Esbak Amasya vâlîsi Bedreddîn Ebû Bekir bin Muhammed bin Hasan bin İltigin Gâzi'nin oğlu olup gerek yalancı peygamber vak'asında gerek Tatar muhârebesinde yararlığı görülmekle 641 evâ'ilinde Amasya vâlîsi olmuşdur. Fakat Amasya'da bulunan Sultân Gıyâseddîn Keyhusrev, bu inhizâmdan fevkalâde müte'essir ve Tatarlar'ın bütün memâlik-i Selçûkiyye'yi istîlâ etmelerinden gâyet me'yûs bir hâlde idi.
Sâhib-i a'zam Mühezzebeddîn Alî ve Amasya kadısı Fahreddîn Alî, sultân-ı müşârün-ileyhi tesliye ve bu mühimmi kendileri hüsn-i tesviye edeceklerini ta'ahhüd ederek merkez-i hükûmet-i Tatar olan Magan (Mogân) şehrine gidiyorlar, Geyük Hân'ın vâlidesi Türkinay Hâtun'a hediyelerini takdîm ederek günlerce mükâleme ediyorlar. Nihâyet hükûmet-i Selçûkiyye, tazmînât-ı harbiyye olmak üzere Tatarlar'a günde bin dînâr, bin keçi, bin inek, bin koyun i'tâ ve hükûmet-i Cengîziyye tarafından Anadolu'da ikâme edilecek bir nâzırın ma'âş ve ta'yînâtını her ay tesviye etmek üzere akd-i sulh etmekden başka çâre olmadığını anlıyorlardı. [383]
Hristiyânlığı İslâma tercîh eden Tatar hükümdârı Geyük Hân'ın zimâm-ı idâresi Hristiyân papazlarının ellerinde olduğu münâsebetle hükûmet-i Cengîziyye nâmına Hristiyânlığın İslâm aleyhinde şu tekâlîf-i anîfesi, Anadolu'da bir İslâm devleti olan hükûmet-i Selçûkiyye'nin nüfûzunu mahv ediyordu.³⁸⁶ Bunu idrâk eden murahhaslar Sultân Gıyâseddîn ile müzâkere-i keyfiyet etmek üzere 642'de avdet etdiler.
Esnâ-yı müzâkerede sâhib-i a'zam kemâl-i merâkından vefât etmekle yerine Şemseddîn Muhammed el-Isfahânî sâhib-i a'zam oluyor, bu teklîfâtın kabûlü müdebbirâne hareket edildiği takdîrde iktisâb-ı kudret edinceye kadar ahvâl-i dâhiliyyenin emniyyet ve sükûn dâ'iresinde cereyân edeceğine bir zamân telakkî ediliyor, nihâyet 642 senesi evâhirinde Şemseddîn el-Isfahânî, Fahreddîn el-Buhârî tekrâr Magân'a gidip akd-i sulh ediyorlardı.
İşte bu mu'âhede-i sulhiyyenin akdi 643 senesi muharremine müsâdif olup bu târîhden i'tibâren Anadolu'da kâ'in bütün memâlik-i Selçûkiyye Tatar hükümdârı Geyük Hân bin Oktay Hân bin Cengiz Hân'ın nüfûzuna [384] tâbi' bir kıt'a olduğu münâsebetle tarafından Baycu Noyin Anadolu nâzırı (vâlî-i umûmîsi) oldu. Ya'nî bu mu'âhede-i sulhiyye mûcibince Anadolu'da idâre-i hükûmet saltanat-ı Cengîziyye nâzırına intikâl etmekle 463 senesinden beri devâm eden saltanat-ı Selçûkiyye'nin nüfûzu 643 târîhinde hitâm buldu.
Günümüz Türkçesiyle
Önceki Amasya valisi Bedreddîn Ebû Bekir bin Muhammed bin Hasan bin İltigin Gazi'nin oğludur. Hem yalancı peygamber olayında hem Tatar savaşında yararlılığı görüldüğünden 641'in başlarında [1243] Amasya valisi olmuştur. Fakat Amasya'da bulunan Sultan Gıyâseddîn Keyhusrev bu yenilgiden son derece etkilenmiş, Tatarlar'ın bütün Selçuklu ülkesini işgal etmelerinden büsbütün ümitsiz bir hâlde idi.
Sâhib-i a'zam Mühezzebeddîn Alî ile Amasya kadısı Fahreddîn Alî, adı geçen sultanı teselli edip bu önemli işi kendilerinin iyi biçimde çözeceklerini taahhüt ederek Tatar hükümetinin merkezi olan Magan (Mogân) şehrine gittiler; Güyük Han'ın annesi Türkinay Hatun'a hediyelerini sunup günlerce görüştüler. Sonunda Selçuklu hükümetinin savaş tazminatı olarak Tatarlar'a günde bin dinar, bin keçi, bin inek, bin koyun vermek ve Cengiz hükümeti tarafından Anadolu'da bulundurulacak bir nâzırın maaş ve masraflarını (ta'yînât) her ay ödemek üzere barış yapmaktan başka çare olmadığını anladılar.
Hristiyanlığı İslam'a tercih eden Tatar hükümdarı Güyük Han'ın yönetimi Hristiyan papazların elinde olduğundan, Cengiz hükümeti adına Hristiyanlığın İslam aleyhindeki bu ağır istekleri, Anadolu'da bir İslam devleti olan Selçuklu hükümetinin nüfuzunu yok ediyordu. Bunu anlayan murahhaslar (temsilciler), Sultan Gıyâseddîn ile durumu görüşmek üzere 642'de [1244-45] geri döndüler.
Görüşme sırasında sâhib-i a'zam büyük bir kaygıdan öldüğü için yerine Şemseddîn Muhammed el-Isfahânî sâhib-i a'zam oldu. Bu tekliflerin kabulü, akıllıca davranılırsa güç kazanılıncaya kadar iç işlerin güven ve huzur içinde yürümesini sağlar diye bir süre düşünüldü; sonunda 642 yılı sonlarında [1245] Şemseddîn el-Isfahânî ile Fahreddîn el-Buhârî yeniden Magan'a gidip barış yaptılar.
İşte bu barış antlaşmasının yapılması 643 yılı muharremine [1245] denk gelir. Bu tarihten itibaren Anadolu'daki bütün Selçuklu ülkeleri, Tatar hükümdarı Güyük Han bin Ögeday Han bin Cengiz Han'ın nüfuzuna bağlı bir kıta hâline geldiği için, onun tarafından Baycu Noyin Anadolu nâzırı (genel valisi) oldu. Yani bu barış antlaşması gereği Anadolu'da hükümet yönetimi Cengiz saltanatının nâzırına geçmiş, 463'ten [1070-71] beri süren Selçuklu saltanatının nüfuzu 643 tarihinde [1245-46] sona ermiştir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- sâbık: önceki, eski
- inhizâm: bozgun, yenilgi
- müte'essir: etkilenmiş, üzülmüş
- me'yûs: ümitsiz
- tesliye: teselli etme
- tazmînât-ı harbiyye: savaş tazminatı
- nâzır: gözetmen, denetleyici görevli
- ta'yînât: günlük erzak ve ödenek
- akd-i sulh: barış yapma
- murahhas: temsilci, elçi
- tekâlîf-i anîfe: ağır, sert yükümlülükler
- mu'âhede-i sulhiyye: barış antlaşması
- hitâm: son, bitiş
1243 Barışı ve Amasya
Kösedağ yenilgisinden sonra Selçuklu devleti Moğollar'la barış yoluna gitti ve bu barışın başlıca elçisi Amasya'dan çıktı. Sultan Gıyâseddin Keyhusrev'in veziri Mühezzebeddin Ali, yenilgi gecesinde Amasya'ya kaçmıştı. Barışı sağlamak için şehrin kadısıyla birlikte değerli hediyelerle Azerbaycan'daki Mugan ordugâhına gidip Baycu Noyan'la görüştü. Hüsameddin'in anlattığı Magan seferi ve kadı Fahreddin Ali'nin eşlik etmesi bu çizgiyle uyuşur. Antlaşmanın şartları ise farklı verilir. Hüsameddin günde bin dinar ile bin keçi, bin inek, bin koyun yazarken, Kösedağ üzerine yazılanlarda yıllık 3.600.000 dirhem, on bin koyun, bin sığır ve bin deve geçer; Keyhusrev maddesinde yıllık 360.000 dirhem denir. Bu sayılar kaynaklara göre değişir. Hüsameddin'e göre Güyük Han'ın annesiyle görüşme yapılmıştır; oysa Güyük 1246'da kağan olmuş, annesi Töregene ise ondan önce naiplik yapmıştır. Hüsameddin'in verdiği "Türkinay Hatun" adının Töregene ile ilişkisi incelenen kaynaklarda doğrulanamamıştır.
Selçuklu Saltanatı 643'te Bitti mi
Hüsameddin 643'ü [1245-46] Selçuklu saltanatının sonu sayar. Kösedağ üzerine yazılanlar ise 1243 yenilgisini devletin bağımsızlığını kaybettiği, Moğollar'a tâbi duruma düştüğü an olarak değerlendirir. Moğol vergisi giderek ağırlaşmış, devleti de halkı da yoksullaştırmıştır. Devletin kendisi ise ortadan kalkmadı. II. Keyhusrev 1246'da ölünce yerine büyük oğlu II. İzzeddin Keykâvus tahta çıkarılmıştır. Batu Han'ın Keyhusrev'e tâbiliğin işareti olarak ok, yay, kılıç ve börk gönderdiği de kaynaklarda geçer.
Trabzon ve Moğollar
Hüsameddin dipnotunda, İsak Komennus olayında yenilgiye uğrayan Trabzon kralı Manu'el Komennus'un papazlar aracılığıyla Güyük Han'ı Selçuklular'a karşı kışkırttığını ve böylece hem kendi ülkesini Moğol işgalinden kurtardığını hem de Selçuklular'dan öcünü aldığını yazar. Kaynaklarda Kösedağ'dan sonra Trabzon Komnenosları'nın Moğol vasallığını kabul ettiği ve Manuil'in Moğollar'la iyi ilişkiler geliştirdiği bilinir. Kışkırtma iddiası ve Baba İshak'ın bozgunuyla ilişkisi ise doğrulanamadı.
Seyfeddîn Haydar
Seyfeddîn Haydar Bey'e ve babası Bedreddîn Ebû Bekir'e dair, Hüsameddin dışında bir kaynakta bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 351–351. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar