Amasyalıdır. Rahtuvân Paşazâde el-Hâc Ali Bey’in kölesi el-Hâc Yûsuf Ağazâde Kâsım Paşa’nın mahdûmu olup pederinin zamân-ı ikbâlinde Bâb-ı âlîde kethüdâ kalemine girdi. İbrâhim Afîf Efendi’nin kethüdâlığında bâ-rütbe-i hâcegânî kethüdâ kâtibi oldu.
Ba’dehû bir müddet Amasya hâssına mutasarrıf olan Beyhan Sultân kethüdâsı, 1239’da kethüdâlıkdan azl ile Hicâz’a gidip avdetde 1243’de Anadolu muhâsebecisi olduysa da 1244’de Amasya’ya i’zâm edildi. Birkaç ay sonra vefât [204] etdi. Buna “Köle Yûsufzâde” de denirdi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Rahtuvân Paşazâde Hacı Ali Bey'in kölesi Hacı Yûsuf Ağa'nın oğlu Kâsım Paşa'nın oğludur. Babasının parlak döneminde Bâbıâli'de kethüdâ kalemine (sadrazam kethüdasının yazı dairesine) girdi. İbrâhim Afîf Efendi kethüda iken hâcegân rütbesiyle kethüda kâtibi oldu.
Daha sonra bir süre, Amasya hasslarının gelirini elinde tutan Beyhan Sultan'ın kethüdası oldu. 1239 [1823-24] yılında kethüdalıktan alınınca Hicaz'a gitti; dönüşte 1243 [1827-28] yılında Anadolu muhasebecisi olduysa da 1244 [1828-29] yılında Amasya'ya gönderildi. Birkaç ay sonra öldü. Kendisine "Köle Yûsufzâde" de denirdi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- zamân-ı ikbâl: talihin yaver gittiği, makam ve itibarın yüksek olduğu dönem
- Bâb-ı âlî: Bâbıâli, sadrazamlık makamı ve devlet daireleri
- kethüdâ kalemi: sadrazam kethüdasına bağlı yazı dairesi
- bâ-rütbe-i hâcegânî: hâcegân, yani kıdemli kalem memurluğu rütbesiyle
- hâss: geliri padişaha, hanedan üyelerine ya da büyük devlet adamlarına ayrılmış toprak ve vergi kaynağı
- mutasarrıf: bir gelir kaynağını elinde tutan, ondan yararlanan
- azl: görevden alma
- avdet: dönüş
- Anadolu muhâsebecisi: Anadolu eyaletlerinin mali hesaplarına bakan defterdarlık kaleminin başı
- i'zâm: gönderme, burada sürgün anlamında
Kölelikten Vezirliğe Bir Aile
Maddenin dikkat çeken yanı, ailenin kökenini açıkça söylemesidir. "Kölesi" sıfatı İbrâhim Bey'e değil, büyükbabası Hacı Yûsuf Ağa'ya aittir; lakap da oradan gelir. Hüsameddin, kitabın "H" harfindeki Gürcü Hacı Yûsuf Ağa maddesinde bu kişiyi ayrıntılı anlatır: Hacı Yûsuf Ağa, Amasya eşrafından Rahtuvânzâde Hacı Ahmed Bey'in kölesidir, efendisinin konağında yetişmiş, azat edildikten sonra onun kethüdası olmuş ve büyük itibar ile servet kazanmıştır. 1181 [1767-68] yılında efendisiyle birlikte hacca gitmiş, efendisi yolda ölünce vasiyetini yerine getirmiş, sonra Amasya ayanı ve birkaç kez Amasya mütesellimi olmuş, 1203 [1788-89] yılında ayan iken ölmüştür. Oğulları arasında "Vezîr Kâsım Paşa" da vardır. Dikkat edilirse bu maddede efendinin adı Hacı Ali Bey, öbür maddede Hacı Ahmed Bey olarak geçer; kitabın Derviş Mehmed Bey maddesi de "Ali Bey" der. Bu fark Hüsameddin'in kendi metinleri arasındadır.
Hüsameddin, aynı maddede ailenin sonraki kuşaklarının "kölezade" sayılmamak için kendilerini aynı dönemde yaşamış Kömüşoğlu Hacı Yûsuf Ağa'nın soyuna bağladıklarını, kendi araştırmasının ise bunun aksini gösterdiğini yazar. Bir azatlı kölenin oğlunun vezirliğe, torununun Bâbıâli kalemlerine yükselebildiği bir ailede bu kökenin sonradan gizlenmeye çalışılması, lakabın yerel toplumda yine de bir yük taşıdığını düşündürür.
Babası Kâsım Paşa'nın akıbeti hakkında kitabın Derviş Mehmed Bey maddesi kısa bir bilgi verir: Kâsım Paşa 1223 [1808] yılı başlarında "şehit" olmuş, bunun üzerine oğlu Derviş Mehmed Bey'e kapıcıbaşılık verilmiştir. Kâsım Paşa'nın nasıl ve nerede öldüğü başka kaynaklarda bulunamadı.
Beyhan Sultan'ın Kethüdası
Maddede adı geçen Beyhan Sultan, Sultan III. Mustafa'nın kızı ve III. Selim'in kız kardeşidir. 15 Aralık 1765'te doğmuş, 1784'te Halep valisi Silahdar Mustafa Paşa ile evlendirilmiş, kocası öldükten sonra yeniden evlenmemiştir. Kardeşi III. Selim'in saltanatında kendisine geliri yüksek pek çok mukataa ayrılmış, Boğaz kıyısında sarayları olan zengin bir sultan olarak yaşamıştır. Bu mukataaların idaresi için kethüdalar tayin ettiği, Mora'daki malikânelerinden örneklerle bilinmektedir. Amasya hasslarının da Beyhan Sultan'a bağlanmış olması, kethüdasının Amasyalı bir aileden seçilmesini açıklar. Kitabın Yeğenzâde Ahmed Bey maddesine göre bir başka Amasyalı, Yeğenzâde Ahmed Bey de 1213 [1798-99] yılında Beyhan Sultan kethüdası olmuştu. İki ayrı Amasyalının aynı göreve getirilmesi, sultanın bu gelirleri yönetmek için Amasya'yı tanıyan kâtipleri tercih etmiş olabileceğini düşündürür; ancak bu bir çıkarımdır.
Beyhan Sultan 7 Kasım 1824'te ölmüş ve Eyüp'te Mihrişah Valide Sultan Türbesi'ne gömülmüştür. Bu tarih hicrî 1240 yılına düşer. İbrâhim Bey'in 1239'da kethüdalıktan alınması, sultanın ölümünden kısa bir süre öncesine rastlar. Sonraki Anadolu muhasebeciliği ve 1244'te Amasya'ya sürgün edilişinin sebepleri metinde yazılmamıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 71–71. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, "Hacı Yûsuf Ağa-Gürcü el-Hâc" maddesi, 8. Cilt; "Derviş Mehmed Bey-Hacı Yûsuf Ağazâde" maddesi, 9. Cilt; "Ahmed Bey-Yeğenzâde es-Seyyid el-Hâc" maddesi, 6. Cilt, s. 223.
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar