İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · YEDİNCİ FASIL

Emîr Hüsâmeddîn Berke Hân

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 2. Cilt, s. 345–347 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

631'de Erzincân'a gelip ba'dehû Amasya etrâfına yerleşdirilen [366] Harezmîler'in ümerâsından idi. Ikdü'l-Cümân'da mezkûr olduğu üzere Devlet Hân bin Kara Arslan'ın mahdûmu ve Celâleddîn Harezmşâh'ın müte'ayyin bir emîri olup 632'de Amasya vâlîsi olmuşdur. Akrabâsından Kır Hân, Erzincân emâretine nasb olunup bâlâda mezkûr olan Harezm ümerâsından her biri birer livâya emîr olmuşdu.

Müte'addid eski Türk târîhlerinin verdiği ma'lûmata nazaran sülâle-i celîle-i Âl-i Osmân'ın cedd-i a'lâsı bulunan Süleyman Şâh bin Kaya Alp bin Kızıl Boğa, kabîlesi halkıyla bu Emîr Berke Hân'ın ma'iyyetinde olarak Amasya etrâfına gelip agleb-i ihtimâl üzere Mecîd Özü kazâsı dâhilinde Kara Ya'kûb nâhiyesine merbût olan kurâdan Kayı Karyesi mevki'inde sâkin oldukları münâsebetle buraya "Kayı Karyesi" dendiği zann edilir.

Amasya vâlîsi Emîr Berke Hân, şedîdü'ş-şekîme, gâyet müdebbir ve şecî' bir zât olduğu münâsebetle saltanat ve memleket aleyhinde hiss eylediği ufak bir hareketi kemâl-i şiddetle men' ediyor, hânkâhın nüfûzuna meydân vermiyor idi. Rûm İsâk, bunun zamânında tasavvur etdiği teşkîlâtı îfâ ve makâsıd-ı hafiyyesini ta'kîb ve icrâ edemeyeceğini idrâk ederek Emîr Berke'nin def'ine çalışıyor, fakat Sultân Alâ'eddîn Keykubâd'ın Emîr Berke'ye olan i'timâdı pek kuvvetli olduğunu anladıkda, emîri Amasya'dan kaldırmak için sultân-ı müşârün-ileyhin vücûdunu izâle etmeğe azm ediyor, bu cinâyeti "Köpek" vâsıtasıyla yapıyordu. [367]

Çünkü Ikdu'l-Cümân, Câmiu'd-Düvel, Târîh-i İbni Bîbî gibi tevârîh-i mühimmenin sarâhati üzere sultân-ı müşârün-ileyhin şehzâdesi bulunan Gıyâseddîn Keyhusrev'in atabegi bâlâda ismi mezkûr olan Emîr Sa'deddîn Köpek idi. Bu Köpek'in Rûm İsâk'a müntesib olduğuna dâ'ir bir sarâhat-i târîhiyye yok ise de Köpek ile İsâk'ın harekât ve icrâ'âtı tedkîk olunursa bunların aralarında bir münâsebet-i tâmme olduğunu anlamamak kâbil değildir.

Bâlâda tahrîr edildiği üzere Sultân Alâ'eddîn Keykubâd, üç sene zarfında yek-diğerini müte'âkib üç kavî düşmanı harben def' etmekle bîtâb ve Carmagun'un inhizâmından dolayı Moğol hükümdârı Oktay Ka'ân dahi münfa'il olmuşdu. Oktay Ka'ân 633'de bu inhizâmı telâfî için Sultân Alâ'eddîn Keykubâd'a gönderdiği sefîr ile kendisine itâ'at etmesini teklîf eyledi.

Sultân Alâ'eddîn bu teklîfi redd etmek tarafdârı olduğu hâlde kendi ümerâsı ve gelen sefîr-i müslim sultân-ı müşârün-ileyhi iknâ' etmekle Oktay Ka'ân'a mutâva'at eylediğini müş'ir hedâyâ-yı lâyıka irsâl ederek ehl-i İslâmı görünür belâdan kurtarıyordu. Fakat işte bu itâ'at, husemâ-yı İslâm tarafından sultân-ı müşârün-ileyhin izâle-i vücûduna bir âlet olarak i'zâm ediliyor, sultânü'l-müslimîn olan Keykubâd, kuvvet ve kudreti var iken putperest olan Oktay Ka'ân'a inkıyâd etmekle dîn-i İslâma ihânet etmiş olduğu efkâr-ı avâma telkîn olunuyordu.

