Amasyalıdır. Bekir Beyzâde olup dîvân-ı [90] hümâyûn teşrîfâtçısı Âkif Mehmed Bey'in pederidir. 1168 recebinin yirmi dokuzuncu günü Amasya mutasarrıfı olup Hacı Efendioğlu Hacı Ahmed Ağa yine mütesellim oldu.
Şa'bânın ibtidâsında mütesellimin kayınpederi ve müftü efendinin hısımı Çorumlu Hacı Zeynelâbidîn Ağa nakîb kâ'im-makâmı oldu. Buna "Zeynel Ağa" denirdi. Zeynel Oğulları'nın büyük atasıdır. Şa'bânın yedisinde baş defterdâr Amasyalı Hatîbzâde Nâ'ilî Abdullâh Paşa bin Halîl Ağa vezâretle sadr-ı a'zam oldu.
Zilhicce ibtidâsında Kadı İbrâhim Efendi İstanbul'a gidip Taşâbâdî Hacı Ahmed Efendizâde mahkeme kâtibi Mehmed Emîn Efendi Amasya nâ'ibi ve Gül Ahmed Paşa birâderzâdesi Hacı Feyzullâhoğlu Hacı Hüseyin Ağa bin Hacı İsmâ'il Efendi Amasya mütesellimi oldu.
Bu yıl, kul kethüdâlığından mîr-i mîrân olup Köprü'de menfiyyen mukîm olan Gürcü Mehmed Paşa ve Amasya mevlevîhânesi şeyhi Hacı Ahmed Dede vefât edip mesnevîhân İsmâ'il Dede şeyh oldu.
1169 muharreminde Hacı Efendioğlu Hacı Ahmed Ağa baş a'yân olup onuncu günü müftü Hacı Alî Efendi'nin azliyle Torumtay müderrisi Köprülü Hacı Mehmed Efendi Amasya müftüsü ve saferde Sarıbeyzâde Mehmed Bey Amasya alaybeyi oldu. [91]
Cemâziyelevvel ibtidâsında enderûn ağalarından Amasyalı Ca'fer Ağa evkâf-ı sultâniyye ve şehzâdeler vakfı mütevellîsi olarak İstanbul'dan geldi. Receb ibtidâsında Çavuşzâde Feyzullâh Efendi bin İbrâhim Efendi Amasya kadısı, Fazlıoğlu Hacı Mustafâ Ağa sipâhîler kethüdâsı ve birâderi Hacı Alî Efendi nakîb kâ'im-makâmı oldu.
Çünkü Zaralıoğlu Mehmed Paşa Amasya'nın sâbıkâ tahsîlâtından zimmetine geçen mebâliğ-i mühimmeyi te'diye etmek şartıyla Sivâs vâlîsi olmuşdu. Bu aydan i'tibâren zimmet-i sâbıkasını bakâyâ nâmıyla tahsîle emr-i şedîd verdi. Fazlı Oğulları'nı tahsîle me'mûr edip Amasya alaybeyi Mehmed Bey'e kızını vermiş, onu da kendisine rabt etmişdi.
Mehmed Bey, bütün kuyûd-ı resmiyye ve şer'iyyenin gösterdiği üzere eben-an-ceddin Amasyalı bir zât idi. Bu esnâda Sivâs alaybeyi olup Amasya'dan Sivâs'a gitdiğinden kendini belâdan kurtardı. Yerine Yeğenoğlu Ömer Bey'in etbâ'ından Kürd Ebûbekir Bey alaybeyi oldu.
Mutasarrıf Ebûbekir Paşa Bender muhâfızı idi. Mütesellimi Hacı Hüseyin Ağa da vâlînin emr-i şedîdine karşı duramadı. Bu yüzden dedikodu çoğaldı. A'yân da halk ile berâber olup ağır şikâyetler bâb-ı âlîye yağdı. [92]
Vâlî Mehmed Paşa, gerek Sivâs ve gerek Amasya emvâlinden zimmetine geçen paraları ziyâdesiyle bütün vilâyet halkına garâmeten tevzî' ederek vilâyetin her tarafında bunları tahsîle koyuldu. Fakat köylerden kendisine güvenen yiğitler, levendler vâlînin irtikâbât ve tahsîlât ve mezâlimi yüzünden şekâvete kalkışdılar. Amasya, Zile, Tokad havâlîsinde köyleri basıyorlar, canları yakıyorlardı.
Amasya havâlîsinde şakîlik yapan levendler, Sarıkadıoğlu Pehlivân Mehmed adlı gâyet yiğit ve cür'etkâr bir sergerdenin emriyle hareket ediyorlardı. Bunların mikdârı ilk önce azdı. Gitdikçe çoğaldı. Bu esnâda İbekli Ömer Ağa'nın oğlu Mustafâ Ağa da Zaralıoğlu'nun zulmünden kaçıp levend eşkıyâsına karışdı. Buna "İbeklioğlu" denir. Gâyet yiğit ve pehlivân bir adamdı. Eşkıyâ sergerdesi Mehmed Pehlivân'ın kethüdâ-yı şekâveti oldu.
Bu yıl a'yândan Sa'atçioğlu Hacı Mehmed Efendi, Abdî Paşa birâderi ve kütübhâne sâhibi olan Sultân Bâyezîd Câmi'i imâm-ı evveli Emîr İmâm Hacı Abdullatîf Efendi, Hızır Paşa müderrisi Veliyyüddîn Efendi vefât etdi.
1170 muharreminde Yeğenzâde Ömer Bey baş a'yân, Hacıoğlu Hacı Ahmed Ağa hacıbaşı, Hacı Abdulbâkî Ağa da nakîb kâ'im-makâmı olup Fazlı Oğulları'nın tahsîlâtı şiddetlendi. [93]
Bu yüzden eşkıyânın yollarda, bellerde ve köylerde irtikâb etdikleri işkenceler, yağmâ ve gâretler halkı tedhîş ediyor, Kürd Bekir Bey'in ta'kîbâtı Amasya havâlîsine münhasır kalıyor, halkın feryâdı yürekleri eziyordu.
Bundan müte'essir olan ulemâ, a'yân ve hâcıyân tahsîlâta i'tirâz ederek efkâr-ı umûmiyyenin galeyânını teskîne hizmet ve bir mahzar-ı umûmî ile dîvân-ı hümâyûna şikâyet etdi.
Receb ibtidâsında mevâlîden Osmân Efendi Amasya kadısı olup geldi. Şa'bân ayında Fazlı Oğulları'nın konakları halk tarafından taşlandı. On kadar tahsîldârlar fenâ döğüldü. Bunlardan biri dayak altında can verdi. Mes'ele büyüdü. Bir tarafdan Fazlı Oğulları'nın takımları, diğer tarafdan a'yân ile halk her tarafa şikâyetler yağdırdı.
Bu hâdiseler ve levend eşkıyâsının türemesi sırf vâlî olacak derebeyinin seyyi'ât ve mezâlimi yüzünden olduğu anlaşıldığından bâ-fermân-ı âlî Sivâs vâlîsi olan Çeteci Vezîr Abdullâh Paşa kuvvetiyle Zaralıoğlu Mehmed Paşa azl ve i'dâm edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Bekir Beyzâdelerdendir ve Divan-ı Hümayun teşrifatçısı Âkif Mehmed Bey'in babasıdır. 1168 yılı receb ayının yirmi dokuzuncu günü [Mayıs 1755] Amasya mutasarrıfı oldu; Hacı Efendioğlu Hacı Ahmed Ağa yine mütesellim oldu.
Şaban ayının başında, mütesellimin kayınpederi ve müftü efendinin akrabası olan Çorumlu Hacı Zeynelâbidin Ağa nakib kaymakamı oldu. Kendisine "Zeynel Ağa" denirdi; Zeyneloğullarının büyük atasıdır. Şabanın yedinci günü [Mayıs 1755] başdefterdar Amasyalı Hatibzâde Nâilî Abdullah Paşa bin Halil Ağa vezirlik rütbesiyle sadrazam oldu.
Zilhicce ayının başında [Eylül 1755] kadı İbrahim Efendi İstanbul'a gitti. Taşabatlı Hacı Ahmed Efendizâde mahkeme kâtibi Mehmed Emin Efendi Amasya naibi, Gül Ahmed Paşa'nın yeğeni Hacı Feyzullahoğlu Hacı Hüseyin Ağa bin Hacı İsmail Efendi de Amasya mütesellimi oldu.
Bu yıl, kul kethüdalığından beylerbeyiliğe yükselmiş olup Köprü'de sürgün olarak oturan Gürcü Mehmed Paşa ile Amasya Mevlevihanesi şeyhi Hacı Ahmed Dede vefat etti; mesnevihan İsmail Dede şeyh oldu.
