Caniklidir. Hacı Alî Paşazâde Battâl Hüseyin Paşa'nın büyük oğludur. Beyhân Sultân kethüdâsı mürtekib Ahmed Efendi'ye takdîm etdiği ağır hediyyeler mukâbilinde ve değerinden pek fâhiş olarak 1205 muharremi gurresinde Amasya muhassılı olup tarafından Köse Mehmedoğlu Hacı Ömer Ağa Amasya mütesellimi oldu.
Ömer Ağa, Köprülü Mehmed Paşa devrinde Amasya serdârı olan Ya'kûb Ağazâde Köse Mehmed Ağa'nın ahfâdından Hacı İbrâhim Ağa bin Hacı Alî Ağa'nın oğludur. Amcazâdesi Dervîş Ya'kûb Ağa bin Hacı İsmâ'il Ağa olup bunun oğlu dâmâd-ı şehriyârî Zühdü İsmâ'il Paşa'dır.
Bu yıl bir tarafdan imdâd-ı seferî, diğer tarafdan iltizâm rüsûmu halka pek ağır geldi. Bunların tarh ve tevzî'inde ağır davranan şehir kethüdâsı Hacı Hâfız Mehmed Efendi'nin azliyle Zeyneloğlu Hacı Ömer Efendi şehir kethüdâsı oldu.
Amasya livâsına öteden beri tertîb edilen seferiyye ve hazariyye imdâdı mâliye defterlerinde şöyle yazılmışdı: "Livâ-yı Amasya - Seferiyye-i [158] mutasarrıf-ı livâ 85.500, hazariyye-i mutasarrıf-ı livâ 3.000 kuruş."
O zamânın hesâbı üzerine bu mikdâr imdâd-ı seferî en büyük ve birinci sancaklara mahsûs bir meblağdı. Çorum’un seferiyye imdâdı 67.500 ve hazariyye imdâdı 2250 kuruşdu. Amasya etrâfında bulunan sancaklar da Çorum gibi idi.
Halbuki rüsûm-ı iltizâmiyye yüz bin kuruşdu. Sinîn-i sâbıkada Amasya hâslarının tutarı 60.000 kuruşdu. Mehmed Emîn Ağa 80.000 kuruşa almışdı. Kethüdâ Ahmed Efendi'nin belâsıyla yüz bini bulmuşdu. Tahsildârânın kendi hesâbına koparacağı rüsûm-ı tahsîliyye buna eklenirse Ahmed kethüdânın alacağı katmerler anlaşılır. Ordunun i'âşesi için vilâyetden tarh edilecek i'âneler de ayrı idi.
Safer evâ'ilinde Samsun'da kale-bend olan Göztaş Oğulları ile Abdüsselâm Efendi afva mazhar olup geldiler. Düşdükleri mevki'leri elde etmeğe çalışdılar. Hayreddîn Paşa, imdâd-ı seferî parasıyla rüsûm-ı iltizâmiyyeyi şiddetle taleb ve Göztaş Oğulları'nı tahsîle me'mûr etdi.
Hâlbuki Hayreddîn Paşa sefere gidecek değildi. Hazariyye imdâdı isteyecekdi. Çünkü Trabzon ve Erzurum vâlîsi olan Köle Sarı Abdullâh Paşa şark seraskeri olup Anapa'yı müdâfa'a etmeğe me'mûrdu. Hayreddîn Paşa da [159] bu harbe gidecekdi. Her ikisi de gitmeyip ayak sürüyordu.
Rebî'ulevvelde Göztaşoğlu Hacı Mustafâ Ağa baş a'yân ve birâderi Hacı Ebûbekir Ağa hacıbaşı olup Fazlıoğlu Abdüsselâm Efendi de dîvân efendisi unvânıyla tahsîlât işlerini der-uhde etmişlerdi.
Şa'bânın on altıncı günü müftü Hacı Osmân Efendi ba'zı mezâlime âlet olduğundan azl ile bâ-fermân-ı âlî Çorum'a nefy edilip selefi Dizdâroğlu Hacı Hüseyin Efendi yine Amasya müftüsü oldu. Bu esnâda Samsun halkı Hayreddîn Paşa'nın mezâliminden dolayı aleyhine kıyâm ederek harb ediyorlardı. Hayreddîn Paşa bâb-ı âlî ve Amasya'dan istimdâd etdi.
