Amasyalıdır. Köprübaşı Mahallesi eşrâfından ve Şâdgeldi Paşa ahfâdından Mısır mîrlivâsı Bekir Beyzâde Hacı Osmân Bey bin Ömer Paşa bin Ebûbekir Bey'in oğludur.
1163 muharremi ibtidâsında Amasya mutasarrıfı ve harbe me'mûr olup baş a'yân Hacı Ahmed Bey mütesellimi ve Feyzullâh Efendi Amasya nâ'ibi oldu.
Safer evâ'ilinde Fethullâh Ağa alaybeyi ve Türedioğlu Hacı Süleymân Ağa şehir kethüdâsı ve rebî'ulevvelde Çiğdem Beyoğlu Hacı Alî Ağa nakîb olup şa'bân gurresinde defterdâr Amasyalı İbrâhîm Efendi'nin birâderi Ahmed Efendizâde Musliheddîn Efendi Amasya kadısı ve zilhiccenin evâ'ilinde müftü Abdullâh Efendi'nin isti‘fâsıyla büyük âlimlerden [82] Oluslu Hacı Mehmed Efendi Amasya müftüsü oldu.
1164 muharreminde mutasarrıf Ebûbekir Paşa'nın kayınbirâderi Mustafâ Paşazâde Hacı İbrâhim Bey baş a'yân ve Amasya mütesellimi, Rahtuvân Paşazâde Hacı Ahmed Bey hacıbaşı, Hacı Bâkîoğlu Hacı Abdulbâkî Ağa da nakîb kâ'im-makâmı oldu.
Rebî'ulevvelde a'yândan Hacı Kadiroğlu Hâfız Mehmed Ağa evkâf-ı sultâniyye ve şehzâdeler vakfı mütevellîsi olarak İstanbul'dan geldi. Mevlid günü Bekir Beyzâde Hacı Osmân Bey Dâru'l-Hadîs Medresesi'ni hitâma erdirdiğinden a'yân ve ulemâya konağında mükellef bir ziyâfet çekdi. Konağının karşısında Dâru'l-Hadîs ve kütübhânesinin resmî güşâdını yapdı. Müderris ve muhaddis ta'yîn etdiği meşâhîr-i ulemâdan Laz İbrâhim Efendi tarafından Fâtiha sûresi tefsîrinden bir ders okundu.
Rebî'ulâhirde Amasyalı Kalaycı Halîl Ağa sarây-ı hümâyûnda bostancıbaşı, şevvâlde Fazlıoğlu Hacı Alî Efendi nakîb kâ'im-makâmı ve Abdulcelîlzâde Hacı Hüseyin Paşa Sivâs vâlîsi oldu.
Receb evâ'ilinde meşâhîr-i fuzalâdan Lâdik müftüsü ve Şeyhü'l-islâm Mehmed Efendi Medresesi müderrisi Âmidî Mehmed Şerîf Efendi [83] vefât edip büyük mahdûmu Ömer Efendi müftü ve diğer mahdûmu Mehmed Tâhir Efendi müderris oldu.
Şevvâlde çokdan beri hasta olan Müftü Hacı Mehmed, esîr-i firâş olduğundan fetvâdan çekilip Mehmed Paşa müderrisi Aybatsalı Uzun Abdullâh Efendi yine Amasya müftüsü oldu. Zilhiccede sâbık müftü vefât etdi.
Bu sene Amasya havâlîsine Kürd aşîretlerinden Millî aşîreti, re'îsleri Süleymân Paşazâde Mûsâ Bey bin Halîl Bey'le gelip yerleşdi. Mûsâ Bey ma'iyyeti düzgün, servet ve sâmânıyla meşhûr olup başında tehdîdini îkâ'a muktedir bir kuvvet vardı.
Kezâlik Dâru'l-Hadîs'i yapan Hacı Osmân Bey Samanpazarı üstünde yapdırdığı iki kapılı hanı, Alaca Hamâmı, birçok musakkafâtı vakf ederek hâsılâtını Dâru'l-Hadîs, kütübhâne, köprü başındaki câmi'i ve çeşmesi gibi hayrâtına tahsîs ve vakfiyesini tanzîm etdi.