1169 yılı muharreminde [Eylül-Ekim 1755] Hacı Efendioğlu Hacı Ahmed Ağa baş âyan oldu. Ayın onuncu günü müftü Hacı Ali Efendi görevden alındı ve Torumtay Medresesi müderrisi Köprülü Hacı Mehmed Efendi Amasya müftüsü oldu; safer ayında da Sarıbeyzâde Mehmed Bey Amasya alaybeyi oldu.
Cemaziyelevvel ayının başında [Şubat 1756] Enderun ağalarından Amasyalı Cafer Ağa, padişah vakıflarının ve şehzadeler vakfının mütevellisi olarak İstanbul'dan geldi. Receb başında [Nisan 1756] Çavuşzâde Feyzullah Efendi bin İbrahim Efendi Amasya kadısı, Fazlıoğlu Hacı Mustafa Ağa sipahiler kethüdası, kardeşi Hacı Ali Efendi de nakib kaymakamı oldu.
Bunun sebebi şuydu: Zaralıoğlu Mehmed Paşa, Amasya'nın önceki tahsilatından zimmetine geçirdiği büyük paraları ödemek şartıyla Sivas valisi olmuştu. Bu aydan itibaren eski zimmetini "bakaya" adıyla toplatmak için sert bir emir verdi. Tahsilatla Fazlıoğullarını görevlendirmiş, Amasya alaybeyi Mehmed Bey'e de kızını vererek onu kendine bağlamıştı.
Mehmed Bey, bütün resmî ve şer'î kayıtların gösterdiği gibi babadan dededen Amasyalı bir kişiydi. Bu sırada Sivas alaybeyi olup Amasya'dan Sivas'a gittiği için kendini bu beladan kurtardı. Yerine Yeğenoğlu Ömer Bey'in adamlarından Kürd Ebubekir Bey alaybeyi oldu.
Mutasarrıf Ebubekir Paşa Bender muhafızıydı. Mütesellimi Hacı Hüseyin Ağa da valinin sert emrine karşı duramadı. Bu yüzden dedikodu çoğaldı. Âyan da halkla birlikte hareket etti ve Babıâli'ye ağır şikâyetler yağdı.
Vali Mehmed Paşa, gerek Sivas'ın gerekse Amasya'nın gelirlerinden zimmetine geçirdiği paraları fazlasıyla bütün vilayet halkına salgın olarak dağıttı ve vilayetin her yanında bunları toplamaya girişti. Fakat köylerden kendine güvenen yiğitler, levendler, valinin yolsuzlukları, tahsilatı ve zulümleri yüzünden eşkıyalığa kalkıştılar. Amasya, Zile ve Tokat çevresinde köyleri basıyor, canlar yakıyorlardı.
Amasya çevresinde eşkıyalık yapan levendler, Sarıkadıoğlu Pehlivan Mehmed adlı son derece yiğit ve gözü pek bir elebaşının emriyle hareket ediyorlardı. Sayıları önce azdı, gittikçe çoğaldı. Bu sırada İbekli Ömer Ağa'nın oğlu Mustafa Ağa da Zaralıoğlu'nun zulmünden kaçıp levend eşkıyasına katıldı. Buna "İbeklioğlu" denir. Son derece yiğit ve güçlü, pehlivan yapılı bir adamdı. Eşkıya elebaşı Mehmed Pehlivan'ın çetedeki kethüdası, yani yardımcısı oldu.
Bu yıl âyandan Saatçioğlu Hacı Mehmed Efendi, Abdi Paşa'nın kardeşi ve kütüphane sahibi olan Sultan Bayezid Camii birinci imamı Emir İmam Hacı Abdüllatif Efendi ile Hızır Paşa Medresesi müderrisi Veliyyüddin Efendi vefat etti.
1170 yılı muharreminde [Eylül-Ekim 1756] Yeğenzâde Ömer Bey baş âyan, Hacıoğlu Hacı Ahmed Ağa hacıbaşı, Hacı Abdülbaki Ağa da nakib kaymakamı oldu ve Fazlıoğullarının tahsilatı şiddetlendi.
Bu yüzden eşkıyanın yollarda, dağ geçitlerinde ve köylerde yaptıkları işkenceler, yağma ve talanlar halkı dehşete düşürüyor; Kürd Bekir Bey'in takibatı yalnız Amasya çevresiyle sınırlı kalıyor, halkın feryadı yürekleri eziyordu.
Bundan etkilenen ulema, âyan ve hacılar tahsilata itiraz ederek kamuoyunun galeyanını yatıştırmaya çalıştılar ve şehir halkının imzaladığı toplu bir dilekçe (mahzar) ile Divan-ı Hümayun'a şikâyette bulundular.
Receb ayının başında [Mart 1757] mevaliden, yani büyük kadılık rütbesindeki âlimlerden Osman Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Şaban ayında [Nisan-Mayıs 1757] Fazlıoğullarının konakları halk tarafından taşlandı. On kadar tahsildar fena hâlde dövüldü; bunlardan biri dayak altında can verdi. Mesele büyüdü. Bir yandan Fazlıoğullarının adamları, öte yandan âyan ile halk her tarafa şikâyetler yağdırdı.
Bu olayların ve levend eşkıyasının türemesinin yalnızca vali olan bu derebeyinin kötülükleri ve zulümleri yüzünden çıktığı anlaşıldığından, padişah fermanıyla, Sivas valisi Çeteci Vezir Abdullah Paşa'nın kuvvetiyle Zaralıoğlu Mehmed Paşa görevden alındı ve idam edildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- dîvân-ı hümâyûn teşrîfâtçısı: saray ve devlet törenlerinin kurallarını yürüten memur
- hısım: akraba
- nâ'ib: kadı vekili
- menfiyyen mukîm: sürgün olarak oturan
- mesnevîhân: Mevlevîlikte Mesnevî okuyup şerh eden kimse
- evkâf-ı sultâniyye: padişahların kurduğu vakıflar
- mebâliğ-i mühimme: büyük paralar
- te'diye: borcu ödeme
- zimmet-i sâbıka: önceden zimmete geçirilmiş para
- emr-i şedîd: sert emir
- eben-an-ceddin: babadan dededen, kuşaklar boyu
- etbâ': adamlar, maiyet
- garâmeten tevzî': borcu salgın hâlinde halka paylaştırma
- irtikâb: rüşvet ve yolsuzluk
- şekâvet: eşkıyalık
- sergerde: çete başı, elebaşı
- kethüdâ-yı şekâvet: çetede elebaşının yardımcısı
- tedhîş: dehşete düşürme
- münhasır: sınırlı
- efkâr-ı umûmiyye: kamuoyu
- mahzar-ı umûmî: halkın toplu imzasıyla verilen dilekçe
- mevâlî: büyük şehirlere kadı olan yüksek rütbeli âlimler
- seyyi'ât: kötülükler
- bâ-fermân-ı âlî: padişah fermanıyla
Ayaklanmanın Kronolojisi
Bu uzun madde, Amasya'nın XVIII. yüzyılda yaşadığı en ağır yönetim bunalımlarından birini anlatır ve 1752'deki ilk olayın devamıdır. Önceki maddelerde görüldüğü gibi Zaralızâde Mehmed Paşa, Amasya vergilerini zimmetine geçirdiği için 1752'de Amasya mutasarrıflığından alınmış, ancak Sivas valiliğini korumuştu. Hüsameddin'e göre paşa 1169 receb ayından [Nisan 1756] itibaren borcunu ödemek şartıyla yeniden Sivas valisi olmuş ve aynı zimmeti bu kez "bakaya" adıyla Amasya'dan toplatmaya girişmiştir. Ahmet Önal'ın tevcihat kayıtlarına dayanan listesi bu tabloyu büyük ölçüde doğrular: Zaralızâde 8 Şevval 1169'da [6 Temmuz 1756] Kars valiliğinden Sivas valiliğine getirilmiş, 16 Zilhicce 1169'da [11 Eylül 1756] Anadolu valisi olmuş, 4 Rebiülahir 1170'te [27 Aralık 1756] yeniden Sivas'a dönmüş, 15 Cemaziyelahir 1170'te [7 Mart 1757] de Sivas'tan Trabzon'a nakledilmiştir. Hüsameddin'in verdiği receb ayı resmî tevcihten üç ay kadar öncedir; aradaki fark, atamanın İstanbul'da kararlaştırılması ile resmen deftere geçmesi arasındaki süreden kaynaklanabilir.
