İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · YEDİNCİ FASIL

Zahîreddîn Hurşîd Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 2. Cilt, s. 347–349 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Mukaddime'de mezkûr olduğu üzere İçerişehir'de Ahi Sa'deddîn mahallesinin nâm-ı diğeri olan Subaşı Mûsâ Mahallesi sâhibi Mübârizeddîn Mûsâ bin Sevindük Bey'in mahdûmu İbrâhim Bey'in oğlu³⁸² olup [372] 636 evâsıtında Amasya vâlîsi oldukda müşkil bir işe me'mûr bulunuyor idi. Çünkü Harezmîler'i Amasya'dan ihrâc etmek ne kadar müşkil ise Baba'îler'in etvâr ve harekâtı da Harezmîler'den aşağı değil idi.

Sâbık Amasya vâlîsi Berke Hân, Konya hükûmetinin gösterdiği şiddetden zâten münfa'il olduğu bir zamânda akrabâsından Kır Hân'ın Zemendû'ya nefyinden ve biraz müddet sonra mahbûsen fevtinden pek ziyâde müte'essir oluyor, bütün Harezmîler ile memâlik-i Selçûkiyye'den çıkmasını tasmîm ediyordu.

Bu def'a azl ve ihrâcını Hurşîd Bey'in bir kuvve-i askeriyye ile gelmesinden anladıkda derhâl Amasya ve etrâfında meskûn olan Harezmîler'in idâresini deruhde ederek Hurşîd Bey'i karşıladı.

Şimdiye kadar Amasya hânkâhında hücre-nişîn-i inzivâ olan Baba İlyâs-ı Horasânî nâmına hareket eden Baba İshâk Kefersûdî, yirmi seneden beri gizlediği maksadını izhâr edecek zamânın hulûl eylediğine hükm ederek artık perde arkasından ortaya çıkıyordu. Hükûmet-i Selçûkiyye'nin hilâf-ı şerî'at mezâliminden, ümerânın şer'a muhâlif ahvâlinden dem vurarak kendisi şer'-i şerîfi icrâ etmeğe âlem-i gaybdan me'mûr olduğunu i'lân etmekle beraber otuz bin kadar müsellah Baba'îler'in başına geçip da'vâ-yı hilâfetle 637 evâ'ilinde Harezmîler'in Amasya'dan gitmesini müte'âkib hurûc eyledi.

Târîh-i İbni Bîbî, Câmiu'd-Düvel, Mufassal Kurûn-ı Cedîde'de mezkûr olduğu üzere Baba İshâk'ın kuvveti yalnız otuz bin fedâ'ilerden ibâret [373] değil idi. Vaktiyle Sümeysât ve Kefersûd taraflarında kendisine tedârik etdiği tarafdârânı tekessür ederek Urfa ve Maraş livâlarına gönderdiği mürîdleri vâsıtasıyla onları da ayaklandırmakla o tarafdan dahi binlerce fedâ'îler Amasya'ya doğru hareket ve Tokat, Sivas, Çorum, Karahisâr-ı Şarkî taraflarında bulunan meredesi de kıyâm etmişler idi. Hulâsa Baba İshâk'ın avenesi mecmû'u i'tibâriyle elli binden ziyâde olduğu tahmîn olunmakdadır.

Bana öyle geliyor ki: Konya'da sâhib-i a'zam bulunan Köpek dâhil olduğu hâlde şu kuvvetin mecmû'u değilse bile her hâlde üçde ikisi İslâm mühtedîleri kıyâfetinde Hristiyân ve Rûmlar'dan olduğu gibi Trabzon kralı Yani Komennus ile Baba İshâk nâmı altında gizlenen İsak Komennus arasında bir ittifâk-ı hafî mevcûd idi. Çünkü bunların harekâtı arasında bir müşâbehet olduğunu vekâyi'-i âtiye göstermekdedir. Bu cihetle Baba İshâk dediğimiz İsak Komennus'un Amasya'da Komennus â'ilesinin nüfûz ve ikbâlini, hükûmet ve istiklâlini ihyâ etmek hayâli üzere hareket eylediğini hâtıra getirmemek kâbil değildir.

