İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İbrâhim Efendi-Kazanlı Şeyh el-Hâc

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 75 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Deşt-i Kıpçakda kâin Kazân şehri ahâlisinden [218] Halîl’in oğludur. Amasya’ya gelip ulemâdan tahsîl-i ulûm ederek ders-i âm oldu. Halka va’z u nasihat, hastalara du’âlar kıra’at ederek fevkalâde iştihâr etdi. Rukye yazar, nusha verir idi. Nefes ve nushası mü’essir olduğundan hânesi erbâb-ı hâcâtın melce’i oldu.

Üç def’a Hicâz’a gitdi. Üçüncü def’asında Mekke-i Mükerreme’de 1275 zilhiccesinde vefât etdi. Âlim, sûfî nihâd, rukye-nüvis, küşâde-rû, kanâ’at-kâr bir şeyh idi. Taşköprülü eş-Şeyh el-Hâc Abdullah Efendi’den müstahlef idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Deşt-i Kıpçak'ta (Kıpçak bozkırında) bulunan Kazan şehri halkından Halîl'in oğludur. Amasya'ya gelip âlimlerden ilim tahsil ederek ders-i âm (medresede ders okutmaya yetkili müderris) oldu. Halka vaaz ve nasihat ederek, hastalara dualar okuyarak çok büyük bir şöhret kazandı. Rukye (şifa için okunan dua) yazar, muska verirdi. Nefesinin ve muskasının tesirli olduğuna inanıldığından evi, dertli ve ihtiyaç sahibi kimselerin sığınağı oldu.

Üç defa Hicaz'a gitti. Üçüncü gidişinde, Mekke-i Mükerreme'de 1275 yılı Zilhicce ayında [Temmuz 1859] öldü. Âlim, sûfî yaratılışlı, rukye yazan, güler yüzlü, kanaatkâr bir şeyhti. Taşköprülü eş-Şeyh el-Hâc Abdullah Efendi'nin halifesiydi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • Deşt-i Kıpçak: Kıpçak bozkırı, Karadeniz'in kuzeyinden İdil boyuna uzanan bozkırlar
  • kâin: bulunan
  • va'z u nasihat: vaaz ve öğüt
  • kıra'at: okuma
  • iştihâr: ün kazanma
  • rukye: şifa ya da korunma için okunup üflenen dua
  • nusha: muska, dua yazılı kâğıt
  • mü'essir: etkili, tesirli
  • erbâb-ı hâcât: ihtiyaç sahipleri
  • melce': sığınak
  • sûfî nihâd: sûfî yaratılışlı
  • rukye-nüvis: rukye yazan
  • küşâde-rû: güler yüzlü
  • müstahlef: halife kılınmış, şeyhinden icazet almış

Kazan'dan Amasya'ya

İbrâhim Efendi'nin geldiği Kazan, İdil boyunun en önemli İslâm şehirlerinden biriydi. Altın Orda hanı Uluğ Muhammed'in 1437'de (bazı tarihçilere göre 1445'te) kurduğu Kazan Hanlığı'nın başşehri olan şehir, Sibirya'ya ve Orta Asya'ya uzanan yollar üzerindeki konumu sayesinde büyük bir ticaret merkezine dönüşmüş, kısa sürede camiler, saraylar ve medreselerle donanmıştı. 1552'de Rus hâkimiyetine geçtikten sonra şehrin İslâmî kimliği büyük ölçüde silindi; 1555'te kurulan piskoposluk, Müslüman halkı Hristiyanlaştırmak için yoğun bir faaliyete girişti. Kazan, 1708'den sonra Rus İmparatorluğu'nun Kazan guberniyasının merkeziydi.

İbrâhim Efendi'nin Amasya'ya ne zaman ve hangi yolla geldiği bilinmiyor. Hüsameddin'in verdiği bilgilere bakılırsa ilim tahsilini Amasya'da yapmış, burada müderrislik derecesine ulaşmış ve şehre yerleşmiştir. Karadeniz'in kuzeyinden Amasya'ya gelip yerleşen âlimlerin tek örneği o değildir. Bir önceki maddelerde anılan Hicâbî Abdülbâkî Efendi de 1774'te Kırım'dan göçerek Amasya'ya yerleşmiş, onun halifelerinden biri de Dağıstanlı Şeyh el-Hâc Yasin Efendi olmuştur. Bu örnekler, Amasya'nın medrese ve tekkelerinde Kırım'dan ve Kafkasya'dan gelenlerin de yer bulduğunu gösterir.

Rukye ve Muska

Hüsameddin, İbrâhim Efendi'nin şöhretini her şeyden önce okuyup üflemesine ve verdiği muskalara bağlar. Rukye, sözlükte "okuyup üfleyerek tedavi etmek" anlamına gelir; terim olarak şifa ya da korunma amacıyla Kur'an'dan bir bölümün, Allah'ın isim ve sıfatlarının ya da bir duanın okunup üflenmesidir. Bu duaların kâğıda yazılıp taşınan biçimine muska denir. Hadis kaynaklarında rukyeyi caiz gösteren rivayetlerin yanında onu yasaklayan rivayetler de bulunduğundan âlimler bu konuda farklı görüşler ileri sürmüştür. Mezhep imamları şirke ve istismara götürmeyen rukyede sakınca görmemiştir; Hanefî fakihleri de şifayı verenin Allah olduğuna inanıldığı sürece rukyenin caiz olduğunu söylemiş, buna karşılık eşler arasında bile olsa "muhabbet muskası" yaptırmayı haram saymıştır. Günümüz araştırmacıları, dua niteliğindeki okumayla sihir amaçlı üfürükçülüğü birbirinden ayırmak gerektiğini vurgular.

Hüsameddin, İbrâhim Efendi'yi "âlim" ve "ders-i âm" diye niteler; yani bu kişi medrese eğitimi almış bir müderristir. Onun halka dua okuması ve muska yazması, XIX. yüzyıl Amasya'sında medrese ile tekke arasındaki sınırın ne kadar geçirgen olduğunu gösterir. Hüsameddin'in bu uygulamayı övgüyle anması da kendi döneminin bakışını yansıtır.

Mekke'de Ölümü ve Şeyhi

İbrâhim Efendi üç kez Hicaz'a gitmiş ve üçüncüsünde, 1275 yılının Zilhicce ayında Mekke'de ölmüştür. Zilhicce hac ayı olduğundan ölümünün hac günlerine denk geldiği anlaşılır. Şeyhi olarak anılan Taşköprülü eş-Şeyh el-Hâc Abdullah Efendi ile İbrâhim Efendi'nin kendisine dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 75–75. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Kitaplar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.