İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · SEKİZİNCİ FASIL

Seyfeddîn Torumtay (Toruntay)

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 2. Cilt, s. 353–356 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Sultân Alâ'eddîn Keykubâd'ın bendegânından olup müşârün-ileyhin evâhir-i saltanatında mîrâhûru olmuş idi.³⁹³ Mu'ahharan bi't-tefeyyüz Amasya vâlîsi olarak Amasya'da Güdül Mahallesi'nde oturmuşdur. Eyâlet-i Rûmiyye nâzırı Samuk Noyin dahi Cengiz Hân'ın birâderi Temüke Ötcegin evlâdından Tagacar bin Temüke bin Nisoka Bahâdır'ın oğlu olup Kedağra (Köprü) kazâsı dâhilinde el-yevm "Samuk Alanı" demekle meşhûr olan çiftliğinde ikâmet ve buradan eyâlet-i Rûmiyye'ye nezâret eyliyordu.

Samuk Noyin, Moğol hükümdârı Mengü Ka'an mesleğinde munsif ve ehl-i İslâma mütemâyil bir kimse olduğu münâsebetle Anadolu'ya gelirken eş-Şeyh Şihâbeddîn Ömer es-Sühreverdî Hazretleri'nin hulefâsından [390] cemâlü'l-e'imme eş-Şeyh Takiyyeddîn Esen bin Satık eş-Şirvânî Hazretlerini yanına alıp Kedağra kasabasına getirmiş ve "Esen Şeyh" demekle iştihâr ederek ulemânınn merci'-i yegânesi olmuşdur.

Şu hâlden istidlâl olunarak denilebilir ki: Samuk Noyin, nâzır-ı bilâd-ı Selçûk olan Baycu Noyin gibi cebbârâne değil belki âkilâne hareket ederek bulunduğu muhît-i İslâmiyyenin ahvâl-i husûsiyyesine ri'âyet ve ulemâ-yı İslâma hürmet etmekle herkesin nazar-ı teveccühünü celb ediyor, Amasya vâlîsi Seyfeddîn Torumtay'ın dahi müdebbirâne ve mülâyimâne hareketi Samuk Noyin'in muhabbet-i mahsûsasını cezb eyliyordu.

Bu esnâda Tokat emîri Mu'îneddîn Süleyman Bey memleket-i Selçûkiyye nâzırı Baycu Noyin'in teveccüh ve i'timâdını pek ziyâde celb etmekle Târîh-i İbni Bîbî'de mezkûr olduğu üzere Erzincân emâreti ilâve-i me'mûriyeti olup pek ziyâde ta'ayyün ediyor, fakat Amasya vâlîsi Seyfeddîn Torumtay ile fikren muhâlif bulunuyordu.

Bütün emâretler, me'mûriyetler Baycu Noyin'in emr-i mahsûsuyla tevcîh olunuyor, erkân-ı devlet buna karşı muhık bir i'tirâza bile cür'et edemiyorlar, hulâsa Baycu Noyin'in bu gibi ahvâli ve hükûmet-i Selçûkiyye umûruna müdâhale-i şedîdesi erkân-ı devleti ve hâsseten Sultân Gıyâseddîn Keyhusrev'i fevkalâde [391] bîzâr ediyor, atabeg-i saltanat Celâleddîn Karatay bir ye's-i azîm içinde 650 evâhirinde terk-i dağdağa-i hayât ediyordu.

Zâten müte'essir olan Sultân Gıyâseddîn Keyhusrev, müşârün-ileyhin vefâtından te'essürü artıp Târîh-i Baybars, Zeyl-i İbni Halikân, Ikdu'l-Cümân gibi tevârîhin zabtı üzere 651'de terk-i saltanat ederek gûşe-i inzivâya çekiliyor, şehzâdeleri Sultân İzzeddîn Keykâvus, Sultân Rükneddîn Kılıç Arslan, Sultân Alâ'eddîn Keykubâd müştereken taht-ı saltanata câlis oluyorlardı.

Bu tebeddül-i saltanat hengâmında Tokat ve Erzincân emîri Amasyalı Mu'îneddîn Süleyman Bey pervâne-i saltanat olarak Sultân Kılıç Arslan Hân'a tekarrüb ediyordu. 653'de Amasya kadısı Celâleddîn Abdulvehhâb bin et-Tebrîzî vefât etmekle meşâhîr-i fuzalâdan müderris-i Halîfe Alâ'eddîn Alî bin Mes'ûd el-Erzenî Amasya kadısı olmuş ve meşâhîr-i ümerâdan Şemseddîn Artuk, Bedreddîn Bülbül, Nâsıreddîn Sünbül, Necmeddîn Ferruh, İzzeddîn Gül bu zamândan i'tibâren ta'ayyün etmişlerdir.

