İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · SEKİZİNCİ FASIL

Şemseddîn Ahmed Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 2. Cilt, s. 374–375 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Sultân Gıyâseddîn Keyhusrev'in zamânında dîvân-ı sultânîde çavuşbaşı iken 676'da Pervâne Bey'le beraber maktûl olan Seyfeddîn Alakuş Bey'in [450] oğlu olup 699 recebinde Simre vâlîsi olmuşdur. Pederi Alakuş (Lâkûş) demekle meşhûr olduğundan ona nisbetle Şemseddîn Ahmed Bey'e "Lâkûşî" denmişdir.

Sultân Mahmûd Gazân Hân, Sultân Mes'ûd'un i'zâmından sonra Amasya'da kâ'in darb-hâne-i sultânîde altın ve gümüş sikke kesdirdiği Meskûkât-ı Atîka Kataloğu'ndan nümâyândır. Hattâ müşârün-ileyhin meskûkâtından Ahmed Tevhîd Beyefendi hazretlerinin bana lutfen hediyye etdiği bir gümüş sikkesi müşâhede olundu. Bu sikkenin yüzü ortasında "Lâ'ilâhe İllallâh Muhammedün Resûlullâh" ve kenârında "Duribe bi-Amâsiyye senete tis'in ve tis'îne ve sitti-mi'e" ibâreleri güzelce okunmakda ve arkasında Moğol hattıyla muharrer bir ibâre olup "Gazân Mahmûd" açıkça görülmekdedir.

699 şa'bânında Amasya vâlîsi Şemseddîn Ahmed Bey, kâdı'l-kudâtı Şemseddîn Ahmed İbnü'l-Verdî, me'zûn bi'l-iftâ Mecdeddîn Muhammed bin Alî er-Rûmî, e'âzım-ı ulemâdan Cemâleddîn Yûsuf bin Hasan, Mecdeddîn Îsâ es-Salgarî, Bedreddîn Mahmûd bin Alî ve ulemâdan Pîr Şihâbeddîn Ahmed bin Muhammed, Alâ'eddîn Alî bin Dâvud, Cemâleddîn İbrâhim bin İlyâs el-Aksarâyî, Muhyiddîn Muhammed bin Ya‘kûb, Mecdeddîn Ömer bin el-Hakkârî, Nasreddîn Muhammed bin el-Garmînî ve meşâhîr-i ümerâdan Alâ'eddîn Savcı, Nâsıreddîn Muhammed bin Mûsâ bin Torumtay olup Simre eyâleti nâzırı İşboğa Noyin idi.

Devletşâh oğlu Sultân Gıyâseddîn İbrâhim Hân'ın dâ'ire-i nüfûzu tevessu' [451] ederek Kastamonu ve Ankara vilâyetlerini kâmilen istîlâ etmiş idi. Hattâ Bafra kasabasını alıp Simre eyâletini tehdîd etmekle beraber Sultân Mahmûd Gazân Hân'a karşı mutâva'atkârâne bir meslek ta'kîb ederek te'mîn-i mevki' ediyordu. Muhârebât-ı Mısriyye ile pek fuzûlî meşgûl olan Gazân Hân, bunun harekâtından ve sâ'ir uç beylerinin müstakilâne mücâhedâtından igmâz-ı ayn etmeğe mecbûr idi.

Çünkü Gazân Hân saltanat-ı Selçûkiyye'yi Anadolu'dan kaldırdığı hâlde yerine nasb eylediği ümerânın mezâlim ve seyyi'âtı Anadolu sükkânını Gazân Hân'ın idâresine bir türlü ısındıramıyordu. Husûsiyle Moğol hükûmetinin nüfûzu eski kuvvetini gâ'ib eylediği cihetle Türkmen beyleri Gazân Hân'a karşı birer mevki'-i nüfûz edinmişler idi.