Amasya vâlîsi Zahîreddîn Hurşîd Bey, Harezmîler ile meşgûl iken Baba İshâk'ın Amasya'da şerî'at perdesi altında i'lân-ı istiklâl etmesi herkesi mütehayyir ediyor, emîrü's-sevâhil olan Canik emîri Alâ'eddîn Alîşîr bin Selçûk bin Aydoğdu hudûd-ı Rûmiyye muhâfızı olduğu münâsebetle oradan ayrılamıyordu. Çünkü Trabzon kralı [374] Yani Komennus dahi hudûd-ı İslâmiyyeyi tecâvüz etmek üzere bulunuyordu.

Baba İshâk ibtidâ Baba İlyâs-ı Horasânî nâmına hareket ederek Harezmîler'in ahvâlini ta'kîb ediyordu. Harezmîler Amasya vâlîsini harben bozup Sivas hudûdundan çıkdıklarını haber aldıkda kendisini "Emîrü'l-mü'minîn Sadru'd-dünyâ ve'd-dîn İshâk" unvânıyla halîfe i'lân eylediğine kanâ'at etmiyordu. Rûh-ı Nebiyy-i Zî-şân'ın ibtidâ Hazret-i Alî'ye, ba'dehû kümmelîn vasıtasıyla kendisine hulûl eylediğini işâ'a ederek kâffe-i umûrunda daha ziyâde serbest olmak ve eşyânın ibâha ve tahrîmine salâhiyetdâr bulunmak için peygamberliğini i'lân edib birtakım ceheleyi sihr ve nîrencâtıyla inandırıyor, avâma karşı kendisine "fa''âlün limâ yürîd" sıfatını kazandırıyordu.

Bu iddi'â Amasya'da şâyi' oldukda başda hânkâh şeyhi Baba İlyâs olduğu hâlde ulemâdan Amasya kadısı Bedreddîn İbrâhim el-Kımârî ve müderris-i Mes'ûdiyye Tâceddîn Yûsuf et-Tebrîzî, müderris-i Halîfe Fahreddîn Alî el-Buhârî ve ümerâdan Bedreddîn Ebû Bekir oğlu Seyfeddîn Haydar, Halifet Gâzi birâderi Bedreddîn İbrâhim, mahdûmu Şücâ'eddîn Tekur Sinan, Nûreddîn Tugrak Bey'in mahdûmu Seyfeddîn Salâr, dâmâdı Şerefeddîn İnâc Beyler şerî'atı ve hükûmeti müdâfa'a ederek efkâr-ı İslâmiyyeyi îkâza çalışıyorlardı.

Yalancı peygamber Baba İshâk, bunların harekâtını kendi teşebbüsâtı [375] hakkında pek muzır gördügü cihetle Amasya'da sell-i seyf ederek kadı ile İbrâhim Bey'i ve teşebbüsâtına mu'ârız gördügü pek çok ehl-i îmânı şehîd eyledi. Yalancı peygamberin kahrından kurtulmak için Tâceddîn et-Tebrîzî Konya'ya, Şerefeddîn Muhammed bin Osmân es-Simrî ve Şemseddîn Muhammed bin el-Kâdî İbrâhim el-Kımârî, Şâm'a pek çok kimseler ile kaçıyorlar, Baba İlyâs Horasânî çiftliği bulunan Çat Bükü nâm mevki'de ihtifâ ve ulemâ ile ümerâdan bir kısmı dahi Amasya'dan çıkıp pek çok hamiyyet-perverândan mürekkeb bir tabur teşkîl ederek dînlerini, vatanlarını müdâfa'a ediyorlardı.

Amasya'dan Konya'ya kaçanlar, Sultân Gıyâseddîn Keyhusrev'e yalancı peygamberden şikâyet ve istimdâd etmeğe çalışıyor, fakat sâhib-i a'zamı bulunan Köpek'den bir türlü yol bulamıyorlardı. Diğer tarafdan yalancı peygamber Baba İshâk Tokat, Sivas, Karahisâr-ı Şarkî taraflarını mürîdânıyla taht-ı emniyyete aldığı cihetle Konya üzerine gitmek tedârikâtını görüyor, Urfa ve Maraş taraflarından gelecek fedâ'ilerin vürûdunu bekliyordu.

Çünkü Trabzon kralı Yani Komennus Canik üzerine doğru berren ve bahren hareket eylediği münâsebetle emîrü's-sevâhil Alâ'eddîn Alîşîr Bey ile Kastamonu ve Sinop hâkimi Devletşâh oğlu Sultân Celâleddîn Süleyman Şâh buralardan ayrılmak imkânı olmadığını yalancı peygamber takdîr ediyor, planını ona göre tatbîke çalışıyordu. Yalnız Amasya [376] hâricindeki Şücâ'eddîn Tekûr Sinan Bey'in idâresinde bulunan müdâfi'ler ile harb etmeğe mecbûr idi.