1165 muharreminde mütesellim ve baş a'yân Hacı İbrâhim Bey olup Saracoğlu Hacı İsmâ'il Efendi hacıbaşı, safer gurresinde Ahmed Atâ'ullâh Efendi Amasya nâ'ibi ve rebî'ulevvelde Zaralızâde Mehmed Paşa Sivâs vâlîsi oldu.
Rebî'ulâhirde Yeğenoğlu Ömer Bey Millî [84] aşîreti re'îsi Mûsâ Bey'in kerîmesini tezevvüc edip gâyet debdebeli bir düğün yapdı. Her iki taraf da nüfûz kazandı. Zorluoğlu Haseki Mehmed Ağa kul kethüdâsı ve cemâziyelevvelde Amasyalı Gürcüzâde Mustafâ Paşa da vezâretle Ağrıboz vâlîsi oldu.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Köprübaşı Mahallesi'nin ileri gelenlerinden ve Şadgeldi Paşa'nın torunlarından olan Mısır sancakbeyi Bekir Beyzade Hacı Osman Bey bin Ömer Paşa bin Ebubekir Bey'in oğludur.
1163 [1749-50] yılı muharrem ayının başında Amasya mutasarrıfı oldu ve savaşa gitmekle görevlendirildi; baş ayan Hacı Ahmed Bey onun mütesellimi, Feyzullah Efendi de Amasya naibi oldu.
Safer ayının başlarında Fethullah Ağa alaybeyi, Türedioğlu Hacı Süleyman Ağa şehir kethüdası oldu; rebiülevvel ayında Çiğdem Beyoğlu Hacı Ali Ağa nakib oldu. Şaban ayının ilk günü defterdar Amasyalı İbrahim Efendi'nin kardeşi Ahmed Efendizade Muslihuddin Efendi Amasya kadısı oldu. Zilhicce ayının başlarında müftü Abdullah Efendi'nin istifası üzerine büyük âlimlerden Oluslu Hacı Mehmed Efendi Amasya müftüsü oldu.
1164 [1750-51] yılı muharrem ayında mutasarrıf Ebubekir Paşa'nın kayınbiraderi Mustafa Paşazade Hacı İbrahim Bey baş ayan ve Amasya mütesellimi, Rahtuvan Paşazade Hacı Ahmed Bey hacıbaşı, Hacı Bâkîoğlu Hacı Abdülbaki Ağa da nakib vekili oldu.
Rebiülevvel ayında ayandan Hacı Kadiroğlu Hafız Mehmed Ağa, sultan vakıflarının ve şehzadeler vakfının mütevellisi olarak İstanbul'dan geldi. Mevlid günü Bekir Beyzade Hacı Osman Bey, Darülhadis Medresesi'ni tamamladığı için konağında ayana ve ulemaya görkemli bir ziyafet verdi. Konağının karşısındaki darülhadisin ve kütüphanesinin resmî açılışını yaptı. Müderris ve muhaddis olarak tayin ettiği ünlü ulemadan Laz İbrahim Efendi, Fatiha suresinin tefsirinden bir ders okudu.
Rebiülahir ayında Amasyalı Kalaycı Halil Ağa sarayda bostancıbaşı oldu. Şevval ayında Fazlıoğlu Hacı Ali Efendi nakib vekili, Abdülcelilzade Hacı Hüseyin Paşa da Sivas valisi oldu.
Recep ayının başlarında ünlü faziletli âlimlerden, Lâdik müftüsü ve Şeyhülislam Mehmed Efendi Medresesi müderrisi Âmidî Mehmed Şerif Efendi vefat etti; büyük oğlu Ömer Efendi müftü, öteki oğlu Mehmed Tahir Efendi de müderris oldu.
