İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

Mikdâd Ahmed Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 670–673 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Caniklizâde'dir. 1195 şa'bânının ibtidâsında ikinci def'a Amasya mutasarrıfı olup Abdullâh Efendi yine mütesellimlikde ibkâ edildi.

Mikdâd Paşa'nın muhâliflerinden Gürcüzâde Halîl Paşa Mar'aş'dan yeni geldiği hâlde Mikdâd Paşa tarafından aleyhinde şikâyetler tertîb edildiğinden Kütahya'da ikâmete me'mûr olmuşdu. Oradan Erzurum'a kaçıp vâlisi Yazıcızâde Mustafâ Paşa'ya sığındı. Çomuluoğlu Hacı Alî Paşa ile Avkatlıoğlu Mustafâ Paşa da Bozok beyi Hacı Mustafâ Bey'in yanına gitdi. Müjdecioğlu ile Göztaş Oğulları da geldiler. [141]

Şevvâl evâ'ilinde Amasya mütesellimi Abdullâh Efendi afv edilip İstanbul'a gitdikde Müjdecioğlu Hacı Abdulkâdir Ağa Amasya mütesellimi ve Göztaşoğlu Hacı Mustafâ Ağa Mikdâd Paşa'nın vekîl-i umûru ve zilhiccede Alî Efendi evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi olup geldi.

1196 muharreminde mutasarrıf Mikdâd Ahmed Paşa Amasya'ya gelip yerleşdi. Göztaşoğlu Hacı Mustafâ Ağa baş a'yân ve kardaşı Hacı Ebûbekir Ağa hacıbaşı oldu. Bu ayın sonunda ünlü a'yândan Hacı Efendizâde Hacı Ahmed Ağa vefât etdi.

Safer ibtidâsında Çorum sancağı da Mikdâd Paşa'ya verildiğinden dâ'iresi genişledi. Zâten Canik sancağı uhdesinde olmakla Amasya üç sancakdan mürekkeb bir vilâyet merkezi ve a'yândan Hacı Yûsuf Ağa Amasya mütesellimi ve Cebecioğlu Hacı İbrâhim Efendi nakîb oldu.

Fakat şehir kethüdâsı Zeyneloğlu Hâfız Alî Efendi Mikdâd Paşa'yı gücendirdiğinden rebî'ulevvelin ortalarında azl ile Konya'ya nefy edildi. Sa'atçioğlu Hacı Sâlih Efendi şehir kethüdâsı oldu. Ramazânın on sekizinci günü akşamı baş a'yânın Köprübaşı'ndaki konağında iftâra da'vetli olan Bekir Paşa müderrisi ve Sultân [142] Bâyezîd imâm-ı evveli Emîr İmâmoğlu Hacı Halîl Efendi terâvîh namâzından sonra hânesine giderken Rum kilisesi önünde bir şahs-ı mechûl tarafından kurşunla şehîd edildi.

Hacı Halîl Efendi, baş a'yânın işlerine i'tirâz edenlerden natûk, âlim, doğru sözlü bir zât olduğundan baş a'yân kendisinden çekinir, açıkdan dost görünürdü. Halk, merhûmun şehâdetini Mikdâd Paşa ve baş a'yândan bilmişdi. Kadı Nûh Efendi, mütesellim Hacı Yûsuf Ağa, nakîb Hacı ibrâhim Efendi, alaybeyi Ahmed Bey gibi zevâtı günlerce meşgûl eden şahs-ı kâtil bir türlü bulunamadı.

Nakîb Hacı İbrâhim Efendi, kâtilin her hâlde bulunmasını musırrâne taleb etdiğinden azl ile sâdâtdan Hacı Osmân Ağa nakîb oldu. Kadı da kâtilin bulunmasına pek ehemmiyet veriyordu.

Şehîdin oğulları Sa'dullâh, Mehmed Emîn, Ahmed, İsmâ'il Efendiler İstanbul'da amcazâdeleri bulunan sadâret mektûbî kalemi hulefâsından Abdulganî Paşazâde Süleymân Feyzî Bey vâsıtasıyla dîvân-ı hümâyûna şikâyet ve feryâd etmekde idiler.

Zilka'de ibtidâsında kadı azl edilip Çavuşoğlu Mehmed Emîn Efendi Amasya kadısı oldu ise de gelmedi. Tarafından Şamlızâde Alî Efendi nâ'ib olup geldi. Bu esnâda yeniçeri ağalığından ma'zûl Amasyalı Dayıoğlu Süleymân [143] Ağa Rûmeli pâyesiyle Hotin muhâfızı oldu.

Yine bu esnâda Gümüş voyvodası ve ma'den emîni Haseki Mehmed Ağa, Gümüş a'yânı Hacı Ebûbekir Ağa'yı Mikdâd Paşa'dan aldığı gizli emir üzerine bir bahâne bulup salben i'dâm ve hânesini ihrâk etdiğinden vârisleri İstanbul'a şikâyet ve İstanbul kadısı Gümüşlü Müftüzâde Ahmed Efendi'ye mürâca'at etmişlerdi.

Zilhicce ibtidâsında kâtilin bulunamadığından dolayı halkın diline düşen Hacı Yûsuf Ağa'nın azliyle Müjdecioğlu Hacı Abdulkâdir Ağa Amasya mütesellimi ve a'yândan Köseoğlu Ya'kûb Ağa evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi oldu. A'yândan Avkatlıoğlu Hacı İbrâhim Ağa bin Mehmed Ağa bu yıl vefât etdi.

1197 muharremi ibtidâsında Mikdâd Paşa Samsun'a gidip mu'ârızlarından ve kapıcıbaşılardan Bekir Beyzâde Hacı Abdullâh Bey bâ-fermân-ı âlî baş a'yân ve Köprübaşı Mahallesi'nden Göztaşoğlu Hacı Mustafâ Ağa hacıbaşı olup kâtil Haseki Mehmed Ağa'nın mevkûfen muhâkemesine ve Hacı Halîl Efendi kâtilinin behemahal bulunmasına dâ'ir şiddetli bir fermân geldi. Turnacıbaşı Kulçakzâde Mustafâ Ağa da serdâr oldu.

Bu esnâda sadâret kethüdâlığından ma'zûl [144] Amasyalı Ocak İmâmızâde Mustafâ Efendi vezâretle Erzurum vâlîsi ve Çorumluoğlu Hacı Alî Efendi şehir kethüdâsı ve saferde Fethullâhoğlu Abdullâh Bey alaybeyi oldu.

Rebî'ulevvelde Hacı Halîl Efendi'nin kâtili bulundu. Tahkîkâta başlandı. Kâtil, Göztaşoğlu Hacı Mustafâ Ağa'nın tâbi'i iken vak'adan evvel kendisine yol verdiği ve birkaç gün de kardeşi Ebûbekir Ağa'nın evinde kaldığı anlaşılıyordu. Bu esnâda ulemâdan Müderriszâde Abdurrahîm Efendi bin Şeyh Ahmed Efendi vefât etdi.

Rebî'ulâhirde Sa'atçioğlu Sâlih Efendi yine şehir kethüdâsı oldu. Cemâziyelâhirde Hasekî Mehmed'in kasden Hacı Ebûbekir Ağa'yı asıp öldürdüğü sâbit olduğundan kısâs i'lâmı verildi. Şa'bânda sâdır olan fermân ile Gümüş kasabasında kısâsen i'dâm edildi.

Ramazânın birinci günü Kara Müftü İsmâ'il Efendi'nin azliyle Arabacıoğlu Hacı Hüseyin Efendi tekrâr Amasya müftüsü oldu. Şevvâl tevcîhâtı defterinde "Eyâlet-i Kars, İçil sancağı üzerinde olmak şartıyla ilhâkan mîr-i mîrândan İbeklizâde Mustafâ Paşa'ya tevcîh" diye telhîs edilmiş olduğu görüldü.⁷¹⁷ [145]

Şevvâl ortalarında Amasya yeniçerilerini tesbît etmek için dergâh-ı âlî çavuşlarından Aydınlı Mehmed Ağa ile ocakdan orta yazıcısı Bağdatlı Alî Ağa Amasya'ya geldi. Tahkîk edilerek Amasya'da 380 nefer yeniçeri olduğu anlaşıldı.

Zilhiccenin yirmi yedisinde haseki başı Hacı İbrâhim Efendi evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi olup İstanbul'dan geldi. Bu yıl sâbık şehir kethüdâsı Zeyneloğlu Hacı Alî Efendi Konya'da vefât etdi.

1198 muharremi ibtidâsında Hacı Yûsuf Ağa mütesellim ve kapıcıbaşılardan Yenicelioğlu Hacı Ahmed Ağa baş a'yân, Türedioğlu Hacı Alî Ağa hacıbaşı olup müte'âkiben müftü efendinin azliyle selefi Kara Müftü İsmâ'il Efendi Amasya müftüsü oldu. Meclis-i a'yân a'zâları değişip Hacı Halîl Efendi'nin şehâdeti mes'elesinden berâ'et kazanan Göztaş Oğulları a'zâ oldular.

Receb ibtidâsında Kastamonulu Mehmed Şâkir Efendi ikinci def'a Amasya kadısı ve tarafından Şâmîzâde Alî Efendi nâ'ibi oldu. Receb evâ'ilinde a'yândan Şâhinoğlu Osmân Paşazâde Mustafâ Bey mîr-i mîrânlıkla Faş muhâfızı ve Gönye sancağı mutasarrıfı oldu.

Berât gecesi Sunkurlu müderrisi Kara Müftü Hacı İsmâ'il Hâtif Efendi vefât eylediğinden [146] büyük âlimlerden Fenercioğlu Hacı Halîl Keşfî Efendi Amasya müftüsü ve Kara Müftüzâde Hacı Ahmed Efendi Sunkurlu müderrisi oldu. Halk arasında yeni müftüye "Evliyâ Halîl Efendi" denirdi.

Şevvâl evâ'ilinde Amasya erkânından Bekir Beyzâde Hacı Abdullâh Bey halkın zoruyla Amasya mütesellimi olmuşdu.

Fakat Mikdâd Paşa'nın evâmir ve ahvâl-i nâbecâsına tahammül edemediğinden zilhicce gâyesinde isti'fâ edip Amasyalı Mustafâ Paşa'nın kethüdâsı oldu.

1199 muharremi ibtidâsında a'yândan Hacı Yûsuf Ağa Amasya mütesellimi ve Türedioğlu Hacı Alî Ağa baş a'yân ve Kesdekoğlu Ahmed Bey alaybeyi oldu.

Muharremin on altıncı günü enderûnda oda lalası Cezâyirli Alî Ağa evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi olarak menfiyyen Amasya'ya geldi. Saferde Menzilcioğlu Hacı Alî Efendi şehir kethüdâsı ve rebî'ulâhirde Ziyâre eşrâfından Hacı Mustafâ Ağa'nın Ziyâre'de yapdırdığı medreseye ulemâdan Hâfız Mehmed Efendi bin Abdulbâkî ilk müderris oldu.

Cemâziyelevvelde Ya'kûb Paşa müderrisi ve Sultâniyye vâ'izi Gümüşhâneli Ebûbekir Efendi Kastamonu'ya gidip yerine fuzalâdan [147] İkincizâde Mehmed Efendi müderris ve vâ'iz oldu. Cemâziyelâhirde sâdâtın büyüklerinden Köse Mehmedoğlu Hacı Ömer Ağa nakîb kâ'im-makâmı oldu.