Bu müdâfi'leri Lâdik emîri Kızoğlu Sirâceddîn Savcı bin Umur, Havza emîri Şemseddîn Mehmed bin Kunduz, Kedağra emîri Mübârizeddîn Îsâ bin İldaş ve ümerâdan el-Hâc Veliyyeddîn Umur bin Berekâtşâh Beyler ma'iyyet-i mevcûdeleriyle gelip takviye ediyorlar, bunların umûr-ı kazâsını Fahreddîn Alî el-Buhârî idâre ederek oldukça kuvvetli birkaç tabur hâlinde bulunuyorlardı.

Târîh-i İbni Bîbî'de mezkûr olduğu üzere Urfa ve Mar'aş taraflarından gelen yalancı peygamberin ümmet-i câhilesi, önlerine çıkan Muzaffereddîn Veled Alîşîr, Kerîmeddîn Germiyân Beyler'i mağlûb ederek havâlî-i Sivas'a tekarrüb etmişler idi. Yalancı peygamber, bunu haber aldıkda derhâl Kayseriyye üzerine hareket ederek yolda Şücâ'eddîn Tekur Sinan Bey'in teşkîl etdiği tabur ile harb ediyor, Muhammed ve Îsâ Beyler pek çok ehl-i îmân ile beraber şehîd oluyor, Baba'îler'in kesreti müdâfi'lerin şecâ'atine galebe ederek Tekûr Sinan ve İnâc Beyler diğer bir müdâfa'a taburu teşkîl etmek üzere ric'ate mecbûr oluyorlardı.

Hulâsa yalancı peygamber, birkaç tarafdan muvaffak olarak ileri hareketine devâm eylediği esnâda Konya'ya ilticâ edenlerin acı acı feryâdı, her tarafın âvâze-i istimdâdı Gıyâseddîn Keyhusrev'i daldığı hâb-ı gafletden îkâz ederek Emîr Sa'deddîn lakab-ı ma'kûsu [377] altında tahaffuz eden sâhib-i a'zamı Köpek mel'ûnunun harekât-ı hâ'inânesine vâkıf oluyor, derhâl mel'ûnu diri diri demir kafes içine koyup âteşe karşı tutarak kemâl-i azâb içinde öldürüyor, kadîd olmuş cesedini hâmil olan kafesi de ibreten-li's-sâ'irîn kale bârûsuna asdırdıkdan sonra müstevfi'l-memâlik olan Mühezzebeddîn Alî bin el-Keşânî'yi sâhib-i a'zam nasb ediyordu.³⁸³

Sâhib-i a'zam Mühezzebeddîn Alî, Amasya vâlîsi Zahîreddîn Hurşîd Bey'i Sivas emâretine ve Hacı Mübârizeddîn Armağanşâh'ı Amasya vâlîliğine nasb ederek Hacı Armağanşâh'ı yalancı peygamber aleyhine serdâr ta'yîn ve ma'iyyetine Hurşîd Bey'le beraber bir kuvve-i kâfiye terfîk ve Kayseriyye üzerine i'zâm etdiği gibi Erzurum vâlîsi Sinâneddîn Yâkût, emîrü's-sevâhil Alâ'eddîn Alîşîr, Kastamonu hâkimi Celâleddîn Süleyman Şâh Beyler'e de bir an evvel Rûmlar'ın harbine hitâm verip Amasya üzerine hareket etmelerini emr eyledi.

Dipnotlar

  • 382 Hurşîd Bey 622'de Halifet Gâzi Vakıf-nâmesi şâhidi olduğu münâsebetle nesebi bu vechile muharrerdir.
  • 383 Mühezzebeddîn Alî, 632'de vefât eden Mu'îneddîn Abdullah bin Sılamış el-Müstevfi'l-Gümüşî dâmâdı olup esbak Amasya kadısı Tâceddîn Muhammed el-Keşânî mahdûmu olduğu bâlâda mezkûrdur. Bu vak'a Câmi'u'd-Düvel'de mestûr olup yalancı peygamber'in nekbeti Köpek'in i'dâmından sonra başlar.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Mukaddime'de belirtildiği üzere İçerişehir'de Ahi Sa'deddîn Mahallesi'nin öbür adı olan Subaşı Mûsâ Mahallesi'nin sahibi Mübârizeddîn Mûsâ bin Sevindük Bey'in oğlu İbrâhim Bey'in oğludur. 636'nın ortalarında [1239] Amasya valisi olduğunda zor bir işle görevlendirilmişti. Çünkü Harezmliler'i Amasya'dan çıkarmak ne kadar zor idiyse Babaîler'in tutum ve hareketleri de Harezmliler'inkinden aşağı değildi.

