli olduğunu Sultan İbrahim'e arz ederek hesap görme fermanını aldı. Atanan muhasebeciler hesapları inceledikleri sırada, zavallı, üzüntüden 1057 yılının başlarında [1647 başları] öldü.
Yazıcı, münşî, insan huyunu bilen, çok tedbirli, hayırsever bir vezirdi. Mal ve mülkü müsadere edilerek çok az bir kısmı oğlu Abdurrahman Bey'e kaldı. Abdurrahman Bey sonradan Amasya'ya gelip Torumtay vakıflarına mütevelli oldu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- bevvâbân-ı dergâh-ı âlî: saray kapısı kapıcıları
- irtihâl: ölüm
- kapıcılık ze'âmeti: kapıcıbaşılara tahsis edilen büyük askerî gelir
- mütevellî: vakfın yöneticisi
- Hâce-i Sultânî: padişahın hocası
- Dîvân-ı hümâyun: devletin en üst yönetim kurulu
- dâye: süt anne, bakıcı, dadı
- tezevvüc: evlenme
- kâtib-i serpâdişâhî: padişahın yazıcısı
- nişâncı: padişah tuğrasını fermanlara çeken, devlet yazışmalarının başı
- kubbe-nişîn: Divan toplantısında kubbealtı vezirleri arasında yer alan
- tekâ'üd: emeklilik
- i'dâm: idam
- istirkâb: kuşku, kuşkulanma
- muhâsebe: hesap görme, denetleme
- bîçâre merâk: zavallıca, kaygıdan dolayı üzüntü
- mizâc-gîr: insan mizacını anlayan
- müsâdere: mallara devlet adına el koyma
Sarayda Çekişen Taraflar
Eyyûb Paşa'nın üçüncü nişancılığı, IV. Murad'dan sonra tahta çıkan Sultan İbrahim'in sarayında geçer. Valide Sultan Kösem, oğlu İbrahim'in döneminde yetkilerini istediği gibi kullanamamış, Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın idamıyla (1644) başlayan saray huzursuzlukları yüzünden zaman zaman endişeli günler geçirmiştir. Kemankeş'le arasının açılmasının bir nedeni, Kösem Sultan'ın IV. Murad'ın kızı Kaya Sultan'ı Silâhdar Mustafa Paşa ile evlendirmek istemesi, sadrazamın ise Silâhdar Mustafa Paşa'yı rakip saymasıdır. Kemankeş'in hazinede yapmak istediği ıslahat da şikâyetlere yol açmış, sadrazamın yıpranması Kösem Sultan'ın işine gelmiştir. Hüsameddin'in Eyyûb Paşa'yı Kösem Sultan'ın sadrazama karşı çıkardığı kişi olarak göstermesi bu çekişmeyle uyumludur; ancak Eyyûb Paşa'nın adı okuduğumuz kaynaklarda geçmediği için bu bilgi doğrulanamadı. Metindeki Kaya Sultan, IV. Murad'ın kızıdır.
Sultanzâde Mehmed Paşa ve Mısır'a Gönderilme
Kemankeş Kara Mustafa Paşa 21 Zilkade 1053'te (31 Ocak 1644) idam edildi. Sadrazamlık mührü, Şam beylerbeyi olarak merkezden uzaklaştırılmış olan Sultanzâde Mehmed Paşa'ya gönderildi; Paşa 1 Muharrem 1054'te (10 Mart 1644) İstanbul'a gelip görevine başladı. Kaynaklarda Civan Kapıcıbaşı lakabıyla da anıldığı kayıtlıdır. Göreve başlar başlamaz kendi iktidarını sarsabilecek güçlü vezirleri İstanbul'dan uzaklaştırdığı yazılmıştır; vezirliğe getirilmesi düşünülen Mısır Valisi Maksud Paşa'yı ise padişahın gözünden düşürüp katlini sağladığı belirtilir. Hüsameddin'in Eyyûb Paşa'yı sadrazamın şüphesi yüzünden "Maksud Paşa'nın yerine" Mısır'a gönderilmiş olarak anlatması bu tabloyla örtüşür. Mısır valilerini sıralayan bir listede de Maksud Paşa 1642-1644, Eyüp Paşa 1644-1646, Haydarzâde Mehmed Paşa 1646-1647 olarak yer alır; Hüsameddin'in 1054 ve 1056 tarihleri [1644-1646] bu listeyle uyuşur. Listedeki Eyüp Paşa'nın nişancı Eyyûb Paşa olduğu bir çıkarımdır ve ad benzerliğine dayanır.
Hüsameddin'den Ayrılan Noktalar
Mısır valilerini sıralayan aynı kayıtta Eyüp Paşa için düzeni yeniden sağladığı ve görevinden sonra derviş olmak için tüm mal varlığından vazgeçtiği yazılıdır. Hüsameddin ise onu Mısır'dan çağırıp hazine hesabı görülürken üzüntüden ölen, mallarına el konulan bir vezir olarak anlatır. İki anlatım birbirinden ayrılır; hangisinin doğru olduğu ya da aynı kişiden söz edilip edilmediği okuduğumuz kaynaklardan anlaşılmamaktadır.
Bir başka çelişki tarihlerde görülür. Hüsameddin, Eyyûb Paşa'nın Mısır'dan çağrılmasını 18 Safer 1056 olarak, yani 1646 baharı olarak verir ve bunu, hazine hesabını Sultan İbrahim'e arz eden "sadr-ı a'zam"a bağlar; bu sadrazam metinde Sultanzâde Mehmed Paşa'dır. Oysa Sultanzâde Mehmed Paşa 28 Şevval 1055'te (17 Aralık 1645) padişah tarafından divanda azledilmiştir. Yani Hüsameddin'in anlattığı olay sırasında Paşa artık sadrazam değildi. Bu tutarsızlığın sebebi Hüsameddin'in tarih ya da kişi karışıklığı olabilir; bir çıkarım olarak, Mısır'dan çağrılmanın Sultanzâde Mehmed Paşa'dan sonraki bir sadrazam zamanında gerçekleşmiş olması da mümkündür.
Torumtay Soyu ve Amasya Vakıfları
Hüsameddin, Eyyûb Paşa'yı Amasya Beylerbeyi Seyfeddîn Torumtay soyundan getirir ve oğlu Abdurrahman Bey'in Amasya'ya dönüp Torumtay vakıflarına mütevelli olduğunu yazar. Torumtay'a ait cami, medrese, türbe ve vakıfların bugünkü durumu ile Eyyûb Paşa'nın soyunun bu aileyle bağı okuduğumuz kaynaklarda doğrulanamadı. Metinde sözü geçen Amasyalı Ömer Efendi, Bağdatlı Mahmud Çavuşzâde Mevkufâtî Mehmed Efendi ve Eyyûb Paşa'nın oğlu Abdurrahman Bey'e dair de başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 385–386. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar