Konya'da meşâhîr-i ümerâdan bir zât idi. 637'de Amasya vâlîsi ve ser-askeri olup ma'iyyet-i mevcûdesiyle Konya'dan hareket [378] ve kemâl-i sür'atle Kayseriyye'ye muvâsalat ederek Baba İshâk'ın harekâtını tahkîk ediyordu. Yalancı peygamber Amasya'dan hareketle Bozok livâsını geçip Kırşehir ovasına girdiği esnâda galebe edeceğini ümîd eylediği Trabzon kralı Yani Komennus harben maktûl ve Rûmlar perîşân olarak Trabzon'a kaçdıklarını haber aldıkda ileri hareketin muhâtaralı olduğunu anlayıp orada Armağanşâh ile harb eylediyse de kendisi de mağlûb ve Amasya'ya avdetle tahassun etmeğe mecbûr olmuşdur.
Emîrü's-sevâhil Alîşîr Bey, maktûl Yani yerine Trabzon kralı olan Manu'el Komennus ile akd-i sulh ve Erzurum vâlîsi Yâkût Bey dahi Gürciler'le hudûdu te'mîn ederek Amasya üzerine hareket ve Şerefeddîn İnac ve Tekûr Sinan Beyler'in teşkîl etdikleri müdâfa'a taburu çete muhârebesiyle Baba'îler'i iz'âc ediyorlardı. Her tarafdan muhât olduğunu idrâk eden yalancı peygamber, kuvve-i ma'neviyyesi kırılmış, ümmet-i câhilesi yorulmuş bir hâlde bin müşkilât ile Amasya'ya cân atıp tahassun etmişdir.
Yalancı peygamberi ta'kîb eden Amasya vâlîsi Hacı Armağanşâh kemâl-i sür'atle Amasya'yı muhâsara ederek Hurşîd, İnâc, Tekûr Sinan Beyler'in fedâkârâne hücûmlarına Baba'îler'in mukâvemeti kesildi. Hacı Armağanşâh cebren Amasya'ya girdikde "câ'e'l-hakku ve zehaka'l-bâtıl"³⁸⁴ hükmü zâhir olup sihr ü nîrencâtın te'sîri zâ'il olmuş idi.
Binâ'en-aleyh Hacı Armağanşâh, çobanlıkdan evliyâlığa, evliyâlıkdan da [379] yalancı peygamberliğe kadar irtikâ eden Baba İshâk nâmındaki Rûm İsâk'ı ve meşâhîr-i avenesini tutup 637 yâhud 638 senesi receb evâ'ilinde her birini köpekler gibi asdırmış, bu sûretle şu vak'a-i garîbeyi basdırmışdı. Fakat bir hafta sonra bir gece Baba'îler'den bir cemm-i gafîr, buldukları fırsatdan bi'l-istifâde emîr-i müşârün-ileyhin hânesine hücûm ederek Hacı Armağanşâh'ı hademesiyle beraber şehîd ve Rûm İsâk'ın kokmuş olan cesed-i maslûbunu darağacından aldıkdan sonra ihtifâ etmişlerdir.
Bu vak'ayı müte'âkib Erzurum vâlîsi Yâkût ve sevâhil muhâfızı Alîşîr Beyler Amasya'ya gelip buldukları Baba'îler'i i'dâm ve yalancı peygamberin ümmet-i câhilesinden memâlik-i Selçûkiyye'yi tathîr etdikden sonra Konya hükümdârı Sultân Gıyâseddîn Keyhusrev dahi Cezîre-i Kubâd³⁸⁵ üzerinden Çat Bükü'ne geçip Baba İlyâs'ı savma'asında bulmuş idi. Baba İlyâs, Baba İshâk'dan müteneffir, diyânet ve i'tikâdı enzâr-ı ulemâda müsellem olduğu münâsebetle afv edib çiftliğinde ikâmete me'mûr etmiş ve Çat Bükü mu'ahharan İlyâs Köyü demekle meşhûr olmuşdur.