Önceki Amasya valisi Berke Han, Konya hükümetinin gösterdiği sertlikten zaten gücenmişken, akrabası Kır Han'ın Zemendû'ya sürülmesinden ve bir süre sonra hapiste ölmesinden pek çok etkilenmiş, bütün Harezmliler'le birlikte Selçuklu ülkesinden çıkmaya karar vermişti.

Bu kez azledildiğini ve çıkarıldığını Hurşîd Bey'in bir askerî güçle gelmesinden anlayınca, hemen Amasya ve çevresinde oturan Harezmliler'in yönetimini üstlenip Hurşîd Bey'i karşıladı.

Şimdiye kadar Amasya hânkâhında inzivaya çekilmiş olan Baba İlyas-ı Horasânî adına hareket eden Baba İshak Kefersûdî, yirmi yıldır gizlediği amacını açığa vuracak zamanın geldiğine hükmederek artık perde arkasından ortaya çıkıyordu. Selçuklu hükümetinin şeriata aykırı zulümlerinden, emirlerin şeriata aykırı hâllerinden söz ediyor, kendisinin yüce şeriatı uygulamakla gayb âleminden görevlendirildiğini ilan ediyordu. Otuz bin kadar silahlı Babaî'nin başına geçip hilafet davasıyla 637'nin başlarında [1239-40], Harezmliler'in Amasya'dan gitmesinin ardından ayaklandı.

Târîh-i İbn Bîbî, Câmiu'd-Düvel, Mufassal Kurûn-ı Cedîde'de belirtildiği üzere Baba İshak'ın gücü otuz bin fedaîyle sınırlı değildi. Vaktiyle Sümeysat ve Kefersud taraflarında kendisine hazırladığı taraftarlar çoğalmıştı. Urfa ve Maraş sancaklarına gönderdiği müritleri aracılığıyla onları da ayaklandırınca o taraftan da binlerce fedaî Amasya'ya doğru yola çıktı; Tokat, Sivas, Çorum, Karahisâr-ı Şarkî taraflarında bulunan azgınlar da ayaklandı. Kısacası Baba İshak'ın yandaşlarının toplamının elli binden fazla olduğu tahmin edilmektedir.

Bana öyle geliyor ki: Konya'da sâhib-i a'zam olan Köpek dahil olmak üzere bu gücün tamamı değilse bile her hâlde üçte ikisi, Müslümanlığa yeni girmiş kılığında Hristiyan ve Rumlar'dandı. Trabzon kralı Yani Komennus ile Baba İshak adı altında gizlenen İsak Komennus arasında da gizli bir ittifak vardı. Çünkü bunların hareketleri arasında bir benzerlik olduğunu sonraki olaylar göstermektedir. Bu yüzden Baba İshak dediğimiz İsak Komennus'un Amasya'da Komennus ailesinin nüfuzunu ve talihini, hükümet ve bağımsızlığını yeniden canlandırmak hayaliyle hareket ettiğini akla getirmemek mümkün değildir.

Amasya valisi Zahîreddîn Hurşîd Bey, Harezmliler'le uğraşırken Baba İshak'ın Amasya'da şeriat perdesi altında bağımsızlığını ilan etmesi herkesi şaşkına çevirdi. Kıyı emiri (emîrü's-sevâhil) olan Canik emiri Alâeddîn Alîşîr bin Selçûk bin Aydoğdu, Rum sınırının koruyucusu olduğu için oradan ayrılamıyordu. Çünkü Trabzon kralı Yani Komennus da İslam sınırını aşmak üzereydi.

Baba İshak önce Baba İlyas-ı Horasânî adına hareket ederek Harezmliler'in durumunu izliyordu. Harezmliler'in Amasya valisini savaşta yenip Sivas sınırından çıktıklarını haber alınca, kendisini "Emîrü'l-mü'minîn Sadrü'd-dünyâ ve'd-dîn İshak" unvanıyla halife ilan etmekle yetinmedi. Peygamber'in ruhunun önce Hazreti Ali'ye, sonra olgun kişiler (kümmelîn) aracılığıyla kendisine hulul ettiğini yayıp bütün işlerinde daha serbest olmak ve şeylerin helâl ve haram kılınmasında yetkili bulunmak için peygamberliğini ilan etti. Birtakım cahilleri büyü ve gözbağcılığıyla inandırdı, halka karşı kendisine "fa''âlün limâ yürîd" (Kur'an'daki "dilediğini yapandır" anlamındaki ibare) sıfatını kazandırdı.

Bu iddia Amasya'da yayılınca başta hânkâh şeyhi Baba İlyas olmak üzere, âlimlerden Amasya kadısı Bedreddîn İbrâhim el-Kımârî ve Mes'ûdiyye Medresesi müderrisi Tâceddîn Yûsuf et-Tebrîzî, Halife Medresesi müderrisi Fahreddîn Alî el-Buhârî; emirlerden Bedreddîn Ebû Bekir oğlu Seyfeddîn Haydar, Halifet Gazi'nin kardeşi Bedreddîn İbrâhim, oğlu Şücâeddîn Tekur Sinan, Nûreddîn Tugrak Bey'in oğlu Seyfeddîn Salâr, damadı Şerefeddîn İnâc Beyler şeriatı ve hükümeti savunarak İslam kamuoyunu uyarmaya çalışıyorlardı.

Yalancı peygamber Baba İshak, bunların hareketlerini kendi girişimleri için çok zararlı gördüğünden Amasya'da kılıç çekip kadıyı, İbrâhim Bey'i ve girişimlerine karşı gördüğü pek çok mümini şehit etti. Yalancı peygamberin gazabından kurtulmak için Tâceddîn et-Tebrîzî Konya'ya, Şerefeddîn Muhammed bin Osmân es-Simrî ve Şemseddîn Muhammed bin Kadı İbrâhim el-Kımârî Şam'a pek çok kimseyle birlikte kaçıyor, Baba İlyas Horasânî çiftliği bulunan Çat Bükü denilen yerde gizleniyordu. Âlimlerle emirlerden bir kısmı da Amasya'dan çıkıp pek çok vatanseverden oluşan bir tabur kurarak dinlerini ve vatanlarını savunuyordu.

Amasya'dan Konya'ya kaçanlar Sultan Gıyâseddîn Keyhusrev'e yalancı peygamberden şikâyet edip yardım istemeye çalışıyor, fakat sâhib-i a'zam Köpek yüzünden bir türlü yol bulamıyorlardı. Öte yandan yalancı peygamber Baba İshak, Tokat, Sivas, Karahisâr-ı Şarkî taraflarını müritleriyle denetim altına aldığından Konya üzerine gitmek için hazırlık yapıyor, Urfa ve Maraş taraflarından gelecek fedaîlerin varışını bekliyordu.

Çünkü Trabzon kralı Yani Komennus Canik üzerine karadan ve denizden harekete geçtiğinden, kıyı emiri Alâeddîn Alîşîr Bey ile Kastamonu ve Sinop hâkimi Devletşah oğlu Sultan Celâleddîn Süleyman Şah'ın buralardan ayrılamayacağını yalancı peygamber takdir ediyor, planını ona göre uygulamaya çalışıyordu. Yalnız Amasya dışında Şücâeddîn Tekûr Sinan Bey'in yönetiminde bulunan savunucularla savaşmak zorundaydı.

Bu savunucuları Lâdik emiri Kızoğlu Sirâceddîn Savcı bin Umur, Havza emiri Şemseddîn Mehmed bin Kunduz, Kedağra emiri Mübârizeddîn Îsâ bin İldaş ve emirlerden Hacı Veliyyeddîn Umur bin Berekâtşah Beyler mevcut güçleriyle gelip destekliyorlardı. Bunların kaza işlerini Fahreddîn Alî el-Buhârî yönetiyor ve epeyce güçlü birkaç tabur hâlinde bulunuyorlardı.