Târîh-i İbni Bîbî'de mezkûr olduğu üzere 634 muharreminde Amasya [368] vâlîsi Emîr Berke Hân'ın akrabâsından olup bundan akdem Erzincân emâretine nasb edilen Emîr Seyfeddîn Kır Hân Sivas emâretine nakl olunarak Berke Hân'ın takviye olunması Rûm İsâk'ı telâşa düşürmüş olmalıdır ki Konya'da mukaddemâtı ihzâr edilen cinâyet tesrî' ediliyor, efkâr-ı avâmı zehirleyen telkînât-ı muzırra sultân-ı müşârün-ileyhin şehzâdesi Keyhusrev'in aklını alıyor, pederine karşı keskin bir düşman oluyor, atabegi bulunan Sa'deddîn Köpek gâfil şehzâdeyi, pederini tesmîm etmeğe teşvîk ediyordu.

Hulâsa Târîh-i İbni Bîbî ve Ikdü'l-Cümân'da mezkûr olduğu üzere Sultân Alâ'eddîn Keykubâd-ı Selçûkî 634 senesi şevvâlinin dördüncü gecesinde mesmûmen vefât edib şehzâde-i gâfili Gıyâseddîn Keyhusrev Konya hükümdârı ve atabegi olan Sa'deddîn Köpek sâhib-i devleti, ya'nî vezîr-i a'zamı olarak hall ü akd-i umûr-ı İslâm, Köpek elinde kalıyordu.

Câmiu'd-Düvel'de mezkûr olduğu üzere sâhib-i a'zam Sa'deddîn Köpek, mevki' ve nüfûzunu tahkîm için meşâhîr-i ümerâdan Tâceddîn İbrâhim Pervâne Bey'i Ankara vâlîliğine nasb ederek dâ'ire-i saltanatdan teb'îd ediyor, nâzıru'l-ceyş olan emîr-i meşhûr Kemâleddîn Kâmyâr'ı yeni pâdişâha sû'-i kasd etmek töhmeti isnâd ederek öldürüyor, hulâsa kendisine mu'ârız olanları her hâlde ya sürüyor yâhud ifnâ ediyordu.

Konya'da Köpek, bu gibi cinâyetlerle meşgûl iken Amasya'da Baba İshâk (Rûm İsâk) durmuyor, perde arkasından muttasıl i'mâl-i desâyis ederek [369] Amasya vâlîsi Berke Hân'ı kaldırmak için Konya'ya şikâyetler yağdırıyor ve Harezmîler'in mezâliminden bahisle avâmı dehşetli sûretde feryâd etdiriyor idi.

Rûm İsâk'ın Konya'da eli mesâbesinde olan sâhib-i a'zam Sa'deddîn Köpek, bu gibi şikâyât ile Amasya vâlîsi Emîr Berke'yi -isyânından havfen - birden bire azl edemiyor. Târîh-i İbni Bîbî'de mezkûr olduğu üzere müzâkere-i ahvâl-i memleket bahânesiyle Sivas emîri Seyfeddîn Kır Hân'ı 635 evâ'ilinde Konya'ya da'vet ederek emîr-i mûmâ-ileyhi Konya'ya vusûlünden sonra azl ve Amasya'da Zemendû (Ziyâre)'ye nefy etmekle bir tarafdan Amasya vâlîsi Emîr Berke'ye gözdağı veriyor, diğer tarafdan Rûm İsâk'ın Sivas ve Tokat taraflarındaki teşkîlâtını teshîl ediyor idi.