Üç şerîk-i saltanatdan birincisi olan Sultân İzzeddîn Keykâvus Baycu Noyin'in harekâtından pek ziyâde müte'essir olduğu cihetle saltanat-ı Selçûkiyye'yi bunun müdâhale-i zâlimânesinden kurtarmak azmine düşüyor, lâkin birâderlerini bir türlü irzâ edemiyordu. Çünkü her birinin vezîr ve müsteşârı başka başka zevât olduğundan üç birâderin bir re'y üzerinde ittihâdı kâbil olamıyor, her biri bir tarafa çekip son söz Baycu Noyin'in irâde-i keyfiyyesine kalıyordu. [392]

654 evâ'ilinde sultân-ı münzevî Gıyâseddîn Keyhusrev'in vefâtını ni'me'l-vesîle ittihâz eden Sultân İzzeddîn Keykâvus Hân iki birâderlerini cebren ber-taraf ederek i'lân-ı istiklâl etmekle Sultân Kılıç Arslan kendi pervânesi Mu'îneddîn Süleyman Bey'i Baycu Noyin'in yanına irsâl edib istiklâlini tahsîle çalışıyordu.

Hükûmet-i Selçûkiyye umûruna müdâhale için zâten âmâde olan Baycu Noyin, Mu'îneddîn Pervâne Bey'in mürâca'atını derhâl is'âf ederek bir kuvve-i askeriyye ile Aksarây'dan Konya üzerine hareket ve Sultân Keykâvus Hân ile harb eylediyse de münhezim ve Mu'îneddîn Pervâne esîr olup Sultân Kılıç Arslan ve Sultân Keykubâd bi'r-rızâ terk-i saltanat etmişler idi. Sultân İzzeddîn Keykâvus Hân bu iki birâderi ta'ayyünât-ı kâfiye ile Amasya'da ikâmetlerini tensîb ve Mu'îneddîn Pervâne Bey'i Harşene zindânına habs ederek istiklâlini te'mîn eyledi.

Fakat Baycu Noyin, eyâlet-i Rûmiyye nâzırı Samuk Noyin ile ittihâd ve tecdîd-i kuvvet ederek ikinci def'a Konya üzerine hareket ve harb etmekle Sultân İzzeddîn Keykâvus bu def'a mağlûb ve sâhib-i a'zamı İzzeddîn Alî bin Muhammed er-Râzî maktûl oldukda Amasya'da mukîm olan Sultân Rükneddîn Kılıç Arslan 654 şevvâlinde bi'l-istiklâl Anadolu hükümdârı ve Şemseddîn Mahmûd bin Baba et-Tugrâ'î sâhib-i a'zam ve Nizâmeddîn el-Mansûr nâib-i saltanat ve Mu'îneddîn Süleyman pervâne-i sultânî oldu. [393]

Sultân Rükneddîn Kılıç Arslan Hân Amasya'dan Konya'ya gidip Baycu Noyin'in huzûruyla ikinci def'a resm-i bey'at icrâ olunduğu gün tertîb-i ziyâfet edilmişdi. Ziyâfet hitâmında nâib-i saltanat Nizâmeddîn el-Mansûr'un takdîm etdiği bir armudu Baycu Noyin yedikden sonra füc'eten vefât etmekle oğlu Bisutay Noyin bîçâre nâib-i saltanatı tesmîm ile ithâm ederek nâ-hak yere i'dâm etmiş ve emîrü's-sevâhil Şücâ'eddîn Tekûr Sinan nâib-i saltanat ve diğer Şücâ'eddîn Hâbil emîrü's-sevâhil olmuşdur.

Mengü Ka'ân, Baycu Noyin'in yerine Buyan Noyin nâmında birini memleket-i Selçûkiyye nâzırı olarak gönderiyor, Kılıç Arslan Hân bu vak'adan tevahhuş ederek Mu'îneddîn Pervâne Bey'i alıp te'yîd-i saltanat için Hemedân'a şark hükümdârı Hülâgu Hân nezdine 655'de gidiyor, birâderi Keykâvus Hân Kılıç Arslan'ın Konya'dan gitdiğini müte'âkib avdet edib ikinci def'a istiklâlini i'lân eylediği esnâda Kedağra kasabasında ikâmet eden eyâlet-i Rûmiyye nâzırı Samuk Noyin ecel-i mev'ûduyla vefât ediyordu.