Bâb-ı âlî, Sinop muhâfızı Süleymân Feyzî Paşa'yı Samsun'a me'mûr etdiği gibi Amasya a'yânı Hacı Mustafâ Ağa da para kuvvetiyle topladığı askeriyle Samsun'a gitdi. Her ikisi de Hayreddîn Paşa'yı halkın elinden ve muhâsarasından kurtarmağa çalışdı.
Bunun üzerine canı yanan Amasya'nın a'yân ve halkı da İstanbul'a şikâyetçiler gönderip İstanbul ve sarây ricâlinin merhametlerini celbe çalışdılar. Diğer tarafdan Sarı Abdullâh Paşa ve Hayreddîn Paşa harbe gitmediklerinden Anapa'yı Ruslar istîlâ etdi. [160]
Bunları haber alan Üçüncü Sultân Selîm, fevkalâde hiddetlendi. Sâdır olan fermân üzerine Sarı Abdullâh Paşa Trabzon'da, Hayreddîn Paşa Samsun'da, bunlardan çok zâlim olan Mikdâd Ahmed Paşa da Dimetoka'da i'dâm⁷²⁰ edilerek Canik sancağı Kıbrıs muhassılı Hacı Osmân Ağa ve Amasya sancağı da Bozok mutasarrıfı Süleymân Bey'e tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Caniklidir. Hacı Ali Paşazade Battal Hüseyin Paşa'nın büyük oğludur. Beyhan Sultan'ın rüşvetçi kethüdası Ahmed Efendi'ye sunduğu ağır hediyeler karşılığında ve değerinden çok fahiş bir bedelle 1205 muharreminin ilk günü [Eylül 1790] Amasya muhassılı oldu; onun adına Köse Mehmedoğlu Hacı Ömer Ağa Amasya mütesellimi oldu.
Ömer Ağa, Köprülü Mehmed Paşa döneminde Amasya serdarı olan Yakub Ağazade Köse Mehmed Ağa'nın torunlarından Hacı İbrahim Ağa bin Hacı Ali Ağa'nın oğludur. Amcasının oğlu Derviş Yakub Ağa bin Hacı İsmail Ağa'dır; onun oğlu da padişah damadı Zühdü İsmail Paşa'dır.
Bu yıl bir yandan sefer yardımı, öte yandan iltizam vergisi halka çok ağır geldi. Bunları halka paylaştırıp yüklemekte ağır davranan şehir kethüdası Hacı Hafız Mehmed Efendi görevden alındı, Zeyneloğlu Hacı Ömer Efendi şehir kethüdası oldu.
Amasya sancağına öteden beri yüklenen sefer ve barış yılı yardımları maliye defterlerinde şöyle yazılmıştı: "Amasya sancağı: Sancak mutasarrıfının sefer yardımı 85.500, barış yılı yardımı 3.000 kuruş."
O zamanın hesabına göre bu miktarda sefer yardımı, en büyük ve birinci derecedeki sancaklara özgü bir meblağdı. Çorum'un sefer yardımı 67.500, barış yılı yardımı 2.250 kuruştu. Amasya'nın çevresindeki sancaklar da Çorum gibiydi.
Oysa iltizam vergisi yüz bin kuruştu. Geçmiş yıllarda Amasya has gelirlerinin tutarı 60.000 kuruştu. Mehmed Emin Ağa bunu 80.000 kuruşa almıştı; kethüda Ahmed Efendi'nin belası yüzünden yüz bine çıkmıştı. Tahsildarların kendi hesaplarına koparacakları toplama harçları da buna eklenirse kethüda Ahmed'in alacağı kat kat paralar anlaşılır. Ordunun iaşesi için vilayete yüklenecek yardımlar da ayrıydı.
Safer ayının ilk günlerinde Samsun'da kaleye hapsedilmiş olan Göztaşoğulları ile Abdüsselam Efendi affedilip geldiler ve kaybettikleri mevkileri yeniden ele geçirmeye çalıştılar. Hayreddin Paşa sefer yardımı parasıyla iltizam vergisini şiddetle istedi ve Göztaşoğulları'nı bunları toplamakla görevlendirdi.