Çünkü Baba İshâk Kefersûdî Tokat, Canik, Çorum, Sivas ve Karahisâr-ı Şarkî livâlarında ve havâlîsinde hafiyyen ikâme eylediği hulefâsıyla buralarda meskûn olan halkı ibtidâ Baba İlyâs Horasânî'ye ittibâ'a da'vet ediyor, bu sûretle onları dâ'ire-i inkıyâda aldıkdan sonra tedrîcî bir sûretde münkâd olanlara bâtıniyye ve şî'a-i râfıze mezheblerinin usûl ve erkânını telkîn ederek onları kendisine celb ediyordu.

Câmiu'd-Düvel'in ta'rîfi üzere Baba İshâk Kefersûdî zâhiren gâyet riyâkârâne ve bârid bir sûretde zühd ü takvâ gösterir, kurâda bir mağaraya [370] ve Amasya'da bir odaya kapanıp kimseyi yanına kabûl etmez, dâ'imâ münferid yaşardı. Halkı idlâl ederek kendisine bend etdiği cihetle avâmın nazarında "veliyyullâh" olmak üzere tanınmış idi. Her hâlinde bâtıniyye pîri bulunan Hasan bin Sabbâh'ı taklîd etmekle halkın nazar-ı dikkatini celb etmişdi.

Baba İshâk Kefersûdî, teşebbüsât-ı âtiyesine mâni' olan zevât-ı hamiyyet-simâtı Konya'da Köpek vâsıtasıyla ber-taraf etdiği esnâda Ankara vâlîsi Tâceddîn İbrâhim Bey'i de mâni'-i teşebbüsâtı görmüş olmalıdır ki sâhib-i a'zam Sa'deddîn Köpek, Câmiu'd-Düvel'de mezkûr olduğu üzere vâlî-i müşârün-ileyhi töhmet-i zinâ ile Konya'ya celb ve recm etdirmekle 636'da bîçâreyi bi-gayri hakkın ifnâ etmiş idi.

Ankara vâlîsi İbrâhim Bey'in katlinden sonra nevbet-i tenkîl, Amasya'da kâ'in Harezmîler'e geliyordu. Baba İshâk, teşebbüsâtına mâni' gördüğü Amasya vâlîsi Berke Hân'ı ve Harezmîler'i Amasya'dan kaldırmak için lâzım gelen şikâyâtı tasnî' ederek Harezmîler'in hurûc edeceğini Konya'ya yazdırıyor, Köpek vâsıtasıyla Gıyâseddîn Keyhusrev'i iknâ'a çalışıyordu.

Nihâyet buna da muvaffak olarak Târîh-i İbni Bîbî ve Câmiu'd-Düvel'de mezkûr olduğu üzere Sultân Gıyâseddîn Keyhusrev Harezmîler'in isyân edeceğine inanıyor, derhâl 636 evâhirinde Emîr Berke Hân'ı Amasya'dan azl ederek Amasya vâlîliğine ümerâdan Zahîreddîn Hurşîd Bey'i nasb ve Harezmîler'i Amasya'dan çıkarmasını emr etmekle beraber emîr-i [371] müşârün-ileyhi bir kuvve-i askeriyye ile Amasya'ya irsâl ediyordu.

Memleket-i Selçûkiyye'de müteferrik yerlerde meskûn olan Harezmîler'den müsellah ve harb eri olanların mecmû'u takrîben yirmi beş bin kadar olup bunlar gâyet mütedeyyin, yiğit, salâbetli adamlar idi. Celâleddîn Harezmşâh'ın nezdinde Cengiz'e karşı harb eden dilâverân-ı İslâm, bu Harezmîler olup Kayı kabîlesi re'îsi Süleyman Şâh bin Kaya Alp bunların ümerâsından ma'dûd ve kabîlesi de mevcûd idi.