Mengü Ka'ân bu haberi duydukda Alıcak Noyin nâmında birini eyâlet-i Rûmiyye nâzırı nasb etdikden sonra Samuk Noyin'in sebeb-i vefâtını araşdırıyor, nihâyet ihbârât-ı kâzibe üzerine Noyin'in vefâtını Amasya'da mukîm olan Sultân Alâ'eddîn Keykubâd'ın dahl ve te'sîrine haml ederek bîçârenin Mogan'a celbini emr ediyordu. [394]

Ber-mûcib-i fermân-ı hâkânî eyâlet-i Rûmiyye nâzırı Alıcak Noyin Erzurum'a müteveccihen hareket eyledikde Amasya vâlîsi Seyfeddîn Torumtay, kethüdâsı Necmeddîn Ferruh Bey'i vâlî kâ'im-makâmı nasb ederek 655'de Sultân Alâ'eddîn Keykubâd'ı alıp müşârün-ileyhin atabegi Şemseddîn Artuk bin Boğa ve emîrü's-sevâhil Şücâ'eddîn Hâbil ile Mogan'a müteveccihen hareket edib Erzincân'a vusûlünde Sultân Alâ'eddîn Keykubâd füc'eten vefât etmiş idi.

Amasya'da vâlî kâ'im-makâmı olarak kalan Necmeddîn Ferruh Bey ile kale dizdârı Hüsâmeddîn Biçâr Bey Amasya vilâyetini hüsn-i muhâfaza etmeğe çalışıyorlardı. Fakat eyâlet-i Rûmiyye nâzırı Alıcak Noyin'in kethüdâsı olup Amasya'da ikâmet eden Zokay nâmında zâlim bir Tatar'ın teşvîki üzerine Amasya'da bulunan Tatarlar, pek çok zengin hânelerini gâret, a'râz-ı müslimîne tecâvüz ve pek çok şenâ'atler irtikâb etdiler.

Bir tarafdan Mengü Ka'ân Amasya'dan giden ümerâyı, Sultân Alâ'eddîn Keykubâd'a hıyânet etdiklerini, mesmûmen vefâtına sebebiyet verdiklerini zann ederek i'dâm etmeğe kasd ediyor, diğer tarafdan Amasya'nın ahvâli gitdikçe karışıyor, erbâb-ı hukûka mu'în olanlar ölümle tehdîd olunuyor, fakat ortalığı bu kadar herc ü merce veren papazlar, mâ'il-i nasrâniyyet olan Tatarlar'ı muttasıl ehl-i İslâm aleyhine teşvîk [395] ve teşcî' ederek bütün Hristiyânlar huzûr ve emniyyet içinde yaşıyorlardı.

Amasya beylerbeyi Emîr Seyfeddîn Torumtay Mogan'da Mengü Ka'an'ın huzûruna girip Sultân Keykubâd'ın sûret-i vefâtını ve Hristiyânların tezvîrâtını mütecellidâne ve açık bir lisân ile i'lâm ederek müşârün-ileyhin rikkatini celb etmekle cümlesi de i'zâz ve ikrâm olunarak 656 evâ'ilinde Amasya'ya avdet etdiklerini müte'âkib Sultân Rükneddîn Kılıç Arslan dahi tahsîl-i saltanat ederek Hülâgu Hân'ın nezdinden avdet eylediyse de Konya'ya dâhil olamayıp Sivas'da ikâmet etmişdir.

Emîr Seyfeddîn Torumtay, Amasya'ya avdet eyledikde gâret vak'asını tahkîk edib Hüsâmeddîn Biçâr el-Yâbirî'nin müsâmahasından neş'et eylediğine zâhib olarak mûmâ-ileyhi azl ve esnâ-yı vak'ada vazîfe-i teskîniyyeyi hüsn-i îfâ eden İzzeddîn Gül Bey'i Amasya dizdârı nasb eyledi.

657'de sâhib-i a'zam Şemseddîn Mahmûd et-Tugrâ'î'nin pederi olup Hâce Ahmed Yesevî Hazretleri'nin bi'l-vâsıta hulefâsından Amasya'da Hânkâh-ı Mes'ûdî şeyhi olan Baba İlyâs Horasânî vefât eylediği³⁹⁴ cihetle halîfesi Şemseddîn Ebu'l-Fezâ'il Behlûl Baba yerine Mes'ûdiyye şeyhi olmuşdur. Anadolu'da tarîkat-ı Babâ'iyye'nin mü'essisi Baba İlyâs Horasânî olup oğulları meşâhîr-i ümerâdan Şemseddîn Mahmûd, Mu'izzeddîn Alî, Ziyâ'eddîn Mes'ûd, Muhliseddîn Mûsâ'dır ki [396] bunlara "çâr-erkân" denmişdir. Hulefâsından İbik Baba, Behlûl Baba, Saltık Baba, Lokmân Baba pek meşhûr olup bunlara dahi "çâr-yâr" denmişdir. Tarîkat-ı Bektâşiyye mü'essisi olan Hacı Bektâş Baba, Çâr-yâr'dan olan Lokmân Baba'nın halîfesi idi.

