Alâ'iyelidir. Serdengeçdi ağalarından Yûsuf Ağa'nın oğludur. Anadolu vâlîliğinden ma'zûl iken 1195 cemâziyelâhirinin dokuzuncu günü Amasya mutasarrıfı ve Hotin muhâfızı olduğundan [140] mütesellim Abdullâh Efendi ibkâ edildi.
Bu ayın sonlarında müftü Hacı Hüseyin Efendi de azl edilip selefi Kara İsmâ'il Efendi Amasya müftüsü oldu. Receb ortalarında Kırım'a kaçan Canikliler Rus imparatorunun iltimâsıyla afva mazhar olarak Samsun'a geldiklerinden Hacı Alî Paşa'ya ibkâ-yı vezâretle Trabzon eyâleti ve oğlu Mikdâd Ahmed Paşa'ya da ibtidâ İçil ve sonra Amasya sancağı ber-vech-i mâlikâne (!) ihsân edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Alaiyelidir, yani Alanyalıdır. Serdengeçti ağalarından Yusuf Ağa'nın oğludur. Anadolu valiliğinden azledilmiş iken 1195 [1781] yılı cemaziyelahirinin dokuzuncu günü Amasya mutasarrıfı oldu. Aynı zamanda Hotin muhafızı olduğundan mütesellim Abdullah Efendi yerinde bırakıldı.
Bu ayın sonlarında müftü Hacı Hüseyin Efendi de görevden alındı ve selefi Kara İsmâil Efendi Amasya müftüsü oldu. Receb ayının ortalarında Kırım'a kaçmış olan Canikliler, Rus imparatorunun aracılığıyla affa kavuşup Samsun'a geldiler. Bunun üzerine Hacı Ali Paşa'ya vezirliği yerinde bırakılarak Trabzon eyaleti, oğlu Mikdâd Ahmed Paşa'ya da önce İçil, sonra Amasya sancağı mâlikâne olarak (!) ihsan edildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- Alâ'iye: bugünkü Alanya
- serdengeçti ağası: savaşta en tehlikeli işlere gönüllü olarak atılan "serdengeçti" birliklerinin kumandanı
- ma'zûl: görevden alınmış
- ibkâ edilmek: yerinde bırakılmak, görevi sürdürülmek
- iltimâs: aracılık, kayırma ricası
- afva mazhar olmak: affa uğramak, bağışlanmak
- ibkâ-yı vezâret: vezirlik rütbesinin korunması
- ihsân edilmek: padişah tarafından bağışlanmak, verilmek
Yeğen Seyyid Mehmed Paşa
Hüsameddin'in kısaca tanıttığı Alaiyeli Mehmed Paşa, bir yıl sonra kısa bir süre sadrazamlık yapacak olan Yeğen Seyyid Mehmed Paşa'dır. Mehmed Süreyya'nın Sicill-i Osmânî'sine dayanan kayıtlara göre 1726'da Alaiye'nin Marulla kasabasında, serdengeçti ağalarından Yusuf Ağa'nın oğlu olarak doğmuştur; kimi kaynaklar onu Eğirdir'e bağlı Barla nahiyesinden gösterir. Yeniçeri Ocağı'na girip babası gibi Belgrad serdengeçti ağası olmuş, 1768-1774 Osmanlı-Rus savaşında hızla yükselerek 1772'de yeniçeri ağası ve vezir olmuştu. Savaşın ardından Silistre valiliği, Vidin muhafızlığı ve Kırşehir mutasarrıflığında bulundu.
Hüsameddin'in "Anadolu valiliğinden azledilmiş" demesi kariyerinin bu dönemine denk düşer. Aynı kayıtlara göre Mehmed Paşa 1779'da Anadolu beylerbeyi olmuş, 1780'de kendisine soğukluk gösterilerek rütbe düşürmek anlamına gelen Alaiye sancak beyliğine gönderilmiş, vezirliği de alınarak orada ikamete mecbur tutulmuştu. 1781'de affedilip vezirliği geri verilmiş ve Hotin muhafızlığına tayin edilmiştir. Hüsameddin'in kaydı, bu affın ve Hotin tayininin yanında Amasya sancağının da gelir kaynağı olarak kendisine bağlandığını ve tarihinin 9 Cemaziyelahir 1195 [Haziran 1781 başı] olduğunu gösterir. Paşa Hotin'de bulunduğundan Amasya'yı yine mütesellim Abdullah Efendi yönetmiştir.
Mehmed Paşa'nın Amasya mutasarrıflığı birkaç hafta sürdü. Ertesi yıl Tırhala valisi ve Rumeli beylerbeyi olan paşa, 25 Ağustos 1782'de sadrazamlığa getirildi; ancak dört ay kadar süren sadaretinde eski hasımlarından intikam almaya yöneldiği için birçok devlet adamını gücendirdi ve 31 Aralık 1782'de azledildi. Kemal Beydilli, yerine Halil Hamîd Paşa'nın geçtiğini ve Yeğen Mehmed Paşa'nın sadaretinin dört ay kadar sürdüğünü kaydeder. Sonraki yıllarda Vidin ve İnebahtı muhafızlıkları, Mısır ve Diyarbekir valilikleri yapan Mehmed Paşa, 1787'de Rus savaşının başında İsmail seraskerliğine giderken yolda hastalanmış ve 6 Aralık 1787'de Köstence'de ölmüştür. Özcan Mert, Kırım meselesi yüzünden I. Abdülhamid'in Canikli Hacı Ali Paşa'yı ortadan kaldırmak istediğini, fakat Sadrazam Yeğen Mehmed Paşa ile Halil Hamîd Paşa'nın padişahı bu kararından vazgeçirdiğini yazar; böylece maddenin iki kahramanının yolları bir kez daha kesişmiştir.