Harezmîler'i Sultân Alâ'eddîn Selçûkî ümerâdan Kemâleddîn Kâmyâr vâsıtasıyla celb ederek memleket-i Selçûkiyye'ye iskân etdiği münâsebetle cân-siperâne îfâ-yı vezâ'if ediyorlardı. Husûsiyle Tatarlar'ın Selçûkîler'e karşı vaz'iyyeti pek hasmâne olup 634'de Trabzon kralı olan Yani Komennus müterakkıb-ı fırsat bir hâlde idi. Selçûkîler'in en ziyâde muhtâc-ı kuvvet olduğu bir sırada Harezmîler'in memleket-i Selçûkiyye'den ihrâc edilmesi hükûmet-i Selçûkiyye'yi mahva kadar sürüklemişdir.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

631'de [1233-34] Erzincan'a gelip sonra Amasya çevresine yerleştirilen Harezmliler'in emirlerinden idi. Ikdü'l-Cümân'da belirtildiği üzere Devlet Han bin Kara Arslan'ın oğlu ve Celâleddîn Harezmşah'ın tanınmış bir emiri olup 632'de [1234-35] Amasya valisi olmuştur. Akrabasından Kır Han Erzincan emirliğine atanmıştı; yukarıda adı geçen Harezm emirlerinden her biri birer livâya (sancağa) emir olmuştu.

Birçok eski Türk tarihinin verdiği bilgilere göre, şanlı Osman hanedanının en eski atası olan Süleyman Şah bin Kaya Alp bin Kızıl Boğa, kabilesinin halkıyla birlikte bu Emîr Berke Han'ın maiyetinde Amasya çevresine gelmiş, büyük ihtimalle Mecîd Özü kazası içinde Kara Yakub nahiyesine bağlı köylerden Kayı Karyesi mevkiinde oturmuştur. Oraya bu yüzden "Kayı Karyesi" denildiği sanılır.

Amasya valisi Emîr Berke Han sert tabiatlı, çok tedbirli ve cesur bir zat olduğundan, saltanat ve memleket aleyhinde hissettiği küçük bir hareketi bile son derece şiddetle önlüyor, hânkâhın nüfuzuna meydan vermiyordu. Rum İsak, onun zamanında tasarladığı örgütlenmeyi gerçekleştiremeyeceğini ve gizli amaçlarını izleyip uygulayamayacağını anlayarak Emîr Berke'yi ortadan kaldırmaya çalışıyordu. Sultan Alâeddîn Keykubad'ın Emîr Berke'ye güveninin çok güçlü olduğunu görünce, emiri Amasya'dan kaldırmak için adı geçen sultanın varlığını ortadan kaldırmaya karar verdi ve bu cinayeti "Köpek" aracılığıyla işledi.

Çünkü Ikdü'l-Cümân, Câmiu'd-Düvel, Târîh-i İbn Bîbî gibi önemli tarihlerin açık anlatımına göre adı geçen sultanın oğlu Gıyâseddîn Keyhusrev'in atabeyi, yukarıda adı geçen Emîr Sa'deddîn Köpek idi. Bu Köpek'in Rum İsak'a bağlı olduğuna dair açık bir tarihî kayıt yoksa da Köpek ile İsak'ın hareketleri incelenirse bunların arasında tam bir ilişki olduğunu anlamamak mümkün değildir.

Yukarıda yazıldığı üzere Sultan Alâeddîn Keykubad, üç yıl içinde birbiri ardına üç güçlü düşmanı savaşla savmakla yorulmuş, Carmagun'un yenilgisi yüzünden Moğol hükümdarı Ögeday Kağan da öfkelenmişti. Ögeday Kağan 633'te [1235-36] bu yenilgiyi telafi etmek için Sultan Alâeddîn Keykubad'a gönderdiği elçiyle kendisine itaat etmesini teklif etti.

Sultan Alâeddîn bu teklifi reddetmekten yana olduğu hâlde kendi emirleri ve gelen Müslüman elçi adı geçen sultanı ikna edince, Ögeday Kağan'a boyun eğdiğini bildiren uygun hediyeler göndererek İslam âlemini gözle görünür bir belâdan kurtarıyordu. Fakat işte bu itaat, İslam düşmanları tarafından adı geçen sultanın ortadan kaldırılması için bir araç olarak büyütülüyor; Müslümanların sultanı olan Keykubad'ın gücü ve kudreti varken putperest Ögeday Kağan'a boyun eğmekle İslam dinine ihanet ettiği halk arasında yayılıyordu.