Şa'bânda Trabzon vâlîsi Canikli Hacı Alî Paşa vefât eylediğinden oğlu Mikdâd Ahmed Paşa'ya Sivâs eyâleti verildi. Ramazânda Gümüşlü Müftüzâde Ahmed Efendi Anadolu kazaskeri oldu. Bu yıl Köprü müftüsü Müftü Çelebizâde Hacı Abdullâh ve Merzifon müftüsü Ma'kûlzâde Hacı İbrâhim Efendiler vefât etdi.

1200 muharreminde Göztaşoğlu Hacı Mustafâ Ağa baş a'yân ve kardaşı Hacı Ebûbekir Ağa hacıbaşı olup saferde Mikdâd Paşa'ya dehâlet eden Köprülü Hacı Alî Paşazâde Mehmed Emîn Bey Köprü voyvodası ve Amasya alaybeyi oldu. Bu esnâda Amasyalı Genç Alîzâde Ahmed Ağa bostancıbaşı olmuşdu.

Rebî'ulevvelde Sivâs ve Amasya halkı Mikdâd Paşa'dan acı şikâyetler etmekle paşa Sivâs'dan Konya vâlîliğine atıldı ise de Amasya uhdesinde kaldı. Rebî'ulâhirin on üçüncü günü Gümüşlü Müftüzâde Ahmed Efendi şeyhü'l-islâm oldu. Recebde Hacı Receb Efendi Amasya kadısı olup geldi.

Ramazânda Amasyalı Cebecizâde Osmân Paşa Hotin muhâfızı olup müte'âkiben vezâret [148] verildi. Şevvâl tevcîhâtında Mikdâd Paşa'nın ricâsıyla Sivâs vâlîliği yine uhdesinde kalıp şikâyetler boşa gitdi. Şevvâlinde Lâdikli Ahmed Ağa silahdâr-ı şehriyârî oldu.

Zilka'dede Emîr Hacıoğlu Hacı Hüseyin Efendi bin Hacı Mustafâ Ağa nakîb olup fuzalâdan Kölüklüoğlu Hacı Ömer Efendi ve Nahivci Hoca Mûsâ Efendi vefât etdi. Mûsâ Efendi Çevikçe Mahallesi'nde iki çeşme yapdırıp emlâkini bunlara vakf etmişdi. Mahdûmu Hâfız Mehmed Efendi mütevellî oldu.

1201 muharremi ibtidâsında Müjdecioğlu Hacı Abdulkâdir Ağa Amasya mütesellimi, Göztaş Oğulları baş a'yân ve hacıbaşı olup Hacı Mustafâ Ağa Mikdâd Paşa'nın kethüdâsı olduğundan bütün işler Hacı Ağa'nın re'yiyle yürürdü.

Bu esnâda bir gelin mes'elesi çıkdı. Pek çok dedikodular oldu. Mikdâd Paşa'nın harekâtında ne vezârete ne de haysiyyet-i insâniyyeye yakışmaz şeyler görülmeğe başladı. Bu yüzden kanlı hâdiseler oldu.

Mikdâd Paşa A'yânın ve yeniçerilerin harekâtında hissetdiği tahavvülü görünce Amasya sancağını mahdûmu Hasan Bey'in idâresine terk ederek kendi aleyhinde türeyen eşkıyânın ta'kîbine gitdi. Hasan Bey Amasya [149] mütesellimi oldu. Henüz on iki yaşında idi. Göztaşoğlu Hacı Mustafâ Ağa bunun lalası ve müdîr-i umûru idi.

Mecidözü tarafında çıkan Püsküllü Oğulları, Mikdâd Paşa'nın ve etbâ'ının zulüm ve kahrından doğup türemiş eşkıyâ idi. Bunlar Gavur Alî adlı bir nâmerdin idâresinde Amasya'nın garb ve cenûb taraflarını kesdirmişlerdi.

Cemâziyelâhirde Amasya müftüsü ve Osmân Çelebi müderrisi Evliyâ Halîl Efendi müderrisliği dâmâdı ünlü âlimlerden Soruklu Hâfız Alî Efendi bin Ahmed'e terk etdi. Şevvâlde Amasyalı Yenicelizâde Hâfız Ahmed Efendi tophâne nâzırı oldu. Âlimlerden Üçler Câmii imâmı Müftüzâde Osmân Efendi vefât edip oğlu Mehmed Hâlis Efendi imâm oldu.

1202 rebî'ulevvelinde mütesellim Hasan Bey, kendisine akâr tedâriki için Sarâchâne Câmii etrâfındaki vakıf dükkânları cebren zabt ve temellük etmeğe ve kirâlarını peşin alıp müstecirlere teslîm etmek üzere içindeki sâhiblerini çıkarmağa kalkışdı.

Çünkü pederi Mikdâd Paşa da Atabeg Medresesi etrâfındaki vakıf demirci dükkânlarını cebren zabt ve temellük ederek kendisine akâr edinmiş ve i'tirâz edenleri ve sâhiblerini iskât etmişdi. İ'tirâz edenlerin başında Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi vardı. [150]

Bu zât şimdi daha büyük bir cesâret-i medeniyye ibrâz ederek Hasan Bey'e ve Hacı Ağa'ya karşı çıkmışdı. Hacı Şâdgeldi Paşa'nın vakfı Sarâchâne Câmii mesâlihine vakf olan bu dükkânlarda alâkadar olan yeniçeri alemdârları da Hacı Ahmed Efendi'ye mu'în olup iş büyüdü ise de kuvvetle basdırıldı.

Rebî'ulâhirde sarây-ı hümâyûn yazı hocası çavuşân-ı şehriyârîden hattât-ı meşhûr Amasyalı Nüzhet Ahmed Efendizâde Es'ad Mehmed Efendi, Çelebi Sultân Vakfı mütevellîsi olarak Merzifon'a gönderildi. Hasekibaşı Hacı Alî Efendi de evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi olup Amasya'ya geldi.