Oysa Hayreddin Paşa sefere gidecek değildi; bu durumda barış yılı yardımı isteyecekti. Çünkü Trabzon ve Erzurum valisi olan Köle Sarı Abdullah Paşa doğu seraskeri olup Anapa'yı savunmakla görevliydi; Hayreddin Paşa da bu savaşa gidecekti. İkisi de gitmeyip ayak sürüyordu.
Rebiülevvelde Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa baş âyan, kardeşi Hacı Ebubekir Ağa hacıbaşı oldular; Fazlıoğlu Abdüsselam Efendi de divan efendisi unvanıyla vergi toplama işlerini üstlendi.
Şabanın on altıncı günü müftü Hacı Osman Efendi bazı zulümlere alet olduğu için görevden alınıp padişah fermanıyla Çorum'a sürüldü; selefi Dizdaroğlu Hacı Hüseyin Efendi yine Amasya müftüsü oldu. Bu sırada Samsun halkı Hayreddin Paşa'nın zulmü yüzünden ona karşı ayaklanmış, onunla savaşıyordu. Hayreddin Paşa Bâbıâli'den ve Amasya'dan yardım istedi.
Bâbıâli Sinop muhafızı Süleyman Feyzi Paşa'yı Samsun'a gönderdi; Amasya âyanı Hacı Mustafa Ağa da para gücüyle topladığı askerle Samsun'a gitti. İkisi de Hayreddin Paşa'yı halkın elinden ve kuşatmasından kurtarmaya çalıştı.
Bunun üzerine canı yanan Amasya âyanı ve halkı da İstanbul'a şikâyetçiler gönderip İstanbul'daki ve saraydaki devlet adamlarının merhametini kazanmaya çalıştılar. Öte yandan Sarı Abdullah Paşa ile Hayreddin Paşa savaşa gitmediklerinden Ruslar Anapa'yı ele geçirdi.
Bunları haber alan Sultan III. Selim son derece öfkelendi. Çıkan ferman üzerine Sarı Abdullah Paşa Trabzon'da, Hayreddin Paşa Samsun'da, bunlardan çok daha zalim olan Mikdad Ahmed Paşa da Dimetoka'da idam edildi. Canik sancağı Kıbrıs muhassılı Hacı Osman Ağa'ya, Amasya sancağı da Bozok mutasarrıfı Süleyman Bey'e verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mürtekib: rüşvet alan
- gurre: ayın ilk günü
- ahfâd: torunlar
- dâmâd-ı şehriyârî: padişah damadı
- imdâd-ı seferiyye: savaş yıllarında sancak yöneticisine yardım adıyla halktan toplanan vergi
- imdâd-ı hazariyye: aynı verginin barış yıllarında alınan, daha düşük biçimi
- livâ: sancak
- sinîn-i sâbıka: geçmiş yıllar
- rüsûm-ı tahsîliyye: tahsildarların topladıkları harçlar
- i'âşe: yiyecek ve geçim sağlama
- afva mazhar olmak: affedilmek
- istimdâd: yardım isteme
- muhâsara: kuşatma
Hayreddin Ragıb Paşa
Canikli Hacı Ali Paşa'nın torunu Hayreddin Ragıb Paşa, Mehmet Sait Çalka'nın 2023'te yayımlanan çalışmasında ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Battal Hüseyin Paşa'nın (ö. 1801) oğlu olan Hayreddin'in annesinin adı Fatma'dır; Tayyar Mahmud Paşa (ö. 1808) ve Seyyid Ali Bey (ö. 1796) adında iki kardeşi vardır. Çocukluğu ve eğitimi hakkında kaynaklarda çok az bilgi bulunur. Hakkında bilinenlerin büyük kısmı, babası Rusya'ya kaçtıktan sonra 1790-91'de hazineye altı yüz kese akçe vermek şartıyla üstlendiği Canik muhassıllığı ve Karahisar-ı Şarki voyvodalığı ile onu idama götüren olaylara ilişkindir. Bir biyografik sözlük de onun 1205 [1790-91] yılında beylerbeyilik rütbesiyle Karahisar mutasarrıfı olduğunu kaydeder.
Hüsameddin'in Samsun ayaklanmasıyla ilgili anlattıkları, Ahmed Cevdet Paşa'nın tarihinde daha geniş biçimde yer alır. Çalka'nın aktardığına göre Cevdet Paşa, Canik ve Karahisar halkının öteden beri bu hanedanın baskısı altında yaşadığını, Hayreddin Paşa'nın askerî gücü halkı zapt etmeye yetmeyince ahalinin birleşip paşanın üzerine yürüdüğünü, paşanın da kontrolsüz güç kullanması yüzünden iki taraftan birçok kişinin öldüğünü anlatır. Hükümetin paşayı kurtarmak için Sinop muhafızı Süleyman Feyzi Paşa'yı görevlendirmesi Hüsameddin'in kaydıyla tam uyuşur. Halkın İstanbul'a gönderdiği temsilciler, Cevdet Paşa'ya göre şunu söylemişlerdi: Canikli hanedanından devlete hayır gelmez; devletin en sıradan bir kulu bile gönderilse halk ona itaat eder ve paşanın taahhüt ettiği altı yüz keseyi gönül hoşluğuyla öder, yeter ki bu aileden kimse başlarına getirilmesin.
İdamı ve Mezarı
Hüsameddin'in "Samsun'da idam edildi" kaydı, III. Selim döneminin saray günlüğü Dış Ruznâme ile doğrulanır. Günlüğe göre "Battal Paşazade Mirimiran Hayreddin Paşa"nın kesik başı 1206 cemaziyelevvelinin on sekizinde [Ocak 1792] Bâb-ı Hümâyun önüne konmuştur; paşayı dergâh-ı âli kapıcıbaşılarından elhac Osman Ağa öldürmüş, İstanbul'da bulunan kardeşi de hapsedilmiştir. Hüsameddin'in metnin sonunda Canik sancağının verildiğini söylediği "Kıbrıs muhassılı Hacı Osman Ağa" bu kapıcıbaşıdır; yani sancak, infazı gerçekleştiren kişiye bırakılmıştır.
Hayreddin Ragıb Paşa'nın kabri bugün Samsun'un Çarşamba ilçesinde, Rıdvan Paşa Camii haziresinde, caminin merdiveninin batısında bulunmaktadır. Mezar taşındaki manzum kitabe, ölüm tarihini "Eyle Hayreddîn Bey'e yâ Rab mesken cenneti" mısraıyla ebcet hesabına göre 1206 olarak verir. Kitabenin nesir kısmı onu "kapıcılar kethüdası payesiyle Canik muhassılı olup öldürülerek şehitlik şerbetini içen merhum Seyyid Hayreddin Bey" diye anar ve 1215 [1800-01] tarihini taşır. Taş ölümünden dokuz yıl kadar sonra dikilmiştir; bu tarih, Özcan Mert'in kaydettiği üzere babası Battal Hüseyin Paşa'nın 1799'da, dokuz yıllık Rus esaretinin ardından affedilip yeniden Trabzon valiliğine getirildiği yıllara denk gelir.
Şair Ragıb
Hayreddin Paşa'nın şair olduğu eski biyografik kaynaklarda kayıtlıdır, ancak şiirleri uzun süre bilinmiyordu. Çalka, İngiltere'deki British Library'de Or. 7083 numarayla kayıtlı bir Türkçe yazmada ve kardeşi Tayyar Mahmud Paşa'nın divanında yer alan bir tahmisten hareketle, "Ragıb" mahlasını kullanan şairin dokuz gazelini ve bir müfredini (tek beyitlik şiirini) tespit etmiştir. Bunlar arasında en dikkat çekeni "saklar" redifli, tamamlanmamış bir gazeldir. Çalka, bu manzumenin şairin tutsak olarak idamını beklediği günlerde yazıldığını düşünür. Şair burada feleğin cömertliği cahillere bağışladığını, haksızlık kılıcını olgun insanları idam etmek için sakladığını, ahmağın binbir zahmetle biriktirdiği altınların sonunda başkalarına kısmet olduğunu söyler. Böylece Hüsameddin'in "zalim" diye andığı muhassılın, idamını haksız saydığı ve bunu şiirle dile getirdiği görülür.