Târîh-i İbn Bîbî'de belirtildiği üzere 634 muharreminde [1236] Amasya valisi Emîr Berke Han'ın akrabasından olup bundan önce Erzincan emirliğine atanmış bulunan Emîr Seyfeddîn Kır Han'ın Sivas emirliğine nakledilmesi ve böylece Berke Han'ın güçlendirilmesi Rum İsak'ı telaşa düşürmüş olmalı ki Konya'da hazırlıkları yapılan cinayet hızlandırıldı. Halkın düşüncelerini zehirleyen zararlı telkinler adı geçen sultanın oğlu Keyhusrev'in aklını aldı, o da babasına karşı keskin bir düşman oldu; atabeyi Sa'deddîn Köpek de gafil şehzadeyi babasını zehirlemeye teşvik ediyordu.

Kısacası Târîh-i İbn Bîbî ve Ikdü'l-Cümân'da belirtildiği üzere Selçuklu Sultanı Alâeddîn Keykubad 634 yılı şevvalinin dördüncü gecesinde zehirlenerek öldü. Gafil şehzade Gıyâseddîn Keyhusrev Konya hükümdarı, atabeyi Sa'deddîn Köpek de sâhib-i devlet, yani başvezir oldu ve İslam ülkesinin işlerinin çözülüp bağlanması Köpek'in elinde kaldı.

Câmiu'd-Düvel'de belirtildiği üzere sâhib-i a'zam Sa'deddîn Köpek, mevkiini ve nüfuzunu sağlamlaştırmak için ünlü emirlerden Tâceddîn İbrâhim Pervâne Bey'i Ankara valiliğine atayıp saltanat çevresinden uzaklaştırdı. Ordu nâzırı olan ünlü emir Kemâleddîn Kâmyâr'ı ise yeni padişaha kastetmekle suçlayıp öldürdü. Kısacası kendisine karşı çıkanları her hâlde ya sürüyor ya da yok ediyordu.

Konya'da Köpek böyle cinayetlerle uğraşırken Amasya'da Baba İshak (Rum İsak) durmuyor, perde arkasından sürekli entrikalar çevirerek Amasya valisi Berke Han'ı kaldırmak için Konya'ya şikâyetler yağdırıyor ve Harezmliler'in zulümlerinden söz ederek halkı korkunç biçimde feryat ettiriyordu.

Rum İsak'ın Konya'da eli hükmünde olan sâhib-i a'zam Sa'deddîn Köpek, bu gibi şikâyetlerle Amasya valisi Emîr Berke'yi (isyan edeceğinden korktuğu için) birdenbire azledemiyordu. Târîh-i İbn Bîbî'de belirtildiği üzere memleketin durumunu görüşme bahanesiyle Sivas emiri Seyfeddîn Kır Han'ı 635'in başlarında [1237-38] Konya'ya çağırdı. Adı geçen emir Konya'ya varınca azledip Amasya'daki Zemendû'ya (Ziyâre) sürdü; böylece bir yandan Amasya valisi Emîr Berke'ye gözdağı veriyor, öbür yandan Rum İsak'ın Sivas ve Tokat taraflarındaki örgütlenmesini kolaylaştırıyordu.

Çünkü Baba İshak Kefersûdî, Tokat, Canik, Çorum, Sivas ve Karahisâr-ı Şarkî livâlarında ve çevrelerinde gizlice yerleştirdiği halifeleriyle buralarda oturan halkı önce Baba İlyas Horasânî'ye bağlanmaya çağırıyor, böylece onları boyun eğdirme çemberine aldıktan sonra yavaş yavaş boyun eğenlere Batınîlik ve Şia-i Râfıza mezheplerinin usul ve esaslarını telkin ederek onları kendine çekiyordu.

Câmiu'd-Düvel'in tarifine göre Baba İshak Kefersûdî görünüşte son derece riyakâr ve soğuk bir biçimde züht ve takva gösterir, köylerde bir mağaraya ve Amasya'da bir odaya kapanıp kimseyi yanına kabul etmez, daima yalnız yaşardı. Halkı saptırarak kendine bağladığından avamın gözünde "Allah'ın dostu" (veliyyullâh) olarak tanınmıştı. Her hâlinde Batınîlerin piri olan Hasan bin Sabbah'ı taklit ederek halkın dikkatini çekmişti.