Cemâziyelevvel ibtidâsında Abdurrahmân Efendi Amasya kadısı olup geldi. Şâyân-ı hayretdir ki Mikdâd Paşa, eşkıyâ çetesinin bir baskınına uğrayıp ma'iyyeti târumâr oldu. Kendi canını güç kurtarıp Amasya'ya kaçdı. Bir çeteye karşı şân-ı vezâretini, kendi şerefini berbâd etdi. Püsküllü Oğulları da kuvvetlendi.

Bu ahvâli de arz etmek üzere her tarafdan İstanbul'a koşan şikâyetçilerden Amasya'nın perîşân ahvâline ve Mikdâd Paşa'nın mezâlim ve seyyi'âtına vâkıf olan Birinci Sultân Abdulhamîd şa'bân evâ'ilinde Mikdâd Ahmed Paşa'nın vezâretini ref' ve Dimetoka'ya def' etdi. [151]

Dipnotlar

  • 717 İbeklizâde Mustafâ Paşa, Amasya'nın İbek Köyü'nden İbekli Ömer Ağa'nın oğlu olduğu da kayden sâbitdir. İpeklizâde değildir. Mahdûmu Nu'mân Bey Amasya'da meşhûrdur.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Caniklizadedir. 1195 yılı şabanının başında [Temmuz 1781] ikinci kez Amasya mutasarrıfı oldu; Abdullah Efendi yine mütesellimlikte bırakıldı.

Mikdad Paşa'nın muhaliflerinden Gürcüzade Halil Paşa, Maraş'tan henüz gelmişken Mikdad Paşa tarafından aleyhinde şikâyetler düzenlendiği için Kütahya'da oturmakla görevlendirilmişti. Oradan Erzurum'a kaçıp vali Yazıcızade Mustafa Paşa'ya sığındı. Çomuluoğlu Hacı Ali Paşa ile Avkatlıoğlu Mustafa Paşa da Bozok beyi Hacı Mustafa Bey'in yanına gittiler. Müjdecioğlu ile Göztaşoğulları da oraya geldiler.

Şevvalin ilk günlerinde Amasya mütesellimi Abdullah Efendi affedilip İstanbul'a gidince Müjdecioğlu Hacı Abdülkadir Ağa Amasya mütesellimi, Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa da Mikdad Paşa'nın işlerini yürüten vekili oldu. Zilhiccede Ali Efendi sultan vakıflarının mütevellisi olarak geldi.

1196 muharreminde [Aralık 1781] mutasarrıf Mikdad Ahmed Paşa Amasya'ya gelip yerleşti. Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa baş âyan, kardeşi Hacı Ebubekir Ağa da hacıbaşı oldu. Bu ayın sonunda ileri gelen âyandan Hacı Efendizade Hacı Ahmed Ağa öldü.

Safer başında Çorum sancağı da Mikdad Paşa'ya verildiğinden yönetim alanı genişledi. Canik sancağı zaten onun elinde bulunduğundan Amasya üç sancaktan oluşan bir vilayetin merkezi oldu. Âyandan Hacı Yusuf Ağa Amasya mütesellimi, Cebecioğlu Hacı İbrahim Efendi de nakib oldu.

Ne var ki şehir kethüdası Zeyneloğlu Hafız Ali Efendi Mikdad Paşa'yı gücendirdiği için rebiülevvelin ortalarında görevden alınarak Konya'ya sürüldü; Saatçioğlu Hacı Salih Efendi şehir kethüdası oldu. Ramazanın on sekizinci günü akşamı baş âyanın Köprübaşı'ndaki konağında iftara davetli olan Bekir Paşa Medresesi müderrisi ve Sultan Bayezid Camii'nin birinci imamı Emir İmamoğlu Hacı Halil Efendi, teravih namazından sonra evine giderken Rum kilisesinin önünde kim olduğu bilinmeyen biri tarafından kurşunla öldürüldü.

Hacı Halil Efendi baş âyanın işlerine itiraz edenlerden, sözünü esirgemeyen, bilgili ve doğru sözlü bir zat olduğundan baş âyan ondan çekinir, görünüşte ona dost davranırdı. Halk merhumun öldürülmesini Mikdad Paşa'nın ve baş âyanın işi saydı. Kadı Nuh Efendi, mütesellim Hacı Yusuf Ağa, nakib Hacı İbrahim Efendi, alaybeyi Ahmed Bey gibi kişileri günlerce uğraştıran katil bir türlü bulunamadı.

Nakib Hacı İbrahim Efendi katilin mutlaka bulunmasını ısrarla istediği için görevden alındı; seyyidlerden Hacı Osman Ağa nakib oldu. Kadı da katilin bulunmasına çok önem veriyordu.

Öldürülen Hacı Halil Efendi'nin oğulları Sadullah, Mehmed Emin, Ahmed ve İsmail Efendiler, İstanbul'da amcalarının oğlu olan ve sadaret mektubi kaleminin kıdemli kâtiplerinden bulunan Abdülgani Paşazade Süleyman Feyzi Bey aracılığıyla Divan-ı Hümayun'a şikâyet edip feryat ediyorlardı.

Zilkade başında kadı görevden alındı. Çavuşoğlu Mehmed Emin Efendi Amasya kadısı olduysa da kendisi gelmedi; onun adına Şamlızade Ali Efendi naib olarak geldi. Bu sırada yeniçeri ağalığından azledilmiş olan Amasyalı Dayıoğlu Süleyman Ağa, Rumeli beylerbeyliği payesiyle Hotin muhafızı oldu.