Paşanın sonu konusunda kaynaklar Hüsameddin'le genel olarak uyuşur. Önal, İlhan Ege'nin tezine dayanarak Zaralızâde Mehmed Paşa'nın Trabzon'a naklinin yapıldığı 1757 yılı içinde idam edildiğini kaydeder; Hüsameddin de idamı 1170 şabanındaki [Nisan-Mayıs 1757] olaylardan sonraya koyar. Ancak Hüsameddin'in idamı "Sivas valisi olan" Çeteci Abdullah Paşa'nın kuvvetiyle gerçekleştirildiğini söylemesi tevcihat kayıtlarıyla uyuşmaz. Önal'ın listesinde Çeteci Abdullah Paşa'nın Sivas valiliği 1169 yılına [Kasım 1755-Temmuz 1756] aittir; 1757 baharında Sivas'ta Abdurrahman Paşa bulunmakta, Çeteci Abdullah Paşa ise aynı yılın eylülünde Halep valiliğine getirilmektedir. Bu durumda Çeteci'nin idamı bir fermanla, valilik sıfatı dışında üstlenmiş olması ya da Hüsameddin'in onun önceki unvanını kullanmış olması mümkündür; bu nokta doğrulanamadı.
Leventler ve Adalet Fermanları
Hüsameddin'in "köylerden kendine güvenen yiğitler, levendler" diye andığı eşkıya grupları, XVIII. yüzyıl Anadolu'sunun en büyük güvenlik sorunlarından biridir. Mücteba İlgürel'in açıkladığı gibi vezir ve beylerbeyilerin kapılarında tutulan sekban, sarıca ve gönüllü gibi kuvvetler kalıcı bir yapıya sahip olmadığından, paşanın ölümü ya da azliyle boşta kalır ve "kapısız levent" adını alırdı. Bunlar on-on beş, yirmi-otuz kişilik gruplar hâlinde dolaşıp eşkıyalık yapar; devlet onları zaman zaman orduya alarak yatıştırmaya çalışırdı. İlgürel, leventlerin 1735 ve 1745 İran seferlerinde savaş alanını terk ederek yenilgiye yol açtıklarını da hatırlatır. Amasya'da ise Hüsameddin'in anlattığı biçimiyle eşkıyalığın kaynağı, valinin ağır vergileri karşısında köylülerin silaha sarılmasıdır.
Yücel Özkaya'nın adaletnameleri inceleyen çalışması, Amasya'da yaşananların merkezde de bilinen bir sorunun parçası olduğunu gösterir. 1740'tan sonra Anadolu'da tekâlif-i şakka denilen ağır ve kanunsuz vergilerin kaldırılması için valilere hitaben pek çok adalet fermanı yazılmıştır. Bunlardan biri, Zaralızâde'nin idamından kısa süre sonra, 1757 kasımının ortalarında Anadolu ve Rumeli'deki görevlilere gönderilmiş; kanunsuz vergi alınmamasını, rüşvetle halka zarar verilmemesini, âyanın salyane ve vergi defterlerine fazla akçe yazmamasını ve kadı, naip ve âyanın halkı korkutup yerinden etmemesini istemiştir. Özkaya, sonraki yıllarda da çıkarılan benzer fermanlardan, levendlerin Sivas başta olmak üzere birçok eyalette üç-beş yüz kişilik gruplar hâlinde yol kestiğini, valilerin ise kapılarında bu levendleri beslediğini aktarır.
Zaralızâde ailesinin bölgedeki gücü Mehmed Paşa'nın idamıyla sona ermemiştir. Önal'ın aktardığına göre paşanın kardeşi Feyzullah, önce Sivas mütesellimi olmuş, 1171 cemaziyelahirinde [Şubat 1758] beylerbeyi rütbesiyle Sivas valiliğine getirilmiş, aynı yılın temmuzunda da vezirlik almıştır. Vakanüvis Hâkim, bu vezirliğin özellikle bölgede büyük zararlar veren leventleri cezalandırmasından ötürü verildiğini yazar. Böylece levent meselesinin bir ucunda Mehmed Paşa'nın zulmü, öteki ucunda kardeşinin bu leventleri bastırarak yükselmesi durur.