Şevval ayında uzun zamandır hasta olan müftü Hacı Mehmed Efendi yatağa düştüğünden fetva görevinden çekildi ve Mehmed Paşa Medresesi müderrisi Aybatsalı Uzun Abdullah Efendi yeniden Amasya müftüsü oldu. Zilhicce ayında eski müftü vefat etti.
Bu yıl Kürt aşiretlerinden Millî aşireti, reisleri Süleyman Paşazade Musa Bey bin Halil Bey ile birlikte Amasya çevresine gelip yerleşti. Musa Bey'in maiyeti düzenliydi; servetiyle ve debdebesiyle tanınmıştı. Emrinde tehditlerini gerçekleştirebilecek güçte bir kuvvet vardı.
Aynı şekilde, darülhadisi yaptıran Hacı Osman Bey, Samanpazarı'nın üst tarafında yaptırdığı iki kapılı hanı, Alaca Hamamı'nı ve birçok çatılı mülkü vakfederek gelirlerini darülhadis, kütüphane, köprü başındaki cami ve çeşmesi gibi hayır eserlerine ayırdı ve vakfiyesini düzenledi.
1165 [1751-52] yılı muharrem ayında Hacı İbrahim Bey mütesellim ve baş ayan, Saracoğlu Hacı İsmail Efendi de hacıbaşı oldu. Safer ayının ilk günü Ahmed Ataullah Efendi Amasya naibi, rebiülevvel ayında da Zaralızade Mehmed Paşa Sivas valisi oldu.
Rebiülahir ayında Yeğenoğlu Ömer Bey, Millî aşireti reisi Musa Bey'in kızıyla evlenip çok gösterişli bir düğün yaptı. Her iki taraf da bu evlilikle nüfuz kazandı. Zorluoğlu Haseki Mehmed Ağa kul kethüdası oldu; cemaziyelevvel ayında da Amasyalı Gürcüzade Mustafa Paşa vezirlik rütbesiyle Ağrıboz valisi oldu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- eşrâf: ileri gelenler, soylu ve itibarlı kimseler
- ahfâd: torunlar, soyundan gelenler
- harbe me'mûr: savaşa gitmekle görevli
- kayınbirâder: eşin erkek kardeşi
- nakîb kâ'im-makâmı: nakibin vekili
- evkâf-ı sultâniyye: padişahların kurduğu vakıflar
- mükellef ziyâfet: görkemli, bol ikramlı yemek
- resmî güşâd: resmî açılış
- muhaddis: hadis âlimi
- bostancıbaşı: saray bahçelerini ve sahil saraylarını koruyan bostancı ocağının başı
- fuzalâ: faziletli, bilgili kimseler
- esîr-i firâş: yatağa düşmüş, hastalıktan kalkamayan
- ma'iyyet: bir büyüğün yanındaki adamlar
- servet ve sâmân: zenginlik ve bolluk
- îkâ': gerçekleştirme, yerine getirme
- musakkafât: çatılı mülkler, ev ve dükkân gibi yapılar
- hâsılât: gelirler
- tahsîs: ayırma
- tezevvüc: evlenme
- kerîme: kız evlat
Ebubekir Paşa ve Ailesi
Bu maddenin mutasarrıfı, iki madde önce Mısır'dan döndüğü anlatılan Bekir Beyzade Hacı Osman Bey'in oğludur. Hüsameddin aileyi Şadgeldi Paşa'nın torunlarına bağlar. Şadgeldi Paşa, Eretna Devleti'nin dağılma döneminde, 1359'dan 1381'deki ölümüne kadar Amasya'yı yöneten emirdir; Hacı Kutlu Şah'ın ikinci büyük oğludur ve Amasya'da Mevlana Fahreddin İlyas'tan ders almıştır. Bekir Beyzadelerin soyunun bu emire dayandırılması, ailenin şehrin en köklü ailelerinden sayıldığını gösterir; ancak bu soy bağı Hüsameddin'in kaydına dayanmaktadır ve başka kaynaklarla doğrulanamadı.