Yine bu sırada Gümüş voyvodası ve maden emini Haseki Mehmed Ağa, Mikdad Paşa'dan aldığı gizli emir üzerine bir bahane bulup Gümüş âyanı Hacı Ebubekir Ağa'yı asarak öldürdü ve evini yaktı. Bunun üzerine Ebubekir Ağa'nın mirasçıları İstanbul'a şikâyette bulunup İstanbul kadısı Gümüşlü Müftüzade Ahmed Efendi'ye başvurdular.

Zilhicce başında, katil bulunamadığı için halkın diline düşen Hacı Yusuf Ağa görevden alındı; Müjdecioğlu Hacı Abdülkadir Ağa Amasya mütesellimi, âyandan Köseoğlu Yakub Ağa da sultan vakıfları mütevellisi oldu. Âyandan Avkatlıoğlu Hacı İbrahim Ağa bin Mehmed Ağa bu yıl öldü.

1197 muharreminin başında [Aralık 1782] Mikdad Paşa Samsun'a gitti. Onun muhaliflerinden ve kapıcıbaşılardan Bekir Beyzade Hacı Abdullah Bey padişah fermanıyla baş âyan, Köprübaşı Mahallesi'nden Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa da hacıbaşı oldu. Katil Haseki Mehmed Ağa'nın tutuklu olarak yargılanmasını ve Hacı Halil Efendi'nin katilinin ne yapılıp edilip bulunmasını emreden sert bir ferman geldi. Turnacıbaşı Kulçakzade Mustafa Ağa da serdar oldu.

Bu sırada sadaret kethüdalığından azledilmiş olan Amasyalı Ocak İmamızade Mustafa Efendi vezirlikle Erzurum valisi oldu. Çorumluoğlu Hacı Ali Efendi şehir kethüdası, saferde de Fethullahoğlu Abdullah Bey alaybeyi oldu.

Rebiülevvelde Hacı Halil Efendi'nin katili bulundu ve soruşturmaya başlandı. Katilin Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa'nın adamı olduğu, Mustafa Ağa'nın olaydan önce onu hizmetinden çıkardığı ve katilin birkaç gün de kardeşi Ebubekir Ağa'nın evinde kaldığı anlaşılıyordu. Bu sırada ulemadan Müderriszade Abdurrahim Efendi bin Şeyh Ahmed Efendi öldü.

Rebiülahirde Saatçioğlu Salih Efendi yine şehir kethüdası oldu. Cemaziyelahirde Haseki Mehmed'in Hacı Ebubekir Ağa'yı kasten asıp öldürdüğü sabit olduğundan kısas hükmü verildi. Şabanda çıkan fermanla Gümüş kasabasında kısas olarak idam edildi.

Ramazanın ilk günü Kara Müftü İsmail Efendi görevden alındı ve Arabacıoğlu Hacı Hüseyin Efendi yeniden Amasya müftüsü oldu. Şevval ayının atama defterinde "Kars eyaleti, İçil sancağı da elinde kalmak şartıyla, eklenerek beylerbeylerinden İbeklizade Mustafa Paşa'ya verildi" diye kaydedilmiş olduğu görüldü.

Şevval ortalarında Amasya'daki yeniçerileri tespit etmek için dergâh-ı âli çavuşlarından Aydınlı Mehmed Ağa ile ocaktan orta yazıcısı Bağdatlı Ali Ağa Amasya'ya geldi. Yapılan incelemede Amasya'da 380 yeniçeri bulunduğu anlaşıldı.

Zilhiccenin yirmi yedisinde hasekibaşı Hacı İbrahim Efendi sultan vakıfları mütevellisi olarak İstanbul'dan geldi. Bu yıl eski şehir kethüdası Zeyneloğlu Hacı Ali Efendi Konya'da öldü.

1198 muharreminin başında [Kasım 1783] Hacı Yusuf Ağa mütesellim, kapıcıbaşılardan Yenicelioğlu Hacı Ahmed Ağa baş âyan, Türedioğlu Hacı Ali Ağa hacıbaşı oldu. Ardından müftü efendi görevden alındı ve selefi Kara Müftü İsmail Efendi Amasya müftüsü oldu. Âyan meclisinin üyeleri değişti; Hacı Halil Efendi'nin öldürülmesi meselesinden beraat eden Göztaşoğulları meclise üye oldular.

Receb başında Kastamonulu Mehmed Şakir Efendi ikinci kez Amasya kadısı, onun adına Şamizade Ali Efendi de naib oldu. Receb'in ilk günlerinde âyandan Şahinoğlu Osman Paşazade Mustafa Bey beylerbeyilik rütbesiyle Faş muhafızı ve Gönye sancağı mutasarrıfı oldu.

Berat gecesi Sunkurlu Medresesi müderrisi Kara Müftü Hacı İsmail Hatif Efendi ölünce büyük âlimlerden Fenercioğlu Hacı Halil Keşfi Efendi Amasya müftüsü, Kara Müftüzade Hacı Ahmed Efendi de Sunkurlu müderrisi oldu. Halk arasında yeni müftüye "Evliya Halil Efendi" denirdi.

Şevvalin ilk günlerinde Amasya'nın ileri gelenlerinden Bekir Beyzade Hacı Abdullah Bey halkın zoruyla Amasya mütesellimi olmuştu.

Fakat Mikdad Paşa'nın emirlerine ve yakışıksız davranışlarına dayanamadığından zilhiccenin sonunda istifa edip Amasyalı Mustafa Paşa'nın kethüdası oldu.

1199 muharreminin başında [Kasım 1784] âyandan Hacı Yusuf Ağa Amasya mütesellimi, Türedioğlu Hacı Ali Ağa baş âyan, Kesdekoğlu Ahmed Bey de alaybeyi oldu.