Gazân Hân, Sultân İbrâhim Devletşâhî gibi uç beylerinin istiklâl harekâtını ref'e kıyâm eylediği takdîrde Anadolu ümerâsını hükûmet-i Mısriyye'nin dâ'ire-i ittifâkına atmış olacağı cihetle hükûmet-i İlhâniyye'nin inkırâzını Anadolu'da tesrî' etmekden başka bir netîce veremezdi. Binâ'en-aleyh gâzî-i âlî-şân Sultân Muzaffereddîn Osmân Hân hazretleri Gazân Hân'ın siyâsetinden korkacak bir mevki'de değil idi.

Mısır hükümdârı Melik Nâsır Muhammed bin Kalavun, Gazân Hân'ın Şâm vâlîsi nasb eylediği Kıbçak Bey'i elde ederek 699 recebinde istirdâd eylediği haberini alan Gazân Hân sâniyen bir kuvve-i külliye alarak 700 senesi evâ'ilinde Anadolu'ya gelmiş, rebî'ulevvelinde diyâr-ı Haleb üzerine gitmişdi. [452]

Fakat mütevâliyen yağan yağmurdan her taraf çamur olduğu münâsebetle ne hükûmet-i Mısriyye mukâbele edebilmiş ne de Gazân Hân ileriye gidebilmiş idi. Bununla beraber Gazân Hân'ın ordusu çamur içinde dehşetle zâyi'âta tesâdüf ederek kuvvetini gâ'ib etmiş idi. Bi'z-zarûre 700 senesi cumâdel-ûlâsında Haleb'den avdet edib Anadolu ahvâlini tedkîk ve tecessüs eylediği esnâda Türkmen efkâr-ı umûmiyyesi Sultân Mes'ûd'un afvıyla beraber makâm-ı saltanata iclâsı lehinde olduğunu anlıyordu.

Târîh-i Âl-i Selçûk, Câmiu't-Tevârîh, Târîh-i Mîrhand'da mezkûr olduğu üzere Sultân Gazân Hân, efkâr-ı umûmiyyeyi kendi tarafına celb etmek ilcâsıyla Hemedân kalesinde mahbûs olan Sultân Mes'ûd'u 700 senesi recebinde ıtlâk ve şa'bân-ı şerîfin on dördüncü günü sultân-ı müşârün-ileyhe Simre hükûmetini tevcîh ve teşrîfât-ı sultâniyye ile ikâmet etmesine müsâ'ade etmişdir.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Sultan Gıyâseddin Keyhusrev zamanında sultanlık divanında çavuşbaşı iken 676'da [1277-78] Pervâne Bey ile birlikte öldürülen Seyfeddin Alakuş Bey'in oğludur; 699 [1299-1300] recebinde Simre valisi oldu. Babası Alakuş (Lâkûş) diye tanındığı için Şemseddin Ahmed Bey'e ona nispetle "Lâkûşî" denmiştir.

Sultan Mahmûd Gazan Han'ın, Sultan Mesud'un gönderilmesinden sonra Amasya'daki sultanlık darphanesinde altın ve gümüş sikke bastırdığı Meskûkât-ı Atîka Kataloğu'ndan anlaşılıyor. Hatta adı geçen hanın sikkelerinden, Ahmed Tevhîd Beyefendi hazretlerinin bana lütfen hediye ettiği bir gümüş sikke de görüldü. Bu sikkenin yüzünde, ortada "Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh", kenarında "Duribe bi-Amâsiyye senete tis'in ve tis'îne ve sitti-mi'e" (Amasya'da, doksan ve ... ve altı yüz yılında basıldı anlamındaki Arapça ibare) güzelce okunmakta; arkasında ise Moğol yazısıyla yazılmış bir ibare olup "Gazan Mahmûd" açıkça görülmektedir.

