Sivaslıdır. Zaralızâde Osmân Paşa'nın oğludur.⁷¹¹ 1166 muharremi gurresinde Amasya mutasarrıfı olup sipâhîler kethüdâsı olan Fazlıoğlu Hacı Mustafâ Ağa'yı mütesellim nasb etdi. Buna Mustafâ Efendi de denirdi.
Mehmed Paşa, Sivâs vâlîsi iken Amasya tahsîlâtından hazîne-i mâliyyeye gönderilmek üzere Sivâs defterdârına teslîm edilen büyük ve mühim bir meblağı kendi işlerine sarfetmişti. Bu hâl İstanbul'a aks etdikde paranın gönderilmesi emir ve te'kîd ve aldırmayınca azl ve tehdîd edildi. [85]
Paşa, işin fenâya saracağını anlayınca ba'zı vüzerâya ve sadr-ı a'zama mürâca'atla Amasya sancağını taleb ve imhâlini ricâ ederek parayı ödeyeceğini beyân eylediğinden matlûbu is'âf edildi.
Ancak Amasya sancağı uhdesine tevcîh edilmeden önce muhassıllar ta'yîn ederek Sivâs'dan gönderdi. İhtilâs etdiği paraları halkdan ikinci def'a tahsîl etdirmek için mütesellimine buyrultu gönderip tahsîline kıyâm ve az sonra Amasya mutasarrıfı olduğunu ve Sivâs'dan hareket etdiğini bildirdi.
Fazlı Oğulları, Mehmed Paşa'nın mukaddem verdiği emri üzerine paraların tahsîlâtına kıyâm ve Sivâs'dan gelen tahsîldârlar ise mübâşeret etdikleri cihetle şikâyetler bâb-ı âlîye yağdı.
Bu hareket, yeniçeriler ve hâsseten halk arasında dehşetli bir infi'âl uyandırdı. Muhassılları ve Fazlı Oğulları'nı tahsîlâtdan men' eden halk, boğazları sedd edip Mehmed Paşa'yı Amasya'ya sokmamak ve tahsîlâta kıyâm edenleri öldürmek için ittifâk etdiler.
Vaz'iyyet pek korkunç idi. Çünkü vergilerini tamâmiyle vermiş olan halk, tekrâr tahsîl edileceğinden korkup her türlü muhâtarayı göze aldırmışlardı. Bunu takdîr eden mütesellim [86] muhassılları durdurmuş, ahvâli Mehmed Paşa'ya bildirmişdi.
Bâbı-âlî, şikâyetleri muhikk gördüğünden derhâl Mehmed Paşa'yı azl ve yerine İçil mutasarrıfı Cevher Paşa'yı ta'yîn etdiği hâlde bundan ma'lûmâtı olmayan Mehmed Paşa boğaza kadar gelmiş, halk ise müsellahan paşayı geri çevirmeğe kıyâm etmiş, Helvâcı Pınarı önünde oldukça önemli bir boğuşma olmuşdu.
Fakat Amasya a'yânı araya girip paşayı iknâ'a çalışdıkları esnâda fermân-ı âlî gelip teblîğ edilince Mehmed Paşa dönüp Sivâs'a gitdi. Gavgâ da bitdi. Paşanın adamlarından birkaçı öldü. Amasyalılardan da yaralanan oldu.
Günümüz Türkçesiyle
Sivaslıdır. Zaralızâde Osman Paşa'nın oğludur. 1166 yılı muharrem ayının ilk günü [Kasım 1752] Amasya mutasarrıfı oldu ve sipahiler kethüdası Fazlıoğlu Hacı Mustafa Ağa'yı mütesellim, yani kendi yerine sancağı yönetecek vekil olarak atadı. Bu kişiye Mustafa Efendi de denirdi.
Mehmed Paşa, Sivas valisiyken Amasya'dan toplanan vergilerden devlet hazinesine gönderilmek üzere Sivas defterdarına teslim edilen büyük ve önemli bir parayı kendi işlerine harcamıştı. Bu durum İstanbul'a duyulunca paranın gönderilmesi emredildi ve emir üstüne emir yazıldı; paşa buna aldırmayınca da görevden alınmakla tehdit edildi.
Paşa işin kötüye varacağını anlayınca bazı vezirlere ve sadrazama başvurdu, Amasya sancağının kendisine verilmesini ve borcu için süre tanınmasını rica ederek parayı ödeyeceğini bildirdi. Bunun üzerine isteği kabul edildi.