Muharremin on altıncı günü Enderun'da oda lalası olan Cezayirli Ali Ağa, sultan vakıflarının mütevellisi olarak ve sürgün sıfatıyla Amasya'ya geldi. Saferde Menzilcioğlu Hacı Ali Efendi şehir kethüdası oldu. Rebiülahirde Ziyare eşrafından Hacı Mustafa Ağa'nın Ziyare'de yaptırdığı medreseye ulemadan Hafız Mehmed Efendi bin Abdülbaki ilk müderris olarak atandı.

Cemaziyelevvelde Yakub Paşa Medresesi müderrisi ve Sultaniye vaizi Gümüşhaneli Ebubekir Efendi Kastamonu'ya gitti; yerine faziletli âlimlerden İkincizade Mehmed Efendi müderris ve vaiz oldu. Cemaziyelahirde seyyidlerin büyüklerinden Köse Mehmedoğlu Hacı Ömer Ağa nakib vekili oldu.

Şabanda Trabzon valisi Canikli Hacı Ali Paşa ölünce oğlu Mikdad Ahmed Paşa'ya Sivas eyaleti verildi. Ramazanda Gümüşlü Müftüzade Ahmed Efendi Anadolu kazaskeri oldu. Bu yıl Köprü müftüsü Müftü Çelebizade Hacı Abdullah Efendi ile Merzifon müftüsü Makulzade Hacı İbrahim Efendi öldü.

1200 muharreminde [Kasım 1785] Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa baş âyan, kardeşi Hacı Ebubekir Ağa hacıbaşı oldu. Saferde Mikdad Paşa'ya sığınan Köprülü Hacı Ali Paşazade Mehmed Emin Bey Köprü voyvodası ve Amasya alaybeyi oldu. Bu sırada Amasyalı Genç Alizade Ahmed Ağa bostancıbaşı olmuştu.

Rebiülevvelde Sivas ve Amasya halkı Mikdad Paşa'dan acı acı şikâyet edince paşa Sivas'tan alınıp Konya valiliğine gönderildi, ama Amasya yine onun elinde kaldı. Rebiülahirin on üçüncü günü [13 Şubat 1786] Gümüşlü Müftüzade Ahmed Efendi şeyhülislam oldu. Recebde Hacı Receb Efendi Amasya kadısı olarak geldi.

Ramazanda Amasyalı Cebecizade Osman Paşa Hotin muhafızı oldu, ardından kendisine vezirlik verildi. Şevval atamalarında Mikdad Paşa'nın ricasıyla Sivas valiliği yine onda bırakıldı ve şikâyetler boşa çıktı. Aynı şevvalde Lâdikli Ahmed Ağa padişahın silahdarı oldu.

Zilkadede Emir Hacıoğlu Hacı Hüseyin Efendi bin Hacı Mustafa Ağa nakib oldu. Faziletli âlimlerden Kölüklüoğlu Hacı Ömer Efendi ile Nahivci Hoca Musa Efendi öldüler. Musa Efendi Çevikçe Mahallesi'nde iki çeşme yaptırıp mülklerini bunlara vakfetmişti; oğlu Hafız Mehmed Efendi mütevelli oldu.

1201 muharreminin başında [Ekim 1786] Müjdecioğlu Hacı Abdülkadir Ağa Amasya mütesellimi oldu, Göztaşoğulları da baş âyanlığı ve hacıbaşılığı aldılar. Hacı Mustafa Ağa aynı zamanda Mikdad Paşa'nın kethüdası olduğundan bütün işler Hacı Ağa'nın görüşüne göre yürüyordu.

Bu sırada bir gelin meselesi çıktı ve pek çok dedikodu yapıldı. Mikdad Paşa'nın davranışlarında ne vezirliğe ne de insanlık onuruna yakışan şeyler görülmeye başladı. Bu yüzden kanlı olaylar yaşandı.

Mikdad Paşa, âyanın ve yeniçerilerin tutumunda bir değişme sezince Amasya sancağını oğlu Hasan Bey'in yönetimine bırakıp kendi aleyhine türeyen eşkıyanın peşine düştü. Hasan Bey Amasya mütesellimi oldu; henüz on iki yaşındaydı. Göztaşoğlu Hacı Mustafa Ağa onun lalası ve işlerinin yöneticisiydi.

Mecidözü tarafında ortaya çıkan Püsküllüoğulları, Mikdad Paşa'nın ve adamlarının zulmü ile baskısından doğup türemiş bir eşkıya takımıydı. Gavur Ali adlı bir alçağın yönetiminde Amasya'nın batı ve güney taraflarındaki yolları kestirmişlerdi.

Cemaziyelahirde Amasya müftüsü ve Osman Çelebi Medresesi müderrisi Evliya Halil Efendi müderrisliği, ünlü âlimlerden olan damadı Soruklu Hafız Ali Efendi bin Ahmed'e bıraktı. Şevvalde Amasyalı Yenicelizade Hafız Ahmed Efendi Tophane nazırı oldu. Âlimlerden Üçler Camii imamı Müftüzade Osman Efendi öldü, yerine oğlu Mehmed Halis Efendi imam oldu.

1202 rebiülevvelinde mütesellim Hasan Bey kendisine gelir getirecek mülk edinmek için Saraçhane Camii çevresindeki vakıf dükkânlarını zorla ele geçirip mülk edinmeye, kiralarını peşin alıp dükkânları yeni kiracılara teslim etmek üzere içindeki sahiplerini çıkarmaya kalkıştı.

Çünkü babası Mikdad Paşa da Atabek Medresesi çevresindeki vakıf demirci dükkânlarını zorla ele geçirip kendine gelir mülkü edinmiş, itiraz edenleri ve dükkân sahiplerini susturmuştu. İtiraz edenlerin başında Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi vardı.