Baba İshâk, Anadolu'da Türkler'in ahlâk-ı sâfiyesini, efkâr-ı dîniyyesini [380] ifsâd eden Babalar'ın birincilerinden ma'dûd olup kendisi dünyâdan gideli sekiz yüz yıl olduğu hâlde bırakdığı zehirli efkârın âsâr-ı meş'ûmesi bâkî olarak hâlâ görülmekdedir. Baba İshâk'ın Amasya'da kabri hakkındaki tedkîkât ve taharriyât, Mukaddime'de "Anbarlı Evliyâ Türbesi" zeylinde mezkûrdur. İşte Amasya'da yalancı peygamber vak'a-i târîhiyyesinin tevârîh ve tetebbu'ât ve istidlâlâta müstenid olan tafsîlâtı bundan ibâretdir.
Sultân Gıyâseddîn Keyhusrev, Amasya'ya geldikden sonra Sinâneddîn Yâkût Bey'i Erzurum'a i'âde edib münhal olan Simre (Amasya) vâlîliğine emîrü's-sevâhil olan Alâ'eddîn Alîşîr Bey'i ve sevâhil emâretine ya'nî muhâfazasına Halifet Gâzizâde Şücâ'eddîn Tekûr Sinan Bey'i ta'yîn ve Amasya kadılığına meşâhîr-i fuzalâdan müderris-i Halîfe Fahreddîn Alî bin Muhammed el-Buhârî'yi nasb etmiş ve Simre vilâyeti istîfâsına (defter-dârlığına) Sa'deddîn Yûnus el-Gümüşî me'mûr olmuşdur.
Günümüz Türkçesiyle
Konya'da ünlü emirlerden biri idi. 637'de [1239-40] Amasya valisi ve başkomutanı olarak mevcut gücüyle Konya'dan yola çıktı, büyük bir hızla Kayseri'ye varıp Baba İshak'ın hareketlerini araştırıyordu. Yalancı peygamber Amasya'dan yola çıkıp Bozok sancağını geçerek Kırşehir ovasına girdiği sırada, zafer kazanacağını umduğu Trabzon kralı Yani Komennus'un savaşta öldürüldüğünü ve Rumlar'ın dağılıp Trabzon'a kaçtıklarını haber aldı. İlerlemenin tehlikeli olduğunu anlayarak orada Armağanşah ile savaştıysa da kendisi de yenildi ve Amasya'ya dönüp sığınmak zorunda kaldı.
Kıyı emiri Alîşîr Bey, öldürülen Yani'nin yerine Trabzon kralı olan Manu'el Komennus ile barış yaptı. Erzurum valisi Yâkût Bey de Gürcüler'le sınırı güvenceye alıp Amasya üzerine yürüdü. Şerefeddîn İnâc ile Tekûr Sinan Beyler'in kurdukları savunma taburu, çete savaşıyla Babaîler'i rahatsız ediyordu. Her yandan kuşatıldığını anlayan yalancı peygamber, manevî gücü kırılmış, cahil ümmeti yorulmuş bir hâlde büyük güçlükle Amasya'ya sığındı.
Yalancı peygamberi izleyen Amasya valisi Hacı Armağanşah çok hızlı bir şekilde Amasya'yı kuşattı. Hurşîd, İnâc, Tekûr Sinan Beyler'in fedakârca saldırıları karşısında Babaîler'in direnci kesildi. Hacı Armağanşah zorla Amasya'ya girdiğinde "Hak geldi, batıl yok oldu" anlamındaki ayetin (İsrâ, 17/81) hükmü ortaya çıkmış, büyü ve gözbağcılığın etkisi ortadan kalkmıştı.
Bunun üzerine Hacı Armağanşah, çobanlıktan evliyalığa, evliyalıktan da yalancı peygamberliğe kadar yükselen Baba İshak adındaki Rum İsak'ı ve ünlü yandaşlarını yakalayıp 637 ya da 638 yılı recebinin başlarında [1240 veya 1241] her birini köpekler gibi astırdı, böylece bu garip olayı bastırmış oldu. Fakat bir hafta sonra bir gece Babaîler'den kalabalık bir topluluk fırsattan yararlanıp adı geçen emirin evine saldırdı; Hacı Armağanşah'ı hizmetkârlarıyla birlikte şehit etti ve Rum İsak'ın kokmuş, asılı cesedini darağacından alıp gizledi.
