Amasyalıdır. Cihât Defterinde mezkûr olduğu üzere Amasya’da Darü’ş-Şifâ mu’temedi Mehmed Halîfe’nin oğludur. Pederinin hayâtında İstanbul’a gidip sarây-ı hümâyûnda Bostancılar Ocağına girdi. 1156’da pederinin fevtiyle vazifesi kendisine verildi.
Ba’dehû ocağında tefeyyüz ederek hâseki ağalığı ile devr-i hidemât edib 1184’de Ya’kûb Ağa’nın yerine Bostancıbaşı, ya’nî Zabtiye Nâzırı olarak ricâl-i devlet sırasına girdi. 1185’de azledilip Hicâz’a gitdi. Avdetinde Üsküdâr’da mukîm olup 1189’da vefât etdi. Karaca Ahmed kabristânında medfûndur. Uhdesinde bulunan mu’temetlik vazifesi mahdûmu Nûreddîn Mehmed Efendi’ye tevcîh edildi. Buna Amasya’da “Bostânîzâde” denirdi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Cihât Defteri'nde yazıldığı üzere Amasya'da Darüşşifa mütevellisi Mehmed Halîfe'nin oğludur. Babası hayattayken İstanbul'a gidip padişah sarayında Bostancılar Ocağı'na girdi. 1156'da [1743-44] babasının ölümüyle görevi kendisine verildi.
Daha sonra ocakta öne çıkarak haseki ağalığıyla hizmet etti ve 1184'te [1770-71] Yakub Ağa'nın yerine Bostancıbaşı, yani Zabtiye Nâzırı olarak devlet ricali sırasına girdi. 1185'te [1771-72] görevden alınarak Hicaz'a gitti. Dönüşünde Üsküdar'da oturdu ve 1189'da [1775-76] vefat etti. Karaca Ahmed Mezarlığı'na gömülüdür. Elinde bulunan mütevellilik görevi oğlu Nûreddîn Mehmed Efendi'ye verildi. Bu kişiye Amasya'da "Bostânîzâde" denirdi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- Cihât Defteri: vakıf görevlerinin kaydedildiği defter (anlamı metinden çıkarılmıştır)
- Darüşşifa mu'temedi: Amasya'daki Darüşşifa'nın (şifahane) güvenilir yöneticisi, mütevelli
- Bostancılar Ocağı: sarayın bahçe, kayık ve güvenlik işlerine bakan asker teşkilatı
- fevt: ölüm
- haseki: bostancı ocağında yüksek hizmetli, seçkin bostancı
- devr-i hidemât: görevlerde dolaşma, sırayla hizmet
- Zabtiye Nâzırı: asayişten sorumlu üst görevli
- ricâl-i devlet: devlet adamları
- azl: görevden alma
- avdet: dönüş
- mukîm: oturan
- tevcîh: görev verme
Bostancıbaşı Kimdi?
Bostancılar, Osmanlı saray teşkilatının dış hizmet kısmındandı. Başlıca işleri sarayın bağ ve bahçelerine ve padişaha ait kayıklara bakmaktı, ama saraya ait her işte kullanılabilirlerdi. Ocağın en büyük âmiri olan bostancıbaşı, İstanbul'un başta Boğaziçi ve Adalar olmak üzere önemli bir bölümünün asayişinden sorumluydu. Padişahın bindiği kayığın dümenini tutar, ölüme mahkûm edilenlerin cezasını genellikle saray içinde infaz ederdi. Bostancıbaşılar hep saraydan yetişir, dış hizmete çıkarken genellikle sancak beyi olurlardı. Hüsameddin'in "Zabtiye Nâzırı" açıklaması, bostancıbaşının asayiş görevini bugünkü diliyle anlatan bir karşılıktır.
Amasyalı Bostancılar
Ansiklopedi maddesi Bursa ve Gelibolu gibi Amasya'nın da padişahlara ait bağ ve bostanların bulunduğu bir yer olduğunu, buralarda bostancıların görev yaptığını kaydeder. Bu, ailenin Amasya'dan saraya yönelmesini kolaylaştırmış olabilir; Hüsameddin bu konuda bir şey söylemez. Aynı ciltte İbrahim Ağa-Haseki adlı bir başka Amasyalı da gençliğinde saraya girip bostancılar ocağına yazılmıştır. Bostancıbaşı'nın Darüşşifa'daki mütevelliliği, ölümünden sonra oğluna verilmiştir; saray kariyeri Amasya'daki vakıf görevinden kopmamış görünür. Cihât Defteri, Karaca Ahmed Mezarlığı'nın Üsküdar'daki durumu ve Bostancıbaşı'nın görev yılları hakkında okuduğum kaynaklarda ayrı bilgi bulunamadı.
Kaynakça