Nâilî Abdullah Paşa ve Âkif Bey
Hüsameddin'in Amasyalı Hatibzâde olarak tanıttığı Nâilî Abdullah Paşa, III. Osman devrinin kısa ömürlü sadrazamlarındandır. Fikret Sarıcaoğlu, onun 6 Şaban 1168'de [18 Mayıs 1755] sadrazam olduğunu yazar; Hüsameddin'in verdiği "şabanın yedisi" bununla bir gün farklıdır. Kimi kaynaklarda Nâilî Abdullah Paşa'nın İstanbul'da doğduğu, 1747'de reisülküttap olduğu, sadrazamlıktan üç ay sonra, 24 Ağustos 1755'te azledilerek Girit valiliğine gönderildiği ve 1758'de Cidde valiliğine giderken Medine'de öldüğü kaydedilir. Doğum yeri konusundaki bu fark, Hüsameddin'in "Amasyalı" nitelemesinin ailenin aslına dayanıyor olabileceğini düşündürür; ancak bu da belgeyle doğrulanamadı.
Maddenin başında anılan Teşrifatçı Âkif Mehmed Bey ile Nâilî Abdullah Paşa'nın ailesi arasında ilginç bir bağ vardır. Erhan Afyoncu'nun belirttiğine göre Âkif Bey 1 Cemaziyelahir 1179'da [15 Kasım 1765] teşrifatçılıktan azledildiğinde yerine "merhum Nâilî Paşa'nın biraderi" Ebubekir Vahdetî Efendi atanmıştır. Âkif Bey'in hayatı ve babası Ebubekir Paşa'nın kimliğine dair kaynaklar arasındaki çelişki, bir önceki Ebubekir Paşa maddesinde ele alınmıştır. Orada belirtildiği gibi Afyoncu, Âkif Bey'in babasının 1167'de [1754] öldüğünü yazar; Hüsameddin'in onu 1168'de Amasya mutasarrıfı ve Bender muhafızı olarak göstermesi bu kayıtla bağdaşmamaktadır.
Amasya Mevlevihanesi
Şeyhi Hacı Ahmed Dede'nin bu yıl öldüğü Amasya Mevlevihanesi, kayıtlarda "Mevlevihâne-i Pervâne" ya da "Mevlevihâne-i merhum Alâeddin Pervâne" diye geçer. Abdülhalim Durma'nın Hüsameddin'e dayanarak aktardığına göre ilk mevlevihaneyi 1314'te Alâeddin Ali Pervâne Bey yaptırmış, yapı 1602'deki eşkıya olaylarında yanmış, 1637'de Sadrazam Bayram Paşa tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Mevlevihane Saraçhane Mahallesi'nin doğusunda, Hükümet Köprüsü civarında Yeşilırmak kıyısındaydı ve içindeki büyük odada Ahmed Dede adında birinin de aralarında bulunduğu şeyhlerin gömülü olduğu şer'iye sicillerinden anlaşılmaktadır. Bu Ahmed Dede'nin maddede ölümü kaydedilen Hacı Ahmed Dede olup olmadığı belirlenemedi. Durma, yapının muhtemelen tekkelerin kapatıldığı 1925 dolaylarında, bugünkü Yavuz Selim Meydanı'nın açılması sırasında yıkılmış olabileceğini belirtir.
Maddede adı geçen Gürcü Mehmed Paşa, Sarıkadıoğlu Pehlivan Mehmed, İbeklioğlu Mustafa Ağa, Kürd Ebubekir Bey ve Saatçioğlu Hacı Mehmed Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 654–655. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Ahmet Önal, "Sivas Eyaleti Valileri ve Beylerbeyileri (1753-1792)", Tarihin Peşinde, 21, 2019. http://www.tarihinpesinde.com/dergimiz/sayi21/M21_02.pdf
- Mücteba İlgürel, "Levent", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2003. https://islamansiklopedisi.org.tr/levent
- Yücel Özkaya, "XVIII'nci Yüzyılda Çıkarılan Adalet-nâmelere göre Türkiye'nin İç Durumu", Belleten, 38/151, 1974.
- Fikret Sarıcaoğlu, "Osman III", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/osman-iii
Kitaplar
- Erhan Afyoncu, "Mehmed Âkif Bey'in Hayatı ve Târih-i Cülûs-ı Sultân Mustafa Han-ı Sâlis", Teşrifatçı Mehmed Âkif Bey, Târih-i Cülûs-ı Sultân Mustafa Han-ı Sâlis (tıpkıbasım), Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, İstanbul 2012.
Diğer kaynaklar