Amasyalıdır.¹³ Amasya tüccârından ve bezzâz esnâfından es-Seyyid Seyfullah Ağa bin Ali Ağa’nın mahdûmudur. Pederi Bender’in Lâdika kasabasından Amasya’ya hicret etmişdi. Bu münâsebetle “Lâdikalı” da denmişdi.
İbtidâ kâ’im-makâm-ı sadr-ı âlî Amasyalı Ocak İmamızâde es-Seyyid Mustafa Paşa’nın dâ’iresine girdi. 1203’de müşârün-ileyhin tekâ’üde sevkinde Amasya’ya geldi. Amasya a’yânından Yeğenzâde Halîl Bey’e intisâb edib ona dâmâd oldu. 1209’da Halîl Bey’in vefâtında yerini tutdu.
Ba’dehû İstanbul’a gidip Amasyalızâde el-Hâc İbrâhim Efendi’ye intisâb ederek 1218’de Amasya mübâya’acısı olup geldi. Ba’dehû rikâb-ı hümâyûn ağalarından Amasyalı Aşçızâde Mehmed Ağa’nın Amasya’da vekîl-i umûru ve 1225’de Gümüşhâne ma’deni emîni oldu. 1228’de dergâh-ı âlî kapıcıbaşılığı ile taltîf edildi. [205] 1230 senesi şevvâlinin gurresinde Amasya mütesellimi olarak gelip 1231 senesi cumâdelâhiresinde Rize a’yânı Tozcuoğlu el-Hâc Memiş Ağa’nın i’dâmına bâ-fermân âlî-i me’mûr oldu. Amasya’dan aldığı kuvvetle gidip îfâ-yı vazîfe ederek 1232 senesi saferinin evâ’ilinde geldi.
1232 senesi saferinin yirmi ikisinde bâ-rütbe-i mîr-i mîrânî Çorum sancağı mutasarrıfı ve Rumeli’nde Mâcîn ile İsâkçı kal’aları muhâfızı olup Amasya’dan ayrıldı. 1233 senesi saferinin yirmi dördünde vezâretle Silistre vâlisi oldu. 1235 senesi şevvâlinde Trabzon vâlisi ve Fâş muhâfızı olup 1236 senesi şevvâlinin dördünde Kocaeli ve Hüdâvendigâr sancakları mutasarrıfı ve 1237’de Karaburun muhâfızı ve 1238’de Karadeniz Boğazının Rumeli sevahili muhâfızı oldu.
1239 senesi muharreminde İbrâ’il muhâfızı olarak Rumeli’ye gidip hudûd-ı Osmâniyye kumandanı oldu. 1241’de Rusların İbrâ’il’e tecâvüzlerini men’ edemediğinden azledilse de mu’ahharan Tolcu muhâfızı oldu. Burayı da [206] Ruslara karşı müdafa’a edemediğinden 1242 senesi muharremi evâsıtında azl ile vezâreti ref’ edilerek Gelibolu’da ikâmete me’mûr oldu.
1243 senesi muharrreminde yine ibkâ-yı vezâretle Hamîd sancağı mutasarrıfı ve 1244’de Haleb vâlisi ve Tekfurdağı muhâfızı, 1245’de sânîyen Silistre vâlisi ve Köprüköy muhâfızı oldu. Burayı da hüsn-i muhafazaya muvaffak olamadığından Aydın mutasarrıfı olup oraya vusûlünde üçüncü def’a azliyle vezâreti ref’ edilerek Kara Hisar-ı Sâhib’e gönderildi. Birkaç mah sonra orada vefât etdi.
Şecî’, sâdık, mustakîm bir vezîr idi. Evâ’il-i me’mûriyyetinde hizmet ve sadâkati görüldüyse de Rusların kuvvâ-yı muntazama ve mu’azzamasına karşı gayr-ı muntazam olan kuvveti derece-i kifâyetde değildi. Bunun için sonraları muvaffak olamadı. Kahrından ölüp gitdi.
Mahdûmu es-Seyyid Halîl Bey ve kerîmesi Âdile Hanım’dır. Âdile Hanım’ın zevci Amasya’nın Aynu’l-a’yânı Yeğenzâde es-Seyyid el-Hâc İbrâhim Âsım Bey’den evlâdı el-yevm bâkîdir. Hazinedârı Amasyalı Hâfız Mehmed Rüstem Ağa ve kethüdâsı da [207] Yeğen es-Seyyid Mehmed Ağa bin Ali Ağa’dır. Eyyâm-ı ikbâlinde bunlara kapıcıbaşılık verilmişdi.