Bu zat şimdi daha büyük bir yurttaşlık cesareti göstererek Hasan Bey'e ve Hacı Ağa'ya karşı çıktı. Hacı Şadgeldi Paşa'nın vakfı olup Saraçhane Camii'nin giderlerine ayrılmış bu dükkânlarda çıkarı bulunan yeniçeri alemdarları da Hacı Ahmed Efendi'ye yardımcı oldular. İş büyüdüyse de zor kullanılarak bastırıldı.

Rebiülahirde sarayın yazı hocası, padişah çavuşlarından ünlü hattat Amasyalı Nüzhet Ahmed Efendizade Esad Mehmed Efendi, Çelebi Sultan Vakfı mütevellisi olarak Merzifon'a gönderildi. Hasekibaşı Hacı Ali Efendi de sultan vakıfları mütevellisi olarak Amasya'ya geldi.

Cemaziyelevvel başında Abdurrahman Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Hayret edilecek şeydir ki Mikdad Paşa bir eşkıya çetesinin baskınına uğradı ve maiyeti darmadağın oldu. Kendi canını güçlükle kurtarıp Amasya'ya kaçtı. Bir çeteye karşı vezirlik şanını da kendi şerefini de yerle bir etti. Püsküllüoğulları da güçlendi.

Bu durumu da arz etmek için her taraftan İstanbul'a koşan şikâyetçilerden Amasya'nın perişan hâlini, Mikdad Paşa'nın zulümlerini ve kötülüklerini öğrenen Birinci Sultan Abdülhamid, şabanın ilk günlerinde [Mayıs 1788] Mikdad Ahmed Paşa'nın vezirliğini kaldırıp onu Dimetoka'ya sürdü.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mutasarrıf: sancağın yöneticisi
  • mütesellim: sancak yöneticisinin yerinde işleri yürüten vekili
  • ibkâ edilmek: görevde bırakılmak
  • a'yân, baş a'yân: şehrin ileri gelenleri; bunların başı
  • hacıbaşı: âyan meclisinde baş âyandan sonra gelen ileri gelen
  • nakîb: seyyid ve şeriflerin işlerine bakan temsilci
  • evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi: padişah vakıflarının yöneticisi
  • nefy: sürgün
  • şahs-ı mechûl: kim olduğu bilinmeyen kişi
  • natûk: sözünü esirgemeyen, iyi konuşan
  • salben i'dâm: asarak öldürme
  • ihrâk: yakma
  • kısâs i'lâmı: aynı cezayla cezalandırma kararı
  • tevcîhât defteri: yıllık atamaların yazıldığı defter
  • ilhâkan: ek olarak, birleştirilerek
  • mîr-i mîrân: beylerbeyi rütbesi
  • dehâlet: sığınma
  • akâr: kira getiren mülk
  • cesâret-i medeniyye: haksızlığa karşı açıkça ses çıkarma cesareti
  • ref' ve def': görevden kaldırıp uzaklaştırma

Caniklizade Mikdad Ahmed Paşa

Hüsameddin'in sert bir dille anlattığı Mikdad Ahmed Paşa, Samsun ve çevresinde kuşaklar boyu güç kullanan Canikli Hacı Ali Paşa ailesinin küçük oğludur. Özcan Mert'in araştırmasına göre babası, Kırım seraskerliği sırasında devletin kendisine ihtiyaç duymasını fırsat bilerek aile fertlerine büyük makamlar aldırmış, 1778'de Sivas valiliği vezirlikle henüz on sekiz yaşındaki Mikdad Ahmed Bey'e verilmişti. Paşanın Amasya ile ilişkisi bu ilk valilik yıllarında başlar ve baştan sorunludur: baskısına dayanamayan Amasya âyanı 1778 sonlarında Bozok mutasarrıfı Çapanoğlu Mustafa Bey'e sığınmış, Bâbıâli de 1779 başında paşayı Sivas'tan alıp Trabzon'a göndermiş, haksız yere el koyduğu malları sahiplerine geri vermesini emretmişti. Ardından Çapanoğlu'yla silahlı bir çatışmaya giren Mikdad Ahmed yenilmiş, Amasya Çapanoğlu'nun eline geçmiş, babası ile ağabeyi Battal Hüseyin Kırım'a kaçarken kendisi Bursa'da gözaltına alınmıştı.

Hüsameddin'in maddeyi "ikinci kez Amasya mutasarrıfı oldu" diye açması bu geçmişle anlam kazanır. Canikliler 1781 Eylül'ünde affedilmiş ve Mikdad Ahmed Paşa'ya Erzurum valiliğiyle birlikte Amasya sancağı arpalık olarak verilmiştir. Metinde muhaliflerin "Bozok beyi Hacı Mustafa Bey"in yanına gittiği anlatılırken sözü edilen kişi, Canikliler'in en güçlü rakibi Çapanoğlu Hacı Mustafa Bey'dir. Kaynaklara göre Canikli Hacı Ali Paşa bu rakibini 1782 Nisan'ında kölelerinden bazıları eliyle öldürtmüştür. Böylece Amasyalı muhaliflerin dayandığı kapı da kısa sürede kapanmış oldu; Hüsameddin'in sonraki sayfalarda anlattığı ağır yönetim bu boşlukta kurulur.

Mert'in verdiği atama sırası, Hüsameddin'in kaydıyla büyük ölçüde örtüşür. Paşa 1782 Ağustos'unda Çorum mutasarrıflığına, aynı yılın Aralık ayında Konya valiliğine getirilmiş, 1784'te Trabzon'a, 1785 Haziran'ında Sivas'a atanmıştır. Hüsameddin Çorum'un paşaya 1196 saferinde [Ocak 1782] verildiğini söyler ki bu, Mert'in tarihinden birkaç ay öncedir. Babasının ölümü konusunda da küçük bir ayrılık vardır: Hüsameddin Hacı Ali Paşa'yı "Trabzon valisi" olarak 1199 şabanında [Haziran 1785] ölmüş gösterir, Mert ise onun son görev yeri Erzurum'da 1785 ortalarında öldüğünü yazar. Paşanın şikâyetler üzerine Sivas'tan alınıp sonra yine oraya döndürülmesi her iki anlatımda da vardır; Mert arada Diyarbekir valiliğini de sayar.

