Kırk yılı aşkın bir süre Amasya'nın en eski Halvetî tekkelerinden Çilehane'de zikir halkasını yöneten Seyyid Abdullah Efendi, babasının zamanında tekkenin zâkirbaşısı olarak sesiyle tanınmış, sonra kendisi şeyh olmuştur. Musikiden anlayan, Kur'an'ı ezbere bilen bu Haydarzâde seyyidi, Sezâyî mahlasıyla ilahiler yazmıştı. Hüsameddin, Amasya şairlerine ait şiir mecmuası yanmasaydı bu ilahilerden bir kısmını kitabına alacağını söyler. 1214 (1800) sonlarında öldüğünde ardında erkek evlat kalmamış, tekkenin yönetimi kızına ve bir müderrise geçmişti.
Hüsameddin'in Kaydı
Sırrî Mehmed Efendi'nin maddesinden sonra gelen kayıtta Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Sezâyî Abdullah Efendi'yi Amasyalı bir seyyid ve şeyh olarak tanıtır:
Sezâyî Abdullah Efendi-Haydarzâde, es-Seyyid, eş-Şeyh Amasyalıdır. Çile-hâne şeyhi ve mütevellîsi es-Seyyid Hâfız Mehmed Efendi bin es-Seyyid eş-Şeyh İbrâhim Efendi bin es-Seyyid Mahmûd bin es-Seyyid Hasan bin es-Seyyid Haydar Efendi'nin mahdûmudur. Tahsîl-i ma'âriften sonra pederinin zamân-ı meşîhatinde zâkir-bâşı oldu. Hıfz ü sadâsı güzel olduğundan tekkeyi şenletdi. 1168'de pederinin irtihâlinde Çile-hâne medrese i'tibârıyla ulemâdan Hâfız es-Seyyid Mahmûd Efendi müderris olduysa da 1172'de ref' edilip yine tekke i'tibâr edilerek şeyhi ve mütevellîsi oldu. Ba'dehû kısmen medrese ve kısmen tekke i'tibârıyla meşîhat ü tevliyet uhdesinde kaldı. Müderrisliği de Süleyman Efendi'ye tevcîh edildi. Çile-hânede kırk yıldan ziyâde icrâ-yı meşîhat ve îfâ-yı va'z ü nasîhat ederek zikr ü ibâdetle iştigâl edib 1214 senesi evâhirinde dâr-ı bekâya irtihâl etdi. Âlim, hâfız-ı Kur'ân, mûsikîye âşinâ, sadâsı güzel, şâir, mu'âşereti lezîz bir seyyid-i kerîm idi. Bilâ-veled-i zükûr olup tevliyet kerîmesi Şerîfe Hâtun'a verilmiş, meşîhat de zamîme-i tedrîs olmuşdur. Amasya şu'arâsının mecmû'a-i eş'ârı yanmasaydı, ilâhiyât-ı latîfesinden bir kısmı yazılırdı.
Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Çilehane şeyhi ve mütevellisi Seyyid Hâfız Mehmed Efendi'nin oğludur; soyu Seyyid Şeyh İbrâhim Efendi, Seyyid Mahmûd ve Seyyid Hasan üzerinden Seyyid Haydar Efendi'ye çıkar. Öğrenimini tamamladıktan sonra babasının şeyhliği sırasında tekkenin zâkirbaşısı oldu. Hafızlığı ve sesi güzel olduğundan tekkeye canlılık getirdi. 1168'de (1754-55) babası ölünce Çilehane medrese sayılarak âlimlerden Hâfız Seyyid Mahmûd Efendi müderris yapıldıysa da 1172'de (1758-59) bu kaldırıldı; yer yeniden tekke sayıldı ve Abdullah Efendi şeyhi ve mütevellisi oldu. Bundan sonra yapı kısmen medrese, kısmen tekke sayılarak şeyhlik ve mütevellilik onda kaldı, müderrislik de Süleyman Efendi'ye verildi. Çilehane'de kırk yılı aşkın şeyhlik edip vaaz ve nasihatte bulundu, zikir ve ibadetle meşgul oldu ve 1214 (1800) yılının sonlarında öldü. Âlim, hâfız, musikiden anlayan, sesi güzel, şair, sohbeti tatlı, kerim bir seyyiddi. Erkek çocuğu olmadığından mütevellilik kızı Şerîfe Hâtun'a verildi, şeyhlik de müderrisliğe eklendi. Amasya şairlerinin şiir mecmuası yanmasaydı, güzel ilahilerinden bir kısmı buraya yazılırdı.
Çilehane ve Haydarzâdeler
Sezâyî'nin hayatı, Pirler semtindeki Çilehane'nin, yani Yâkub Paşa'nın 815'te (1412-13) Pîr İlyâs türbesinin yakınında kurduğu Halvetî zaviyesinin içinde geçmiştir. Tekke, vakfiyesinde bir dershaneyle birlikte kurulmuş, XVII. yüzyılda bir ara medreseye çevrilmişti. Bu çift kimlik, Sezâyî'nin maddesinde de görünür: babasının ölümünden sonra yapının medrese mi tekke mi sayılacağı tartışılmış, önce bir müderris atanmış, dört yıl sonra karar tekke lehine dönmüş, sonunda iki görev ikiye bölünmüştür.