Bundan akdem Amasya'ya gelmiş olan eyâlet-i Rûmiyye nâzırı Alıcak Noyin Merzifon'a gidip orada el-yevm "Alıcak Nâhiyesi" demekle meşhûr olan çiftliğinde ikâmet ve buradan bütün eyâlet-i Rûm'a nezâret etmişdir. Fakat kethüdâsı Zogay pek cebbâr olduğu cihetle bunun mezâlimi elsine-i âmmede mesel-i sâ'ir hükmünde idi. Merzifon'da el-yevm "Zogu Nâhiyesi" bunun nâmıyla meşhûr olup "Zogay Alanı" nâmıyla burada bir çiftlik edinmiş idi.

657 senesi evâhirinde bütün Asya'nın sülüsânına hükmü cârî olan Moğol hükümdârı Mengü Ka'ân vefât etmekle Moğol arasına tefrika düşüp altı hükûmete münkasim olmuş idi. Bunlardan İlhâniyye hükûmetini teşkîl eden Hülâgu Hân bin Tuli Hân bin Cengiz Hân Tebrîz şehrini merkez-i hükûmet ittihâz ederek Îrân, Irâk, Anadolu [397] kıt'alarını işgâl eylediğinden bu târîhden i'tibâren Amasya vilâyeti Hülâgu Hân'ın nüfûzu altına girmişdir.

İzzeddîn Keykâvus cihet-i garbiyyede ve birâderi Rükneddîn Kılıç Arslan cihet-i şarkiyyede hükûmet ederken yek-diğeriyle harb ederek Kılıç Arslan Hân tarafı galebe etmiş idi. Üçüncü bir muhârebenin zuhûru esnâsında Hülâgu Hân'ın cülûsu vâki' olmakla Keykâvus bin Keyhusrev Tebrîz'e gidip Hülâgu Hân'a arz-ı mutâva'at ve bunu işiden Kılıç Arslan bin Keyhusrev dahi mevki'inden korkup derhâl Tebrîz'e giderek Hülâgu Hân'a arz-ı mütâba'at etmiş idi.

658 evâ'ilinde İl Hân demekle meşhûr olan Hülâgu Hân memleket-i Selçûkiyye'yi iki kısma taksîm ederek iki birâderin nizâ'ını def' için Kızılırmak'ın cihet-i garbiyyesini Konya'da ikâmet etmek üzere Rükneddîn Keykâvus Hân'a ve cihet-i şarkiyyesini de Simre'de ikâmet etmek üzere Rükneddîn Kılıç Arslan Hân'a i'tâ ve tevkî'î Şemseddîn Mahmûd bin Baba'yı Keykâvus Hân'a ve Mu'îneddîn Süleyman Pervâne Bey'i de Kılıç Arslan Hân'a vezîr nasb etmişdir.

Dipnotlar

  • 393 Seng-i mezârında "Toruntay" şeklinde muharrer olan bu zâta "Torumtay" dahi denmekdedir. "Torun", lugaten "torlak ve tor" ya'nî "delikanlı ve gürbüz" ma'nâsında olup yiğit ve haşarı hayvâna "torum" ve insâna "torun" denir. Bu cihetle "Torumtay" daha fasîh ve "Toruntay" dahi ma'nen sahîhdir.
  • 394 Baba İlyâs Horasânî, 656 târîhine kadar ele geçen vesâ'ik-i şer'iyyede "eş-Şeyhu'z-zâhidü'l-ecell, umdetü'l-meşâyihu'l-kümmel Mevlânâ Şücâ'eddîn Ebu'l-Bekâ İlyâs bin Alî bin Ahmed el-Horasânî" diye ber-hayât olarak mestûr olduğu hâlde 658 târîhli evrâk-ı atîkada "eş-Şeyhü'l-Merhûm ..." diye mezkûr olduğuna nazaran 657'de vefât etdiği anlaşılır.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Sultan Alâeddîn Keykubad'ın kölelerinden (yakın hizmetlilerinden) olup bu sultanın saltanatının son yıllarında mîrâhûr (ahır emiri, at işlerinin başı) olmuştu. Sonradan, uygun bir fırsat bulunca Amasya valisi oldu ve Amasya'da Güdül Mahallesi'nde oturdu. Rum Eyâleti nâzırı Samuk Noyin ise Cengiz Han'ın kardeşi Temüke Ötçegin'in soyundan Tagacar bin Temüke bin Nisoka Bahâdır'ın oğludur. Kedağra (Köprü) kazası sınırları içinde bugün "Samuk Alanı" adıyla bilinen çiftliğinde oturur ve buradan Rum Eyâleti'ni yönetirdi.