Paşanın Azli ve Sonu

Hüsameddin, I. Abdülhamid'in 1202 şabanında [Mayıs 1788] paşanın vezirliğini kaldırıp onu Dimetoka'ya sürdüğünü yazar. Öteki kaynaklar bu noktada daha karışık bir yol çizer. Mert'e göre Mikdad Ahmed Paşa 1787'de Halep, ardından Diyarbekir valiliğine ve Boğdan başbuğluğuna getirilmiş, Yaş tarafındaki savaşlarda başarısız olunca görevden alınmış, 1790'da asker sürücülüğünde de istenen başarıyı gösteremeyince Filibe'ye gönderilmiştir. III. Selim döneminin saray günlüğü olan ve İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın yayımladığı Dış Ruznâme ise paşa hakkında son derece sert bir not düşer: savaş sırasında Şahbaz Giray'ın yanında bulunmuş, halktan para toplatmış, Yaş'ın ileri gelenlerinden kız istemiş, Avusturyalılar baskın yapınca kaçmış, sadrazam Yusuf Paşa tarafından azarlanmıştır. Vezirliği bir kez kaldırılmış, III. Selim'in tahta çıkışında Şah Sultan'ın ricasıyla tuğları geri verilip Selanik'e atanmış, orada daha da çok zulmedince vezirliği yeniden kaldırılmış ve Dimetoka'da bulunuyormuş.

Bu bilgiler, Hüsameddin'in iki ayrı azli tek bir olay gibi anlattığını düşündürür. Buna karşılık paşanın son durağı konusunda Hüsameddin haklı görünür: Ruznâme, paşanın kesik başının 1206 yılı cemaziyelevvelinin otuzunda [Ocak 1792] Dimetoka'dan getirilip Bâb-ı Hümâyun önüne konduğunu kaydeder. Mert'in "Filibe'de sürgünde" ifadesi bu kayıtla tam uyuşmaz. Mert, paşanın başının Karacaahmet'e gömüldüğünü, oğlu Hasan'ın Seddülbahir'e gönderildiğini de bildirir; Hüsameddin aynı sürgünü 73. maddede anlatır.

Gümüşlü Müftüzade Ahmed Efendi

Hüsameddin'in "Gümüşlü" diye andığı Müftüzade Ahmed Efendi'nin kariyeri, Mehmet İpşirli'nin yazdığı biyografide verilen tarihlerle uyuşur: 1782'de İstanbul kadısı, 1785'te Anadolu kazaskeri ve 10 Şubat 1786'da şeyhülislam olmuştur. Hüsameddin'in 1200 rebiülahirinin on üçü olarak verdiği tarih, miladi takvimde birkaç gün sonrasına düşer. İpşirli, Ahmed Efendi'nin 1787'de I. Abdülhamid'i Rusya'ya savaş açılmasına ikna edenlerden olduğunu, Avusturya'nın da savaşa girmesi üzerine endişeye düşüp azlini istediğini, 10 Kasım 1791'de ölüp Üsküdar'da Havuzdibi'ne gömüldüğünü yazar. Bir noktada ise iki anlatım ayrılır: İpşirli, Müftüzade lakabının babasının Gelibolu müftüsü olmasından geldiğini söyler. Hüsameddin'in "Gümüşlü" nisbesi, onu Amasya'ya bağlı Gümüş kasabasıyla ilişkilendirir; bu ayrılık kaynaklarla çözülemedi.

İbeklizade Mustafa Paşa ve Anapa

Hüsameddin bir dipnotunda İbeklizade Mustafa Paşa'nın Amasya'nın İbek köyünden İbekli Ömer Ağa'nın oğlu olduğunu, adının "İpeklizade" diye yazılmasının yanlış olduğunu belirtir ve oğlu Numan Bey'in Amasya'da tanındığını ekler. Bu uyarı ilgi çekicidir, çünkü 1791'de Ruslara düşen Anapa kalesini Çerkes önderi İmam Mansur ile birlikte savunan Osmanlı paşası kimi kaynaklarda "İpeklizade Köse Mustafa Paşa" olarak geçer. Mustafa Özsaray, Trabzon valisi Köse Mustafa Paşa'nın 1202 [1787] yılında bin askerle Anapa'ya gönderildiğini, Çerkes heyetinin ise paşanın yanında ancak birkaç yüz asker gördüğünü aktarır. Mehmet İnbaşı'nın valiler listesinde de 23 Eylül 1787'de Trabzon'a atanan, "eski Halep valisi ve Soğucak başbuğu" Vezir Mustafa Paşa yer alır. Bu kayıtlardaki Mustafa Paşa'nın Hüsameddin'in İbeklizade'si olması kuvvetle muhtemeldir, ancak elimizdeki kaynaklar bunu kesin olarak söylemeye yetmez.

Metnin Öteki Ayrıntıları

Hacı Halil Efendi cinayeti, Gümüş âyanı Hacı Ebubekir Ağa'nın asılması, Saraçhane Camii ve Atabek Medresesi çevresindeki vakıf dükkânlarının zorla ele geçirilmesi ve Püsküllüoğulları eşkıyası hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Bu olayları bugün yalnız Hüsameddin'in sicillere ve aile kayıtlarına dayanan anlatısından biliyoruz. Bu bölümde dikkati çeken bir başka nokta, bir vakıf malına el uzatılmasına karşı çıkan Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi'nin ilerleyen yıllarda ulemanın ve âyanın ittifakıyla Amasya müftüsü seçilmesidir (73. madde).

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 670–673. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.