Urfa dâhilinde sâkin Kılıçlu aşîreti efrâdından Alî'nin oğludur. Sekbân bölüğünün yazıcısı olduğundan "Karayazıcı" demekle meşhûr oldu. Kethüdâsı olduğu gayr-i Türk beylerin ve paşaların tahkîrâtı yüzünden başına topladığı adamlarıyla kıyâm etmişdi.
1007 senesi zilhiccesinde Ankara civârında Çubukova'da i'lân-ı isyân ederek bâb-ı âlî ricâlini sarsdı. Yıldızlı İbrâhim Bey'in azline binâ'en 1008 senesi muharreminde Amasya sancağı beyi oldu. Deli Zülfikâr Ağa'yı tarafından mütesellim yapıp Amasya'ya, Hüseyin Paşa'yı da İstanbul'a gönderdi.
Abdulhalîm Bey Ankara altından Çorum yolunu tutdu. Buradan Amasya'ya gidecekdi. Çorum beyi Murâd Bey kendisine gelen ahz u girift fermânına rağmen Abdulhalîm'i tantanalı bir sûretde istikbâl etdi. Abdulhalîm'in şeyhülislâmı makâmında Kayseriyyeli eş-Şeyh Abdurrahîm Efendi durmuş, vezâretini Kalenderoğlu Mehmed yapıyordu.
Erbâb-ı ihtilâlin hedefi Sivas beylerbeyi Deli Mahmûd Paşa idi. Abdulhalîm Bey Geldiklan sahrâsına gelip şâhâne çadırını kurmuş, her tarafa fermânlar veriyor, kendisine "Halîm Şâh" unvânını verip tuğrâ çekiyordu. Hâlbuki erbâb-ı ihtilâlin maksadı [349] Abdulhalîm'in şâhlığı, sultânlığı değildi. Şûrânın verdiği karârı infâz edecek bir makâm-ı riyâsetdi.
Fakat Abdulhalîm Bey 1008 senesi rebî'ulevvelinde Amasya'nın Geldiklan nâhiyesinde kâ'in Ortaköy'ü merkez-i saltanat ittihâz etmişdi. Buradan her tarafa e'imme ve hutabâ ta'yîn ediyor, fermânlar, berâtlar veriyordu. Kendisine bu maksadı anlatacak adamları Osmanlı diye öldürüyordu. Abdulhalîm'in birden parlayan nüfûzu müdhişdi.
Deli Mahmûd Paşa, Abdulhalîm'in nüfûzundan fenâ hâlde ürkdü. Derhâl Ermenîliği tutup Osmânlılık'dan tecerrüd ederek isyân etdi. Abdulhalîm'e bey'at ederek tarafından Sivas beylerbeyi oldu. Bâb-ı âlî tarafından da Karaman beylerbeyi Dârendeli Nûh Paşa'ya bunların her ne sûretle olursa tutup i'dâmları emri verildi.
Amasya mütesellimi Deli Zülfikâr Ağa, ma'iyyetinde beş bin piyâde, üç bin süvârîden mürekkeb fırkasını alıp Geldiklan sahrâsına giderek Abdulhalîm'in ordusuna iltihâk etdi.
Bâb-ı âlî, Mahmûd Paşa ile Zülfikâr Ağa'nın iltihâkını haber aldıkda Sivas beylerbeyiliğine Çerkes Mahmûd Paşa'yı nasb etdi. Bu da âsî ve deli çıkdığından Sivas'a "Alacaatlı" demekle meşhûr Ahmed Paşa'yı, Amasya beyliğine de Karahisâr-ı Şarkî beyi Ahmed Bey'i ta'yîn ederek gönderdi.
Günümüz Türkçesiyle
Urfa çevresinde oturan Kılıçlu aşireti mensuplarından Alî'nin oğludur. Sekban bölüğünün yazıcısı olduğu için "Karayazıcı" diye ün yaptı. Kethüdası olduğu Türk olmayan beylerin ve paşaların aşağılamaları yüzünden, başına topladığı adamlarla ayaklanmıştı.