Ancak Amasya sancağı kendisine verilmeden önce Sivas'tan vergi toplayıcıları (muhassıllar) atayıp gönderdi. Zimmetine geçirdiği paraları halktan ikinci defa toplatmak için mütesellimine yazılı emir gönderip tahsilata girişti; az sonra da Amasya mutasarrıfı olduğunu ve Sivas'tan yola çıktığını bildirdi.
Fazlıoğulları Mehmed Paşa'nın daha önce verdiği emir üzerine paraları toplamaya girişince, Sivas'tan gelen tahsildarlar da işe başlayınca şikâyetler Babıâli'ye yağdı.
Bu hareket yeniçeriler ve özellikle halk arasında korkunç bir öfke uyandırdı. Vergi toplayıcılarını ve Fazlıoğullarını tahsilattan alıkoyan halk, şehre giden boğazları tutarak Mehmed Paşa'yı Amasya'ya sokmamak ve tahsilata girişenleri öldürmek için aralarında birleşti.
Durum çok korkunçtu. Çünkü vergilerini eksiksiz ödemiş olan halk, bunların yeniden toplanacağından korktuğu için her türlü tehlikeyi göze almıştı. Bunu anlayan mütesellim tahsildarları durdurmuş ve durumu Mehmed Paşa'ya bildirmişti.
Babıâli şikâyetleri haklı bulduğundan hemen Mehmed Paşa'yı görevden almış ve yerine İçel mutasarrıfı Cevher Paşa'yı atamıştı. Ne var ki bundan haberi olmayan Mehmed Paşa boğaza kadar gelmiş, halk da silahlanarak paşayı geri çevirmek üzere ayaklanmıştı; Helvacı Pınarı önünde oldukça büyük bir çatışma oldu.
Fakat Amasya'nın ileri gelenleri araya girip paşayı ikna etmeye çalıştıkları sırada padişahın fermanı gelip kendisine bildirilince Mehmed Paşa geri dönüp Sivas'a gitti. Kavga da sona erdi. Paşanın adamlarından birkaçı öldü, Amasyalılardan da yaralananlar oldu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- muharrem gurresi: muharrem ayının ilk günü
- mutasarrıf: bir sancağı yönetmekle görevlendirilen paşa
- mütesellim: mutasarrıf yerine sancağı yöneten, vergileri toplayan vekil
- nasb etmek: bir göreve atamak
- hazîne-i mâliyye: devlet hazinesi
- defterdâr: eyaletin mali işlerinden sorumlu memur
- te'kîd: bir emri üsteleyerek yineleme
- azl: görevden alma
- imhâl: borç için süre tanıma
- is'âf etmek: bir isteği yerine getirmek
- muhassıl: vergi toplamakla görevli memur
- ihtilâs: devlet malını zimmetine geçirme
- buyruldu: vali ya da paşanın yazılı emri
- kıyâm: bir işe girişme; ayaklanma
- mübâşeret: bir işe başlama
- bâb-ı âlî: sadrazamlık makamı, merkezî hükümet
- infi'âl: öfke, büyük kırgınlık
- muhâtara: tehlike
- muhikk: haklı
- müsellahan: silahlı olarak
- a'yân: şehrin ileri gelenleri
- fermân-ı âlî: padişah emri
Zaralızâdeler ve Mehmed Paşa
Hüsameddin'in dipnotuna göre aile adı mukataa ve maliye defterlerinde "Zâr Alîzâde" şeklinde yazılmış, söylenişte kısalarak "Zaralızâde" olmuştur. Aile, XVIII. yüzyılda Sivas'ın güçlü âyan ailelerinden biridir; Saim Savaş bu aileyi "XVIII. Asırda Sivas'ta Bir Âyan Ailesi: Zaralızâdeler" başlıklı bir makalede incelemiştir. Mehmed Paşa'dan sonra Sivas'ın yönetimini ele alacak olan Feyzullah Paşa da bu ailedendir ve dönemin vakanüvislerinden Muradî onu Zaralızâde'nin kardeşi olarak anar. Böylece Amasya, bu yıllarda komşu eyaletin merkezinde kökleşmiş bir ailenin mali ve askerî gücüyle yüz yüze kalmıştır.