Amcası Amasya’da Benderli Medresesinin bânisi olan meşâhîr-i tüccârdan es-Seyyid el-Hâc Feyzullah Ağa bin Ali olup sadr-ı esbak Benderli Ali Paşa da akrabâsından idi. Enderûn-ı hümâyûnda miftâh ağası olan Amasyalı Aşçızâde Mehmed Ağa ile sadr-ı esbak Benderli Selîm Mehmed Paşa’ya nisbet-i tâmmesi vardı.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Amasya tüccarlarından ve bezzazlar (kumaş satıcıları) esnafından Seyyid Seyfullah Ağa bin Ali Ağa'nın oğludur. Babası Bender'e bağlı Lâdika kasabasından Amasya'ya göç etmişti. Bu yüzden kendisine "Lâdikalı" da denmişti.
İlk olarak sadaret kaymakamı (sadrazam vekili) Amasyalı Ocak İmamızâde Seyyid Mustafa Paşa'nın maiyetine girdi. 1203 [1788-89] yılında adı geçen paşa emekliye ayrılınca Amasya'ya geldi. Amasya ayanından Yeğenzâde Halîl Bey'e bağlanıp onun damadı oldu. 1209 [1794-95] yılında Halîl Bey ölünce onun yerini tuttu.
Daha sonra İstanbul'a gidip Amasyalızâde Hacı İbrâhim Efendi'ye bağlandı ve 1218 [1803-04] yılında Amasya mübayaacısı (devlet adına satın alma görevlisi) olarak geri geldi. Ardından rikâb-ı hümâyun (padişahın özel hizmetindeki) ağalarından Amasyalı Aşçızâde Mehmed Ağa'nın Amasya'daki işlerini yürüten vekili, 1225 [1810-11] yılında da Gümüşhane madeni emini oldu. 1228 [1813] yılında dergâh-ı âlî kapıcıbaşılığı rütbesiyle ödüllendirildi. 1230 yılı Şevvalinin ilk günü [Eylül 1815] Amasya mütesellimi olarak geldi; 1231 yılı Cemâziyelâhirinde [1816] Rize ayanı Tozcuoğlu Hacı Memiş Ağa'nın idamı için padişah fermanıyla görevlendirildi. Amasya'dan topladığı kuvvetle gidip görevini yerine getirdi ve 1232 yılı Saferinin başlarında [Aralık 1816] döndü.
1232 yılı Saferinin yirmi ikisinde [Ocak 1817] mîrimîrânlık (beylerbeyilik) rütbesiyle Çorum sancağı mutasarrıfı ve Rumeli'de Maçin ile İsakçı kalelerinin muhafızı olarak Amasya'dan ayrıldı. 1233 yılı Saferinin yirmi dördünde [Ocak 1818] vezirlik rütbesiyle Silistre valisi oldu. 1235 yılı Şevvalinde [1820] Trabzon valisi ve Faş muhafızı; 1236 yılı Şevvalinin dördünde [1821] Kocaeli ve Hüdâvendigâr sancakları mutasarrıfı; 1237 [1821-22] yılında Karaburun muhafızı ve 1238 [1822-23] yılında Karadeniz Boğazı'nın Rumeli kıyıları muhafızı oldu.
1239 yılı Muharreminde [1823] İbrail muhafızı olarak Rumeli'ye gidip Osmanlı sınırlarının kumandanı oldu. 1241 [1825-26] yılında Rusların İbrail'e saldırılarını önleyemediği için görevden alındıysa da sonradan Tolcu (Tulça) muhafızı oldu. Burayı da Ruslara karşı savunamadığından 1242 yılı Muharreminin ortalarında [1826] görevden alındı, vezirliği elinden alınarak Gelibolu'da oturmakla görevlendirildi.
1243 yılı Muharreminde [1827] vezirliği yeniden verilerek Hamîd sancağı mutasarrıfı; 1244 [1828-29] yılında Halep valisi ve Tekfurdağı (Tekirdağ) muhafızı; 1245 [1829-30] yılında ikinci kez Silistre valisi ve Köprüköy muhafızı oldu. Burayı da gereği gibi koruyamadığından Aydın mutasarrıfı yapıldı; oraya varınca üçüncü kez görevden alınıp vezirliği kaldırılarak Karahisâr-ı Sâhib'e (Afyonkarahisar) gönderildi. Birkaç ay sonra orada öldü.
Yiğit, sadık, dürüst bir vezirdi. Görevinin ilk yıllarında hizmeti ve sadakati görüldüyse de Rusların düzenli ve çok büyük kuvvetleri karşısında elindeki düzensiz kuvvet yeterli değildi. Bu yüzden sonraları başarılı olamadı. Kahrından ölüp gitti.