Samuk Noyin, Moğol hükümdarı Mengü Kağan'ın yolunda, insaflı ve Müslümanlara yakın biri olduğu için Anadolu'ya gelirken Şeyh Şihâbeddîn Ömer es-Sühreverdî Hazretleri'nin halifelerinden, imamların süsü Şeyh Takiyyeddîn Esen bin Satık eş-Şirvânî Hazretleri'ni yanına alıp Kedağra kasabasına getirmişti. Bu zat "Esen Şeyh" adıyla anılıp âlimlerin tek başvuru kaynağı oldu.

Bu durumdan şu çıkarılabilir: Samuk Noyin, Selçuk ülkesi nâzırı Baycu Noyin gibi zorbaca değil, akıllıca davranıyor; içinde bulunduğu İslâm çevresinin özel durumlarına saygı gösteriyor, İslâm âlimlerine hürmet ederek herkesin sevgisini kazanıyordu. Amasya valisi Seyfeddîn Torumtay'ın tedbirli ve yumuşak davranışı da Samuk Noyin'in özel sevgisini çekiyordu.

Bu sırada Tokat emiri Mu'îneddîn Süleyman Bey, İbn Bîbî tarihinde anıldığı üzere Selçuklu ülkesi nâzırı Baycu Noyin'in güven ve teveccühünü çok kazanmış, görevine Erzincan emirliği de eklenmiş ve çok öne çıkmıştı; ancak Amasya valisi Seyfeddîn Torumtay ile düşünce bakımından ayrılık içindeydi.

Bütün emirlikler ve görevler Baycu Noyin'in özel emriyle veriliyor, devlet erkânı buna karşı yerinde bir itiraza bile cesaret edemiyordu. Kısacası Baycu Noyin'in bu gibi durumları ve Selçuklu hükümetinin işlerine şiddetli müdahalesi devlet erkânını ve özellikle Sultan Gıyâseddîn Keyhusrev'i çok bunaltıyor, saltanat atabeyi (hükümdarın eğitmeni ve baş danışmanı) Celâleddîn Karatay büyük bir ümitsizlik içinde 650 [1252-53] sonlarında hayata veda ediyordu.

Zaten üzgün olan Sultan Gıyâseddîn Keyhusrev'in, adı geçenin ölümüyle üzüntüsü arttı. Târîh-i Baybars, Zeyl-i İbn Hallikân, Ikdu'l-Cümân gibi tarihlerin kaydına göre 651'de [1253-54] saltanattan çekilip inzivaya geçti. Şehzadeleri Sultan İzzeddîn Keykâvus, Sultan Rükneddîn Kılıç Arslan ve Sultan Alâeddîn Keykubad birlikte tahta oturdular.

Bu saltanat değişikliği sırasında Tokat ve Erzincan emiri Amasyalı Mu'îneddîn Süleyman Bey, saltanat pervanesi olarak Sultan Kılıç Arslan Han'a yaklaşıyordu. 653'te [1255-56] Amasya kadısı Celâleddîn Abdulvehhâb bin et-Tebrîzî ölünce, tanınmış fazıllardan Halîfe Medresesi müderrisi Alâ'eddîn Alî bin Mes'ûd el-Erzenî Amasya kadısı oldu. Ünlü emirlerden Şemseddîn Artuk, Bedreddîn Bülbül, Nâsıreddîn Sünbül, Necmeddîn Ferruh ve İzzeddîn Gül de bu zamandan itibaren öne çıkmışlardır.

Üç ortak sultandan ilki olan Sultan İzzeddîn Keykâvus, Baycu Noyin'in davranışlarından çok etkilendiği için Selçuklu saltanatını onun zalimce müdahalesinden kurtarmaya karar verdi, fakat kardeşlerini bir türlü razı edemedi. Çünkü her birinin vezir ve danışmanı başka başka kişiler olduğundan üç kardeşin tek fikirde birleşmesi mümkün olmuyor, her biri bir yana çekiyor ve son söz Baycu Noyin'in keyfî isteğine kalıyordu.

654 [1256-57] başlarında Sultan İzzeddîn Keykâvus Han, münzevi sultan Gıyâseddîn Keyhusrev'in ölümünü bir vesile sayarak iki kardeşini zorla bir yana atıp bağımsızlığını ilân etti. Sultan Kılıç Arslan, bağımsızlığını elde etmek için kendi pervanesi Mu'îneddîn Süleyman Bey'i Baycu Noyin'in yanına gönderdi.