Bu olayın ardından Erzurum valisi Yâkût ile kıyı muhafızı Alîşîr Beyler Amasya'ya gelip buldukları Babaîler'i idam etti ve Selçuklu ülkesini yalancı peygamberin cahil ümmetinden temizledi. Sonra Konya hükümdarı Sultan Gıyâseddîn Keyhusrev de Kubad Adası (Cezîre-i Kubâd) üzerinden Çat Bükü'ne geçip Baba İlyas'ı inziva hücresinde buldu. Baba İlyas, Baba İshak'tan nefret ediyordu; dindarlığı ve inancı âlimlerce kabul edilmiş olduğu için sultan onu affedip çiftliğinde oturmakla görevlendirdi. Çat Bükü sonradan İlyas Köyü diye anılır olmuştur.
Baba İshak, Anadolu'da Türkler'in saf ahlakını ve dinî düşüncelerini bozan Babalar'ın ilklerinden sayılır. Kendisi dünyadan gideli sekiz yüz yıl olduğu hâlde bıraktığı zehirli düşüncelerin uğursuz izleri kalıcı olarak hâlâ görülmektedir. Baba İshak'ın Amasya'daki mezarına dair incelemeler ve araştırmalar Mukaddime'de "Anbarlı Evliya Türbesi" ekinde yazılıdır. Amasya'da yalancı peygamber olayının, tarih kitaplarına, incelemelere ve çıkarımlara dayanan ayrıntıları işte bundan ibarettir.
Sultan Gıyâseddîn Keyhusrev, Amasya'ya geldikten sonra Sinâneddîn Yâkût Bey'i Erzurum'a geri gönderdi. Boşalan Simre (Amasya) valiliğine kıyı emiri Alâeddîn Alîşîr Bey'i, kıyı emirliğine, yani sahilin korunmasına Halifet Gazizâde Şücâeddîn Tekûr Sinan Bey'i atadı. Amasya kadılığına ünlü fazılardan Halife Medresesi müderrisi Fahreddîn Alî bin Muhammed el-Buhârî'yi getirdi; Simre vilayetinin maliye işleri (defterdarlığı) için de Sa'deddîn Yûnus el-Gümüşî görevlendirildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ser-asker: başkomutan
- tahassun: kaleye ya da güvenli bir yere sığınma
- muhât: çevrilmiş, kuşatılmış
- cebren: zorla
- câ'e'l-hakku ve zehaka'l-bâtıl: "Hak geldi, batıl yok oldu" anlamındaki Kur'an ibaresi
- cemm-i gafîr: kalabalık topluluk
- hademe: hizmetkârlar
- ihtifâ: gizleme
- maslûb: asılmış
- savma'a: ibadet için çekilinen hücre, inziva yeri
- mu'ahharan: sonradan
- müteneffir: tiksinen, nefret eden
- istîfâ: vergi ve gelirlerin hesabı
- fuzalâ: bilginler, fazıllar
Baba İshak Nerede Öldü
Hüsameddin'in anlattığı son, bugünkü araştırmalarda verilenden önemli ölçüde ayrılır. Hüsameddin'e göre Armağanşah Amasya'yı geri alıp Baba İshak'ı yakalatmış ve astırmış, bir hafta sonra Babaîler kenti basıp Armağanşah'ı öldürmüştür. Baba İshak üzerine yazılanlarda ise Baba İshak Amasya'da değil, Kırşehir yakınındaki Malya Ovası'nda ölür. İsyanın bu son çarpışması 1240 Kasım'ının başında yapılmıştır. Selçuklu ordusunun komutanı Emir Necmeddin, çelik zırhlı ücretli Frank askerlerini öne alarak saldırmış, Babaîler'in ok ve mızrakları bu zırhlar karşısında etkisiz kalmış, Baba İshak da öldürülmüştür. Kadınlar ve çocuklar dışında Babaîler kılıçtan geçirilmiştir. Armağanşah'ın akıbetine gelince, ele alınan makalelerden birine göre Baba İshak komutasındaki Babaîler Amasya'ya ulaştığında Baba İlyas'ın öldürüldüğünü Armağanşah'tan öğrenmiş, ölümsüz olduğuna inandıkları şeyhlerinin yokluğunu kabul etmeyerek saldırmış ve Armağanşah'ı bu çatışmada yenip öldürmüşlerdir. Kısacası Armağanşah'ın Babaîler eliyle ölümü Hüsameddin'le uyuşur; ancak sıralama ve Baba İshak'ın kaderi farklıdır.