1007 senesi zilhiccesinde [1599] Ankara yakınındaki Çubukova'da isyanını ilan ederek Bâb-ı âlî ricalini sarstı. Yıldızlı İbrâhim Bey'in görevden alınması üzerine 1008 senesi muharreminde [1599] Amasya sancak beyi oldu. Deli Zülfikâr Ağa'yı kendi adına mütesellim yaparak Amasya'ya, Hüseyin Paşa'yı da İstanbul'a gönderdi.
Abdulhalîm Bey, Ankara'nın altından Çorum yolunu tuttu. Buradan Amasya'ya gidecekti. Çorum beyi Murâd Bey, kendisi hakkında yakalayıp hapsetme fermanı gelmiş olmasına rağmen Abdulhalîm'i gösterişli bir törenle karşıladı. Abdulhalîm'in şeyhülislâmlık makamında Kayserili eş-Şeyh Abdurrahîm Efendi durmuş, vezirliğini Kalenderoğlu Mehmed yapıyordu.
Ayaklananların hedefi Sivas beylerbeyi Deli Mahmûd Paşa idi. Abdulhalîm Bey Geldiklan ovasına gelip padişah çadırını kurmuş, her yana fermanlar veriyor, kendisine "Halîm Şâh" unvanını verip tuğra çekiyordu. Oysa ayaklananların maksadı, Abdulhalîm'in şahlığı ya da sultanlığı değildi. Onlar, danışma kurulunun verdiği kararı uygulayacak bir başkanlık makamı istiyorlardı.
Fakat Abdulhalîm Bey, 1008 senesi rebîülevvel ayında [1599-1600] Amasya'nın Geldiklan nahiyesindeki Ortaköy'ü saltanat merkezi edinmişti. Buradan her yana imamlar ve hatipler atıyor, fermanlar ve beratlar veriyordu. Kendisine bu maksadı anlatacak adamlarını "Osmanlı" diye öldürüyordu. Abdulhalîm'in birden parlayan nüfuzu korkunçtu.
Deli Mahmûd Paşa, Abdulhalîm'in nüfuzundan çok ürktü. Hemen Ermeniliğine sarılıp Osmanlılıktan çıkarak isyan etti. Abdulhalîm'e biat etti ve onun tarafından Sivas beylerbeyi yapıldı. Bâb-ı âlî tarafından da Karaman beylerbeyi Dârendeli Nûh Paşa'ya, bunları her ne yolla olursa olsun yakalayıp idam etmeleri emri verildi.
Amasya mütesellimi Deli Zülfikâr Ağa, maiyetindeki beş bin piyade ve üç bin süvariden oluşan birliğini alıp Geldiklan ovasına gitti ve Abdulhalîm'in ordusuna katıldı.
Bâb-ı âlî, Mahmûd Paşa ile Zülfikâr Ağa'nın katıldığını haber alınca Sivas beylerbeyiliğine Çerkes Mahmûd Paşa'yı atadı. Bu da asi ve deli çıktığından, Sivas'a "Alacaatlı" diye ünlü Ahmed Paşa'yı, Amasya beyliğine de Karahisâr-ı Şarkî beyi Ahmed Bey'i atayıp gönderdi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- aşîret: göçebe ya da yarı göçebe boy
- sekbân: maaşlı, tüfekli piyade askeri
- kethüdâ: kâhya, yardımcı
- tahkîrât: aşağılamalar, hakaretler
- ahz u girift: yakalama ve hapsetme
- istikbâl: karşılama
- tantana: gösteriş, şatafat
- şûrâ: danışma kurulu
- makâm-ı riyâset: başkanlık makamı
- merkez-i saltanat: yönetim merkezi
- e'imme ve hutabâ: imamlar ve hatipler
- berât: padişah ya da yetkili makam tarafından verilen atama belgesi
- bey'at: bir kimseyi önder tanıma, bağlılık yemini
- tecerrüd: sıyrılma, ayrılma
- i'dâm: öldürme, idam
Karayazıcı Abdülhalim Kimdir
Karayazıcı, kaynaklarda Karayazıcı ya da Yazıcı diye anılır. Lakabı sekban yazıcılığında bulunmasından gelir. Urfa yöresindeki Kılıçlı aşiretine mensup olduğu kabul edilir; Hüsameddin de aynı bilgiyi verir. Ermeni kaynaklarına dayanan bir görüşte ise Çorumlu bir Türk'ün oğlu olduğu söylenir. Halep'teki Venedik konsolosu onun, Halep paşasına yazıcılık yaptığı için bu lakabı aldığını yazar. Osmanlı-Avusturya savaşlarının (1593-1606) sürdüğü yıllarda altı bölük askerleri arasında yer aldı, bir sancak beyinin vekili oldu ve çevresine toplanan levent bölükleriyle isyan bayrağını açtı. Anadolu'da ilk büyük Celâlî isyanını başlatan kişi olarak bilinir; kaynaklar ona "Halim Şah" unvanıyla saltanatını ilan eden ilk Celâlî der.