Oğlu Seyyid Halîl Bey, kızı Âdile Hanım'dır. Âdile Hanım'ın kocası, Amasya'nın ayanlarının en ileri geleni Yeğenzâde Seyyid Hacı İbrâhim Âsım Bey'dir; onun soyu bugün de yaşamaktadır. Hazinedarı Amasyalı Hâfız Mehmed Rüstem Ağa, kethüdası da Yeğen Seyyid Mehmed Ağa bin Ali Ağa'dır. Parlak günlerinde bunlara kapıcıbaşılık verilmişti.
Amcası, Amasya'daki Benderli Medresesi'nin banisi olan ünlü tüccarlardan Seyyid Hacı Feyzullah Ağa bin Ali'dir; eski sadrazam Benderli Ali Paşa da akrabalarındandı. Enderun'da miftah ağası (anahtar ağası) olan Amasyalı Aşçızâde Mehmed Ağa ile eski sadrazam Benderli Selîm Mehmed Paşa'ya da yakın akrabalığı vardı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- bezzâz: kumaş satan esnaf
- hicret: göç
- kâ'im-makâm-ı sadr-ı âlî: sadaret kaymakamı, sadrazam yokken onun yerine bakan vezir
- tekâ'üd: emeklilik
- intisâb: bir büyüğün himayesine girme
- mübâya'acı: ordu ya da devlet için zahire ve mal satın alan görevli
- vekîl-i umûr: birinin işlerini yürüten vekil
- ma'den emîni: devlete ait madeni yöneten memur
- dergâh-ı âlî kapıcıbaşılığı: saray kapıcıbaşılığı; bu dönemde çoğunlukla taşra ileri gelenlerine verilen bir rütbe
- mütesellim: sancakta valinin yerine işleri yürüten idareci
- bâ-fermân-ı âlî me'mûr: padişah fermanıyla görevlendirilmiş
- mîr-i mîrânî: beylerbeyilik rütbesi
- muhâfız: kale ya da bölge komutanı
- vezâret: vezirlik rütbesi; ref': kaldırma
- ibkâ: yerinde bırakma, geri verme
- şecî': yiğit; mustakîm: doğru, dürüst
- kuvvâ-yı muntazama: düzenli kuvvetler
- kerîme: kız evlat; zevc: koca
- aynu'l-a'yân: ayanın en ileri geleni
- miftâh ağası: Enderun'da sarayın anahtarlarından sorumlu ağa
- nisbet-i tâmme: tam, yakın akrabalık
Amasya'dan Tuna Boylarına
Benderlizâde İbrâhim Paşa'nın hayatı, on sekizinci yüzyılın sonu ile on dokuzuncu yüzyılın başında Amasyalı bir tüccar oğlunun hangi kapılardan geçerek vezirliğe çıkabildiğini adım adım gösterir. Önce İstanbul'da güçlü bir hemşehrinin, sadaret kaymakamı Ocak İmamızâde Mustafa Paşa'nın dairesine girer; sonra memleketinde ayan ailesine damat olarak yerel nüfuz kazanır; ardından yine bir Amasyalının, Amasyalızâde Hacı İbrâhim Efendi'nin himayesiyle devlet görevlerine geçer. Mübayaacılık, maden eminliği, kapıcıbaşılık ve mütesellimlik basamaklarından sonra beylerbeyiliğe ve vezirliğe yükselir. Hüsameddin'in metninde dikkat çeken bir başka nokta, bu yükselişin büyük kısmının bir "Amasyalılar ağı" içinde gerçekleşmesidir: hamileri, damadı olduğu aile, kethüdası ve hazinedarı hep Amasyalıdır.
Ailenin "Benderli" lakabı, babanın Bender'e bağlı Lâdika'dan göç etmesinden gelir. Bender, Turla (Dinyester) ırmağı kıyısında, Boğdan'ın kuzeyinde bir kale şehriydi. Hüsameddin'in akraba saydığı sadrazam Benderli Mehmed Selim Paşa da adını Bender'de doğmuş olmasından alır. Ancak bu paşanın babası Hotinli Cebecibaşı Mustafa Ağa olarak bilinir; İbrâhim Paşa ile akrabalığı başka kaynaklarda geçmez ve yalnızca Hüsameddin'in kaydına dayanır.