Târîh-i İbn Bîbî'de belirtildiği üzere Urfa ve Maraş taraflarından gelen yalancı peygamberin cahil ümmeti, önlerine çıkan Muzaffereddîn Veled Alîşîr ve Kerîmeddîn Germiyân Beyler'i yenerek Sivas çevresine yaklaşmıştı. Yalancı peygamber bunu haber alınca hemen Kayseri üzerine yürüdü ve yolda Şücâeddîn Tekur Sinan Bey'in kurduğu taburla savaştı. Muhammed ve Îsâ Beyler pek çok mümin ile birlikte şehit oldu; Babaîler'in çokluğu savunucuların cesaretini yendi ve Tekûr Sinan ile İnâc Beyler başka bir savunma taburu kurmak üzere geri çekilmek zorunda kaldılar.

Kısacası yalancı peygamber birkaç taraftan başarı kazanarak ilerlemesini sürdürürken, Konya'ya sığınanların acı feryadı ve her yandan yükselen yardım çağrısı Gıyâseddîn Keyhusrev'i daldığı gaflet uykusundan uyandırdı. "Emîr Sa'deddîn" lakabı altında saklanan sâhib-i a'zam melun Köpek'in hainane hareketlerinden haberdar oldu; hemen o melunu diri diri demir kafese koyup ateşe tutarak büyük azap içinde öldürdü, kavrulmuş cesedini taşıyan kafesi de başkalarına ibret olsun diye kale burcuna astırdı. Ardından devlet defterdarı (müstevfi'l-memâlik) Mühezzebeddîn Alî bin el-Keşânî'yi sâhib-i a'zam atadı.

Sâhib-i a'zam Mühezzebeddîn Alî, Amasya valisi Zahîreddîn Hurşîd Bey'i Sivas emirliğine, Hacı Mübârizeddîn Armağanşah'ı Amasya valiliğine atayıp Hacı Armağanşah'ı yalancı peygambere karşı serdar tayin etti. Yanına Hurşîd Bey'le birlikte yeterli bir güç katıp Kayseri üzerine gönderdiği gibi, Erzurum valisi Sinâneddîn Yâkût, kıyı emiri Alâeddîn Alîşîr, Kastamonu hâkimi Celâleddîn Süleyman Şah Beyler'e de bir an önce Rumlar'ın savaşına son verip Amasya üzerine harekete geçmelerini emretti.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • hurûc: ayaklanma, isyan
  • fedâ'î: canını veren, adanmış savaşçı
  • ceheleyi: cahilleri
  • avene: yardımcılar, yandaşlar
  • emîrü's-sevâhil: kıyı emiri, kıyı muhafızı
  • hudûd-ı Rûmiyye: Rum sınırı
  • hulûl: Tanrı'nın ya da ruhun bir yaratılmışa girmesi inancı
  • kümmelîn: olgun, kâmil kişiler
  • fa''âlün limâ yürîd: "dilediğini yapar" anlamında Kur'an ibaresi
  • sell-i seyf: kılıç çekme
  • ihtifâ: gizlenme
  • istimdâd: yardım isteme
  • hâb-ı gaflet: dalgınlık uykusu
  • ibreten li's-sâ'irîn: başkalarına ibret olsun diye
  • müstevfi'l-memâlik: devletin maliye defterlerini tutan görevli
  • serdâr: başkomutan

Babaî İsyanı Kaynaklarda Nasıl Anlatılır

Babaî ayaklanması Anadolu Selçuklu tarihinin en büyük Türkmen isyanı sayılır. Bugünkü araştırmalarda olayın başlangıç yeri Amasya değil, Adıyaman yakınlarındaki Kefersud bölgesi olarak gösterilir. Baba İshak buradaki Türkmenler'i silahlandırdı, çevreyi ele geçirdi, Adıyaman, Gerger ve Kâhta'yı aldı, ardından Malatya'da Selçuklu subaşısı Alişiroğlu Muzafferüddin'i, sonra Elbistan çevresinde onun yeniden topladığı kuvveti yendi. Sivas'ın ele geçirilmesi ve yağmalanması da bu ilerlemenin bir halkasıdır. Sultan Gıyâseddin Keyhusrev bu haberler üzerine Konya'dan ayrılıp Beyşehir Gölü kıyısındaki Kubâdâbâd Sarayı'na çekilmiş, Erzurum'daki doğu ordusunu geri çağırmıştır. Hüsameddin'in anlatısı ise olayın merkezine Amasya'yı yerleştirir ve ayaklanmanın başlangıcını Harezmliler'in şehirden çıkışına bağlar.

