Merzifonludur. Orada medfûn ve Pîrî Baba demekle meşhûr eş-Şeyh Pîr Şemseddîn Ahmed bin Bahadır el-Buharî’nin ahfâdından olduğu iddi’â edilen Ali Baba bin Durmuş Baba bin Hacı Ali Dede’nin oğludur. Cedd be cedd Bektâşidir.
Pîrî Baba Tekkesi şeyhi Süleyman Baba’nın terbiyesini görüp halîfesi olarak 1223’de vefâtı üzerine Pîrî Baba Tekkesi şeyhi oldu. Yeniçeri elde ederek oldukça mühim bir nüfûz ve şöhret kazandı. 1230’da Amasya’da açdığı bir ocak sâyesinde nüfûzunu Amasya vilâyetinde tanıtdı.
1243’de bâ-fermân-ı âlî Pîrî Baba Tekkesi zâviyye-i Nakşibendiyye olduğundan Merzifon’dan ihrâc edildi.¹⁴ Bir müddet Kayseriye’de ikâmet edib sonra Hacı Bektâş nâhiyesine gitdi. 1250 senesinde Hacı Bektâş-ı Velî âsitânesi şeyhi, bütün Bektâşilerin muktedâsı olup 1253 senesi zilka’desinde dâr-ı ukbâya göçdü. Âlim, Umûr-ı dünyaya vâkıf, edîp, gâyet müşekkel, mehîb, vakûr idi. Bektâşî erenlerinin yegânesi sayılırdı. [211]
Günümüz Türkçesiyle
Merzifonludur. Orada gömülü olan ve Pîrî Baba diye tanınan Şeyh Pîr Şemseddîn Ahmed bin Bahadır el-Buhârî'nin torunlarından olduğu ileri sürülen Ali Baba bin Durmuş Baba bin Hacı Ali Dede'nin oğludur. Atadan dedeye Bektaşîdir.
Pîrî Baba Tekkesi şeyhi Süleyman Baba'nın terbiyesini görüp onun halifesi oldu ve şeyh 1223 [1808-09] yılında ölünce Pîrî Baba Tekkesi'nin şeyhi oldu. Yeniçerileri yanına çekerek hayli önemli bir nüfuz ve şöhret kazandı. 1230 [1814-15] yılında Amasya'da açtığı bir ocak sayesinde nüfuzunu Amasya vilayetinde de duyurdu.
1243 [1827-28] yılında padişah fermanıyla, Pîrî Baba Tekkesi Nakşibendî zaviyesi yapıldığı için Merzifon'dan çıkarıldı. Bir süre Kayseri'de oturduktan sonra Hacı Bektaş nahiyesine gitti. 1250 [1834-35] yılında Hacı Bektâş-ı Velî âsitânesinin (merkez tekkesinin) şeyhi ve bütün Bektaşîlerin önderi oldu ve 1253 yılı Zilkadesinde [Ocak-Şubat 1838] ahirete göçtü. Bilgili, dünya işlerini bilen, edebiyattan anlayan, çok yakışıklı, heybetli ve ağırbaşlı biriydi. Bektaşî erenlerinin en seçkini sayılırdı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ahfâd: torunlar, soydan gelenler
- cedd be cedd: atadan dedeye, kuşaklar boyu
- halîfe: şeyhin yerine geçmeye yetkili müridi
- ocak: burada Bektaşî tekkesi, dergâh
- bâ-fermân-ı âlî: padişah fermanıyla
- zâviye: küçük tekke
- ihrâc: çıkarma, sürme
- âsitâne: bir tarikatın merkez tekkesi
- muktedâ: kendisine uyulan önder
- dâr-ı ukbâ: ahiret
- edîp: edebiyattan ve adaptan anlayan
- müşekkel: yakışıklı, güzel yapılı; mehîb: heybetli; vakûr: ağırbaşlı
- yegâne: eşsiz, tek; burada sayılı kişilerden biri
- Cihât Defteri: vakıf görevlerinin (şeyhlik, imamlık vb.) atamalarını kaydeden defter
Pîrî Baba ve Tekkesi