Selçuklu hükümeti işlerine müdahale için zaten hazır olan Baycu Noyin, Mu'îneddîn Pervâne Bey'in başvurusunu hemen kabul etti. Bir askerî kuvvetle Aksaray'dan Konya üzerine yürüyüp Sultan Keykâvus Han ile savaştı. Keykâvus yenildi, Mu'îneddîn Pervâne esir düştü; Sultan Kılıç Arslan ile Sultan Keykubad ise kendi istekleriyle saltanattan çekildiler. Sultan İzzeddîn Keykâvus Han bu iki kardeşin yeterli ödenekle Amasya'da oturmasını uygun buldu, Mu'îneddîn Pervâne Bey'i de Harşena zindanına hapsedip bağımsızlığını güvence altına aldı.

Ancak Baycu Noyin, Rum Eyâleti nâzırı Samuk Noyin ile birleşip kuvvetini yeniledi ve ikinci kez Konya üzerine yürüyüp savaştı. Bu kez Sultan İzzeddîn Keykâvus yenildi; sâhib-i a'zamı İzzeddîn Alî bin Muhammed er-Râzî öldürüldü. Amasya'da oturan Sultan Rükneddîn Kılıç Arslan 654 şevvalinde [Ekim-Kasım 1256] tek başına Anadolu hükümdarı oldu. Şemseddîn Mahmûd bin Baba et-Tugrâ'î sâhib-i a'zam, Nizâmeddîn el-Mansûr saltanat naibi, Mu'îneddîn Süleyman da sultanî pervane oldu.

Sultan Rükneddîn Kılıç Arslan Han Amasya'dan Konya'ya gidip Baycu Noyin'in huzurunda ikinci kez biat töreni yaptığı gün bir ziyafet düzenlendi. Ziyafetin sonunda saltanat naibi Nizâmeddîn el-Mansûr'un sunduğu bir armudu yiyen Baycu Noyin birden öldü. Oğlu Bisutay Noyin, zavallı saltanat naibini zehirlemekle suçlayıp haksız yere idam ettirdi. Emîrü's-sevâhil (kıyılar emiri) Şücâ'eddîn Tekûr Sinan saltanat naibi, bir başka Şücâ'eddîn Hâbil de emîrü's-sevâhil oldu.

Mengü Kağan, Baycu Noyin'in yerine Buyan Noyin adında birini Selçuklu ülkesi nâzırı olarak gönderdi. Kılıç Arslan Han bu olaydan korkuya kapılıp Mu'îneddîn Pervâne Bey'i yanına alarak saltanatını onaylatmak için 655'te [1257] Hemedan'a, doğu hükümdarı Hülâgu Han'ın yanına gitti. Kardeşi Keykâvus Han, Kılıç Arslan'ın Konya'dan gidişini izleyerek geri dönüp ikinci kez bağımsızlığını ilân ettiği sırada, Kedağra kasabasında oturan Rum Eyâleti nâzırı Samuk Noyin, ölüm vakti gelince öldü.

Mengü Kağan bu haberi duyunca Alıcak Noyin adında birini Rum Eyâleti nâzırı atadıktan sonra Samuk Noyin'in ölüm sebebini araştırdı. Sonunda yalan ihbarlar üzerine Noyin'in ölümünü Amasya'da oturan Sultan Alâeddîn Keykubad'ın müdahalesine ve etkisine bağlayarak zavallıyı Mogan'a getirmelerini emretti.

Kağanın fermanı gereğince Rum Eyâleti nâzırı Alıcak Noyin Erzurum yönüne hareket ettiğinde, Amasya valisi Seyfeddîn Torumtay kethüdâsı (vekili) Necmeddîn Ferruh Bey'i vali kaymakamı atayarak 655'te [1257] Sultan Alâeddîn Keykubad'ı alıp, onun atabeyi Şemseddîn Artuk bin Boğa ve kıyılar emiri Şücâ'eddîn Hâbil ile birlikte Mogan'a doğru yola çıktı. Erzincan'a varınca Sultan Alâeddîn Keykubad birden ölmüştü.

Amasya'da vali kaymakamı olarak kalan Necmeddîn Ferruh Bey ile kale dizdarı Hüsâmeddîn Biçâr Bey, Amasya vilâyetini iyi korumaya çalışıyorlardı. Fakat Rum Eyâleti nâzırı Alıcak Noyin'in kethüdâsı olup Amasya'da oturan Zokay adında zalim bir Tatar'ın kışkırtmasıyla Amasya'daki Tatarlar çok sayıda zengin evini yağmaladılar, Müslümanların namus ve ırzına saldırdılar ve pek çok kötülük işlediler.

