Gümüş Hacı Köyü kazâsı dâhilinde Taşan Dağı’nın garb eteğinde vâki’ Kabakoz köyünden Mehmed oğludur. Köprü müftüsü es-Seyyid el-Hâc Osmân Rûmî, Sarı Müderris Ahmed, Amasya’da sipâhî Hâfız Ömer ve Caniklizâde el-Hâc Mehmed Efendilerden ikmâl-i tahsîl ederek Köprü’de ders-i âm oldu.
Orada yıllarca neşr-i ulûma himmet edib 1228’de Hâfız Mustafa Efendi’nin kasr-ı yediyle Murâd Bey mâlikânesi mütevellîsi ve dersiyesi mutasarrıfı olup 1260 senesinden i’tibâren üç def’a da on altı yıl kadar Köprü müftüsü olduğu hâlde 1287’de vefât etdi. Meşâhîr-i ulemâdan fakîh, sâlih, müteşerri’, natûk, seksen yaşını mütecâviz bir pîr idi. Mahdûmları Ahmed Hilmi, Mehmed Tevfîk Efendiler ders-i âm idiler. Mehmed Tevfîk Efendizâde İbrâhim Zühdi Efendi İstanbul müderrislerindendir.
Günümüz Türkçesiyle
Gümüş Hacıköy kazası sınırları içinde, Taşan Dağı'nın batı eteğinde bulunan Kabakoz köyünden Mehmed'in oğludur. Köprü müftüsü es-Seyyid el-Hâc Osmân Rûmî, Sarı Müderris Ahmed ve Amasya'da Sipâhî Hâfız Ömer ile Caniklizâde el-Hâc Mehmed efendilerden okuyarak tahsilini tamamladı ve Köprü'de ders-i âm (medresede ders okutmaya yetkili müderris) oldu.
Orada yıllarca ilim yaymaya çalıştı. 1228 [1813] yılında Hâfız Mustafa Efendi'nin elini çekmesi üzerine Murâd Bey mâlikânesinin mütevellisi ve dersiye gelirinin sahibi oldu. 1260 [1844] yılından itibaren üç defada toplam on altı yıl kadar Köprü müftülüğü yaptı ve bu görevde iken 1287 [1870-71] yılında öldü. Meşhur âlimlerden; fakih, salih, şeriata bağlı, güzel konuşan ve seksen yaşını aşmış bir pîrdi. Oğulları Ahmed Hilmi ve Mehmed Tevfîk efendiler ders-i âm idiler. Mehmed Tevfîk Efendi'nin oğlu İbrâhim Zühdi Efendi, İstanbul müderrislerindendir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- vâki': bulunan
- ikmâl-i tahsîl: öğrenimi tamamlama
- neşr-i ulûm: ilim yayma
- himmet: çaba, gayret
- kasr-ı yed: el çekme, bir haktan ya da görevden vazgeçme
- mâlikâne: bir gelir kaynağının ömür boyu bir kişiye bırakılması
- mütevellî: vakıf yöneticisi
- dersiye: ders okutma karşılığı verilen vakıf geliri
- mutasarrıf: bir şeyi elinde bulunduran, hak sahibi
- meşâhîr-i ulemâ: tanınmış âlimler
- fakîh: fıkıh (İslâm hukuku) âlimi
- natûk: güzel ve etkili konuşan
- mütecâviz: aşmış, geçmiş
- pîr: yaşlı ve saygın kimse
Kabakoz (Kabaoğuz)
Hüsameddin, İbrâhim Efendi'yi "Kabakoz köyü"nden sayar. Kabakoz adı, kaynaklarda tek bir köyden çok bir bölgenin adı olarak geçer. Gümüşhacıköy'ün idarî tarihine dair kayıtlara göre 1520'de Kabakoz (Kabaoğuz) nahiyesi Kedegera (Vezirköprü) kazasına bağlıydı ve bu idarî birimler o tarihte Canik sancağı içinde yer alıyordu. 1847'de Amasya ve Çorum sancakları birleştirildiğinde bugünkü Gümüşhacıköy "Hacıköy" adıyla, Gümüş ise "Gümüş ma'a Kabakoz", yani "Kabakoz ile birlikte Gümüş" adıyla 1856'ya kadar kazalar arasında yer almıştır. Hüsameddin'in "Gümüş Hacıköy kazası dahilinde" demesi, kendi zamanındaki idarî bölünmeyi yansıtır; Hacıköy 1881'de kaza merkezi olmuş, 1883'ten itibaren Gümüşhacıköy diye anılmaya başlamıştır.
Bölge bugün de "Kabaoğuz köyleri" diye anılır. Yöre halkı Bademli, Çal, Kızık, Kutluca, Derbent, Saraycık ve Kızılcaköy gibi köyleri bu grup içinde sayar; kendi anlatılarına göre bu köylerin halkı birbirine akrabadır ve Oğuzların Kızık boyundan gelir. Hüsameddin'in andığı "Kabakoz köyü"nün bugün bu köylerden hangisine karşılık geldiği doğrulanamadı.
Köprü Müftülüğü
Metindeki Köprü, bugünkü Vezirköprü'dür. İbrâhim Efendi'nin hayatı, Tanzimat dönemi taşra müftülüğünün işleyişine dair bilgi verir. Osmanlı'da taşradaki bütün müftüler şeyhülislâmlığa bağlı bir teşkilatın parçasıydı. Mehmet Sait Sütcü'nün arşiv belgelerine dayanan çalışması, müftü tayinlerinde yerel halkın ve ileri gelenlerin sözünün geçtiğini, bir makama birden fazla kişinin talip olabildiğini ve bazen usulsüz tayinlerin yapıldığını gösterir. İbrâhim Efendi'nin 1260 [1844] yılından itibaren üç ayrı dönemde toplam on altı yıl kadar bu görevde bulunması, müftülüğün aralıklarla el değiştirdiğini ve yerel âlimler arasında dönüşümlü olarak paylaşıldığını akla getirir.
Aynı çalışmanın yayımladığı müftü kayıtları arasında, 1277 Rumî [1861] yılında Vezirköprü'de doğmuş Ali Efendi oğlu Mustafa Hâşim Efendi'nin sonradan Vezirköprü müftüsü olduğu görülür. Bu kayıt, İbrâhim Efendi'den bir kuşak sonra da müftülüğün kasabanın kendi yetiştirdiği âlimlerin elinde kaldığını gösterir.
Ailesi ve Torunu İbrâhim Zühdi Efendi
Hüsameddin, İbrâhim Efendi'nin oğulları Ahmed Hilmi ve Mehmed Tevfîk efendilerin müderris olduğunu, Mehmed Tevfîk Efendi'nin oğlu İbrâhim Zühdi Efendi'nin de İstanbul müderrisleri arasında bulunduğunu yazar. Vezirköprü'nün Göl köyünde doğan araştırmacı Ali Tuzcu'nun kasabanın tanınmış kişilerini anlattığı Vezirköprü Meşhurları adlı kitabın tanıtımında anılan isimler arasında "Müftüzâde İbrâhim Zühtü" ile "Mustafa Tevfik Efendi" de vardır. "Müftüzâde" lakabı ve adın benzerliği, bu kişinin Kabakozlu İbrâhim Efendi'nin torunu olabileceğini düşündürür; ancak kitabın kendisi görülemediğinden bu bağlantı doğrulanamamıştır. Murâd Bey mâlikânesi ve Hâfız Mustafa Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 75–75. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
Kitaplar
Diğer kaynaklar