Baba İlyas'ın Rolü

Maddedeki en büyük ayrım Baba İlyas'ın konumundadır. Hüsameddin onu yalancı peygambere karşı şeriatı ve hükümeti savunanların başında gösterir. Bugünkü çalışmalarda ise ayaklanmayı tasarlayan Baba İlyas'tır; Baba İshak onun halifesi olarak sahadaki idareyi yürütmüştür. Kaynaklara dayanan çalışmalar, Türkmenler'in Baba İlyas'a Baba Resul dediğini ve peygamberlik iddiasının ona bağlandığını belirtir. Uzun süre isyanın önderi olarak Baba İshak bilinmiştir; bu görüşün temelinde İbn Bîbî'nin tek başına bir anlatımı vardır. Aynı İbn Bîbî'nin Selçuklu sarayına yakın bir tarihçi olarak Türkmenler hakkında olumsuz yazdığı da hatırlanmalıdır.

Sayılar ve Kitlenin Yapısı

Hüsameddin Baba İshak'ın yanındaki gücü önce otuz bin, ardından toplam elli bin olarak verir. Kaynaklarda kesin bir rakam bulunmaz; bir çalışma, kaynakların sağlıklı bir sayı vermediğini belirtir. Ebü'l-Ferec Selçuklu ordusunu 60 bin atlı, Türkmenler'in savaşçı sayısını ise 6 bin olarak kaydetmiştir. Ahmet Yaşar Ocak kitlenin yalnızca konargöçer Türkmenler'den oluşmadığını, Orta ve Güneydoğu Anadolu köylülerinin, bunların bir kısmının da Hristiyan olduğunu belirtir. Hüsameddin'in "üçte ikisi Hristiyan ve Rum" tahmini ise kendi ifadesiyle bir çıkarımdır; Baba İshak'ın Komnenos soyundan geldiği ve Trabzon kralıyla gizli ittifak yaptığı iddiası da kaynaklarla desteklenmemektedir.

Köpek'in Ölümü Ne Zaman?

Hüsameddin'in anlatısında Köpek, isyan sürerken sultanın bir hamlesiyle demir kafese konup öldürülür. Dipnotunda ise yalancı peygamberin felaketinin Köpek'in idamından sonra başladığını söyler. Sâdeddin Köpek'in ölümü Aralık 1238 dolaylarına (636) tarihlenir; Babaî isyanı ise 1240'ta patlamıştır. Bu bakımdan dipnottaki ifade kaynaklarla uyuşur, ana metindeki akış ise Köpek'in isyan sırasında hâlâ iktidarda olduğu izlenimini verir. Hüsameddin Köpek'in diri diri demir kafese konup ateşte öldürüldüğünü yazar. Köpek maddesinde ise Köpek'in bir ziyafet sırasında yaralanıp sultanın şaraphanesine kaçtığı, orada şarabdar ve adamlarınca öldürüldüğü, cesedinin demir bir kafese konup Kubâdâbâd Sarayı'nın kale burcuna asıldığı anlatılır.

Amasya'nın Savunucuları

Hüsameddin'in verdiği uzun savunucu listesi, yani Bedreddin İbrahim el-Kımârî, Tâceddîn Yûsuf et-Tebrîzî, Tekûr Sinan, İnâc ve diğerleri, Amasya'nın yerel yönetici ve ilim çevresini gösterir. Bu isimlerin bir kısmı önceki maddelerde tanıtılmıştı. Metindeki "Halifet Gazi'nin kardeşi Bedreddin İbrahim, oğlu Şücâeddin Tekur Sinan" ifadesinde "oğlu"nun kime ait olduğu belirsizdir; bir sonraki maddede Tekûr Sinan "Halifet Gâzizâde" olarak anılmaktadır. Hüsameddin'in dipnotuna göre Zahîreddîn Hurşîd Bey 622'de [1225] Halifet Gazi Vakfiyesi'ne şahit olduğu için nesebi bu biçimde yazılmıştır; Mühezzebeddîn Alî de eski Amasya kadısı Tâceddîn Muhammed el-Keşânî'nin oğlu, 632'de [1234-35] ölen Mu'îneddîn Abdullah bin Sılamış el-Müstevfi'l-Gümüşî'nin damadıdır. Bu bilgilerin hiçbiri ele alınan kaynaklarda doğrulanamamıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 347–349. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

2. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.