Bir yandan Mengü Kağan Amasya'dan giden emirleri Sultan Keykubad'a ihanet ettiklerini, onu zehirleyerek ölümüne sebep olduklarını sanarak idam etmek istiyor, öte yandan Amasya'nın durumu gitgide karışıyor, hak sahiplerine yardım edenler ölümle tehdit ediliyordu. Ortalığı bu kadar altüst eden papazlar ise Hristiyanlığa meyleden Tatarları sürekli Müslümanlar aleyhine kışkırtıp cesaretlendiriyor, bütün Hristiyanlar huzur ve güven içinde yaşıyordu.

Amasya beylerbeyi Emîr Seyfeddîn Torumtay Mogan'da Mengü Kağan'ın huzuruna çıkıp Sultan Keykubad'ın ölüm şeklini ve Hristiyanların yalan haberlerini açık ve cesur bir dille bildirdi. Kağan'ın yüreği yumuşadı, hepsine saygı ve ikram gösterildi ve 656 [1258] başlarında Amasya'ya döndüler. Sultan Rükneddîn Kılıç Arslan da ardından saltanatını onaylatıp Hülâgu Han'ın yanından döndüyse de Konya'ya giremedi ve Sivas'ta oturdu.

Emîr Seyfeddîn Torumtay Amasya'ya dönünce yağma olayını soruşturdu. Bunun Hüsâmeddîn Biçâr el-Yâbirî'nin gevşekliğinden kaynaklandığı kanısına vararak onu azletti; olay sırasında asayişi iyi sağlayan İzzeddîn Gül Bey'i Amasya dizdarı atadı.

657'de [1259] sâhib-i a'zam Şemseddîn Mahmûd et-Tugrâ'î'nin babası, Hâce Ahmed Yesevî Hazretleri'nin dolaylı halifelerinden ve Amasya'da Hankâh-ı Mes'ûdî şeyhi olan Baba İlyâs Horasânî öldü. Bunun üzerine halifesi Şemseddîn Ebu'l-Fezâ'il Behlûl Baba onun yerine Mes'ûdiyye şeyhi oldu. Anadolu'da Babâ'iyye tarikatının kurucusu Baba İlyâs Horasânî'dir. Oğulları, ünlü emirlerden Şemseddîn Mahmûd, Mu'izzeddîn Alî, Ziyâ'eddîn Mes'ûd ve Muhliseddîn Mûsâ'dır; bunlara "çâr-erkân" (dört direk) denmiştir. Halifelerinden İbik Baba, Behlûl Baba, Saltık Baba ve Lokmân Baba çok ünlüdür; bunlara da "çâr-yâr" (dört dost) denmiştir. Bektâşî tarikatının kurucusu Hacı Bektâş Baba, çâr-yârdan Lokmân Baba'nın halifesiydi.

Bundan önce Amasya'ya gelmiş olan Rum Eyâleti nâzırı Alıcak Noyin, Merzifon'a gidip orada bugün "Alıcak Nâhiyesi" adıyla bilinen çiftliğinde oturdu ve buradan bütün Rum Eyâleti'ni yönetti. Fakat kethüdâsı Zogay çok zorba olduğu için bunun zulümleri halkın dilinde atasözü gibi söylenirdi. Merzifon'da bugün "Zogu Nâhiyesi" onun adıyla anılır; burada "Zogay Alanı" adında bir çiftlik edinmişti.

657 yılının sonlarında [1259] bütün Asya'nın üçte ikisine hükmü geçen Moğol hükümdarı Mengü Kağan ölünce Moğollar arasına ayrılık düştü ve altı hükümete bölündüler. Bunlardan İlhanlı hükümetini kuran Hülâgu Han bin Tuli Han bin Cengiz Han, Tebriz şehrini merkez yaparak İran, Irak ve Anadolu kıtalarını işgal etti. Bu tarihten itibaren Amasya vilâyeti Hülâgu Han'ın nüfuzu altına girdi.

İzzeddîn Keykâvus batı tarafında, kardeşi Rükneddîn Kılıç Arslan doğu tarafında hüküm sürerken birbirleriyle savaştılar ve Kılıç Arslan Han tarafı galip geldi. Üçüncü bir savaşın çıkacağı sırada Hülâgu Han'ın tahta çıkışı gerçekleşti. Keyhusrev oğlu Keykâvus Tebriz'e gidip Hülâgu Han'a itaatini bildirdi. Bunu duyan Keyhusrev oğlu Kılıç Arslan da konumundan korkup hemen Tebriz'e giderek Hülâgu Han'a bağlılığını sundu.