Ebubekir Paşa'nın adı, babasının yaptırdığı darülhadise de geçmiştir. Osman Keskiner'in belirttiğine göre Osman Bey'in ölümünden sonra oğlu Ebubekir Paşa medresenin mütevellisi olduğu için yapı "Bekir Paşa Medresesi" adıyla anılmıştır. Mutasarrıfın kayınbiraderi Mustafa Paşazade Hacı İbrahim Bey'i baş ayan ve mütesellim yapması, sancağın yönetiminin bu yıllarda büyük ölçüde aile çevresinde kaldığını gösterir.
Darülhadisin Açılışı
Hüsameddin'in en canlı sahnelerinden biri, Hacı Osman Bey'in darülhadisini açtığı gündür. 12 Rebiülevvel 1164, yani Mevlid günü, Şubat 1751'in ilk haftasına denk gelir. Osman Bey o gün konağında ayana ve ulemaya bir ziyafet vermiş, konağının karşısındaki darülhadis ile kütüphaneyi resmen açmış, ilk müderris olarak tayin ettiği Laz İbrahim Efendi de Fatiha suresinin tefsirinden bir ders okumuştur. Bir eğitim kurumunun açılışının Peygamber'in doğum gününe denk getirilmesi ve ilk dersin Kur'an'ın ilk suresinden başlaması, açılışa bilinçli olarak verilmiş bir anlamı yansıtır.
Keskiner'in Amasya darülhadisleri üzerine yaptığı araştırma, Hüsameddin'in verdiği bilgileri doğrular. Buna göre yapı Köprübaşı Mahallesi'nde, "sâbık Mısır mîrlivâsı Amasyalı Bekir Beyzade el-Hac Osman Bey" tarafından 1164'te [1751] darülhadis olarak inşa edilmiş ve vakıfları düzenlenmiştir. Dershanesi ve kütüphanesi çok iyi, kâgir ve gösterişli bir yapıdır. Alaca Hamamı ile İki Kapılı Han bu medresenin vakfıdır. Keskiner de ilk müderris olarak fazileti ile tanınmış Laz İbrahim Efendi'yi anar; ondan sonra 1179'da [1766] Seküköylüzade Hacı Mehmed Kâşif Efendi ve onun soyundan ve yakınlarından gelen âlimler müderrislik yapmış, bu görev XIX. yüzyılın sonuna kadar sürmüştür. Bina 1883 dolaylarında yıkılmaya yüz tutmuş, 1891'de ön cephesi yıkılıp altına dükkânlar, üstüne odalar yapılarak onarılmıştır. Medrese bugüne kadar ulaşmıştır.
Millî Aşireti Amasya'da
Maddenin dikkat çekici bir kaydı da Millî aşiretinin 1164 [1750-51] yılında Amasya çevresine gelip yerleşmesidir. Millî aşireti, Osmanlı belgelerinde çoğunlukla Diyarbakır, Urfa, Mardin, Erzurum ve Çemişgezek bölgelerinde görülen büyük bir konar göçer topluluktur. Murat Alandağlı'nın aktardığına göre Ziya Gökalp bu aşireti Kurmanc'ların Silîvî boyuna bağlar. XVIII. yüzyılın başlarında aşiretler arasındaki çatışmaları sona erdirmek ve güney sınırındaki Arap aşiretlerinin baskısını kırmak amacıyla Rakka bölgesine iskân edilmişler, ancak orada uzun süre kalmamışlardır. Aynı araştırma, Millî mensuplarının XVIII. yüzyılda Çorum, Tokat ve Amasya havalisinde, özellikle Mecidözü çevresinde görülmeye başladığını ve Sivas'a bağlı bu kazalarda çeşitli taşkınlıklarına dair çok sayıda belge bulunduğunu belirtir.