Bu Mehmed Paşa'yı, 1737-1739 yıllarında sadrazamlık yapan, 1745'te Revan civarında Nâdir Şah'a karşı savaşırken hastalanıp ölen ve Kars'ta defnedilen Yeğen Mehmed Paşa ile karıştırmamak gerekir. Abdülkadir Özcan'a göre o, Alanyalı defterdar Kel Yûsuf Efendi'nin kız kardeşinin oğlu olduğu için "Yeğen" lakabını almıştı; iki vezir aynı lakabı taşır ve ikisinin de yolu Alanya'dan geçer, ancak aralarında bir kuşak vardır.
Canikliler'in Affı
Hüsameddin, Canikliler'in "Rus imparatorunun iltimasıyla" affedildiğini yazar. Arşiv belgelerine dayanan çalışmalar affın arkasında başka aracılar gösterir. Yücel Özkaya'ya göre Ali Paşa, İstanbul'daki taraftarı vezirlerin telkinlerinden de yararlanarak Trabzon'un kendisine, Erzurum'un oğlu Mikdâd'a verilmesini rica eden bir yazı göndermiş, hemen ardından Kırım Hanı Şahin Giray da onun affını istemiştir. Şahin Giray'ın aracılığı, sadrazam ve öteki ileri gelenlerin telkinleri sonucunda vezirliği iade edilmiş ve Trabzon valiliğine tayini Eylül 1781'de kendisine bildirilmiştir. Özcan Mert de affı, 20 Şubat 1781'de ikinci kez sadrazam olan İzzet Mehmed Paşa'nın, Canik ve çevresinde Çapanoğulları lehine bozulan dengeyi yeniden kurma çabasına bağlar. Şahin Giray, Rusya'nın desteğiyle Kırım tahtına çıkmış bir han olduğundan, Hüsameddin'in Rus aracılığından söz etmesi bütünüyle yersiz değildir; ancak belgelerde adı geçen aracı Rus çarı değil, Kırım hanıdır. Rus çarının aracılığı ailenin tarihinde daha sonra, 1799'da Battal Hüseyin Paşa'nın I. Pavel'in ricasıyla affedilmesinde görülür; Hüsameddin'in iki olayı birbirine karıştırmış olması mümkündür.
Tarih ve unvan konusunda da küçük farklar vardır. Hüsameddin affı Receb 1195 ortasına [Temmuz 1781 başı] koyar; belgelerde tayinlerin bildirildiği tarih Eylül 1781'dir. Hüsameddin, Mikdâd Paşa'ya önce İçil sonra Amasya'nın mâlikâne olarak verildiğini söyler ve bu kelimenin yanına bir ünlem koyarak, iki yıl önce Amasya'dan zorla çıkarılan paşaya şehrin ömür boyu tasarruf hakkıyla yeniden verilmesine duyduğu şaşkınlığı belli eder. Özkaya ile Mert ise Mikdâd Paşa'ya Erzurum valiliğinin ve Amasya'nın arpalık olarak verildiğini yazar; İçil'den söz etmezler. Hüsameddin'in bir sonraki maddesi, Mikdâd Paşa'nın 1 Şaban 1195'te ikinci defa Amasya mutasarrıfı olduğunu ve Canikliler'in dönüşüyle birlikte Gürcüzâde Halil Paşa, Çomuluoğlu Hacı Ali Paşa ve Avkatlıoğlu Mustafa Paşa gibi Amasyalı muhaliflerin şehirden ayrılmak zorunda kaldığını anlatır.
Maddede adı geçen müftüler Hacı Hüseyin Efendi ile Kara İsmâil Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 669. amasya.bel.tr
- "Yeğen Seyyid Mehmed Paşa", Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmânî (haz. Nuri Akbayar, 1996), IV, 263-264'e dayanan madde, https://tr.wikipedia.org/wiki/Yeğen_Seyyid_Mehmed_Paşa
Akademik çalışmalar
- Abdülkadir Özcan, "Mehmed Paşa, Yeğen", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2019, https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-pasa-yegen
- Kemal Beydilli, "Halil Hamîd Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/halil-hamid-pasa
- Yücel Özkaya, "Canikli Ali Paşa", Belleten, XXXVI/144, Ekim 1972, https://belleten.gov.tr/tam-metin/453/tur
- Özcan Mert, "Canikli Hacı Ali Paşa Ailesi", TDV İslâm Ansiklopedisi, VII, https://islamansiklopedisi.org.tr/canikli-haci-ali-pasa-ailesi