699 şabanında Amasya valisi Şemseddin Ahmed Bey, başkadı Şemseddin Ahmed İbnü'l-Verdî, fetva yetkisi verilmiş (me'zûn bi'l-iftâ) Mecdeddin Muhammed bin Ali er-Rûmî, büyük âlimlerden Cemâleddin Yusuf bin Hasan, Mecdeddin İsa es-Salgarî, Bedreddin Mahmud bin Ali ve âlimlerden Pîr Şihâbeddin Ahmed bin Muhammed, Alâeddin Ali bin Davud, Cemâleddin İbrahim bin İlyas el-Aksarâyî, Muhyiddin Muhammed bin Ya'kub, Mecdeddin Ömer bin el-Hakkârî, Nasreddin Muhammed bin el-Garmînî ve ünlü emirlerden Alâeddin Savcı ile Nâsıreddin Muhammed bin Musa bin Torumtay idi; Simre eyaleti nâzırı da İşboğa Noyin idi.

Devletşâh oğlu Sultan Gıyâseddin İbrahim Han'ın nüfuz alanı genişleyerek Kastamonu ve Ankara vilayetlerini tamamen ele geçirmişti. Hatta Bafra kasabasını alıp Simre eyaletini tehdit etmekle birlikte Sultan Mahmûd Gazan Han'a karşı itaatkâr bir yol izleyerek mevkiini güvence altına alıyordu. Mısır savaşlarıyla gereksiz yere uğraşan Gazan Han, bunun hareketlerine ve öteki uç beylerinin bağımsız mücadelelerine göz yummak zorundaydı.

Çünkü Gazan Han, Selçuk saltanatını Anadolu'dan kaldırdığı hâlde yerine koyduğu emirlerin zulüm ve kötülükleri Anadolu halkını Gazan Han'ın yönetimine bir türlü ısındıramıyordu. Özellikle Moğol hükümetinin nüfuzu eski gücünü yitirdiği için Türkmen beyleri Gazan Han'a karşı birer nüfuz mevkii edinmişlerdi.

Gazan Han, Sultan İbrahim Devletşâhî gibi uç beylerinin bağımsızlık hareketlerini kaldırmaya kalkışsaydı Anadolu emirlerini Mısır hükümetinin ittifak çevresine atmış olacağından, bu İlhanlı yönetiminin Anadolu'da çöküşünü hızlandırmaktan başka bir sonuç vermezdi. Bu yüzden gazi, şanlı Sultan Muzaffereddin Osman Han hazretleri, Gazan Han'ın siyasetinden korkacak bir durumda değildi.

Mısır hükümdarı Melik Nâsır Muhammed bin Kalavun'un, Gazan Han'ın Şam valisi atadığı Kıbçak Bey'i elde ederek 699 recebinde geri aldığı haberini alan Gazan Han, ikinci defa büyük bir kuvvet alarak 700 [1300-01] başlarında Anadolu'ya gelmiş, rebîülevvelde Halep yönüne gitmişti.

Fakat art arda yağan yağmurdan her taraf çamur olduğu için ne Mısır hükümeti karşı koyabilmiş ne de Gazan Han ilerleyebilmişti. Bununla birlikte Gazan Han'ın ordusu çamur içinde korkunç kayıplar verip gücünü yitirmişti. Zorunlu olarak 700 cemâziyelevvelinde Halep'ten dönüp Anadolu'nun durumunu inceleyip araştırırken, Türkmen kamuoyunun Sultan Mesud'un affedilerek saltanat makamına oturtulması yönünde olduğunu anladı.

Târîh-i Âl-i Selçuk, Câmiu't-Tevârîh ve Târîh-i Mîrhand'da anıldığı üzere Sultan Gazan Han, kamuoyunu kendi tarafına çekmek amacıyla Hemedan kalesinde tutuklu olan Sultan Mesud'u 700 recebinde serbest bıraktı; şabanın on dördüncü günü adı geçen sultana Simre hükümetini verdi ve sultanlık onurlarıyla (törenleriyle) oturmasına izin verdi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • çavuşbaşı: sultanlık divanında törenleri ve emirleri ileten çavuşların başı
  • maktûl: öldürülmüş
  • darb-hâne: darphane, para basılan yer
  • meskûkât: sikkeler, madeni paralar
  • me'zûn bi'l-iftâ: fetva verme izni almış
  • mutâva'atkârâne: itaatkârca
  • igmâz-ı ayn: göz yummak, görmezlikten gelmek
  • inkırâz: sona erme, yok olma
  • ıtlâk: serbest bırakma
  • teşrîfât-ı sultâniyye: sultanlık onurları, hil'at ve törenler
  • efkâr-ı umûmiyye: kamuoyu