Anapa'nın Düşüşü ve Sarı Abdullah Paşa
Hüsameddin, idamların asıl sebebi olarak Anapa'nın kaybını gösterir. Özcan Mert'in anlattığına göre Battal Hüseyin Paşa 1788'de Anapa üzerine gönderildiği hâlde görev yerine gitmemiş, ertesi yıl emir tekrarlanınca kendisinden istenen 10.000 kişilik kuvvet yerine birkaç yüz kişiyle gitmiş, ciddi bir çatışmaya girmeden 1790 Ekim'inde Ruslara yenilip esir düşmüştür. Dış Ruznâme'nin bir notu ise onun 1205'te Rusya'ya kaçtığını yazar. Anapa seraskerliğine bunun üzerine Hacı Ali Paşa'nın eski kethüdası olan Erzurum ve Trabzon valisi Sarı Abdullah Paşa getirilmiş, o da cepheye gitmekte ağır davranınca kale 22 Haziran 1791'de (eski takvimle) beş saati aşan bir hücumdan sonra düşmüştür. Bu hücumda garnizondan yaklaşık 8.000 kişinin öldüğü, 13.532 kişinin esir alındığı bildirilir.
Mehmet İnbaşı'nın Trabzon valileri listesi, Abdullah Paşa'yı "Canikli Ali Paşa'nın kethüdası" olarak kaydeder ve onun 1788-1791 arasında Battal Hüseyin Paşa ile dönüşümlü olarak Trabzon'u yönettiğini gösterir; Hüsameddin'in "Köle Sarı Abdullah" lakabı da onun bu ailenin kölelerinden yetiştiğini anlatır. Dış Ruznâme, "Canikli Ali Paşa köleliğinden yetişme" Trabzon valisi Abdullah Paşa'nın başının kethüdası Kalcıoğlu'nun başıyla birlikte 1206 saferinin yirmi üçünde [Ekim 1791] İstanbul'a geldiğini yazar. Böylece III. Selim'in emriyle verilen üç idam kararının, 1791 sonbaharı ile 1792 kışı arasında birkaç ay içinde yerine getirildiği anlaşılır.
Vergi Rakamları Üzerine
Hüsameddin'in verdiği rakamlar, Amasya'nın bu yıllarda ne kadar ağır bir mali yük altında kaldığını açıkça gösterir. Sancağın has gelirleri birkaç yıl içinde 60.000 kuruştan 80.000'e, Beyhan Sultan kethüdasının araya girmesiyle de 100.000 kuruşa çıkmıştır; buna sefer yardımı, tahsildarların payı ve ordu için istenen iaşe eklenmektedir. Bu tutarların sicil ya da maliye kayıtlarıyla karşılaştırılmasına imkân veren bir çalışmaya rastlanmadı. Hüsameddin'in kethüda Ahmed Efendi'ye yönelttiği ağır suçlama da kendi yorumudur; Dış Ruznâme yalnız Beyhan Sultan kethüdası Ahmed Efendi'nin 1207 muharreminde [Eylül 1792] başka bir görevle yer değiştirdiğini kaydeder.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 675–676. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Mehmet Sait Çalka, "İdama Mahkûm Bir Şair: Caniklizâde Hayreddin Râgıb Paşa ve Kayıp Bir Kısım Şiirleri", Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, 31, 2023, s. 133-152, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3333859
- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, "Üçüncü Sultan Selim Zamanında Yazılmış Dış Ruznâmesinden 1206/1791 ve 1207/1792 Senelerine ait Vekayi", Belleten, XXXVII/148, 1973, https://belleten.gov.tr/eng/full-text/1301/tur
- Özcan Mert, "Canikli Hacı Ali Paşa Ailesi", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/canikli-haci-ali-pasa-ailesi
- Mehmet İnbaşı, "Trabzon / Batum Eyâleti Valileri (1755–1795)", Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 31, 2006, s. 161-191, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/32993
Kitaplar
Diğer kaynaklar