Baba İlyas Affedildi mi
Hüsameddin'e göre Sultan Keyhusrev Çat Bükü'nde Baba İlyas'ı bulup affetmiştir. Dipnotunda bazı tarihlerde Keyhusrev'in onu inziva hücresinde basıp öldürdüğünün yazıldığını, ancak 656 tarihli [1258] eski belgelerde sağ göründüğünü belirtir. Baba İlyas'a dair başka kaynaklar ise bambaşka bir sonu anlatır. İbn Bîbî onun Amasya Kalesi'nde idam edilip surlardan sallandırıldığını yazar. Ebü'l-Ferec, Selçuklu askerlerinin ona pusu kurup boğarak öldürdüğünü belirtir. Torunu Elvan Çelebi'nin menkıbesinde ise kalede zindana kapatılır, kırk gün bir keşişle kalır ve bir ata binip göğe yükselerek kaybolur. Bir makaleye göre, Hüsameddin birinci ciltte (s. 182) başka bir anlatım benimsemiştir; bu anlatımda Baba İlyas'ın cesedi surda asılı kalmış, Armağanşah onu parçalatmış, müritleri gece indirip gömmüş ve mezar sonradan Ambarlı Evliya Türbesi diye anılmıştır. Birinci ciltteki anlatımın ayrıntısı burada kontrol edilmemiştir. Çat köyünün bugünkü adının İlyas Köyü olması ise kaynaklarla doğrulanır.
Komnenoslar ve Trabzon
Trabzon'un hükümdar sıralamasında I. İoannis'ten sonra 1238'de I. Manuil'in tahta çıktığı görülür. Bu sıra, Hüsameddin'in "Yani'den sonra Manu'el" anlatısıyla uyumludur. Ancak Yani'nin Selçuklular'la savaşta öldürüldüğüne ve bunun Baba İshak'ın bozgunuyla ilişkili olduğuna dair kaynak bulunamadı. Manuil'in Moğollar'la iyi ilişkiler geliştirdiği ve Trabzon'un 1243'te Moğol vasalı olduğu bilinmektedir.
Babaîlik'in Sonrası
Hüsameddin'in "zehirli düşünceler" ifadesi dönemin tarih yazımındaki bakışı yansıtır. Bugünkü çalışmalar hareketi, Moğol baskısıyla Anadolu'ya akan göçebe Türkmenler'in geçim sıkıntısı, Selçuklu yönetiminin uygulamaları ve ilk dönem Türkmen İslam anlayışı çerçevesinde ele alır. Baba İlyas'ın başlattığı hareketin ölümünden sonra oğlu Muhlis Paşa ve diğer halifeleri aracılığıyla Orta ve Batı Anadolu'da yayıldığı, Osmanlı'nın kuruluş döneminde abdalân-ı Rum hareketini, sonra Bektaşiliği doğurduğu ve XVI. yüzyıl belgelerinde kızılbaş ya da Râfizî denen zümrelerin oluşumuna zemin hazırladığı söylenir.
Armağanşah
Hacı Mübârizeddin Armağanşah, Köpek zamanında Selçuklu hanedanından Kılıcarslan ile Rükneddin'in öldürülmesi için Borgulu Kalesi'ne gönderilmiş, fakat onları öldürmeden dönüp durumu sultandan ve Köpek'ten gizlemiştir. Hüsameddin'in "Konya'da ünlü emirlerden" dediği bu kişi, Selçuklu kaynaklarında da tanınmış bir komutan olarak görünür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 349–350. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Ahmet Yaşar Ocak, "Baba İlyas", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 4, 1991. https://islamansiklopedisi.org.tr/baba-ilyas
- Ahmet Yaşar Ocak, "Baba İshak", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 4, 1991, s. 368-369. https://islamansiklopedisi.org.tr/baba-ishak
- "Sâdeddin Köpek", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/sadeddin-kopek
- Bahattin Keleş, "Baba İshak İsyanı'nın Anadolu Selçuklu Tarihindeki Yeri ve Önemi", F.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 23/1 (2018), s. 73-91. https://makale.isam.org.tr/server/api/core/bitstreams/2983bee2-0716-49d5-8286-d827a2631923/content
Diğer kaynaklar