Baba İshak Kefersûdî, girişimlerine engel olan, gayret ve namus sahibi zatları Konya'da Köpek aracılığıyla ortadan kaldırdığı sırada Ankara valisi Tâceddîn İbrâhim Bey'i de girişimlerine engel görmüş olmalı ki, sâhib-i a'zam Sa'deddîn Köpek, Câmiu'd-Düvel'de belirtildiği üzere adı geçen valiyi zina töhmetiyle Konya'ya getirtip recmettirerek 636'da [1238-39] o zavallıyı haksız yere öldürmüştü.

Ankara valisi İbrâhim Bey'in öldürülmesinden sonra ceza sırası Amasya'daki Harezmliler'e geliyordu. Baba İshak, girişimlerine engel gördüğü Amasya valisi Berke Han'ı ve Harezmliler'i Amasya'dan kaldırmak için gereken şikâyetleri hazırlayıp Harezmliler'in ayaklanacağını Konya'ya yazdırıyor, Köpek aracılığıyla Gıyâseddîn Keyhusrev'i ikna etmeye çalışıyordu.

Sonunda buna da başarılı oldu. Târîh-i İbn Bîbî ve Câmiu'd-Düvel'de belirtildiği üzere Sultan Gıyâseddîn Keyhusrev Harezmliler'in isyan edeceğine inandı, 636'nın sonlarında [1239] Emîr Berke Han'ı Amasya'dan azledip Amasya valiliğine emirlerden Zahîreddîn Hurşîd Bey'i atadı ve Harezmliler'i Amasya'dan çıkarmasını emretti; adı geçen emiri bir askerî güçle Amasya'ya gönderdi.

Selçuklu ülkesinin çeşitli yerlerinde oturan Harezmliler'den silahlı ve savaşçı olanların toplamı yaklaşık yirmi beş bin kadar olup bunlar son derece dindar, yiğit ve sağlam adamlardı. Celâleddîn Harezmşah'ın yanında Cengiz'e karşı savaşan İslam yiğitleri bu Harezmliler'di. Kayı kabilesi reisi Süleyman Şah bin Kaya Alp bunların emirlerinden sayılıyor ve kabilesi de mevcuttu.

Harezmliler'i Selçuklu Sultanı Alâeddîn, emirlerden Kemâleddîn Kâmyâr aracılığıyla getirtip Selçuklu ülkesine yerleştirdiği için canlarını siper ederek görevlerini yerine getiriyorlardı. Özellikle Tatarlar'ın Selçuklular'a karşı tutumu çok düşmanca olup 634'te [1236-37] Trabzon kralı olan Yani Komennus fırsat gözlüyordu. Selçuklular'ın en çok güce muhtaç olduğu bir sırada Harezmliler'in Selçuklu ülkesinden çıkarılması, Selçuklu hükümetini yok olmaya kadar sürüklemiştir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ümerâ: emirler, komutanlar
  • livâ: sancak, idarî bölge
  • mahdûm: oğul
  • şedîdü'ş-şekîme: sert tabiatlı, sözü geçen
  • müdebbir: tedbirli, işi bilen
  • şecî': cesur
  • atabeg: şehzadenin eğitimiyle ve bakımıyla görevli büyük emir
  • sâhib-i a'zam: başvezir
  • tesmîm: zehirleme
  • mutâva'at: itaat, boyun eğme
  • nefy: sürgün
  • azl: görevden alma
  • desâyis: entrikalar, hileler
  • recm: taşlayarak öldürme
  • riyâkârâne: gösterişçi, samimiyetsiz
  • idlâl: saptırma
  • veliyyullâh: Allah dostu

Harezmliler ve Kayırhan'ın Sonu

Harezmşahlar Devleti'nin Moğol baskısıyla çöküşünden sonra Harezmli Kıpçaklar Anadolu'ya gelmiş, Keykubad onlara iktalar vererek yerleşmelerini sağlamıştı. Selçuklu ordusunda hizmet gören Harezmliler'in emiri Kayırhan'dı ve Hüsameddin'in Kır Han dediği kişi büyük ihtimalle odur. Keykubad'ın ölümünden sonra Köpek, Kayırhan'ı rakip görüp Gıyâseddin Keyhusrev'i onu ortadan kaldırmaya ikna etti. Kayırhan, Zamantı (Pınarbaşı) Kalesi'nde hapsedildi ve kısa süre sonra hapiste öldü (1237-38); Hüsameddin'in "Zemendû'ya sürgün" dediği yerin Zamantı olup olmadığı belirsizdir. Bunun üzerine Harezmliler Selçuklu hizmetinden ayrılıp Urfa taraflarına çekildiler, yağmaya başladılar, Kemâleddin Kâmyâr komutasındaki Selçuklu ordusunu yendiler ve bir süre Güneydoğu Anadolu'da bağımsız yaşadılar. Burada Hüsameddin'in anlatısından önemli bir ayrım görülür. Berke Han'ın Amasya valiliği ve Hurşîd Bey'in askerle gelip Harezmliler'i çıkarması, incelenen kaynaklarda bulunmadı. Kaynaklarda Harezmliler'in başkaldırısı Kayırhan'ın hapsedilip ölümüne bağlanır ve Güneydoğu'da gelişir. Hüsameddin ise olayı Amasya'da, Baba İshak'ın şikâyetleri ve Köpek'in kışkırtmasıyla gelişen bir olay olarak kurar.

Süleyman Şah ve Kayılar

Maddede en çok dikkat çeken bölüm, Osmanlı hanedanının atası sayılan Süleyman Şah'ın Berke Han'ın maiyetinde Amasya çevresine gelip Kayı Karyesi'ne yerleştiği anlatısıdır. Ertuğrul Gazi'nin babasının kim olduğu sorusu Osmanlı kaynaklarında iki ayrı biçimde cevaplanır. Ahmedî, Enverî ve Karamânî Mehmed Paşa ona Gündüz Alp derken, Oruç bin Âdil, Âşıkpaşazâde ve Neşrî onu Süleyman Şah olarak kaydeder. İkinci grubun verdiği bilginin doğru olmadığı bugün kesinleşmiş sayılır; Osman Bey'e ait bir sikkede "Osman bin Ertuğrul bin Gündüz Alp" yazması bu kanıyı güçlendirmiştir. Kayılar'ın Anadolu'ya gelişi de tarihî anlatıya göre Ahlat, Mardin ve Erzurum yakınlarındaki Pasinler üzerinden olmuştur. Süleyman Şah'ın Amasya'ya gelişi ve Kayı Karyesi adı ise Hüsameddin'in dayandığı eski Türk tarihlerine özgü bir rivayet olarak kalmaktadır; kendisi de bunu "sanılır" diyerek temkinli bırakır.

Köpek, Keykubad'ın Ölümü ve Kâmyâr

Hüsameddin'in anlattığı olay zinciri, Keykubad'ın ölümünün Baba İshak'ın bir tertibi olduğu görüşüne dayanır; bu görüşü doğrudan bir tarihî kayıt olmadığını kendisi de kabul eder. Keykubad'ın 4 Şevval 634'te (31 Mayıs 1237) yediği av etinden zehirlenerek öldüğü ve bu ölümün bir suikast ihtimalini akla getirdiği kaydedilir; Baba İshak'ın bu olayla ilişkisine dair incelenen yazılarda bir kayda rastlanmadı. Keykubad'ın ölümünün ardından Gıyâseddin Keyhusrev'i atabeyi Köpek'in tahta çıkarmış, Köpek de Altun-aba, Kâmyâr, Hüsameddin Kaymerî ve Pervâne gibi önemli devlet adamlarını ortadan kaldırmıştır. Kâmyâr, Samsat zaferinden sonra Konya yakınlarındaki Gevele Kalesi'nde öldürülmüştür. Pervâne ise Ankara'ya kaçmış, Akşehir'de bir şarkıcı kadınla ilişkisi olduğu töhmetiyle Ankara'da recmedilmiştir. Pervâne ile Kâmyâr'ın Köpek eliyle ortadan kaldırılması, Hüsameddin'in anlatısıyla kaynaklar arasında uyuşan noktadır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 345–347. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

2. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.