Tuzcuoğlu Memiş Ağa Seferi
İbrâhim Paşa'nın Amasya mütesellimliği sırasında üstlendiği en önemli iş, Doğu Karadeniz'in en güçlü ayanı Tuzcuoğlu Memiş Ağa'ya karşı gönderilen kuvvete katılmasıdır. Bugünkü araştırmalara göre Trabzon valisi, Memiş Ağa'yı merkeze şikâyet ederek Eylül 1815'te onun idamı için ferman çıkartmış, Memiş Ağa ve müttefikleri ise buna karşılık Trabzon'u kuşatıp 18 Ağustos 1816'da şehri ele geçirmişti. Merkezin gönderdiği kuvvetler, Samsun, Amasya, Tokat ve Sivas dolaylarındaki ayanlardan toplanan askerlerle birlikte 1816 Kasımının sonunda Trabzon'u geri aldı. Hüsameddin'in "Amasya'dan aldığı kuvvetle gidip görevini yerine getirdi ve 1232 Saferi başlarında döndü" sözü, tarih bakımından bu geri alma harekâtıyla örtüşür. Memiş Ağa'nın kendisi ise bundan sonra Rize'ye, oradan Of'a çekilmiş, ancak 26 Ekim 1817'de yakalanıp hemen idam edilmiştir. Yani İbrâhim Paşa'nın döndüğü sırada idam henüz gerçekleşmemişti; Hüsameddin'in "îfâ-yı vazîfe" dediği iş, Trabzon'un kurtarılmasındaki payı olmalıdır.
Rus Cephesindeki Başarısızlıklar ve Tarih Sorunu
Hüsameddin, İbrâhim Paşa'nın İbrail, Tulça, Silistre ve Köprüköy'deki başarısızlıklarını açık sözlülükle yazar ve sebebini Rusların düzenli ordusu karşısında elindeki kuvvetin düzensizliğinde görür. Bu değerlendirme dönemin genel tablosuyla uyuşur: 1826'da Yeniçeri Ocağı kaldırılmış, yeni ordu henüz kurulma aşamasındayken 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı başlamıştı.
Ne var ki metindeki tarihlerle bu savaşın tarihleri arasında bir uyumsuzluk göze çarpar. Hüsameddin, paşanın 1241 [1825-26] yılında Rusların İbrail'e saldırısını önleyemediği için azledildiğini yazar. Bugünkü kaynaklara göre İbrail'in Rus kuşatması 1828 baharında başlamış, kale 23 Haziran 1828'de teslim olmuştur; bu sırada kale muhafızı olarak kimi kaynaklarda Süleyman Paşa, kimilerinde Ebûbekir Paşa anılır. 1825-26 yıllarında ise Osmanlı ile Rusya arasında açık bir savaş yoktur. Benzer biçimde, Hüsameddin'in "ikinci kez Silistre valisi ve Köprüköy muhafızı" dediği 1245 [1829-30] yılı da savaşın son evresine ve sonrasına düşer. Bu farkın sebebi, Hüsameddin'in hicrî tarihleri aktarırken yaptığı bir kayma olabileceği gibi, sınır boylarında savaştan önce yaşanmış başka bir olaya işaret etmesi de mümkündür. Elimizdeki kaynaklarla bu konuda kesin bir hüküm vermek mümkün değildir.
Kaynaklardaki Bir Karışıklık
Hüsameddin'in dipnotuna göre Sicill-i Osmânî'de bu paşaya "Ispartalı" denmiş, böylece Ispartalı İbrâhim Paşa ile Amasyalı İbrâhim Paşa'nın hayat hikâyeleri birbirine karıştırılmıştır. Hüsameddin bu düzeltmeyi belgeyle destekler: 1208 [1793-94] tarihli poliçe defterinde kişi "Benderlizâde es-Seyyid İbrâhim Ağa" diye kayıtlıdır ve Amasya'dan gönderdiği bir senet, İstanbul'da Galata Yağkapanı'nda oturan Tokatlı Hacı Yûsuf Ağa'dan tahsil edilmek üzere 5 Rebîülâhir 1206 [1791] tarihli ve 8000 tutarındadır (para birimi kayıtta belirtilmemiştir). Bu kayıt, İbrâhim Paşa'nın devlet hizmetine girmeden önce ailesinin ticaret ağı içinde iş gördüğünü de gösterir.
Paşanın damadı Yeğenzâde İbrâhim Âsım Bey de kitapta ayrı bir maddeyle anlatılır; Amasya'nın ayanbaşı olan bu kişinin yükselişinde kayınpederinin vezirliği önemli bir rol oynamıştır. Amcası Feyzullah Ağa'nın yaptırdığı Benderli Medresesi'nin bugünkü durumu hakkında kaynaklarda bilgi bulunamadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 71–72. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Mehmet Hacısalihoğlu, "Tuzcuoğulları", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/tuzcuogullari
- Mihai Maxim, "İbrâil", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrail
- Hüseyin Selçuk, "Mehmed Selim Sırrı Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-selim-sirri-pasa
- "1834 Yılında Bir Osmanlı Valisinin Kapı Halkı: Trabzon Valisi Hazinedarzâde Osman Paşa'nın Maiyeti", Karadeniz İncelemeleri Dergisi, sy. 35, 2023, s. 147-172. https://dergipark.org.tr/tr/pub/kid/article/1380307
Diğer kaynaklar