İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Eş-Şeyh İbrâhim Efendi

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 74 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Merzifonludur. Ora halkından Ahmed oğludur. Tahsîl-i ulûm etdikden sonra meşâyih-i Nakşıbendiyeden Pîrî Baba zâviyyesi şeyhi es-Seyyid el-Hâc Ali Efendi’ye intisâb edib halîfesi ve 1259’da şeyhinin vefâtıyla Pîrî Baba zâviyyesi şeyhi oldu. Ancak iki yıl kadar meşîhat edib 1261’de vefât etdi. Sulehâ-yı Nakşıbendîyeden idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Merzifonludur. Oranın halkından Ahmed'in oğludur. İlim tahsilini tamamladıktan sonra Nakşibendî şeyhlerinden, Pîrî Baba zaviyesinin şeyhi es-Seyyid el-Hâc Ali Efendi'ye bağlandı ve onun halifesi oldu; 1259 [1843-44] yılında şeyhinin ölümü üzerine Pîrî Baba zaviyesinin şeyhi oldu. Ancak iki yıl kadar şeyhlik yaptıktan sonra 1261 [1845] yılında öldü. Nakşibendîlerin salih kişilerindendi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • tahsîl-i ulûm: ilim öğrenimi
  • meşâyih: şeyhler
  • intisâb: bir şeyhe bağlanma, mürit olma
  • halîfe: şeyhin yerine geçebilecek, onun adına irşada izinli müridi
  • meşîhat: şeyhlik
  • sulehâ: salih, dindar kişiler

Pîrî Baba ve Zaviyesi

Pîrî Baba, Merzifon'un manevî hayatında yüzyıllardır özel bir yer tutan bir derviştir. Menkıbeye göre Hoca Ahmed Yesevî'nin izniyle Anadolu'ya gelmiştir; araştırmacılar ise onun büyük ihtimalle XV. yüzyılın ikinci yarısında yaşadığını kabul eder. Evliya Çelebi zaviyeyi ziyaret ettiğinde onu bir Bektaşî zaviyesi olarak tanıtır. Suraiya Faroqhi, tekkenin XVII. yüzyılda Bektaşîlerin elinde bulunduğunu, ancak baştan bir Bektaşî zaviyesi olarak kurulduğunu söylemenin pek mümkün olmadığını belirtir. 926 [1520] tarihli tahrir defterinde zaviyenin şeyhi olarak Şahkulu Baba b. Bâyezîd'in adı geçer ve aynı kişinin 982-983 [1574-75] tarihli defterde de bu görevde bulunduğu anlaşılır.

Yerel anlatılarda Pîrî Baba'nın Eski Hamam'ın külhanına bitişik bir halvette gecelediği, Osmancıklı Koyun Baba ile dostluğu gibi pek çok menkıbe yaşar. Türbesi kare planlı, tek kubbeli ve iki katlıdır; alt katta mezar, üst katta sanduka bulunur. Türbenin yanındaki Pîrî Baba Camii 1957'de yeniden yaptırılmış ve 1958'de ibadete açılmıştır. Türbe bugün de ziyaretçi kabul etmekte, dilek ve adak gelenekleri sürmektedir.

1826'dan Sonra Zaviyenin Nakşibendîlere Geçmesi

Hüsameddin'in bu maddede Pîrî Baba zaviyesinin başına Nakşibendî şeyhleri koyması ilk bakışta şaşırtıcı görünebilir, çünkü zaviye Bektaşî geleneğiyle anılır. Bu durum, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasının hemen ardından Bektaşî tekkelerine karşı yürütülen uygulamayla açıklanır. Fahri Maden'in arşiv belgelerine dayanan çalışmasına göre Pîrî Baba Tekkesi 1826'da öteki Bektaşî tekkeleriyle birlikte kapatılmış, tekkenin meydan odası yıktırılmış, türbeye ise dokunulmamıştır. Zaviyedar İbrahim Dede, "Bektaşî zümresinden" olduğu ve göreve ehil görülmediği için dervişleriyle birlikte uzaklaştırılmış, türbedarlığa Merzifon ulemasından ve Nakşibendî tarikatından Osman Efendi getirilmiştir. Tekkenin arazisi, eşyası ve vakıf gelirleri de, mal varlığının az olması ve türbe hizmetlerinin sürmesi gerektiği gözetilerek Osman Efendi'ye bırakılmıştır.

Maden, bu değişikliği Bektaşîleri Nakşîleştirme, yani Sünnîleştirme çabası olarak yorumlar ve Nakşî şeyhinin uzun süre türbenin kapısını sabah açıp akşam kilitleyen atanmış bir görevli olmaktan öteye geçemediğini düşünür. Sultan Abdülmecid döneminden itibaren baskının hafiflemesiyle Bektaşîler türbeye yeniden yaklaşmış, en geç Sultan Abdülaziz döneminden sonra türbenin hizmetleri tekrar onların eline geçmiştir. 1867'de tevliyet ve tekkenişinlik görevlerine Hasan, Osman ve Ömer efendiler, 1869'da Seyyid Osman ve Seyyid Hızır efendiler getirilmiş, 1870'te Şükrü Dede zaviyedar olarak atanmıştır.

Hüsameddin'in Kaydının Değeri

Maden'in arşiv belgelerinden çıkardığı zaviyedar ve türbedar listesinde 1827'deki Osman Efendi ile 1867'deki atamalar arasında bir ad görünmez. Hüsameddin'in verdiği iki isim, şeyh es-Seyyid el-Hâc Ali Efendi (ölümü 1259 [1843-44]) ile halifesi Merzifonlu İbrâhim Efendi (ölümü 1261 [1845]), tam da bu boşluğa düşer. Bu kayıt, 1826'dan sonra zaviyenin başında Nakşibendî şeyhlerinin bir süre gerçekten bulunduğunu ve şeyhliğin şeyhten halifeye geçtiğini gösterir. Ali Efendi'nin Osman Efendi'nin halefi mi, yoksa başka bir yolla göreve gelmiş biri mi olduğu kaynaklardan anlaşılamamıştır. İbrâhim Efendi'ye dair başka bir kayda rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 74–74. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.