658 [1260] başlarında İl Han diye ünlü Hülâgu Han, Selçuklu ülkesini ikiye böldü. İki kardeşin anlaşmazlığını gidermek için Kızılırmak'ın batı yakasını Konya'da oturmak üzere Rükneddîn Keykâvus Han'a, doğu yakasını da Simre'de oturmak üzere Rükneddîn Kılıç Arslan Han'a verdi. Buyruğuyla Şemseddîn Mahmûd bin Baba'yı Keykâvus Han'a, Mu'îneddîn Süleyman Pervâne Bey'i de Kılıç Arslan Han'a vezir atadı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mîrâhûr: ahır emiri, sultanın atlarından sorumlu görevli
  • bendegân: kullar; burada sultanın özel hizmetindeki kölemen/gulam
  • nâzır-ı bilâd: ülkenin genel denetçisi (Moğol temsilcisi)
  • atabeg: genç hükümdarın eğitmeni ve baş danışmanı
  • pervâne: sultanın adına yazışmaları yürüten yüksek devlet görevlisi
  • kethüdâ: vekil, işleri yürüten yardımcı
  • dizdâr: kale komutanı
  • emîrü's-sevâhil: kıyı bölgelerinin emiri
  • müderris: medrese hocası
  • çâr-erkân, çâr-yâr: "dört direk", "dört dost"; Baba İlyâs'ın oğulları ve halifeleri için kullanılan adlar

Torumtay'ın Kalıcı İzleri

Torumtay'ın adı Amasya'da bugün de yaşar. Gökmedrese Camii ve Torumtay Türbesi onun adıyla anılan yapılardır. Cami ve medrese 1267'de Amasya valisi Seyfeddin Torumtay tarafından yaptırılmıştır; türbe ise onun ölümünden sonra, 1278'de yapılmıştır. Türbede Torumtay ile birlikte çocuklarının ve torunlarının da mezarları bulunur. Türbe sekizgen bir kasnağı ve dikdörtgen planı olan, kesme taştan bir yapıdır; süslemeleri, Selçuklu türbelerinden farklı olarak yapının üst bölümlerinde toplanmıştır. Külliyenin adı, türbe kasnağındaki mavi sırlı tuğlalardan geldiği kabul edilen "Gökmedrese"dir. Hüsameddin'in anlattığı vali, bugün Amasya'nın en tanınmış Selçuklu yapılarından birinin kurucusudur.

Hüsameddin, Torumtay'ın 679 [1280-81] rebîülâhirinde öldüğünü yazar. Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile öteki kaynaklar ise türbenin 1278'de yapıldığını bildirir. Türbenin ölümden sonra yapıldığı kaydı ile 1278 tarihi bu hâliyle bağdaşmaz; incelediğimiz kaynaklarda bu fark giderilemedi.

Baba İlyâs'ın Ölümü ve Çâr-yâr Anlatısı

Hüsameddin, Baba İlyâs'ın ölümünü 657'ye [1259] bağlar ve bunu dipnotta 656 ve 658 tarihli vesikalardaki ifadelere dayandırır. Oysa Babaî isyanı ve Baba İlyâs'ın 1240'ta Amasya'da kuşatılıp idam edildiği, başka çalışmalarda yaygın kabul gören bir bilgidir. Dört halife ve dört oğul anlatısı Hüsameddin'e özgü bir derleme olarak durmaktadır. Hacı Bektaş'ın Lokman Perende'nin halifesi sayılması ise Bektaşî geleneğinde yer alan bir anlatıdır; bu madde için ayrıca doğrulanamadı.

Selçuklu Taht Mücadeleleri

Metnin ana konusu üç kardeşin, yani İzzeddin Keykâvus, Rükneddin Kılıç Arslan ve Alâeddin Keykubad'ın ortak saltanatıdır. Bu dönem Selçuklu tarihinde "ortak saltanat devri" (1249-1254) diye anılır. Kılıç Arslan Sultanhanı'nda (1256) ağabeyi Keykâvus'un Baycu'ya yenilmesinden sonra tek başına tahta çıkarılmıştır (1257). 1258-59'da Moğol hakanının buyruğuyla ülke Kızılırmak boyunca iki kardeş arasında paylaştırılmıştır; bu paylaşımda Pervâne Muînüddin Süleyman'ın önemli rolü olduğu belirtilir. Hüsameddin'in "658" olarak verdiği paylaşım tarihi kaynaklarda 657 (Temmuz 1259) olarak geçer.

Alâeddin Keykubad'ın Erzincan yolunda birdenbire ölmesi ve Samuk Noyin'in ölümünün onunla ilişkilendirilmesi, metinde tek tek ayrıntılarıyla anlatılır. Bu ayrıntıları başka kaynaklarda doğrulayamadık.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 353–356. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

2. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.