İbrâhim Baba'nın şeyhlik yaptığı tekke, Merzifon'un en tanınmış manevi mekânıdır. Pîrî Baba, büyük ihtimalle on beşinci yüzyılın ikinci yarısında yaşamış bir Kalenderî dervişidir. Hayatı hakkındaki bilgiler, Hoca İbrâhim adlı birinin yazdığı Menâkıb-ı Pîrî Baba ile Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sine dayanır. Menkıbeye göre Merzifon'un Narince köyündendir; çocukken bir ayakkabıcı ustasının yanına çırak verilmiş, hamamın külhanında yaşamış, Merzifon ulemasının şikâyeti üzerine kendisini cezalandırmaya gelen padişahı kerametleriyle etkilemiştir. Evliya Çelebi bu padişahın II. Murad olduğunu ve tekkeye 366 köyün vakfedildiğini anlatır. Hüsameddin'in verdiği "Şemseddîn Ahmed bin Bahadır el-Buhârî" adı ve Buharalı bir soy bilgisi bugünkü araştırmalarda geçmez; Evliya Çelebi onu Ahmed Yesevî'nin Anadolu'ya gönderdiği dervişlerden sayar, kimi araştırmacılar ise "Horasan erenlerinden" diye anar.
Tekkenin Bektaşîliğe bağlanması sonraki bir gelişmedir. Evliya Çelebi 1647'de tekkeyi bir Bektaşî zaviyesi olarak görmüş, iki yüzden fazla dervişin hizmet ettiği, kurşun örtülü büyük bir yapı olarak tarif etmiştir. Tarihçi Suraiya Faroqhi, tekkenin on yedinci yüzyılda Bektaşîlerin denetiminde olduğunu, ancak baştan bir Bektaşî zaviyesi olarak kurulduğunu söylemenin zor olduğunu belirtir. Arşiv belgelerine dayanan bir çalışmada on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyılların zaviyedarları tek tek sıralanmıştır. Bu listede 1783 tarihli bir belgede "Süleyman Dede" adı geçer; Hüsameddin'in İbrâhim Baba'nın şeyhi olarak andığı Süleyman Baba bu kişi olabilir. Aynı çalışmaya göre 1823'te bir zaviyedar atamasının Hacı Bektaş Tekkesi şeyhi Feyzullah'ın teklifiyle yapılması, Pîrî Baba Tekkesi'nin merkez tekkeyle sıkı bağını gösterir.
1826 Yasağı ve Sürgün
1826'da Yeniçeri Ocağı kaldırılınca onunla sıkı bağı olan Bektaşîlik de yasaklandı. Bektaşî tekkelerinin bir kısmı yıkıldı, bir kısmı kapatıldı ya da cami, medrese, mektep gibi başka işlere ayrıldı. Hüsameddin'in İbrâhim Baba'nın gücünü yeniçerilere dayandırması, bu yasağın onu neden doğrudan hedef aldığını açıklar.
Arşiv belgeleri, Merzifon'daki uygulamayı ayrıntısıyla ortaya koyar. Sivas valisi Mehmed Paşa'nın buyruldusu Merzifon mahkemesinde şehrin ulema ve salihleri huzurunda okunmuş, mahkemenin oluşturduğu küçük bir heyet tekkeye gelerek arazisini, eşyasını ve malını kayda geçirmiştir. Zaviyedar İbrâhim Dede, "gürûh-ı Bektâşî"den (Bektaşî zümresinden) olduğu ve görevine ehil görülmediği için "itikadını düzeltmek üzere" tekkeden uzaklaştırılmış, tekkenin meydan odası yıktırılmış, yalnızca türbe yeri bırakılmıştır. Türbeye türbedar olarak Merzifon ulemasından ve Nakşibendî tarikatından Osman Efendi atanmış, tekkenin az olan arazisi, eşyası ve vakıf gelirleri de ona devredilmiştir. Bu devri bildiren belge 16 Ramazan 1244 [Mart 1829] tarihlidir. Hüsameddin de dipnotunda, Cihât Defteri'ne dayanarak, zaviye şeyhliğinin 24 Receb 1244 [Ocak sonu 1829] tarihinde İbrâhim Baba'nın elinden alınıp Nakşibendî âlim ve şeyhlerinden Osman Efendi'ye verildiğini yazar. Bu tarih belgedekinden yalnızca birkaç hafta öncedir; metindeki "Pîrî Baba Tekkesi zaviye-i Nakşibendiyye olduğundan" sözü de bu devri anlatır.
Belgelerde İbrâhim Dede'nin nereye sürüldüğü yazılmaz. 1826'da Bektaşîlerin sürgün edildiği yerler arasında Amasya, Kütahya, Tire ve Kayseri gibi şehirler sayılır; araştırmacı, İbrâhim Dede'nin de bunlardan birine gönderilmiş olabileceğini belirtir. Hüsameddin'in "bir müddet Kayseri'de ikamet etti" kaydı bu boşluğu doldurur ve sürgün listesiyle uyuşur.
Hacı Bektaş Dergâhı'nın Başında
1826'dan sonra Hacı Bektaş Dergâhı'nın şeyhliğine Nakşibendî şeyhler atanmış, dönemin Çelebisi Amasya'ya sürülmüş, dergâhın dedebabası Sivaslı Mehmed Nebi Dede ise Nakşibendî şeyhinin gözetimini kabul etmek şartıyla dergâhta bırakılmıştı. 1831 tarihli bir nüfus defterinde dergâhta postnişin olarak 137 yaşında gösterilen "pîr-i fânî Seyyid Nebi Dede" ile birlikte dört Bektaşî babası ve on sekiz derviş kayıtlıdır. Dergâhın fiilî idaresi zamanla yeniden Babagân kolunun dervişlerinin eline geçmiştir.
Bektaşî dedebabalarının sıralandığı listelerde Mehmed Nebi Dede'den sonra "Merzifonlu Hacı İbrâhim Dedebaba" yer alır ve posta oturuşu 1834, ölümü 1835 olarak gösterilir. 1834 yılı, Hüsameddin'in verdiği 1250 tarihiyle örtüşür; demek ki İbrâhim Baba, Nebi Dede'nin ardından Babagân kolunun başına geçmiştir. Ölüm tarihi ise kaynaklarda farklıdır: listeler bir yıllık bir görev süresinden söz ederken Hüsameddin ölümünü 1253 Zilkadesine [1838 başı] koyar. Listelerde İbrâhim Dedebaba'dan sonra posta oturan Vidinli Seyyid Hacı Mahmud Dedebaba'nın başlangıç tarihi de 1835 olarak verilir. Bu fark, elimizdeki kaynaklarla çözülememektedir.
Pîrî Baba Türbesi bugün Merzifon'un Tekke Mahallesi'nde ayaktadır; birkaç kez onarılmış, en son 1977'de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
Akademik çalışmalar
- Haşim Şahin, "Pîrî Baba", TDV İslâm Ansiklopedisi, XXXIV, İstanbul 2007, s. 279-280. https://islamansiklopedisi.org.tr/piri-baba
- Fahri Maden, "Merzifon'da Bir Erenler Ocağı: Piri Baba Tekkesi, Türbesi ve Vakfı", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sy. 2, Ankara 2011, s. 245 vd. https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2011_2/2011_2_MADENF.pdf
- Fahri Maden, "Evliya Çelebi'nin Seyahatnâmesinde Bektaşi Tekke ve Türbeleri", Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, sy. 68, 2013. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2580992
- "Hünkâr Hace Bektaş-ı Veli ve Menşei: Bektaşi Tarikatının Postnişinlerinin Cumhuriyet'e Kadar Seyri", Düşünüyorum Dergisi. https://www.dusunuyorumdergisi.com/hunkar-hace-bektas-i-veli-ve-mensei-bektasi-tarikatinin-postnisinlerinin-cumhuriyete-kadar-seyri/
Diğer kaynaklar