Ailenin Çilehane'ye gelişi Sezâyî'nin dedesiyle başlar. Seyyid Şeyh İbrâhim Efendi, Havza seyyidlerinin Haydarzâde kolundan, Seyyid Haydar Efendi'nin torununun oğluydu. Yâkub Paşa Camii'nde ders verip müderris olmuş, Çilehane şeyhi Mehmed Efendi'den hilafet almış, onun 1099'daki (1687-88) ölümü üzerine Çilehane şeyhi ve Yâkub Paşa Camii vaizi olmuş, on yedi yıl bu görevde kaldıktan sonra 23 Zilhicce 1116'da (Nisan 1705) ölmüştür. Yâkub Paşa vakfının tevliyeti de ona geçtiği için oğlu Seyyid Şeyh Mehmed Efendi hem şeyh hem mütevelli olmuştur. Sezâyî bu Mehmed Efendi'nin oğludur.
Zâkirbaşılık, Halvetî zikrinde ilahileri okuyan ve halkayı sesiyle yöneten kişinin görevidir. Sezâyî'nin bu göreve getirilmesi ve "tekkeyi şenletdi" denecek kadar başarılı olması, ilahilerinin büyük ihtimalle zikir meclisinde okunmak için yazıldığını düşündürür. Çilehane'nin şeyhleri arasında ilahi yazan başka şairler de vardır; Hüsâmî mahlaslı Pîr Abdurrahman Çelebi bunlardan biridir.
Kaynaklar Arasındaki Ayrılık
Hüsameddin'in iki maddesi Çilehane'nin XVIII. yüzyıldaki yönetimini farklı anlatır. Sezâyî'nin maddesine göre babası 1168'de ölmüş, kısa bir müderrislik döneminden sonra 1172'de şeyhlik ve tevliyet Sezâyî'ye geçmiş, o da kırk yılı aşkın bir süre, 1214'teki ölümüne kadar şeyhlik etmiştir. Dedesi İbrâhim Efendi'nin maddesinde ise Mehmed Efendi'nin 1168'de ölümüyle oğlu Seyyid Şeyh Abdullah Efendi'nin şeyh ve mütevelli olduğu, ancak 1178'de (1764-65) şeyhliği damadı Çorumlu Şeyh Hasan Sinânî Efendi'ye bıraktığı yazılıdır.
İki anlatım tam olarak bağdaşmaz. 1172'den 1214'e kırk iki yıl eder ve "kırk yıldan ziyâde" sözüyle uyuşur; damada devir doğruysa Sezâyî'nin şeyhliği 1178'de sona ermiş olmalıdır. Bir ihtimal, 1178'deki devrin yalnız tekkenin zikir işleriyle ilgili olması, Sezâyî'nin ise vaizlik ve tevliyeti sürdürmesidir; ama Hüsameddin bunu açıklamaz. Sezâyî'nin erkek çocuğu olmadığı, tevliyetin kızı Şerîfe Hâtun'a geçtiği bilgisi ise damat Hasan Sinânî'nin aileye girişiyle uyumludur. Hasan Sinânî'nin oğlu Abdullah Vecîh Efendi de daha sonra Amasya'da ders halkasıyla tanınan bir âlim olmuştur.
Şiiri
Sezâyî Abdullah Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin ilahileri tanıyordu ve bir kısmını kitabına alacaktı; ne var ki kayıtlı oldukları "Amasya şuarasının mecmuası" yanmıştır. Aynı yangından başka maddelerde de söz edilir: Servahdî Mustafa Efendi'nin maddesinde Hüsameddin onun bir gazelini bulup yazdığını, ne yazık ki onun da yandığını anlatır. Sezâyî'nin ilahileri tekkede ağızdan ağıza okunmuş olabilir; ancak onun mahlasını taşıyan bir ilahiye bugüne kadar bir mecmuada ya da ilahi derlemesinde rastlanmamıştır. Mahlas da Osmanlı şairleri arasında az rastlanan bir ad değildir; "Sezâyî" imzalı bir ilahi bulunsa bile Çilehane şeyhine ait olduğunu göstermek için ayrıca bir kayıt gerekecektir.
Kronoloji
815 (1412-13): Yâkub Paşa, Çilehane Tekkesi'ni kurar.
1099 (1687-88): Dedesi Seyyid Şeyh İbrâhim Efendi Çilehane şeyhi olur.
1116 (1705): İbrâhim Efendi ölür; şeyhlik ve tevliyet babası Mehmed Efendi'ye geçer.
1168 (1754-55): Babası Mehmed Efendi ölür; Çilehane'ye bir müderris atanır.
1172 (1758-59): Sezâyî Abdullah Efendi Çilehane şeyhi ve mütevellisi olur.
1178 (1764-65): İbrâhim Efendi'nin maddesine göre şeyhlik damadı Hasan Sinânî Efendi'ye geçer.
1214 sonları (1800): Sezâyî ölür; tevliyet kızı Şerîfe Hâtun'a verilir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 225-226 (Sezâyî Abdullah Efendi-Haydarzâde maddesi; e-kitap s. 258). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page258.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 125-126 (İbrâhim Efendi-Haydarzâde es-Seyyid eş-Şeyh maddesi; e-kitap s. 48). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page48.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 202 (İsmâil Efendi-Nakşbendi Şeyhi maddesi; e-kitap s. 326). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page326.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 220 (Servahdî Mustafa Efendi maddesi; e-kitap s. 256). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page256.html
Çevrimiçi kaynaklar