Sibel Orhankazi'nin Milli aşiretinin iskânı üzerine yaptığı çalışma, Ocak 1751'de aşiretin Rakka'ya iskân edilmesinin emredildiğini, ancak iskânbaşılarının bu emre uymayıp Siverek'te 1756'ya kadar huzursuzluk çıkardıklarını gösterir. Hüsameddin'in Millî aşiretinin Amasya'ya gelişini tam da bu yıla koyması dikkate değerdir; aşiretin bir kolunun Rakka'ya gitmek yerine kuzeye, Amasya'ya yönelmiş olması mümkündür, fakat bu iki olay arasında doğrudan bir bağ kurulmasını sağlayacak bir belge bulunamadı. Hüsameddin'in andığı reis Süleyman Paşazade Musa Bey bin Halil Bey hakkında da başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Yazarın Musa Bey'i "tehdidini gerçekleştirecek güçte bir kuvvete" sahip diye tanıtması ve ertesi yıl Amasya'nın baş ayan ailesinden Yeğenoğlu Ömer Bey'in onun kızıyla evlenmesi, şehrin ileri gelenlerinin bu güçlü topluluğu bir tehdit olmaktan çıkarıp kendi nüfuzlarına katmayı seçtiklerini gösterir. Hüsameddin'in "her iki taraf da nüfuz kazandı" cümlesi bu ittifakı açıkça özetler.
Sivas Valileri
Maddede adı geçen iki Sivas valisi, bölgenin büyük ailelerinden gelir. 1164 şevvalinde [Ağustos-Eylül 1751] Sivas valisi olan Abdülcelilzade Hacı Hüseyin Paşa, Musul'un Celîlî ailesinin en tanınmış ferdidir. Mehmet İpşirli'nin yazdığına göre sekiz defa Musul valiliği yapmış, 1743'te Nâdir Şah'ın Musul kuşatmasında şehri başarıyla savunmuş, 1730'dan 1759'daki ölümüne kadar devlet hizmetinde bulunarak Musul dışında Amasya, Bağdat, Basra, Erzurum, Sivas ve Kars gibi yerlerde de mutasarrıflık ve valilik yapmıştır. Musul kuşatması 13 Eylül-23 Ekim 1743 tarihleri arasında sürmüş, İran ordusu ağır kayıplar vererek geri çekilmişti.
Ertesi yıl Sivas valisi olan Zaralızade Mehmed Paşa ise XVIII. yüzyılda Sivas'ın en güçlü ayan ailesi olan Zaralızadeler'dendir. Ahmet Önal'ın araştırmasına göre Mehmed Paşa 1166, 1167 ve 1168 yıllarının tevcihlerinde de Sivas valiliğinde bırakılmış, 1754 sonlarına kadar bu görevde kalmıştır. Hüsameddin'in 1160'ta Fazlıoğulları'nı himaye ettiğini yazdığı "Zâr Alioğlu Mehmed Paşa" da büyük ihtimalle aynı kişidir.
Maddede adı geçen öteki kişilerden Gürcüzade Mustafa Paşa, iki madde önce orduda ölen eski baş ayan Gürcüzade Hacı İbrahim Bey'in oğludur. Mustafa Paşa, Kalaycı Halil Ağa, Laz İbrahim Efendi, Oluslu Hacı Mehmed Efendi ve Lâdik müftüsü Âmidî Mehmed Şerif Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 651–652. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Osman Keskiner, "Amasya Dârü'l-Hadisleri ve Kültürümüzdeki Yeri", Anadolu'da Hadis Geleneği ve Dâru'l-Hadisler Uluslararası Katılımlı Sempozyumu, ed. Muhittin Düzenli, Samsun, 2011.
- Sibel Orhankazi, "Osmanlı Devleti'nde İskân ve Milli Aşireti İskânı Meselesi", Uluslararası Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırma Dergisi, 12 (126), 2025, s. 2866-2875, https://www.jshsr.org/index.php/pub/article/download/3171/2970/7915
- Mehmet İpşirli, "Celîlî", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/celili
- Ahmet Önal, "Sivas Eyaleti Valileri ve Beylerbeyileri (1753-1792)", Tarihin Peşinde, 21, http://www.tarihinpesinde.com/dergimiz/sayi21/M21_02.pdf
Resmî kaynaklar
Kitaplar
Diğer kaynaklar