Kırımlıdır. Bahçesaray ulemâsından es-Seyyid Abdullah Efendi’nin mahdûmu ve Ziyare’de medfûn olan es-Seyyid eş-Şeyh Abdulbâkî Hicâbî Efendi’nin birâderidir. Buna es-Seyyid İbrâhim Kemâlî Efendi dendiğinden tercemesi aşağıda Kemâlî İbrâhim Efendi’ye harf-i kâf’da gelir.
Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL
İbrâhim Kemâleddîn Efendi-Tatar Hoca es-Seyyid el-Hâc
Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 70 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU
Günümüz Türkçesiyle
Kırımlıdır. Bahçesaray âlimlerinden Seyyid Abdullah Efendi'nin oğlu ve Ziyare'de gömülü olan Seyyid Şeyh Abdülbâki Hicâbî Efendi'nin kardeşidir. Kendisine Seyyid İbrâhim Kemâlî Efendi de dendiği için hayat hikâyesi aşağıda "kâf" harfinde, Kemâlî İbrâhim Efendi adı altında verilecektir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ulemâ: âlimler, din bilginleri
- mahdûm: oğul
- medfûn: gömülü
- birâder: erkek kardeş
- terceme: hayat hikâyesi, biyografi
- harf-i kâf: alfabedeki "k" harfi; kitabın bu harfle başlayan bölümü
Bir Göçmen Ailesi: Kırım'dan Amasya'ya
Bu kısa madde, okuru kitabın ileriki bir bölümüne gönderen bir atıf maddesidir. Asıl önemi, kişiyi tanınmış kardeşine bağlamasındadır. Abdülbâki Hicâbî Efendi, Amasya'nın Ziyaret beldesinde (eski adıyla Ziyare) bugün de ziyaret edilen türbenin sahibidir ve yöre halkı arasında "Gül Baba" diye de anılır. Hüsameddin, kitabın "H" harfindeki Hicâbî maddesinde ailenin soyunu uzun bir zincirle verir: Bahçesaray'da 1165 [1752] Recebinde doğan Hicâbî'nin ataları kuşaklar boyu Kefe müftülüğü yapmış, en üstteki dedesi ise Amasyalı olup Kefe müftülüğünden ayrıldıktan sonra Bursa'da ölen Dede Cöngî Kemâleddîn İbrâhim Efendi'dir. Aynı maddenin sonunda "birâderi es-Seyyid Kemâleddîn İbrâhim Efendi" de "ulemâdan" diye anılır; buradaki Tatar Hoca, o kardeştir. Ad olarak "Kemâleddîn İbrâhim" seçilmesi, ailenin ulu atası Dede Cöngî'nin adını yaşatma geleneğine işaret eder.
Dede Cöngî, on altıncı yüzyılda Amasya'nın Sonusa (bugün Uluköy) köyünde doğmuş, bir süre dericilik yaptıktan sonra ilme yönelmiş bir Hanefî fakihidir. 965 [1558] yılında Kefe müftülüğüne atanmış, yaşlılığı sebebiyle 972 [1565] yılında görevinden ayrılmış, ömrünün kalanını inzivada geçirdiği Bursa'da ölmüştür. Kefe'de kalan torunlarının birkaç kuşak sonra Amasya'ya geri dönmesi, ailenin bu şehirle bağını hiç koparmadığını düşündürür.
Kardeşi Hicâbî ve Göçün Tarihi
Kimi kaynaklarda Hicâbî'nin Amasya'ya 1774'te, Kırım'ın Rus işgali üzerine göç ettiği, dedesinin Amasyalı oluşunun bu tercihte etkili olabileceği yazılır. Hüsameddin ise Hicâbî'nin kendi kaydına dayanarak onun 1181 [1767-68] yılında Amasya'ya gelip Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi'nin derslerine katıldığını söyler; bu tarih Kırım'ın işgalinden öncedir. Göçün kesin yılı bu yüzden kaynaktan kaynağa değişir. Kardeşin ne zaman geldiği, Amasya'da nerede ders verdiği ve neden "Tatar Hoca" diye anıldığı bu maddede yazılı değildir. Lakap, Kırım Tatarı olmasından gelmiş olmalıdır; ancak bu bir çıkarımdır.
Hüsameddin'in vaat ettiği "Kemâlî İbrâhim Efendi" maddesi elimizdeki dijital metinde bulunamadı. Başka kaynaklarda da Tatar Hoca Kemâlî İbrâhim Efendi'ye dair bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 70–70. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, "Hicâbî Abdulbâkî Efendi-Şeyh-i Nakşibendî" maddesi, 8. Cilt, s. 568–570.
Resmî kaynaklar
- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, "Dede Cöngî" maddesi. https://islamansiklopedisi.org.tr/dede-congi
Diğer kaynaklar
- Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, "Hicâbî, Abdülbâki Gül Baba" maddesi. https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/hicabi-abdulbaki-gul-baba