Şemseddin Ahmed Lâkûşî

Şemseddin Ahmed Lâkûşî, ansiklopedi maddesine göre Argun Han'ın Yahudi asıllı veziri Sa'düddevle'nin Anadolu'ya vezir olarak gönderdiği kişidir; yanındaki Kılavuzoğulları adlı çete Anadolu'da büyük zulümler yapmıştır. Hüsameddin'in verdiği "Alakuş" kökeni ve babasının 676'da Pervâne Bey'le birlikte öldürülmesi başka kaynaklarda doğrulanamadı. III. Alâeddin Keykubad'ın tahta çıkışında ise Şemseddin Lâkuşî'nin yeniden Anadolu vezirliğine getirildiği anlatılır (1298). Hüsameddin'e göre vali olması 699'dadır.

Amasya'da Basılan Gazan Sikkesi

Hüsameddin, kendisine hediye edilen bir gümüş sikkeyi kendi gözüyle gördüğünü yazar. Sikkenin ortasındaki kelime-i tevhid, kenarındaki darp yeri ve yıl kaydı ile arkasındaki Moğol yazısı "Gazan Mahmûd" olarak okunur. Aynı sikkenin bugünkü durumu ve yeri belirtilmez. Ansiklopedi maddesine göre Gazan'ın sikkeleri üzerinde Moğolca "Tengriyin küçündür" (Tanrı'nın gücü ile) ibaresiyle Arapça ve Tibetçe yazılar bulunur. Hüsameddin'in sikkesindeki Moğolca yazı arka yüzdedir. Yıl kaydı, metindeki Arapça ibarede tam okunamadığı için araştırmada doğrulanamamıştır.

Gazan'ın Suriye Seferleri

Hüsameddin'in anlattığı, Şam'ın Memlük Sultanı Nâsır Muhammed bin Kalavun'un eline geçmesi ve Gazan'ın yeni bir sefere çıkması olayı ansiklopedi maddesinde de vardır: Gazan'ın Dımaşk'ta bıraktığı kuvvetlerin komutanı Kıpçak, Memlükler'e itaat arz etmiş ve yüz günlük aradan sonra şehirde hutbe yeniden Nâsır adına okunmaya başlamıştır. Aynı madde, aradan beş ay geçmeden Suriye'nin yeni bir Moğol saldırısına uğradığını, ancak şiddetli soğuklar yüzünden sonuç alınamadığını yazar. Hüsameddin ise seferin başarısızlığını yağmura ve çamura bağlar. Gazan'ın Anadolu'ya "700 başlarında" gelişi başka bir kaynakta doğrulanamadı.

Sultan Mesud'un Serbest Bırakılması

Hüsameddin'e göre Mesud 700 recebinde Hemedan'dan serbest bırakılmış ve Simre hükümeti kendisine verilmiştir. Ansiklopedi maddesine göre Mesud 1296'da tahttan indirilip Hemedan'da oturmaya mecbur edilmiş, yerine III. Alâeddin Keykubad geçirilmiş, ancak Keykubad'ın azlinden sonra II. Mesud ikinci kez tahta çıkarılmıştır (702/1302). Maddede 700 yılına dair bir serbest bırakılma kaydı yoktur; iki yıllık fark yukarıdaki Keykubad tartışmasıyla birlikte düşünülmelidir. Hüsameddin'in dayandığı Târîh-i Âl-i Selçuk, Câmiu't-Tevârîh ve Târîh-i Mîrhand adlı eserlerin kendi aktarımıyla örtüşmesi ise bu çalışmada denetlenemedi.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 374–375. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

2. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.