Ahmet Önal'ın tevcihat defterlerine ve vakanüvis kayıtlarına dayanarak hazırladığı Sivas valileri listesi, Hüsameddin'in anlattığı olayların arka planını doğrular. Vakanüvis Hâkim'in kaydına göre 12 Şevval 1166 [12 Ağustos 1753] tarihinde Sivas eyaleti "hâlâ mutasarrıfı Zaralızâde Vezir Mehmed Paşa"nın elindedir ve ertesi yıllarda, 6 Şevval 1167 [27 Temmuz 1754] ile 7 Şevval 1168 [17 Temmuz 1755] tevcihatında da görevinde bırakılmıştır. Demek ki Amasya'daki ayaklanma ve paşanın Amasya mutasarrıflığından alınması onun Sivas valiliğini sarsmamıştır. Hüsameddin'in "Sivas valisi iken" diye başlayan anlatımı ile Amasya sancağını ayrıca istemesi de bu tabloya uyar; Amasya sancağı bu yüzyılda Sivas eyaletine bağlıydı ve vali, sancakların vergilerini kendi buyrultularıyla toplatabiliyordu.
Vergi, Zimmet ve Halkın Tepkisi
Hüsameddin'in anlattığı mesele, XVIII. yüzyıl taşra maliyesinin bilinen bir açmazıdır. Jülide Akyüz Onat'ın Amasya şer'iye sicillerine dayanan araştırması, savaş zamanlarında halktan alınan imdad-ı seferiyye vergisinin bu yüzyılda yöneticiler için düzenli bir gelir hâline geldiğini gösterir. Sivas valileri bu tür vergileri eyaletteki kadılara gönderdikleri buyrultularla ister, toplanacak meblağ kazalar arasında paylaştırılırdı. Örneğin 1739-40'ta Sivas Valisi Abdullah Paşa, kale içindeki sarayın ve levent odalarının onarımı için 20.500 kuruşluk bir masrafı eyalete dağıtmış, bunun 2.747 kuruşu Amasya sancağı kazalarına düşmüştü. Aynı araştırma, ağırlaşan vergiler karşısında halkın çoğu zaman köyünü, çiftini bırakıp göç ederek tepki verdiğini de belgeler.
Bu çerçevede 1752 olaylarının dikkat çekici yanı, halkın göç yerine silaha başvurmasıdır. Vergisini ödemiş olan Amasyalılar, aynı paranın valinin zimmeti yüzünden ikinci kez istenmesini kabul etmemiş, şehrin boğazlarını tutarak paşayı içeri sokmamıştır. Hüsameddin, yerel yöneticilerin (mütesellim ve âyan) bu kez halktan yana tavır aldığını, İstanbul'un da şikâyetleri haklı bularak paşayı geri çektiğini yazar. Anlatıdaki Fazlıoğulları ise iki yönlü bir rol oynar: Hem mütesellimlik ve sipahi kethüdalığı gibi yerel görevleri ellerinde tutarlar hem de valinin tahsilat emrini uygulayan taraftırlar. Ailenin bu çift yönlü durumu sonraki maddelerde de sürecek, 1170'teki büyük ayaklanmada konakları halk tarafından taşlanacaktır.
Mehmed Paşa'nın Sonu
Hüsameddin, Zaralızâde Mehmed Paşa'nın hikâyesini birkaç madde sonra, 1170 [1757] yılında görevden alınıp idam edilmesiyle bitirir. Önal'ın listesine göre paşa 1756'da yeniden Sivas valisi olmuş, kısa bir süre Anadolu valiliğinde bulunduktan sonra tekrar Sivas'a dönmüş, 15 Cemaziyelahir 1170 [7 Mart 1757] tarihinde de Sivas'tan Trabzon'a nakledilmiştir. İlhan Ege'nin çalışmasına dayanarak Önal, paşanın aynı yıl idam edildiğini belirtir; Saim Savaş ise onun 1754'te azledilip büyük bir ihtimalle aynı yıl öldürüldüğünü yazmıştır. Tahvil kayıtları paşanın 1757'ye kadar görevde olduğunu gösterdiği için Hüsameddin'in verdiği 1757 tarihi, Savaş'ın tahmininden daha sağlam görünmektedir.
Hüsameddin'in andığı Helvacı Pınarı'nın bugünkü yeri hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 652–653. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar