[215] Amasya serdârı meşhûr Göyünlüoğlu Mehmed Ağa bin Ali bin İbrâhim bin Bâlî oğludur. Yeniçeri alemdârlığından iken 1241 senesinde yeniçeriliğin ilgâsında ihtifâ ederek kurtuldu. 1245’de vürûd eden afv fermânı üzerine meydâna çıkıp Nizib muhârebesinde yüzbaşılıkla hizmet etdi.
1256’da binbaşı olduysa da ârıza-i vücûdiyyesine binâen 1257’de mütekâ’id olup 1259’da meclis-i idâre erkânından görüldü. Ba’dehû vefât etdi. Kübceğiz Mahallesi eşrâfından hânedân bir kimse idi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya serdarı, meşhur Göyünlüoğlu Mehmed Ağa bin Ali bin İbrâhim bin Bâlî'nin oğludur. Yeniçeri alemdarı (sancaktarı) iken 1241 [1826] yılında Yeniçeri Ocağı kaldırıldığında saklanarak canını kurtardı. 1245 [1829-30] yılında gelen af fermanı üzerine ortaya çıktı ve Nizip savaşında yüzbaşı olarak hizmet etti.
1256 [1840-41] yılında binbaşı olduysa da bedenindeki rahatsızlık yüzünden 1257 [1841-42] yılında emekliye ayrıldı; 1259 [1843-44] yılında idare meclisi üyeleri arasında görüldü. Bir süre sonra öldü. Kübceğiz Mahallesi'nin ileri gelenlerinden, köklü bir aileye mensup bir kimseydi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- serdâr: başbuğ, kumandan; burada bir şehirdeki yeniçerilerin başı
- alemdâr: sancak taşıyan, bayraktar
- ilgâ: kaldırma, ortadan kaldırma
- ihtifâ: saklanma, gizlenme
- vürûd: gelme, ulaşma
- afv fermânı: padişahın bağışlama buyruğu
- ârıza-i vücûdiyye: bedensel rahatsızlık
- mütekâ'id: emekli
- meclis-i idâre erkânı: idare meclisinin üyeleri
- ba'dehû: bundan sonra
- eşrâf: ileri gelenler, soylu kimseler
- hânedân: köklü, tanınmış bir aileden gelen
Yeniçeri Ocağının Kaldırılması ve Saklanan Yeniçeriler
Mehmed Ağa'nın hayatındaki kırılma noktası, Osmanlı kaynaklarında "Vak'a-i Hayriyye" diye anılan olaydır. II. Mahmud, devlet düzenini merkezî bir yapıya kavuşturmak ve yeni bir ordu kurmak için Yeniçeri Ocağı'nı en büyük engel olarak görüyordu. Ocak, İstanbul'da çıkan son ayaklanmanın kanlı biçimde bastırılmasının ardından 17 Haziran 1826'da kaldırıldı. Kışlalar topa tutulup yakıldı, yakalanan pek çok yeniçeri yargılanarak idam edildi. Bununla birlikte olayları inceleyen araştırmacılar, kuşatılan kışlanın arka tarafında kaçmak isteyenler için bir çıkış yolu açık bırakıldığını, bazı kapıların bilerek açık tutulduğunu da kaydeder. Yeniçeri sayısının ve idam edilenlerin miktarının bugün bile kesin olarak bilinememesi, saklanarak kurtulanların az olmadığını düşündürür.
Hüsameddin'in anlattığı hayat, bu kurtulanlardan birinin taşradaki hikâyesidir. Ocağın sancaktarı olan genç Mehmed Ağa önce saklanmış, üç dört yıl sonra çıkan bir af fermanıyla yeniden ortaya çıkabilmiştir. Dikkat çekici olan, eski bir yeniçerinin kısa süre sonra Ocağın yerine kurulan yeni orduda subay olarak görev almasıdır. Böylece aynı kişi, hem kaldırılan Ocağın hem de onun yerini alan düzenin içinde bulunmuştur.
Nizip Savaşı
Mehmed Ağa'nın yüzbaşı olarak katıldığı Nizip savaşı, Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrâhim Paşa kumandasındaki Mısır ordusu ile Hâfız Paşa'nın idaresindeki Osmanlı ordusu arasında yapılmış ve 24 Haziran 1839'da Osmanlı ordusunun ağır yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Osmanlı ordusunun yanında bulunan Prusyalı subay Helmuth von Moltke, Mısır öncü kuvvetlerine saldırılmasını önermiş, fakat Hâfız Paşa'yı ikna edememişti. Moltke'nin sonraki askerî düşüncesinde bu savaşın bıraktığı izlenimlerin önemli bir yer tuttuğu belirtilir. Hüsameddin, Mehmed Ağa'nın bu savaştan sonra, 1256 [1840-41] yılında binbaşılığa yükseldiğini söyler; ancak hastalığı yüzünden bir yıl sonra emekliye ayrılmıştır.
Kübceğiz Mahallesi
Hüsameddin, Mehmed Ağa'yı Kübceğiz Mahallesi'nin ileri gelenleri arasında sayar. Aynı eserin başka bir cildinde, iki gencin aşkını anlatırken onların "Kübceğiz Mahallesi üstünde Kaşukpınarı denilen" bir mesire yerinde yan yana gömüldüğünü yazar. Buna göre mahallenin üst tarafında halkın gezinti yeri olarak kullandığı bir pınar başı bulunuyordu.
Selim Özcan'ın yayımladığı 1256 [1840] tarihli Amasya nüfus defteri ile 1260-1261 [1844-45] tarihli temettuat defterlerinin mahalle listesinde "Kübceğiz" adı görünmez. Aynı listede 1840'ta 89 Müslüman ve bir gayrimüslim haneli, 1844-45'te 101 Müslüman ve iki gayrimüslim haneli büyük bir "Köyceğiz" mahallesi yer alır. Osmanlı yazısında iki adın birbirine çok yakın yazılması, bunların aynı mahalle olabileceğini akla getirir; ancak bu bir tahmindir ve kaynaklarla doğrulanamamıştır. Göyünlüoğlu ailesine dair Hüsameddin dışında bir kayda rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
Akademik çalışmalar