Hüsameddin'in Anlatımı ve Kaynaklar
Karayazıcı'nın "saltanat" iddiası konusunda Hüsameddin ile bugünkü araştırmalar yakın bir noktaya varır. Hüsameddin, ayaklananların maksadının Abdulhalîm'in şahlığı olmadığını yazar. Ansiklopedi maddesi de saltanat iddiasının ciddi olmadığını, doğrudan hanedanı hedeflemediğini, asıl amacın sancak beyliği ya da beylerbeyilik elde etmek olduğunu belirtir. "Halîm Şâh muzaffer bâdâ" tuğralı fermanlar kaynaklarda geçer; Mustafa Akdağ ise Naîmâ'da anılan "Hükm-i Karayazıcı" fermanının uydurma olduğunu ileri sürmüştür.
Hüsameddin'in anlattığı Çorum ve Ortaköy sahnelerinin ayrıntılarını, bakılan kaynaklarda doğrulayamadık. Kaynaklardaki sıralama da Hüsameddin'inkinden farklıdır. Ansiklopedi ve makale anlatımına göre Karayazıcı, 1599'un sonunda Hüseyin Paşa ile Urfa Kalesi'ni almış, ordusunu Osmanlı askerî düzenine göre örgütlemiş, Hüseyin Paşa'yı kendisine vezir yapmış, ardından serdarla yaptığı anlaşma gereği onu teslim etmiş ve karşılığında Amasya ya da Antep sancağının idaresi için söz almıştır. Sonraki aylarda hükümet ona Çorum sancağını vermiştir. Vezir olarak Kalenderoğlu'nun adı bu anlatımlarda geçmez, Hüseyin Paşa geçer; Kalenderoğlu ise Karayazıcı'nın yanındaki önderlerden biridir. Şeyhülislâm olarak anılan Kayserili Abdurrahîm Efendi konusunda da başka bir kayda rastlanmadı.
Sivas beylerbeyi konusunda Hüsameddin ile kaynaklar ayrılır. Hüsameddin, Deli Mahmûd Paşa'nın Abdulhalîm'e katıldığını yazar. Ansiklopedi maddesine göre ise Sivas beylerbeyi Çerkez Mahmud Paşa 1600 baharında İstanbul'a geldiğinde Karayazıcı'yı savunmuş ve onun bütün davranışlarına kefil olmuştur; bu, hükümetin ona Çorum sancağını vermesinde etkili olmuştur. Hüsameddin'in aktardığı katılma olayı bu bilgiyle bağdaşmaz, ya da farklı bir dönemi anlatıyor olabilir. Bunu bu çalışmada çözemedik.
Sonrası
Karayazıcı, kaynaklara göre 1009'da [Eylül 1600] Kayseri ovasında Hacı İbrâhim Paşa'nın ordusunu yendi, 1601 ağustosunda Sepetli'de Sokulluzâde Hasan Paşa'ya yenilerek Canik dağlarına çekildi ve 1602'de orada öldü. Ölümü konusunda kaynaklarda iki rivayet vardır: kendi adamlarıyla anlaşmazlığa düşerek öldürüldüğü ya da aldığı yaralardan öldüğü. Yerine geçen kardeşi Deli Hasan'ın macerası, bir sonraki maddede Amasya'nın başına gelenlerle birlikte anlatılır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 521–521. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Mücteba İlgürel, "Karayazıcı Abdülhalim", TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2001. https://islamansiklopedisi.org.tr/karayazici-abdulhalim
- Meryem Kaçan Erdoğan, "Karayazıcı İsyanı", Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 4/2, 2003, s. 53-66. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/112963
- Mücteba İlgürel, "Kalenderoğlu Mehmed", TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2001. https://islamansiklopedisi.org.tr/kalenderoglu-mehmed